Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Burdur Gazetesi

Burdur Gazetesi

Web sitesi adresi: http://www.burdurgazetesi.com

Burdur Halk Kültürü  Araştırmaları Projesi’nin birinci toplantısının Vali Hasan Şıldak Başkanlığı’nda yapıldığı açıklanarak:

“Valilik tarafından başlatılan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından yürütülecek, Mehmet Aktif Ersoy Üniversitesi Rektörlüğünün destek vereceği “Burdur Halk Kültürü Araştırmaları Projesi’nin” 1’inci Toplantısı Vali Hasan Şıldak başkanlığında yapıldı.

Toplantının başında bir konuşma yapan Vali Hasan Şıldak, “Burdur Halk Kültürü Araştırmaları Projesi” Burdur ve çevresinde halk kültürü alanında yapılan saha araştırması sonuçlarını akademik bir yaklaşımla ortaya koymak ve sonuçlarını kitap haline getirmeye yönelik bir çalışma olduğunu ifade etti.

Teke Yöresinin Kültür Başkenti olarak anılan İlimizde, Burdur Halk Kültürünün gelecek kuşaklara aktarılmasının en başta ki amaçları olduğunu ifade eden Vali Hasan Şıldak, katkıları dolayısıyla Rektörümüz başta olmak üzere projede görev alacak hocalarımıza ve arkadaşlarımıza değerli çalışmaları için şimdiden teşekkür ettiğini ifade etti.

Halkın ortak duygu ve düşüncelerini dile getiren halk kültürü, milli kültürün şekillenmesi, korunması ve yaşatılması konusunda önemli rol oynamaktadır. İlimizde bilgi ve becerilerin gelecek nesillere aktarılması konusunda ve bu konularda çalışma yapan araştırmacılar için bilimsel bir kaynak oluşturmak amacıyla Valiliğimiz tarafından başlatılan ve İl  Kültür ve Turizm Müdürlüğünün yürütücü olduğu proje kapsamında; Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörlüğünün desteğiyle akademik personelden oluşturulan kurul çalışmaları ile halk kültürü (halk edebiyatı, halk mutfağı, halk müziği, halk oyunları, halk hekimliği, geleneksel el sanatları, geleneksel giyim kuşam) konularının araştırılarak, tespit edilmesi ve görselleriyle birlikte yayıma dönük bir çalışma yapılması planlanıyor.

Şehrimizi ve kültürümüzü tanıtmak, korumak ve geliştirmeye yönelik sorunları belirlemek, İlimizin halk kültürü alanındaki konu çeşitliliğini ortaya koymak, alan araştırmalarında elde edilen verileri tasnif ederek,  görselleriyle beraber gündeme taşımak amaçlanmaktadır.

Proje kapsamında Burdur merkez, ilçe ve köylerinde ocak şubat, mart, nisan aylarında alan araştırması yapılacak olup sonucunda geleneksel unsurların gelecek nesillere aktarımını sağlamak amacıyla “Halk Kültürü Araştırma Sonuçları Sempozyumu”  düzenlenecektir.

Toplantıya Vali Hasan Şıldak’ın yanı sıra Vali Yardımcısı Ali Nazım Balcıoğlu, İl Kültür ve Turizm Müdür V. Osman Koçibay, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinden Prof. Dr. Seval Sevgi Kırdar, Prof. Dr. Zeki Nacakçı, Doç. Dr. Kadriye Türkan, Dr. Öğr. Üyesi .Zeynel Turan, Dr. Öğr. Üyesi Olcay Kılınç, Dr. Öğr. Üyesi Uğur Kılınç, Öğr. Gör. Nurgül Mıhladız, Valilik AB ve Dış İlişkiler Bürosu ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü personeli katıldı” ifadelerine yer verildi.

2018-2019 eğitim öğretim yılının sona ermesiyle ilimizdeki okullarda öğrenciler karnelerini aldılar. 

 

İl genelinde 263 okulda, 43.140 öğrenci karne aldı. 2018-2019 eğitim öğretim yılı birinci dönemi sonunda, Vali Hasan Şıldak, Milli Eğitim Müdürü Mahmut Bayram, İl Jandarma Komutanı J. Alb. Orhan Kılıç Ömer Refika Halıcılar İkokulu, Halıcılar Ortaokulu ve Büğdüz Ömer Naci Bozkurt İlkokulu’nda, öğrencilere karnelerini verdiler. 

Büğdüz ve Halıcılar Köyü’nde düzenlenen karne dağıtım törenine Vali Hasan Şıldak, İl Milli Eğitim Müdürü Mahmut Bayram, okulun yöneticileri, öğretmenleri, öğrencileri ve veliler katıldı.

Vali Hasan Şıldak karne dağıtım töreninde yaptığı konuşmada, “Bugün 2018-2019 eğitim döneminin ilimizde olduğu gibi, bütün ülkemizle aynı günde, Büğdüz Köyü İlkokulu ve Halıcılar Ortaokulu’nda okul yöneticilerimiz ve öğretmenlerimizle birlikte öğrencilere takdim ettik. 

İlimiz genelinde 249 resmi, 14 özel olmak üzere toplam 263 okulumuzda 43.140 öğrencimiz karne alıyor. Biz hem öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve velilerimize birinci dönemin bitiminde iyi tatiller diliyoruz. Okul öncesinde 5.000 öğrencimiz, ikokullarda 12.000 öğrencimiz, ortaokullarda 13.750, lise düzeyinde ise 12.360 öğrencimiz bugün itibariyle tatillerine başlıyorlar. Yine ilimizde 638 yabancı uyruklu öğrenci de farklı sınıflarda eğitim gördü. Bunların 370’i Suriye uyruklu misafirlerimiz. İlimiz genelinde de 914 yardımcı personel olmak üzere 3.777 öğretmenimizle de birlikte bu dönemi hayırlısıya bitirmiş olduk” dedi.

Vali Şıldak ayrıca; “İlimiz genelinde eğitim istatiklerine baktığımızda da okul öncesinde derslik başına düşen öğrenci sayımız 20, ilkokulda 12, ortaokulda 20, lise düzeyinde ise 18. Bu Türkiye ortalamasının çok üzerinde sayılar. Yine taşımalı olarakta bugün içinde bulunduğumuz Büğdüz ve Halıcılar Köyü’nde olduğu gibi taşıma merkezlerimize ciddi sayıda öğrencimiz taşınıyor. 5537 öğrencimiz taşımalı olarak ilimizde eğitim görüyor. Bu toplamın %14’üne tekabül eden bir sayı. 

İlimiz genelinde yine 444 okul veya yerleşim yerinde 50 taşıma merkezine bu öğrencilerimiz taşınıyor. Bu eğitim dönemi başında da yine Milli Eğitimi Bakanlığı’mız tarafından gönderilen 328000 ilköğretimde, 191000’de liselerde olmak üzere ücretsiz ders kitabı dağıtımı yapıldı. Okullarımızın köylerimizde de dahil olmak üzere alt yapı, teknik donanım ve diğer ihtiyaçları yönüyle bir hayli gelişmiş düzeyde olduğunu ve ihtiyaçlarının temel düzeyde karşılandığını, yine temizlik hizmetlerinin de hem kadrolu elemanları hem de İŞKUR üzerinden desteklenen personel vasıtasıyla iyi seviyede yürütüldüğünü görmek bizleride memnun ediyor. Bütün öğretmenlerimizi ve yönetici kadromuza ilk dönemde gösterdikleri fedakarca çabalar, eğitim faaliyetlerinin daha ileriye götürülmesi için gösterdikleri gayretleri için teşekkür ediyoruz.”dedi ve  ikinci dönemin şimdiden başarılı olmasını diledi.

Hatice Dursun

Ticaret Borsası’nda, geçen haftalarda Kemer ve Karamanlı ilçelerindeki kooperatif başkanları ile yapılan tarım/hayvancılık istişare toplantısının ardından, bu kez de örgüt üyesi olan süt işletmecileriyle ‘Çiğ Süt Destekleme Primlerinden Eşit Yararlanma’ konulu toplantı düzenlenerek, çiğ süt destekleme primlerinden, örgüt üyesi olup, faturasını kendisi kesen işletme sahiplerinin, örgütler üzerinden satış yapan işletme ve üreticiler ile aynı miktarda yararlanmalarının sağlanması konusu görüşüldüğü açıklaması yapıldı. 

Yapılan açıklamada; Ticaret Borsası Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıya, Burdur Ticaret Borsası Meclis Başkanı Hikmet Çangır, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, İl Tarım ve Orman Müdürü Oktay Darcan, Burdur Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkan Vekili Turan Çayır, işletme sahipleri katıldı. 

Toplantının açılış konuşmasını yapan Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, toplantının tek bir gündem maddesi olduğunu belirterek, “Tarım ve Orman Bakanlığımız, ülkemizdeki bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak amacıyla birçok kalemde üreticimizi teşvik edici politikalar geliştirmektedir. Hayvansal üretim yapan yetiştiricimiz için en önemli destekleme kalemlerinden birisi de çiğ süt desteğidir. Bugün, hayvancılığın tüm sorunlarını konuşalım veya hayvancılığın tüm sorunlarını masaya yatıralım diye toplanmadık. Bizlere gelen çiğ süt desteklemelerindeki farklılık hakkındaki sorunu, gerek İl Tarım ve Orman Müdürümüze, gerekse Milletvekillerimize ve gerekse Bakanlık yetkililerine aktararak olumlu sonuç almak istiyoruz” dedi.

Çiğ süt üreticilerine, devlet tarafından verilen bir prim olduğunu aktaran Başkan Gündüzalp, “Hepimizin bildiği gibi örgüt üzerinden pazarlanan bir fiyat farkı da var, Bunun çözüm önerisi nedir, ne yapabiliriz, bu toplantıda bunları detayıyla görüşeceğiz” dedi.  

Başkan Gündüzalp’in yaptığı açılış konuşmasının ardından, işletme sahipleri söz alarak görüşlerini dile getirdiler. Soğuk süt olarak pazarlanan çiğ süt desteğinin, farklılık göstermesinin doğru olmadığını ve soğuk süt üreten/pazarlayan bütün üreticilerin 25 kuruş süt desteğinden yararlanmaları gerektiğinin altı çizildi. 

Toplantıdan sonunda, çiğ süt destekleme primlerinden, örgüt üyesi olup faturasını kendisi kesen işletme sahiplerinin, örgütler üzerinden satış yapan işletme ve üreticiler ile aynı miktarda yararlanmalarının sağlanmasına, örgüt üyesi olup, faturasını kendi kesen işletmelerin, örgüt-işletme-sanayi protokolü ile pazarlamasında bir sıkıntı oluşturmadığına, buna karşılık örgütün süt satış ticaretine girmesinde bazı sakıncaların olabileceği gibi geçmiş yıllarda ve şuanda olumsuz örneklerin tekrar yaşanmaması için örgütün pazarlama faaliyetine katılıp, denetleme ve kontrol görevini üstlenerek, örgütlerin ticari faaliyetlere müdahil olmaması sonucuna varıldı.

Eğitim İş Burdur Şube Başkanı Erkan Putgül, 2018-2019 eğitim öğretim yılı yarıyıl değerlendirme raporunu kamuoyuna açıkladı. Rapor şöyle;

AKP’nin iktidarda olduğu diğer yıllar gibi 2018-2019 eğitim-öğretim yılında da bilimsel, laik ve çağdaş eğitimden biraz daha uzaklaşılmıştır.

Sınav sistemlerinde ve müfredattaki değişiklikler, dernek ve vakıflarla imzalanan protokoller, derslik açıkları, kalabalık sınıflar, öğretmensiz okullar, ikili öğretim, taşımalı eğitim, personel istihdam sorunları, öğrencilerin tarikat ve cemaatlerin yurtlarına mahkum edilmesi, çocukların örgün eğitim dışına itilmesi, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik gibi sorunlar maalesef bu öğretim yılına damgasını vurmuştur.

Eğitimde dinselleşme devam ediyor

10 Eylül 2018’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile MEB’e bağlı her kuruma mescit ve abdesthane açma zorunluluğu getirildi. Çok Programlı Anadolu lisesi ve mesleki ve teknik eğitim kurumlarında karma eğitim yapılması şartı kaldırıldı.

Karma eğitimi yok etmeye çalışan, okullarımızı “haremlik-selamlık” şeklinde ayırmaya kalkan bu anlayış; çocuklarımızı eşit haklara sahip, ülkenin geleceğinde yararlı yurttaşlar olarak eğitip yetiştirmek yerine, onları cinsel kimlikleriyle ön plana çıkarmaktadır. Çağdaş, laik ve bilimsel eğitimde bu uygulama kabul edilemez. Eğitim-İş olarak, Cumhuriyet kazanımlarını geriletecek olan bu yanlış girişimin iptali için dava açtık.

Milli Eğitim Bakanlığı, başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere, iktidara yakın dini kurum ve vakıflarla imzaladığı protokollere 2018-2019 eğitim öğretim yılında da devam etmiş, protokollere yenileri eklenmiştir.

Bakanlığın, protokoller dönemi ile Milli Eğitimi bir takım dernek ve vakıflar eline terk etmesi politikasının son örneği ise Server Gençlik ve Spor Kulübü Derneği’nin yarıyıl tatilinde gerçekleşmek üzere “Haydi Çocuklar Camiye Projesi” adı altında, erkek çocukların camilerde namaz kılması ve bununla birlikte belirlenen sureleri ezberlemesi karşılığında puanlamalar yapılarak, ödüller verilmesi yönünde düzenlediği yarışma olmuştur.

Söz konusu yarışmanın okullarda duyurulması ile ilgili derneklerin okullarda faaliyet göstermesine izin verilmesi yönündeki Bakanlık işlemine Sendikamızca dava açılmıştır.

Ayrıca 4-6 yaş çocuklarımıza zorunlu okul öncesi eğitim verilmesi, okul öncesinde yüzde yüz okullaşma sağlanması gerekirken hızla bu hedeften uzaklaşılmakta, bu yaş çocuklarımız Diyanet İşleri Başkanlığı gibi işi eğitim olmayan kurumlarca dini eğitim/ değerler eğitimi adı altında en verimli çağları heba edilmeye çalışılmaktadır.

Eğitim-İş olarak dernek ve vakıfların eğitimin paydaşı haline getirilmesine yönelik politikaya geçit vermeyeceğiz.

Bütçeden eğitime yine para yok

Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi, okul, derslik, öğretmen ihtiyacı ve altyapı sorunlarına rağmen 2019 yılı için 113 milyar 813 milyon TL olarak belirlenmiştir. Bütçeden Milli Eğitim Bakanlığı’na ayrılan bu miktar, eğitimin temel ihtiyaçlarını karşılamaktan ve eksiklikleri gidermekten oldukça uzaktır. Yıllardır eğitime en çok pay ayırdığını iddia eden Hükümet, 2019 yılı için de sadece zorunlu harcamaları karşılayan bir bütçe hazırlamıştır.

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay % 17,18 iken, 2019 yılı itibariyle bu oran % 4,88’e gerilemiştir. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden yatırımlara ayrılan pay, AKP iktidarı döneminde sürekli azalma eğilimi göstermiş ve 16 yıllık AKP iktidarı döneminde neredeyse en düşük seviyeye gerilemiştir.

Eğitim yatırımlarına ayrılan pay AKP’nin gerçek eğitim politikasını ortaya koymaktadır. Son 16 yılda özel okullara sürekli destek verilirken, devlet okulları kendi sorunları ile baş başa bırakılmıştır.

2023 Vizyonu beklentileri karşılamadı

Milli Eğitim Bakanlığı’nın, gelecek 3 yıla dair hedef ve yaklaşımlarını içeren “2023 Eğitim Vizyonu”, Bakan Ziya Selçuk tarafından Bakanlık yerine Saray’da açıklandı.

Program, eğitim alanında yıllardır izlenen politikalarda köklü bir değişikliğe gidilmeyeceğini, eğitimde yaşanan ticarileşme, özelleştirme ve dinselleştirme uygulamalarının hız kesmeden devam edeceğini ortaya koydu.

2023 Eğitim Vizyonu’nda “Okulların Finansmanı” başlığı altında yer alan;

“Özel sektör ve sivil toplum iş birlikleriyle eğitim kurumlarının finansmanına destek sağlanacaktır.”

“Okul Aile Birliği gelirleri yeni bir yapıya kavuşturulacaktır.”

“Eğitime ve okullarımıza bağış yapacak kişilerin farklı miktar, tema ve yöntemle bağış yapabilmesi için il ve bakanlık düzeyinde bir yapı kurulacak, mevzuat, yazılım ve erişim düzenlemeleri yapılacaktır.” ifadeleri eğitimin finansmanının yine hayırseverlere ve velilere yükleneceğinin göstergesi olmuştur.

Özel öğretim kurumlarında bürokrasinin azaltılması, haksız rekabetin ortadan kaldırılması ve özel öğretim kurumları ile işbirliğinin güçleneceğinin ifade edilmesi, özel okullarının kamu kaynaklarıyla desteklenmesi politikalarının sürdürüleceğini ortaya koydu.

Öğretmenliğe kabulde uygulanan ve eğitim fakülteleri tarafından verilen pedagojik formasyon şartının kaldırılması ve MEB bünyesinde verilecek olması yeni bir yandaş kayırma formülü yaratıldığına dair kaygılara yol açtı.  

Vizyon Belgesi’nde yer alan Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun hazırlanması çalışmalarına, eğitimin paydaşlarından görüş alınmadan başlandı. Cumhurbaşkanı, tıpkı 2023 Eğitim Vizyon Belgesi’nin önemli kısımlarını Milli Eğitim Bakanı’na bırakmayıp kendisi açıklamayı tercih ettiği gibi, öğretmen meslek kanunu için de kendi kurduğu kurulla Saray’ında bir toplantı düzenledi.

Meslek Kanunu hayata geçirilirken iş güvencesinin korunması ve çalışanların performans türü uygulamaya maruz bırakılmaması önemlidir. Böylesine önemli bir kanunun öncelikle paydaşlar noktasında ardından mecliste oluşacak ortak akılla çıkarılması zorunludur ve olmazsa olmaz maddelerimizin en başında yer almaktadır.

 İkili eğitim ve taşımalı eğitim sorunu devam ediyor

2023 Eğitim Vizyonu’nda, “... ikili eğitime son verme hedefi” diğer programlarda olduğu gibi tekrar edilmiştir. Ancak bilindiği gibi AKP iktidarında tekli eğitim yapan okullar bile ikili eğitime geçmiş; okul binaları hem içeriden tuğlalarla bölünmüş ve hem de okul bahçeleri küçültülmüş, eğitim sistemi işlevsiz hale getirilmiştir.

2017-18 eğitim-öğretim yılı verilerine göre ilköğretim kurumlarının yüzde 14.4; ortaöğretim okullarının ise yüzde 6.4’ünde ikili eğitim yapılıyor. MEB verilerine göre, 2019 sonuna kadar ikili öğretimin kaldırılması için Türkiye genelinde 57 bin 132’si temel eğitimde, 1.630’u ise ortaöğretimde olmak üzere toplam 58 bin 762 derslik yapılması gerekiyor. Ancak MEB bütçesinden yatırımlara ayrılan pay ile bunu gerçekleştirmek mümkün görünmüyor.

Taşımalı eğitime baktığımızda, toplam 43 bin 405 okul, 12 bin 55 merkez okula taşınmaktadır. Taşınan öğrenci sayısı ise 810 bin 35’tir.

Eğitimlerine devam etmek için yerleşim yerlerine en yakın ilçelere giden öğrenciler Aladağ’da olduğu gibi devlete ait yurt olmadığı için yine cemaat ve tarikatların yurtlarına yönlendirilmektedir. 

Öğretmenler geçim sıkıntısı ve mesleğe olan saygınlığın azalmasından şikayetçi

Sendikamızın, 23 ilde 1060 öğretmenle yüz yüze görüşerek yaptığı “Öğretmenlerin Ekonomik, Mesleki ve Sosyal Durumlarına İlişkin Öğretmen Görüşleri” adlı araştırma sonuçları, öğretmenlerin ekonomik ve sosyal olarak çok zor durumda olduğunu ortaya çıkardı.

Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 77,83’ü öğretmenliğin saygın bir meslek olma özelliğini kaybettiğini belirtirken, yüzde 64,72’si borçları nedeniyle motivasyonunun azaldığını söylüyor. On öğretmenden dördü daha çok gelir elde edebileceği bir iş bulması halinde öğretmenliği bırakacağını ifade ediyor.

Araştırmaya göre, öğretmenlerin yüzde 42,17’si ikiden fazla kredi kartı kullanıyor ancak yüzde 29,25’i kredi kartının sadece asgari borcunu ödeyebiliyor. Öğretmenlerin yüzde 32,55’i şahıslara borcu olduğunu belirtirken, yüzde 22,36’sı ek iş yapıyor.

OECD ortalamasında, öğretmen maaşları Türkiye’dekinin iki katından fazladır. Ayrıca, öğretmen maaşlarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranı, OECD ortalamasına göre oldukça düşük olup, kamuda da birçok meslek grubunun gerisindedir.

 Sözleşmeli ve ücretli öğretmen ısrarı

Eğitimde ciddi oranda öğretmen açığı olmasına rağmen Bakanlık, 15 Temmuz sonrasında kadrolu öğretmen atamasından vazgeçmiş “doğrudan torpil” anlamına gelen sözlü sınava dayalı sözleşmeli öğretmen sistemini getirmiştir. Atamaların sözlü sınav ile yapılması ise eğitim sistemimiz için utanç verici bir uygulama olmaya devam etmektedir.

Sözleşmeli öğretmen oranı 2016-17’de yüzde 2.2 iken, 2017-18 eğitim-öğretim yılında resmi kurumlarda görev yapan tüm öğretmenlerin yüzde 4,4’ü sözleşmelidir.

