Vaazlar-10 Adalet Üstüne

(Bu vaazlar akla, mantığa, bilime aykırı görüşler içermez. Din, dil, ırk, mezhep ve cins farkı gözetmez. Kalp ve beyin sağlığına uygundur. Sorulara ve eleştiriye açıktır.)

Ey insanlar!

Hayatta peşinden en çok koşmamız gereken kavram adalettir. Ne yazık ki en çok onun eksikliğini duyuyoruz. 

Hangi ana kurduğu sofrada çocuklarından birinin önüne doyacağından çok, diğerinin önüne doyacağından az yemek koyar? Gece uyurlarken birinin üstünü örter de diğerinin üstünü açık bırakır mı? Topraktaki suları damla damla biriktirip toprak üstüne çıkaran bir pınar, birimize su verir de diğerimizden bunu esirger mi? 

Doğanın yapısında bulunan bu adalet duygusu acaba niçin toplumsal hayatta ve siyasette bulunmuyor? Kimi karnını bile doyuramazken başka bazılarının yediği önlerinde yemedikleri arkalarında! 

Devlet kapısına girip bir iş sahibi olmakta insanlara niçin eşit fırsatlar verilmez? Mahkemeler neden zenginlerden ve iktidar sahiplerinden yana kararlar verir? Devlet televizyonu, seçime giren bir partiye ve adayın konuşmalarına neden saatlerce yer verir de diğerlerine ya birkaç dakika yer verir veya onu yol sayar?

“Benim diplomam var, benim param var, makam sahibiyim, ben iktidar sahibiyim” diyen bir insan adalet duygusuna sahip değilse peş para etmez. 

Bu adaletsizlik ne zaman başladı biliyor musunuz? Binlerce yıl önce insan boylarının toprağı işlemeye başlayıp köyler, kentler kurmaya başladığı zaman. İnsanların bir kısmı mülk sahibi oldu, zenginleşti, ortak yaşamın (komünün) yerini zenginlerin çıkarlarını koruyan devletler aldı. Çin, Mezopotamya, Mısır’da nehir boylarındaki şehirlerde, denizciliğin geliştiği Yunan, Roma coğrafyasında insanların bir kısmı köleleşti. İşte o tarihlerden beri. Her alanda adaletsizlik iyi insanların vicdanını sızlatıyor. Kölecilik ve derebeylik gibi kapitalizm de adaletsizlikler üzerine kurulmuştur. 

Adaletsizlik, milletler arasındaki eşitsiz bölüşümde de kendini gösteriyor. Bazı toplumlar dünya kaynaklarını ele geçirmenin keyfini yaşarken, bazıları açlıkla boğuşuyor. Savaşların temel nedeni, dünyadaki bu adil olmayan bölüşümdür. 

Ey insanlar!

Bilir misiniz ki, ezilenler binlerce yıldır kölelikten, bağımlılıktan kurtulmak için mücadele ediyor. Gene bilir misiniz ki, dinlerdeki cennet kavramı insanların kaybettikleri eşitlikçi toplumu arayışından başka bir şey değildir. Bu dünyada gün yüzü görmeyen ezilenler, ölümden sonra iyi insanların gideceği cennette bolluk ve barış içinde yaşamayı hayal ediyorlar. Orada topraklar parsellenmemiştir. Zengin, yoksul yoktur. Orada sarayda oturan ve bin kişi tarafından korunan başkanlar yoktur. Bal ve şarap akan ırmaklar, herkesin eşitçe yararlandığı doğal nimetleri temsil eder. Tuba ağacının dalları neden aşağı doğrudur hiç düşündünüz mü? Meyvelerinden herkes kolayca yararlansın diye. 

Bu dünya düzeninde eşitsizlikten çıkarı olanlar ve bu düzenin sürmesi için her numaraya başvuranlar da kendi emirlerine itaat edilmesi şartıyla yoksullara cennet vaat etmekten utanmıyorlar. 

Onlara demek gerekir ki, madem siz de cennete inanıyorsunuz? Oradaki eşitlikçi düzeni niçin bu dünyada gerçekleşmesine razı değilsiniz? Bunu isteyen gazetecileri, öğretmenleri, gençleri zindanlarda tıkıyorsunuz?

Bunca yıllık iktidarınızdan sonra sömürü, soygun ve zulmünüz karşında feryat edenlerin avazı göklere yükseldikten sonra daha çok demokrasi, daha çok adalet vaat ediyorsunuz? Size ancak kalpleri mühürlenmiş olanlar inanır. 

Ey insanlar!

Adaletsizliklere ses çıkarmayan, boynunu büküp susan, bu mücadeleye arkasını dönenler, dilsiz şeytan gibidir. Adalet duygun yoksa ve o seni harekete geçirmiyorsa, ne kadar ibadet edersen et, isterse bütün gece ve gündüzün kilisede, camide, havrada veya bir Budist tapınağında geçsin, insanlığa karşı görevini yapmış olmayacaksın. Kendin için istediğini başkaları için de istemezsen, tabiatın cömert sofrasına diğer insanlarla birlikte oturmaya razı değilsen, hiçbir evladının aç kalmasına gönlü razı olmayan bir ananın duygularını taşımıyorsan dinden de diyanetten de hiçbir şey anlamamışsın demektir. (31 Mayıs 2018)

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın