Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Çarşamba, 24 Temmuz 2019 16:53

Sagalassos kazısı emekçilerine sertifika

Sagalassos Antik Kent’i kazılarında uzun yıllardır görev alan 25 kazı çalışanına; Anastylosis ve Yapı Koruma Ustalığı ve Arkeolojik Kazı Formenliği konusunda sertifika verildi.

 

Çalışanların uzun süredir verdikleri emekleri tasdik ve takdir etmek amacıyla Belçika’nın Leuven Üniversitesi Rektörlüğü tarafından hazırlanan sertifika programı, Sagalassos Lodge Otel’de düzenlendi.

Sertifika programı, Sagassos Kazısı eski Başkanı Prof. Dr. Marc Waelkens’in video mesajlarıyla başladı. Programa; Vali Hasan Şıldak, Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Ali Rıza Altunel, Türkiye’nin Brüksel Büyükelçi’si Levent Gümrükçü, Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Michel Malherbe, Sagalassos Kazısı Başkanı Prof. Dr. Jeroen Poblome ve kıdemli işçiler ile aileleri katıldı. 

20 yıl ve daha fazla bir süredir Sagalassos Antik Kent’i kazılarında çalışmış işçilere sertifikaları verildi. Sertifika töreninin ardından işçiler onuruna düzenlenen yemeğe geçildi.

Sertifika programı açılışında video mesajı yayınlanan Leuven Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Luc Sels;

“Değerli dostlarım, Sagalassos projesi, Leuven Üniversitesi için her anlamda çok özel. Biz, Sagalassos’da uluslararası anlamda nasıl gelişmemiz gerektiğinin çok çarpıcı bir örneğine şahit oluyoruz. Bizim için Sagalasos projesinin sadece akademik anlamda yerelle bütünleşmesi değil, yani sadece Burdur ve Isparta üniversiteleriyle iş birliği içinde olması değil aynı zamanda projenin yerel ahali ile bütünleşmiş ve içiçe geçmiş olması çok önemli. Sagalassos projesi orada çalışan Ağlasun’lu işçilerin emekleri çabaları olmadan kesinlikle bu günlere gelemezdi. Leuven Ünversitesi, verilecek sertifikalar yolu ile Sagalassos’da yıllar boyunca verilen emeği tastik ve takdir etmektedir. Bu projenin bu günlere gelmesinde çok önemli roller oynayan bütün Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine de bu bağlamda şükranlarımı sunmak isterim.” Sözleriyle, Sagalassos işçilerine ve konuklara seslendi.

Ağlasun bizim göz bebeğimiz

Düzenlenen sertifika töreninde konuşma yapan Vali Hasan Şıldak;

“Sagalassos’u ilk ziyaret ettiğimde ben de çok güzel duygular hissetmiştim. Gerçekten pek çok antik kenti, ören yerini ziyaret ettim şimdiye kadar. Kazı başkanımızla, Kültür Müdürlüğü’müz vasıtasıyla pek çok kez temaslarımız oldu. Çok uyumlu , ahenkli ve eğlenceli bir ortamda, esprili bir düzen içinde giden akıcı bir çalışma var. Bu da çok memnuniyet verici. Ağlasun bizim göz bebeğimiz bir ilçemiz. İlçelerimiz içinde belki de en özel olanlarından biri. Bu özelliği sağlayan önemli bir unsur bence Sagalassos. Sagalassos, bilindiği kadarıyla çok iyi korunmuş bir alan. Yapılan bu değerli bilimsel çalışmayla her gün adeta iğneyle kuyu kazılarak gün yüzüne çıkarılan güzellikler, o değerler, insanlık tarihinin çok değerli mirası bize miras kalan ve bizim de geleceğimiz için miras bırakacağımız bu korunan yapılar heyecan verici. Öncelikle Belçika Leuven Üniversitesi ve Belçika Hükümeti’ne ve kazı başkanımıza teşekkür ediyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’mız kazı çalışmalarını 20 merkezde bir yıla yakın bir süreye uzattı. Bu şunu ifade ediyor; insanlık tarihinin bu ortak değerlerini ortaya çıkarmak buradaki güzellikleri dünya insanlarıyla buluşturmak için devletimiz, hükümetimiz son derece üstün gayret gösteriyor. Önem veriyor ve bu öneme katkı veren bütün kurum ve kuruluşlar takdir edilmeyi hak ediyor. Bu anlamda tabi asıl takdir size, çalışanlara gelecek. Leuven Üniversitesi bu yaptığı incelikle sizleri bir sertifika ile ölümsüzleştirmek istedi. 20 yılı aşkın bir süredir çalışmalarıyla katkı veren siz çalışanlara hep birlikte bunu takdim etmek şerefi bize de nasip oldu. bu anlamda mutluyuz ve sizlerle birlikte olmaktan duyduğumuz memnuniyeti ifade ediyorum.Hepinizi saygıyla selamlıyorum.” Dedi. 