SONUÇ

Eğitim sisteminde yıllardır yaşanan sorunların, bakan değişikliğine, büyük reformlar gerçekleştirileceği vaadiyle açıklanan vizyon belgelerine rağmen, 2018-2019 eğitim öğretim yılında da artarak devam ettiği görülmektedir. Eğitimde yaşanan yapısal sorunlar karşısında MEB’in somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir amacının olmadığı, eğitimde yaşanan ticarileşme, özelleştirme ve dinselleştirme uygulamalarının hız kesmeden devam edeceği görülmüştür.

Daha önce defalarca söylediğimiz gibi eğitim sisteminde yıllardır yaşanan sorunların aşılmasının, çocukların nitelikli bir eğitime ulaşabilmesini sağlamak için bugüne kadar izlenen bilimsel olmayan eğitim politikalarını tamamen değiştirmekten geçmektedir. Yaşanan karanlık tablodan çıkışın tek yolu ise eğitimin eşit, parasız, bilimsel, laik ve kamusal niteliğinin arttırılmasıdır.

Eğitim-İş olarak, parasız, bilimsel, demokratik, laik, ulusal ve karma eğitim mücadelemize, Atatürk’ü ve devrimlerini anlatmaya, haksızlığa, hukuksuzluğa maruz kalmış tüm eğitim emekçilerinin yanında olmaya devam edeceğiz. Yolumuz çağdaş uygarlık yoludur, yolumuz Cumhuriyet yoludur ve bu yoldan asla dönmeyiz.

BUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Keyik’in, Burdurlu ihracatçılar Hüseyin Kütük ve Hasan Gün’e plaket verdiği açıklaması yapıldı;

Ticaret ve Sanayi Odası’ndan yapılan açıklamada; Kentin gelişimine destek veren, yeni yeni ihracat kapıları açan kişi ve girişimcilere destek olmayı sürdürüyor. Tasarım ve yazılımları kendilerine ait, Mekatronik ve Endüstriyel Elektronik Bölümlerinden mezun olan Elektronikçilerden Hüseyin Kütük ve ortağı Hasan Gün’ü tebrik eden BUTSO Başkanı Yusuf Keyik, bu elektronikçilerin diğer gençlere de örnek olup, Burdur’un dünya pazarına yeni yeni ihracat kapılarının açılması gerektiğini vurguladı.   Bu kapsamda BUTSO Başkanı Yusuf Keyik, madeni para ile cep telefonu şarjı cihazını yapıp, bu cihazın ihracatını gerçekleştiren Elektronikçilerden Hüseyin Kütük ve ortağı Hasan Gün’ü davet ederek,  makamında ağırladı.  Elektronikçi Kütük ve Gün’ü bu başarılarından dolayı kutladığını ifade eden Başkan Yusuf Keyik, Burdur’un kalkınmasında ve tanıtımında rol alan her bir müteşebbisin Burdur için birer gurur kaynağı olduğunu söyledi. 

Başkan Yusuf Keyik: “Oda’mız üyesi olsun veya olmasın Burdur’u ilgilendiren bir gelişmedir. Bizler BUTSO olarak Burdur’u ilgilendiren her gelişmede ve her paydaşta yer almaya hazırız. Oda olarak gerek ihracatta mevzuat sıkıntısı ve gerekse Ankara’daki kurumları ilgilendiren konularda köprü vazifesini yerine getiriyoruz.” dedi.

Genç girişimcilere kısmen de olsa destek vermek için onların ürettiği bir adet şarj cihazını BUTSO’a alıp, üyeleri ve vatandaşlar için cep telefonunu şarj etme probleminin de ortadan kalkacağını belirten Başkan Keyik; “İhracat Burdur için önemli bir konu. Özellikle de üniversiteden mezun olmuş gençlerimizin istihdam edilip, üretimde yer alıp ve ihracat konularında sorumluluk üstlenmeleri bizleri gururlandırdı. Girişimcilerin önünü açmak, genç girişimcileri ve ihracatçıları onore etmek bizim vizyonlarımız arasındadır. Girişimcilerimizin ürettiği söz konusu şarj cihazı için Oda olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız.” dedi.

Burdur ekonomisini çok yakından ilgilendiren böyle bir ihracatta üretimin sürekli olması gerektiğini de ön plana çıkaran Başkan Yusuf Keyik: “Yerli üretim, yerli hammadde kullanımı, üretimde süreklilik ve ihracatta devamlılık konuları bizim için önem taşımaktadır. “Teknolojiyi diğer ülkeler geliştirsin, biz satın alalım” diye bir durum söz konusu olamaz. Bizler de Burdurlu olarak teknolojiyi geliştirebiliriz, üretebiliriz ve ihraç edebiliriz. İhracat büyümenin bir koşuludur ve ekonomik büyümenin koşulu da bunlardır. Üretip pazarlar bulmalı, ihracat yapmalı ve teknolojinin imkanlarını kullanarak geliştirmeliyiz. Burdur’da da bu tür iş kollarının oluşuyor olması bizleri mutlu ediyor. Bunu başaran Hüseyin Kütük ve Hasan Gün’ü tebrik ediyoruz. ” dedi. 

