İsmaililik mezhebine dayalı olarak kurduğu Haşhaşiler tarikatı ile Alamut Kalesinin hükümranı olarak bilinen, bir Orta Çağ lideri. Üstün körü bakılınca karşınıza böyle çıkıyor. Ama bence kaderini kendi çizen, kendi tarihini kendi yazan has dava adamlarında birisi.
Rivayet o ki:

Ömer Hayyam, Nizamülmülk ve Hasan Sabbah okul arkadaşıdır.(Ancak kaynaklarda yaş farklarından dolayı bu şekilde bir şeyin mümkün olmadığı belirtilmektedir.) Bu üç kafadar kendi aralarında ta o yıllarda bir anlaşma yapar. Aralarından hangisi yükselirse diğerlerini de yanına alacaktır. Gel zaman git zaman Nizamülmülk sarayda önemli mertebelere ulaşır. Arkadaşlarını da yanına almak ister. Ancak Ömer Hayyam kendisine bir emeklilik maaşının bağlanmasının yeterli olduğunu söyler. Nizamülmülk yola Sabbah ile devam eder. Sabbah keskin ve kıvrak zekâsıyla kısa zamanda saray ahalisinin dikkatini çekmeyi başarır ve gözünü vezirlik makamına diker. Vaziyetten rahatsız olan Nizamülmülk türlü hile ve oyunlarla Hasan Sabbah'ın ayağını saraydan kaydırır. Sabbah Mısıra sürgüne gönderilir. Sürgün acısı ve intikam hırsı Sabbah'ın yolunu Alamut Kalesine düşürür. Sarp ve kayalık yapısı olan kale dağların içinde adeta Sabbah'ı gizlemek için yaratılmış bir yuvadır. Fırsatı kaçırmayan Sabbah kaleyi sahibi olan Mehdi'den alır. Yine rivayet odur ki;
Bu kalenin arkasında Deylem krallarından kalan süslü ve ihtişamlı bahçeler bulunmaktadır. Sabbah sürgün hayatı boyunca senelerce seyyah misali gezmiş ve bu gezilerden birinde haşhaşa denk gelmiştir. Sabbah kendine biat eden adamlarına haşhaş verip Deylem bahçelerine götürüp oranın cennet olduğunu ve kendisinin de peygamber olduğunu söyler. Haşhaşın etkisiyle gerçeklik algısını yitiren askerler olayların etkisinden kurtulamaz ve Sabbah'ı bir peygamber gibi benimserler.( Vladimir Bartol'un Alamut Kalesi kitabında bir bölümde Selçukludan elçiler kaleyi görmeye gelir Sabbah cennete götürüp getirdiği askerlerinden birisine kalenin en yüksek yerine çıkıp atlamasını emreder. Asker tereddüt bile etmeden intihar eder. Elçiler durum karşısında şok olurlar.) Sabbah kendine mürit değil aynı zamanda da birer suikastçı yetiştirir. İlk hamlesi Selçuklu veziri Nizamülmülk'ü öldürmek olur. Ardından yaptığı bütün suikast girişimleri de aynı şekilde devlet için önemli adamlaradır. Ve zehirli hançer kullanılarak halkın önünde olmuştur.
Sabbah ne kadar tarihin bir başka kanlı sayfası olsa da benim için örnek alınacak bir deha ve disiplin üstadıdır. Ölümünden sonra arkasında bıraktığı silahlı birlikler uzun yıllar dağılmamıştır. Bu da otorite olarak sağlam yapısına dikkat çekiyor.
Not: Bazı kaynaklarda bütün bu bilgilerin efsane olduğu söyleniyor.
Selam ve güzellikler ile.....

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın