Yalakalığa gazetecilik dersek kalemimiz kırılsın

Osmanlı'da, sarayın sansüründen geçtikten sonra yayınlanabilen gazetelerin ne kadar gazete olabildikleri tartışılır.
Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkması ve Vahdettin tarafından ordu müfettişliği görevinden alınmasından sonra;
İstanbul Gazeteleri'nde, Kurtuluş Savaşı boyunca, Mustafa Kemal'i vatan hainliğiyle suçlayan yazılar yazıldı. Sürekli, Kuvayi Milliye'nin Yunan Ordusu karşısında yenildiği haberleri yapıldı.

Anadolu Gazetecileri'nin önemli bölümü Mustafa Kemal'in yanında yer aldı. Savaş şartlarında ölümü göze alarak, gizlice bastıkları gazetelerle, Kurtuluş Savaşı'na destek verdiler.
Amerika'dan, Avrupa'dan gelerek, sırf Kurtuluş Savaşı'nı gazetelerinde haberleştirmek, Mustafa Kemal'le röportaj yapmak için, ölümün kol gezdiği savaş alanları içinden geçip, Başkomutanlık karargahına ulaşan gazeteciler oldu.
Mustafa Kemal'in sağlığında, her ilde kurulan Halkevleri'nde, matbaalara, gazetelere yer verilmesi, her ilde gazete çıkarmak amacıyla, matbaa kurmak isteyenlere devlet desteğiyle kredi verilmesi sağlandı.
Atatürk'ün ölümünden sonra, tek parti döneminde yayınlanan gazetelerin iyi bir sınav verdikleri söylenemez.
1950'den sonra, çok partili dönemde, gazetelerin çoğunluğu CHP'yi yada iktidardaki DP'yi destekleyenler olarak saflaştılar.
İlköğretim ve matbanın kuruluşunda biz, Batı'ya oranla 100-150 yıl geride kaldık. Ama çok partili rejime geçilmesinden itibaren, ülkede basın hızla gelişti. Dünya ölçeğinde başarılı sayılabilecek gazetecilerimiz yetişti. Böylesine başarılı, yurtsever pek çok gazeteci ve ülke gazeteciliğinin sembol ismi Uğur Mumcu, ülke menfaatlerini koruma mücadelesi verdikleri, korkusuzca yazdıkları, haklının, mazlumun yanında, haksızın, zorbalığın karşısında oldukları için öldürüldüler.
Güçlünün, haksızın, zalimin yanında olup, çanak yalayarak gazeteci olunur mu?
Şakşakcılık, yağcılık, çıkar uğruna kalem oynatmak, göz göre göre siyaha beyaz demek, gazetecilik değildir. Bunları yapanlarda gazeteci değildir.
Şimdi, tabi ki siz; Memlekette, "Bu saydıklarından, bunları yapanlardan o kadar çok var ki, bunların yer aldığı gazeteler, televizyonlar öyle güçlü ki, buralarda kalem oynatanlar gazeteci değil mi?" sorusunu yöneltebilirsiniz!
Siz onları, birde, rüzgarlar tersine dönüp, estiğinde izleyin görün!
Onları yemleyenler; kendi dertlerine düştüklerinde, gözleyin,ölçün, sınayın onları! Nasıl rüzgar gülü gibi, yeni rüzgarların yönüne doğru dönüverecekler! Bakın görün!
Öyle gazeteciler gördü ki bu dünya, bir haberle, Water Gate skandalını ortaya çıkarıp, Amerika Başkanı'nın istifasına sağlayan gazeteciler!
İnandıkları meslekleri, meslek aşkı uğruna, savaşlarda, iç savaşlarda, çatışmaların ortasından gazetelerine haber ulaştıranlar!
Büyük Ekim Devrimi'ni, Meksika iç savaşını, başkaca büyük toplumsal olayları, bütün gerçekliğiyle, Gazeteci John Red'in yaptığı haberlerle, yazdığı kitaplarla öğrendi dünya.
Her şeyi göze alıp, bunları ve daha pek çok şeyi yapmayı başarabilenler, bu uğurda canlarını verenler, gazeteci ise; yalakalığı, gazetecilik olarak yutturmaya kalkanlar neci?
Bunlara gazeteci dersek, halkın, ülkenin insanlığın çıkarları uğruna gazetecilik yaptıkları için öldürülen, Uğur Mumcu ve diğer yurtsever gazetecilerin kemikleri sızlamaz mı?
Yalakalığa gazeteci dersek kalemimiz kırılsın.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın