İlk köşe yazımın başlığı "Eskiden Mektup Vardı" idi. Yavuklunun kokusunu getiren mektuptan elektronik mesajlara dönüşümün dayanılmaz hüznünü bir yaşanmışlıkla anlatmaya çalışmıştım.
Bugün ise çok sevdiğim bir kardeşime, yakınlarda yazdığım mektubu, Burdur Gazetesi'nin değerli okurlarıyla paylaşmak istiyorum.
Bu mektup aynı zamanda "Veda Mektubum".
***
"Biricik kardeşim, güzel insan;

Bir türlü anlatamadığım, anlatmaya çalışırken değerinin eksilmesinden endişe ettiğim bir anımı aktarmak istiyorum sana.
Herkesin yapabileceği belki de "sıradan" bir davranış bahse konu olgu...
Hani insanların yaşamını farklı kılan yaşanmışlıklar vardır ya onlardan birisiydi benim için!

Dedi ki 80-85 yaşlarında bir anne:
"İyi ki annen seni doğurmuş, iyi ki seni dünya tanımış, iyi ki seninle karşılaştım. Sevenlerin bol olsun. Hep merak edenlerin olsun!"
Arada bir soluklanarak söylemişti bunları.
Hayatta mı bilmiyorum bu güzel anne, neredeyse 6-7 yıl oldu.

Bursa'nın "Heykel Alt Geçidi"ne düşmüştü yolum. Hava sıcaktı. Sanırım Temmuz ayıydı.. Vitrinlere bakarak merdivenlere doğru ilerledim. Birkaç basamak çıkınca O anneyi fark ettim. Sol elinde bir "pazar" poşeti, sağ eliyle korkuluktan destek alıyor. Her basamakta birkaç nefeslik dinleniyor.
Yavaşça yaklaştım: "Annem, izin verirseniz yardım etmek isterim" dedim. Gözlerimin içine baktı. Sanki şaşılacak bir şey yapmışım gibi bakıyordu.
Poşeti uzattı; hiç konuşmadan.
Poşeti sol elime aldım; en fazla 3 kilo çekerdi.
"Koluma girebilirsin annem." dedim. Sağ eliyle merdiven korkuluğundan destek alırken, sol eliyle koluma girdi. Artık merdivenleri tırmanmak daha kolay olmalıydı. Alt ya da üst geçitlere yürüyen merdiven yapmak bu kadar mı zordu? Bunları düşünürken düzlüğe çıktık.
8-10 adım ileride bir banket vardı. Tam yeri T.C. Ziraat Bankası Bursa Şubenin önündeki kaldırım. Kolumu bıraktı. Elimle banketi işaret ettim ve "lütfen biraz dinlenin" dedim.
Oturdu.
Soluklanmasını bekledim; ikimiz de sessizdik.
2 dakika kadar dinlendi. Nefes alışı rahatlamıştı. Poşeti yavaşça yanına koyarken: "Eviniz uzaksa sizi evinize kadar götüreyim." dedim.
Hayatımda daha önce hiç tanımadığım birisinden öyle bir bakışla karşılaştım ki, anlatması olanaksız.
Ve o sözleri söyledi:
"İyi ki annen seni doğurmuş, iyi ki seni dünya tanımış, iyi ki seninle karşılaştım. Sevenlerin bol olsun. Hep merak edenlerin olsun!"
O gün bu gündür iyilik dileklerimde O annenin sözlerini kullanıyorum.
Saçları beyazlamış, seyrek, ama temiz ve taralıydı. Yüzündeki çizgiler kat ettiği yolun göstergesiydi.

Kimdi acep? Kimi kimsesi var mıydı?

Sevgili kardeşim;
Ben şanslı bir insanım. Hep iyilerle karşılaşıyorum. Gönül enginliği olmasa yaşam neye yarardı?
İngilizce'de "gönül" sözcüğünün karşılığı yokmuş! Üzüldüm bunu öğrenince...
Gönül yoksa çok şey eksik kalır..
Gönlüne sağlık, yüreğine sağlık sevgili dostum, biricik kardeşim, arkadaşım, hocam.
Seni seviyorum.
Sağlıcakla kal, hoşça kal, sevgiyle kal. 
Unutma sakın; gökyüzüne bakabilmek de bir ayrıcalıktır."
***
İşte böyle.
Burdur Gazetesi "benim gazetem" olacak hep. Gazetem sayesinde yaşamıma renk katan farklılıklar yaşadım. Bu yaşanmışlıklar gönlümün bir köşeciğinde yaşlanmadan kalacaklar.
En başta "kaptanımız" Adnan Taraşlı ile ailenin kraliçesi Nevin Taraşlı'ya, Süleyman ve Kemal Taraşlı'ya, haber müdürümüz Hasan Türkel'e, muhabirimiz Bahtiyar Turan'a, gazetenin mutfağında çalışan tüm arkadaşlara, yazar dostlarıma, okurlarıma binlerce teşekkürler.
Saygı ve sevgilerimi sunarım.
İyilikle kalın, hoşça kalın!

Ögeyi Oylayın
(9 oy)

Yorum yapın