Sagalassosun gerçek yüzleri...

Sagalasos ve Ağlasuna ilk ziyaretleri olduğunu belirten, Türkiye’nin Brüksel Büyükelçisi Levent Gürümrükçü, sertifika töreninde yaptığı konuşmada;

“Gelmeden önce özellikle Belçika büyükelçisi olarak Sagalassos’la ilgili birçok makale, kitap okudum. Sagalassos’u bildiğimi zannediyordum. Ama ne zamanki Sagalassos’un antik şehrine gittik, o ana sokaktan yürüdük ve bir anda karşımıza o Antoninler çeşmesi çıktı. O bambaşka bir zevk, bambaşka bir duygu tabiki. Ümit ediyorum ki önümüzdeki dönemde Sn. Kültür ve turizm Bakanlığımızın kararlı çalışmaları, Sn. Valimizin bu gün gördüğüm ve memnuniyetle müşahede ettiğim çok yakın ilgisi ile Leuven Üniversitesi, Burdur MAKÜ ve kazı ekibimizin bilimsel katkılarıyla ve sizlerin sahiplenmesi, çalışmaları ve katkılarıyla bunu çok güzel yerlere taşıyacağız. Sagalassos’u bu saklı hazinemizi belkide gerçekten dünyada daha tanınır bir hale getireceğiz. Hem arkeoloji alanında hem turizm alanında hak ettiği potansiyele ulaşmasını sağlayacağız. Esasında Türkiye’miz başlı başına bir açık hava müzesi bir medeniyetler beşiği ama Sagalassos’un ve Burdur’un tamamiyle esaslı bir bölge olarak çok ayrı bir yeri olduğuna inanıyorum. O yüzden ben burada sizlerle birlikte olmaktan çok mutluluk duyuyorum. Belçika’da Sagalassos çok iyi biliniyor. Bütün Dünya’da tanınmasını istiyoruz ama Belçikada çok iyi biliniyor. Daha 2 ay önce bir sergi düzenledik Leuven Üniversitesi’nde ve gerçekten ülkenin her bir yanından çok büyük ilgi gösterildi. Sergimizin adı da ‘Sagalasos’un Yüzleri’ idi. Burada 3. ve 13. Y.Y.’da yaşamış iki insanın, Rodon ve Enrina adlarını vermiş olduğumuz iki kişinin aslına uygun olarak yapılmış yüzleri vardı, onlar halkın ziyaretine açıldı ve büyük ilgi topladı. Ancak benim için Sagalasso’sun gerçek yüzleri, gizli ve saklı kalmış yüzleri sizlersiniz. Çünkü sizler olmasaydınız, sizlerin yıllarca gösterdiği emek ve katkı olmasaydı herhalde bizler bu gün burada Sagalassos’un, bu güzelliğin tadını çıkaramazdık. Ben o yüzden sizlerin gösterdiği emeğe katkılara teşekkür ediyorum.” Dedi.

Sagalassos Kazı çalışmalarında yılarca emek vermiş olan işçilere sertifikalarını vermeden önce söz alan, Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Michel Malherbe;

“Yaptığınız işten gerçekten çok gurur duymalısınız. Kültür üzerine, geçmiş üzerine çalışıyorsunuz ve iki ülkeyi bir araya getirmek konusunda çok büyük katkılarınız var. Bu Sagalassos’daki projeler; yalnızca taşla, taş işçiliğiyle ilgili değil aynı zamanda insanları bir araya getiren insanlık projesi. İnsanlar, bir araya gelip Sagalassos’da ışığı görüyorlar. Bir arada yaşıyorlar. Bu yüzden; bu gün burada bulunmaktan büyük mutluluk ve gurur duyuyorum. Sagalassos’un ustalarına bu sertifikaları takdim etmekten çok mutluluk duyacağım.” Açıklaması yaptı.

Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Ali Rıza Altunel yaptığı açıklamada bazı teknik hususlara dikkat çekti;

“11 ülkeden toplam 32 tane yabancı ekip tarafından ülkemizin değişik yerlerinde kazı çalışmaları yapılıyor. Ülkemiz gerçekten arkeoloji zengini bir ülke. 175 tane ülkemizdeki üniversitenin yaptığı ‘Bakanlar Kurulu Kazısı’ dediğimiz kazı mevcut. Bunun yanında 52 tane Müze Müdürlerimizin başkanlığında yapılan kazılar, yaklaşık 200’ü aşkın farklı noktada kazı çalışması yürüyor ve tabiki birçok kazıda da özellikle kazı çalışmasına katılan başta alın teri döken işçilerimiz bu anlamda hakkaten yetişkin nitelikli eleman olması gerekiyor. Mutlaka tecrülbeli deneyimli bir ekibin çalışması özellikle bu kazı alanlarında çıkacak bilgi belge ve eserlerin sağlıklı bir şekilde bilim dünyasına kazandırılması noktasında gerçekten tecrübenin bilginin deneyimin önemli bir yeri var.

Kazılarda %51 Türk ekibi bulunuyor

Burada geçen yıl göreve geldiğimde dikkatimi çeken bir husus olmuştu. Genelde kazı ekiplerimizde yerli Türk vatandaşı arkeologlarımızın son derece sınırlı sayıda yer aldıklarını maalesef müşahede etmiştim. Evet kazıda çalışan işçi  arkadaşlar noktasında yerli işçilerimizin varlığı bir realite idi ama altını tekrar çizmek istiyorum; yerli akademisyenlerimizin ve özellikle de yerli arkeolog ve sanat tarihçilerimizin son derece sınırlı sayıda yer aldığını müşahede etmiştim. Geçen yıl Sn. Bakanımız Numan Kurtulmuş beyin de onayı ile kazılarda yabancı kazılarda yüzde 51 oranında türk ekibinin dahil edilmisini temin etme imkanına erişmiş olduk. Bu güne kadar yapılan çalışmalar elbette ülkemizin arkeolojik eser sayılarını artırılmasında alanların bilinmesinde Anadolu medeniyetlerinin anlaşılmasında gerçekten büyük hizmetleri geçmiş bu kazılarımızda maalesef bizim akademisyenlerimiz yeterince istifade edememişti. Ama geçen sene aldığımız bu karar en başta belçika grubumuzda olsun diğer kazı gurupyarıda bu aldığımız kararı yerinde bularak hemen bütün kazılarda yüzde 51’i aşan yerli arkeolog kardeşlerimiz, sanat tarihçisi kardeşlerimiz akademisyenlerimiz yer alma fırsatı buldular.” Dedi.

Törende yaptığı konuşmada Sagalassos Kazısı Başkanı Prof. Dr. Jeroen Poblome;

“Leuven Üniversitesi sizlere teşekkür etmek istiyor. Çünkü sizsiz bu iş gerçekten yapılamazdı. Siz gerçekten üniversitenin bir parçasısınız. Yol açmak amacıyla bir sertifika vereceğiz. Proje sonunda bir firma gelecek ve konservasyon işlerine, çalışmalarına başlamak isteyecek. Ben kazı başkanı olarak, bu firmaların ilk elemanları olarak sizlerin orada bulunmanızı isterim. Çünkü siz, Sagalassos’u en çok bilen ve ona iyi bakan üyelerimizsiniz. İnşallah bu sertifikalar size bu yolu açacak. Biz öyle istiyoruz. Buraya bir firma gelsin ilk önce sizi eleman olarak tutacaklar inşallah. Türkiye’nin arkeolojik olarak  potansiyeli yüksek ve Türkiye bu potansiyele gerçekten iyi bakıyor. Ben türkiye’ye teşekkür etmek istiyorum.” Açıklaması yaptı.

Mine Kaya

Yayınlandığı Kategori Manşet

Beldiye Başkanı Ali Orkun Ercengiz basın mensuplarına, Kent Konseyi tarafından oluşturulan ‘Kendim İçin Kentim İçin Hakkımı İstiyorum’ başlıklı projeyi tanıttı. Türkiye’de ilk kez Burdur’da kurulacak ‘Engelli Danışma Merkezi’ hakkında bilgi verdi.