BUTSO Başkanı Yusuf Keyik, üretilen ve ihracatta kullanılan şarj cihazı için CE Belgesinin alınmasında, proje ve seri üretim için TUBİTAK, BAKA ve MAKÜ ölçeklerinde yön gösterilmesinde, MAKÜ’deki akademisyenlerle bir araya gelerek cihazın daha da çok geliştirilmesinde yön veren bir kurum olmaya devam edeceklerini belirtti. 

Kuvvet Bilişim Teknolojileri’nin sahibi Hüseyin Kütük ve ortağı Hasan Gün de, verilen plaketin kendileri için büyük anlam ve değer taşıdığını belirterek, Başkan Yusuf Keyik ve BUTSO Yönetim Kuruluna teşekkür ettiler.

 Efe Ceviz Ezmesi Şekerleme’nin Adliye Caddesi’ndeki yeni yerinde, ceviz ezmesinin yanı sıra daha pek çok yerel ürünler satılıyor. İşletme çalışanı Hatice Erkan, “Hemşehrilerimize hizmet etmek ve farklı tatları ulaştırmak için yeni işletmemizi açtık.”dedi.

Yaklaşık 20 yıldır Burdur’da ceviz ezmesi işiyle uğraşan Süreyya Efe’nin adını taşıyan işletme, oğlu Yahya Efe’yle birlikte yeniliklerini sürdürüyor. Birçok fuarlarda ve ceviz ezmesi satış noktalarında adını gördüğümüz Efe Ceviz Ezmesi işletmesinde yöresel ürünlerin yanında, farklı illerin yöresel tatları da satılıyor. 

Adliye Caddesi’ndeki açtığı işletmede ceviz ezmesi, haşhaş helvası, pekmez sucuğu, pekmezli ceviz ezmesi ve yöremizin farklı lezzetlerini satışa sunan Efe Ceviz Ezmesi Şekerleme işletmesinde, Malatya’dan kayısı, Gaziantep’ten biber salçası, Gümüşhane’den pestil, Artvin’den bal, Beypazarı’ndan sebze kurusu, Tokat’tan yaprak, çekme helva başta olmak üzere birçok yöresel tatları Burdur’a taşıdı.

Efe Ceviz Ezmesi Şekerleme İşletmesi çalışanı Hatice Erkan işletmede yer alan ürünler hakkında bilgi vererek;

“Yıllardır ceviz ezmesi işiyle uğraşıyoruz. Adliye caddesi’ndeki yerimiz ikinci işletmemiz. Dükkanımızda sadece ceviz ezmesine bağlı kalmıyoruz. Haşhaş helvası, pestil, pekmez sucuğu ve pekmezli ceviz ezmesi hizmeti veriyoruz. Halkımız ürünlerimize oldukça ilgili. İlk işletmemiz Köprübaşı mevkiinde. İkinci işletmemizi de Adliye Caddesi’ne açtık. Adliye Caddesi’nden de müşterilerimize ulaşmaya çalışıyoruz. Ürünlerimiz taze ve kalitelidir.

Fiyatlara gelecek olursak, ceviz ezmesi 26 lira, haşhaş helvası 50 lira, pekmez sucuğu 65 lira, ballar 70-100 lira arası ve ceviz içleri ise 60 lira. Bu imalatların hepsini kendimiz yapıyoruz. Adliye Caddesi’ndeki şubemizi açalı 1 yıl oldu. Hem farklı şehirlerden Burdur’a göç eden vatandaşlarımızın damak zevkini sürdürmeleri hem de Burdurlu hemşehrilerimizin farkıl yöresel tatlara kolayılkla ulaşması için böyle bir fikirle işletmemizi açmaya karar verdik” dedi.

Hatice Dursun

İYİ Parti Bucak İlçe Başkanı Safa Sönmez, yaklaşan yerel seçimler öncesinde Bucak Belediyesi’nin 2,5 yıldır kayyumun yönetimine bırakıldığına dikkkat çekip, yazılı bir açıklama yaparak, “2,5 yıldır Bucak Belediyesi’ni kayyumun yönetimine bırakanlar, şimdi belediyecilik yapacağız diye oy toplamaya çalışıyorlar.Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!” dedi.

