Haberler - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Firdevs AKINCI

Firdevs AKINCI

Mutluluk aslında mutsuzluğa alışmaktır dedi adamın biri. Hiç hak veresim gelmedi ama doğru bulmaktan da kendimi alamadım. Keza şair de asıl özgürlüğümüzün yalnızlığımız olduğunu söylüyor.

Sabbah

14 Mar 2017

İsmaililik mezhebine dayalı olarak kurduğu Haşhaşiler tarikatı ile Alamut Kalesinin hükümranı olarak bilinen, bir Orta Çağ lideri. Üstün körü bakılınca karşınıza böyle çıkıyor. Ama bence kaderini kendi çizen, kendi tarihini kendi yazan has dava adamlarında birisi.
Rivayet o ki:

Renkli A4’ler

06 Mar 2017

Eskiden bir de şeyler vardı ya hani şu renkli A4 kağıtlar. Üzerine yazmaya kıyamazdık be. Zaten senede bir kere köye bir bakkala gelecekte sende bitmeden ya da paran varsa alacaksın. Çok önemli şeyleri yazardık o kâğıtlara. Hatta ben benimkilere kaç sene hiçbir şey yazmadım öylece evde dosya da beklediler. Demek ki o yıllarda hayatımda renkli A4'lere yazacak kadar kayda değer olaylar yaşanmamış. Yahut yaşanmışta ben anlamamışım. Zaten küçüğüm, birazda(bayağı) haşarı bir çocuğum kim bilir hangi hinlikleri düşünürken kaçırdım yaşananları.

Bir

28 Şub 2017

BirYollar uzar gider içimin çıkmazlarına,
Yollar ne ki, yıllar uzayıp gidiyor,
Zamanın izine.
Bir bize...
*****
Bulutun eli yağmur yağmur uzanıyor toprağa,
Yağmur ne ki, Fırat Fırat, Dicle Dicle iniyor su dehlizlere,
Bir bize...
*****
Bahar bahar gelip gelir çiçekler,
Çiçek ne ki, bir çocuk soluksuz annesine koşuyor,
Bir biz...
*****
Bir biz umutvari, bir bize ilâhi...
Bir biz kul, bir bize köle cihan...
Bir biz tutsak, bir bize azad...

Her gidenin ardından kalan;
-'Kendi bilir o kaybetti.' Diyor. Herkes mi kaybediyor?

Kardeşim yirmi bende yirmi iki yaşımdayım. Bir akşam oturduk babamdan yemeğe ondan önce başladık diye yarım saat azar yedik. İşin komik tarafı ben böyle ciddi ortamlarda gülme krizine giriyorum, babam sayıyor da sayıyor ben gülmemek için dudaklarımı yiye yiye bitirdim. Babam gitti. Üç saat güldük. Normal bir insanın canı sıkılması hayıflanması falan gerekir o durumda biz güle güle öldük.

Günceler

23 Oca 2017

Affedemediğimiz ve kurtulamadığımız o yaramız,
Pişmanlık kadar ağır, umut kadar heveskar,
İçimizden kopan o şey gibi,
Nefessiz kalmak gibi,
Perişan düşüp kalkıp dimdik devam etmek gibi,
Derdim var diyemeyip yanık bir türkü tutturmak gibi,
Özlemini belli etmemek için ard arda içilen ucuz sigaralar gibi,
Akan suya atlamak isteyip de aksini görüp ılık bir siluet gibi kendini su kenarından çekmek gibi,
Affedemediğimiz ve kurtulamadığımız o yaramız...

Günceler

17 Oca 2017

Bir yerde okumuştum kime ait bilmiyorum ama diyordu ki: insanoğlu ilk çiti çevirdiğinde ilk toprak parçasını sahiplendiğinde biri çıkıp deseydi ki hakkın yok bu topraklar ne bizden öncekilerindi ne de şimdi bizim olacak.
Keza o çit sökülüp atılmış olsaydı şimdi belki de mülkiyet kavramı bile olmayacaktı. İnsanlar bu kadar bina yapmayacak, kendini metrekarelerin içine bu kadar tıkmayacaktı. İnsanlar maddi güçlerine göre değil, insanlık ve kişiliklerine göre muamele göreceklerdi. Binek hayvanlardan binek araçlara geçilmeseydi zaman insanlar için hala bir derinliğe sahip olabilirdi. Önceden mesafeler de duygularda uzunmuş, şimdi; mesafeler de ilişkilerde katledildi!

Prag – Berlin treninde pencerenin yanında akşamın oluşunu izlerken geçen 60 yılı gözünün önüne getirmek altı tane cıgara yakmak, kah hayıflanmak kah üzülmek...
İçimizden biri, bir sürgün yürek,
Yine ve tabi ki Nazım Hikmet!
Bütün bu yaşantısını anlattığı kısacık şiiri gün geliyor da dünyanın en güzel 50 şiiri arasına giriyor. Şimdi gülsek mi ağlasak mı ?

Desem ki hiç ölümü düşündünüz mü? Dersiniz ki elbet düşündük. Ama gerçekten bütün ehemmiyetiyle ve bütün gerçekliğiyle ele aldınız oturup yarım saat de olsa düşündünüz mü? Belki azımız yaptık. Peki ya geri kalanlarımız? Onlarla da bu yazı müddetince birlikte ölümü rabıta* edelim.