Goca Burdur Lulang Goca Şeker Fabrikası - 1.0 out of 5 based on 1 vote

Goca Burdur Lulang Goca Şeker Fabrikası

Eğitim öğretim, kültür, sanat, edebiyat, ilim ve bilim, hak, hukuk, adalet, din, dil, siyaset, gelenek, görenek, ahlaki değerler ve insan ilişkilerinde gittikçe cahilleşen, yozlaşan bir toplum olduk. 1960 öncesi yıllar mazide kaldı.
Doğup büyüdüğüm Teke Yöresi'nin başkenti sayılan Burdur'da 1955'de kurulan Şeker Fabrikası, Halkevi, Kütüphane, Orduevi, okullarımız, Kilise ve Camilerimiz, Müze, Kız Enstitüsü, Hastane, Stadyum, iki yazlık, üç kişilik sinema aile boyu gazetecimiz Halil Amca ve çocukları...
Daha neler mi vardı ? Köy okullarımız, Bayramlarımız, Radyolarımız, Mühacirimiz, Alevimiz, Yörüğümüz. Gökkuşağı gibiydi şehrimiz ve ögretmenlerimiz. Kavga yoktu. Eğitim, öğretim çoktu.

Öğleden sonralarım, kütüphanede geçerdi. Huzur bulduğum sessiz, sakin disiplinli birçok yazarların kitaplarıyla, bilgi dolu hazineydi orası.
Annemin sen derslerine çalış baskısı olmadan özgürce istediğim kitabı okumayı boş zamanlarımı değerlendirmeyi, başkalarının haklarına saygılı olmayı, okuma alışkanlığı ve kurallarını, kitap en iyi arkadaş bana neyi sorsam söylerim. Vatan, Millet sevgisini inanç ahlak, görgü, değerlerimizi öğrendiğim özgür dünyamdı orası.
Akşam olup gün batarken , Dede Korkut ,Yaşar Kemal, Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Resat Nuri Güntekin, Goca Burdur'lu, Fakir Baykurt, Halide Edip Adıvar, Kerime Nadir'i bırakıp, zordu oradan ayrılmak. Eve vardığımda ne okuduğumu sorsunlar isterdim. Sorarlar dı da anlata anlata bitiremezdim .
Rüyalarıma girerdi okuduklarım kahramanı olur hayal kurardım.
Bir dudağı yerde, bir dudağı gökte devin elinden zor kurtarıp kendimi, Pamuk Prenses'i üzen üvey annesine, ellerim belimde dikleşirdim Irazca gibi. Devrimler yapardım Atatürk olup Hıçkırık'la aşktan kıvranıp Feride Öğretmendim Çalıkuşu'nda.
Sabırsızlıkla yarını beklediğim, eğitici öğretici arkası yarınlar sandık kadar kocaman radyoyu milattan önce babam eve alıp geldiğinde rahmetli ilk dedesine dinletmiş dedesinin tepkisi şöyle: Kim demiş radyo gavur icadı diye; Bir de bu dede, Gökçeyakalı derin hocalardanmış. Ne biçim hocaymış babamın Ali dedesi. Simdi şarkılar, romanlar, spor, tiyatro, günah oldu. N apalım biz de oturur, gözümüzü kırpmadan bu günü seyrederiz tecavüzleri, ruhsal, fiziksel şiddetleri. Galiba bunlardan hoşlanır bunlara yönlendirilir olduk.
Ben de Mehmet dedemin gazetelerini okurdum ona. Dedem nişanlanmış bir askere gitmiş, 13 sene İstiklal Savaş'ından sonra gözleri kör dönmüş. Bana anlattıklarının içinde hiç ayyaş mayyas geçmedi. Atatürk ve İsmet İnönü'yü bu ülkeye yaptıkları iyilikten dolayı anlata anlata bitiremezdi. Allah onlardan razı olsun çok zor günler geçirdik. Tezek yedik, düşmanı, yendik ülkemizi kurtardık dedi. Dedeme sordum: Dede ayyaşlar mıydı diye? Kızım biz şimdi ayyaşız galiba. Nedir bu bize içirdikleri derdi.
BURDUR ŞEKER FABRİKASI kapısından içeri girdiğinizde yüzünüze medeniyet eserdi. Gelişmiş bir ülkenin filmini seyrederken bulurdunuz kendinizi. Geniş, tertemiz, düzenli levhalarla gösterilen yolları, renk renk çiçeklerle dolu yemyeşil bahçeleri içinde ki iyi mimariyle yapılmış, bölüm bölüm binaları, havuzu, plajı, tertemiz giyinmiş garsonlarıyla, geniş lokantası, misafirhanesi, Sağlık Ocağı, evleri, oyun sahaları, bahçecilik, hayvancılık yapılan, çiftlik bölümleri işçilere verilen okuma, yazma kursları. Hollanda inekleri besiciliğe önem verilmesi için hayvan güzellik yarışmaları gibi, Burdur'u Burdur yapan çalışmalar. Yerli ve renkli filmlerin oynadığı sinema salonu, bu salon ve havuz başında kampanya sonu yapılan baloları deyince günaha girdim o da zina oldu .
Burdur Şeker Fabrikası sadece Burdur ve çevresinin ekmek kapısı olan fabrika değil, Burdur'un ufkunu açan Burdur halkını eğitim ve öğretime yönlendiren bir öğretmen, bir üniversite'ydi.
Arkası yarın gibi olabilir.
N Selma BH BA

Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Yorum yapın