Recep Yazıcıoğlu'nu çok çalıştığı için bir ara pasif göreve almışlardı. Burdur'da ve Bucak'ta konferans verdiğinde; "bize böyle vali yakışır" dediğimizde biz valinin siyasetine bakmadık. Yaptığı, ürettiği hizmet bizim için önemliydi. Bir kere çok ama çok dürüsttü. Bizim gibi solcuların bile gönlünü fethetmişti.

O dönemler, Burdur'a Vali dayanmıyordu. Siyaset acımasız, valiler neye uğradığını anlamadan siyasetçinin kurbanı oluyor, daha bir yılını doldurmadan, iki yılı bulmadan 10 yılda 12-13 valinin gelip geçtiğini yaşamış, Burdurun alması gereken hizmetleri bu nedenle alamadığını her seferinde gazete sayfalarımızda yer vermiştik.
Recep Yazıcıoğlu'nu Burdur'a vali olarak istedik. Görüyoruz ki ölümünden sonra da hala örnek verebiliyoruz. Ve hala aramızda yaşıyor.
Dürüst insanlar, her yerde, her insanla yaşar. İster sağcı olsun, ister solcu... ama dürüst olsun. Bunun da o zamanlar adı Recep Yazıcıoğlu idi...
Mekanı cennet, ruhu şad olsun....
Recep Yazıcıoğlu Facebook'ta ZAMANIN TANIĞI adlı sayfada bakın nasıl tanımlanıyor.
Aydın Valiliği'ne atandığında, henüz üç dört günlük vali iken Nazilli SSK Hastanesi ile ilgili bir şikayet kulağına çalınır... Hiç vakit kaybetmeden hastaneye gider. Tebdil-i kıyafet gelir. Acil bölümünden girer. Oradaki görevli bir hemşireye der ki "Başhekimin odası nerede?"
Hemşire şöyle bir bakar Yazıcıoğlu'na. Tanıyamaz tabi. Küçümseyici bir ses tonuyla " Üst kata çık, koridorun sonundan sağa dön, sondaki oda" der. Yazıcıoğlu üst kata çıkar. Başhekimin odasını bulur. Kapısı açıktır ama başhekim odasında yoktur. İçeri girer. Tam o sırada başhekim gelir. "Buyrun ne istiyorsunuz ?" diye sorar. Yazıcıoğlu, rahatsız olduğunu, tedavi olmak istediğini ama parası olmadığını söyler. Başhekim kendisine "Burası hayır kurumu değil, paran yoksa tedavi olamazsın" der. Yazıcıoğlu, "Devletin görevi vatandaşına bakmak değil mi doktor bey ?" der. Başhekim sinirlenir ve Yazıcıoğlu'nu odasından kovar. Sessizce aşağı iner, hastanenin iki sokak arkasında bekleyen makam aracına biner, arabada onu bekleyen yardımcısına "Gerekli yazışmalar hemen bugün yapılsın yarın görevden alınma yazısını kendisine bizzat ben vereceğim" der...
Ertesi gün bu sefer resmi giyimli, kıravatlı, takım elbiseli olarak gider hastaneye...
Elinde rulo halinde bir kağıt...
Bu sefer makam aracı hastane girişine kadar gelir.
Herkes şaşkındır...
Dün gördükleri yamalı pantolonlu, kasketli, yırtık gömlekli adam meğerse yeni atanan Aydın valisiymiş...
Vay be ! der görevliler...
Hiç vakit kaybetmeden başhekimin odasına çıkar.
İçeri girer...
Başhekim dona kalır...
Siz ? Ama siz ? der...
Bugün itibariyle başhekimlik ünvanından azledilmiş bulunmaktasınız der, elindeki görev azli belgesini uzatır ve ayrılır hastaneden...
Senin gibiler bu memlekete üç beş gömlek fazla geldi sn. valim...
Mekanın cennet olsun... der.
Vali Recep Yazıcıoğlu yaşadığı yıllarda eşine benzerine az rastlanır, değerli bir vali idi. Şimdilere geldiğimizde ise tabiri caiz ise böyle valilerin nesli tükendi, tükenecek.
Devletin valisi olmaktan uzaklaşıldıkca, kişiler ön plana çıkıyor. Burada da ayrımcılık başlıyor.

Öğeyi Oyla
(11 oy)

Yorum Ekle