 

Başkan Sönmez yaptığı açıklamada "2014 yerel seçimlerinde Bucak Belediye Başkanlığı'nı kazanan AKP, aradan geçen zaman zarfında 2,5 yıldır bizi kayyuma teslim etmiştir.Demokrasi ile,sandık ile, milletin ortak iradesi seçilen belediye başkanı 2,5 yıldır görevden uzaklaştırılmış, onun yerine kayyum tarafından yönetilmekteyiz.Şimdi soruyorum sizlere? Madem millet iradesi diyorsunuz,madem sandıktan ne çıkarsa o diyorsunuz,o zaman neden 2,5 yıldır sandığın kararı olan belediye başkanını bir türlü görev vermiyorsunuz? Sizin belediyecilik anlayışınız bu mu? Vatandaşın seçtiğini değil,birilerinin atadığını mı görmek istiyorsunuz? Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerin belediye başkanlarına istifalarını istiyorsunuz, madem suçu varsa Süleyman Mutlu başkanın neden istifasını istemediniz, suçu yoksa halkımızın seçtiği başkanı neden görevine iade etmiyorsunuz? Ve şimdi de 31 Mart'ta yapılacak seçimlerde yeniden belediye başkanlığı için oy istiyorsunuz. Vatandaş bunu bilmiyor mu? 2,5 yıldır seçtiği başkan yerine kayyumun yönettiğini görmüyor mu? 2,5 yıldır Bucak Belediyesi'ni kayyumun yönetimine bırakanlar, şimdi belediyecilik yapacağız diye oy toplamaya çalışıyorlar.Bu ne perhiz ne lahana turşusu!" ifadelerini kullandı.
 
Başkan Sönmez, 2,5 yıldır mecburi olarak Bucak Belediye Başkan Vekilliği yapan İlçe Kaymakamları'na da teşekkür ettiğini, görevleri olmamasına rağmen ateşten bir gömlek giyerek Bucak Belediyesi için zaman harcadıklarını, bu nedenle görev yapan kaymakamlara sadece teşekkür etmek gerektiğini ifade etti.
 
Bucak isminin ülke çapında kötü bir imaja sahip olduğunun altını çizen Sönmez, "Şehir dışında çıktığımızda  "Sizin belediye başkanınız alınmıştı" diyorlar, bizi sanki Doğu'da ve Güneydoğu'da kayyum ataması yapılan HDPli Belediyelerle eş tutuyorlar. Şimdi bu kötü imajın hesabını verme vakti gelmedi mi? Başkansız bırakılan Bucak'tan sizlerin hiç yüzü kızarmıyor mu?" dedi.

19 Ocak 2019 - Cumartesi - Burdur Gazetesi

18 Ocak 2018 - Cuma - Burdur Gazetesi

Daha önce gazetemizde yer alan haberlerde, “Salda Gölü’nün dünyanın gözbebeği beyaz sahilleri üzerinde otomobil sürüldüğünü, araçların bu kumsal üzerinde park edildiğini, bununda bembeyaz soda kristallerinden oluşan sahilleri bozduğunu” ifade etmiştik.

Vali Hasan Şıldak işaret ettiğimiz tehlikeyi görerek, araçların kumsala inişlerinin yasaklandığı doğrultusunda açıklama yapmıştı.

Doğa Koruma Milli Parklar Müdürü Rıza Kamil’in önerisi ve Vali Hasan Şıldak’ın oluru ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nce, Salda Gölü sahillerine; araç girmesini engelleyen, Salda Gölü dokusu ile uyumlu ahşap, organik bariyerler yerleştirildi.

Yapılan bu estetik çalışma ile Salda Gölü’nün dünyaca ünlü, yeryüzünde sadece Saldivler ve Salda Gölü sahillerinde bulunan, Mars yüzeyini andıran beyaz kumlu sahilleri artık daha iyi korunacak. Bu dünya gözdesi sahillere araçla girmek, üzerinde araç sürmek engellenmiş olacak.

Bundan sonraki aşamada, Dünyanın en temiz göllerinden, ülkenin en derin gölü olan Salda Gölü kıyısında yapılacak turistik tesislerin ve etkinliklerin, Salda Gölü sahilleri üzerinde değil, daha uzakta yapılıp, Salda Gölü sahillerinin görsel ve fiziksel kirlenmesinin önlenmesi var!

Hasan Türkel