Kış; soğuğu, ayazı ve karıyla birlikte anılır, insanın içini titreten, kanını donduran iklimiyle sıcak yaz günlerinin özlemini çektirir. Kışın kendine özgü güzellikleri, ayrıcalıklarıyla yazı kıskandırır.

Hülasa her mevsimin aşıkları ve maşukları kendi aralarında yarışır, halk ozanları gibi karşılıklı atışırlar. Ne güzel değil mi, bir birine tamamen zıt kutupların birbirlerini hem kıskanıyor hem de tek başlarına yapamıyor olmaları.
Romantizmin etkisiyle duygusal bir görünüme bürünen, şairlere ilham, tuvallere renk olan, insanın içini ısıtan, düşüncelerini açan kış, aynı zamanda farklı sıcaklıklarıyla da adından söz ettirir. Dört mevsimin ayrı ayrı güzellikleriyle iç içe yaşayan insan, yaşarken farkına varamadığı nimetlerin yokluğunu ve kıymetini kaybedince daha çok anlıyor. Soğuğuyla maruf kış mevsimini ısıtan, sıcacık ilişkilerin odağı haline getiren etkenler göz önüne getirildiğinde, hayata bakış açısının koordinatları önem kazanıyor. Ya bardağı dolu görürsünüz ya da bardağı boş görürsünüz, gördüğünüze göre de yorumlar veya yorumlanırsınız.
Can Yücel bir şiirinde hayata bakışını bakın nasıl özetlemiş;
"Ömür dediğiniz nedir ki?
Çay bardakta
Soğuyana dek geçen zaman
Çayınız bardakta soğumadan
Tadıyla içilen hayatı
Soğutmadan sevgileri
Soğutmadan sevdaları
Soğutmadan dostlukları
Yaşayın doyasıya
Seviyorsanız koşun ardından
Beş dakika bile duracak zaman yok
Kırmadan, incitmeden
Sevin insanı
Kırmaya zaman yok
Çayınız bardakta soğumadan
İçin çayınızı hayat geçiyor
Yaşamamak yüreklere zarar....''
Bilmem anlatabildim mi?

Öğeyi Oyla
(4 oy)

Yorum Ekle