Çiftlik Satışı

Cumhuriyet öncesi padişahlık idaresinde Anadolu’da yönetim hakkı bazı kişilere veriliyordu. Bu kişiler padişahla kullar arasındaki iletişimi sağlar, bölgelerden vergi toplar bunun karşılığında devlete asker toplayıp gönderirlerdi. Padişahla kontak kuran kişi verilen emri yerine getirirken padişahtan bazı istemlerde bulunuyordu. Taraflar birbirlerinin isteklerini yerine getirir, işler tıkırında giderdi. Padişahtan istenilen topraktı. Bölgelerinde verimli arazilerin tapularını üzerlerine alıyorlardı. Burdur ilinde 24 köyün arazisi bu kişilerin adına tapulanmış. Ölümler sonrası çocuklarına, torunlarına, onların torunlarına kadar parçalanan arazilerin sahipleri toprak sahibidir. Yıl 1955. Diğer arazilerin durumunu bilmem. Öğretmenlik yaptığım köyde toprak ağalarının torunları arazilerini satışa çıkarmışlar. Çevre köylüler satılan arazileri duymuşlar. Parası olanlar toprak alıyordu.Çiftlik olan yerleşim yeri köye dönüştü. Bir kısmı halen ortakçı olarak tarlaları ekiyorlardı. Bu köydeki araziler bütündü. İki dere arası yağlıkçıların, çayır tepe arası karagözlerin gibi bölgeler paylaşılmıştı. Kemal Efendi, Ezime’ler daha birçok kişinin yerlerinin tapuları ona aitti. Her hisse sahibinin arazilerin satışı duyulunca köylüler onların bulunduğu yerlere giderek topraklarını satın alıyorlardı.Bunların çoğu İstanbul-İzmir-Antalya’da yaşıyormuş. Köylüler üç beş kişi birleşerek hisse satın almak için gidiyorlardı. Akşam köy kahvesinde satın aldıkları tarlaları söylüyorlardı. O tarla ortakçıda ise onun ortaklığını ortadan kaldırıyorlardı. Etem A. diye birinin üç hisse arazisi varmış. Teyzelerinin çocukları olmayınca ana, baba ve teyzenin hisseleri onunmuş. Aylardan Mayıs. Çiftçinin en yoksul zamanı akşama doğru köye bir taksi geldi. Okul yeni dağılmıştı.  Takside üç kadın birde erkek bulunuyordu.  Okuldan eve gidiyordum.  Araba durdu.  “Muhtarın evi nerede?” Çocuklar taksinin etrafına toplandı. Birisi; “Ben onun kızıyım.”dedi. Onu arabayla almak istediler. Siz köy camiisine doğru gidin. Oradakilere sorun. Öğrenciyi yanıma çağırarak; “ Gel buraya. Bilmediğin kişilerin arabasına binilmez.” Diye söyledim.

Köy bekçisi “Akşam Yeşil’in kahvesine gelsin.”diye tellalla arazi satışını köylüye duyurdu.  Akşam ben de geldim.  Etem 1.70 boyunda, takım elbiseli, kumral, ağzında filtreli sigara, çay ocağı yanındaki masada oturuyordu. Köylülerin tümü geldi.  Etem A.; “Arkadaşlar hisselerimi satacağım. Alacak olan varsa parasını haftaya kadar hazırlasın. Uylaşabilirsek bey paramı alırım.” Muhtar alacakların listesini yaptı. Etem A. Ezime hisselerine ne istersin? Etem içkili. Kadınlar muhtarın evinde. “Arkadaşlar yormayın. Ezime’nin hissesi 8 bin lira. Babamın hissesi de öyle. Teyzemin 6 bin. Ezime anasının adıymış. Toplam 22 bin istedi. Köylülerden biri “Etem A. çok söyledin. Bu baharda köyün tümünü satsan bu para yine olmaz. Münasip bir şey söyle. “Tarlalarımı ekiyorsunuz. Verimli olduğunu bilirim.  Benim çocukluğum burada geçti. Çok para istemedim.”

Köyde Ahmet isimli biri masaya doğru geldi. Tarla alacakların isimlerini okudu. Onlardan birini alarak dışarı çıktı. Orada “Bu adam tarlaları satmaya gelmiş. Para lazım. Ben içeriye gireyim. Ağız birliği yaparak tarlaları pazarlık yapalım.”demiş. Tarla alacaklar bir bir dışarıya çıktı. Kapı açılıp kapanıyordu. Ahmet “Ben arkadaşlar adına konuşuyorum. Baban ve annenin hisseleri 10 bin. Teyzenin hissesi 3 bin. Verirsen alacağız. Köyümüzün gücü belli.” “Ahmet! Sakız parası veriyorsun. Hepsini 20 bine bırakayım.”

“Bizim gücümüz bu kadar. Mayıs ayında ne satalımda tarlalarımızı alalım.” Birçok gürültü oldu. Köylüler yavaş yavaş kahveyi boşalttı.  Etem A. işin ciddiyetini anladı.  Köylülerde onun parasız kaldığını sezdiler. Dışarıya çıkanlar kahveye uzak bir yerde toplanmışlardı.  Kaç para vereceklerini kararlaştırıyorlardı. Ahmet; “Etem A. sen son sözünü söyle.” Etem düşündü. “Sizin teklifinizi duyayım. Biz söyledik 13 bin. Arkadaşlar daha fazlasını alamayız diyorlar. Ben onları ikna edeyim. 14 bin olsun. Gücümüz bu kadar.”

Etem A. kendiliğinden fiyatı indiriyor, köylüler olmaz, olmaz diyordu. En son 15 binde hayırlaştılar. Ahmet; “Alım-satım için bey parasını  yarın kişilerde ne kadar para varsa vereceğiz. Bir hafta süre ver. Tapuda kalan paranı alırsın.” Hayırlaşırlar. Etem A.’nın takside teyp var. O zamanlar teyp diye bir şeyin ne olduğunu bilmiyorduk. Sabaha kadar Necip’in evinde içtiler. Kadınlarla eğlendiler. Etem A. bu köyde misafiriken geziye çıkmış. Yoldan geçen bir kadına askıntılık yapmış. Cezaevinde olaylı yaşantısından dolayı cezası uzamış. Cezaevinden çıkınca bu araziyi satmaya gelmiş. Köylüler yakınlarına giderek, para bulmaya gittiler. Satılacak koyun, inek ne varsa pazara çektiler. O hafta ucuza aldıkları toprakların parasını buldular. Etem A.’ya tapuda paranın tümünü verdiler. Etem A. evlenecekmiş. Düğüne köyden gittiler. Öyle bir düğün yapmış ki keklik etiyle rakı içirmiş. Etem A.’nın düğünü dilden dile dolaşmış. Hiç unutulmamış. Hazır para çabuk erirmiş. Bir kulübede simit sattığını söylerler.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)
Bu kategorideki diğerleri: « Tamam mı? Yetivesin gali »

Yorum yapın