Kurulacak olan Engelli Dayanışma Merkezi ile; engelli vatandaşların, gereksinim duydukları her türlü imkana daha kolay erişebilmeleri ve bu vatandaşların kendileriyle ilgili çalışmalarda da aktif olarak bulunabilmeleri hedefleniyor. Engelli Dayanışma Merkezi’nde; toplantılar yapılması, eğitim seminerleri verilmesi ve engelli vatandaşların taleplerinin alınması  gibi engelli yurttaşın doğrudan katılım gösterebileceği uygulamalar hedefleniyor.

Projenin Türkiye’de ilk olarak hayata geçirilecek olmasının, diğer kentlere örnek olacağını vurgulayan Kent konseyi Başkanı Nuri Levent Özer, Türkiye’de ilk kez kurulacak olan ‘Engelli Dayanışma Merkezi’ne ilişkin bir kitabın basılacağını ve bunun tüm Türkiye’deki Kent Konseyleri’ne örnek proje olarak ulaştırılmasının planlandığını belirtti. 

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, basın mensuplarına yaptığı açıklamada;

“Yasada tanımlandığı üzere kent konseyleri genellikle tavsiye kararı alır. Ve bunları meclise sunar. Meclis de bunları değerlendirir. Değerlendirmek bize göre şudur; kent olanakları ve yerel yönetim kaynakları el verdiği ölçüde uygulamaktır. Kent konseyi sonuçta bir çok farklı sivil toplum örgütünün biraraya gelerek ve farklı düşüncelerin birarada fikir üretebildiği özel bir stk. Yani her ne kadar siyasileştirilmeye çalışılsada kent konseyleri, biz geçen dönemde bunun karşısındaydık bu dönemde yine bunun karşısındayız. Bu dönemde Levent başkana da söyledik. Dedik ki; bizim amacımız üzüm yemek bağcı dövmek değil. Orada bir arka bahçemiz olsun, onlar bizim için güzel şeyler söylesin biz de buna inanalım böyle beş seneyi geçirelim. Doğruları konuşacağız. Yanlış varsa yanlışları düzeltmek için gayret edeceğiz. Eleştirilere kulak varacağiz. Tabiki bunlar, bizim doğruyu bulmamız anlamında mutlaka önerisi olan eleştiriler bizim için muteber. Ama görüyoruz ki yine bu dönemde de politize edilmeye çalışılan fakat sağ duyunun galip gelip uyum içinde çalışabileceğimiz bir ekip oluşturulduğunu ki hiçbir müdehalemiz olmadan. Müdahalemiz şu yönde; her türlü siyasi düşünceden ve her kesimi temsil edebilecek insanların olduğu bir oluşum, talebimiz bu yönde. Aksi takdirde kendi fikirlerimizi dayattığımız, kendimizi geliştiremediğimiz bir kent konseyinin bize çok büyük bir katkısı olmaz. 

Hedef doğrudan engelli yurttaş

‘Kendim İçin Kentim İçin Projesi’ Türkiye’de bir ilk. İnşallah başaracağız biz bunu. Engelli vatandaşların sesine kulak vermek, onların ihtiyaçlarını karşılamak, kent dizaynını, kent düzenlemesini o yolda götümek için çaba sarfetmek, bunların hepsi bir süreçten geldi buraya. Ne ilkiz ne de son olacağız ama üstüne koyarak gideceğiz. Olayı sadece engelli olarak da görmüyoruz. Sağlıklı yaşlanan kentlerden biri Burdur. Yaş ilerledikçe vücut kısıtlamaları belli engelleri kendiliğinden oluşturuyor. Yani engelli değilsiniz ama yaş ilerlediği için basamak yüksekliği bile sizin için hayatta belli bir zorluğu ortaya koyuyor. Bütün bunları planlayarak gitmemiz için bir engelli danışma merkezi bize iyi bir geri bildirim oluşturacak. Biz oradan aldıklarımızla çözüm getirilebilir, ne varsa gücümüz yettiği ölçüde hızlı bir şekilde çözüm oluşturmak, engelli dostlarımızın bir empati kültürü içerisinde, engellinin bir gününün nasıl olduğunu ve o bir gün içerisinde nelere çözüm bulabildiğini nelere bulamadığını bu merkezde çok daha iyi öğreneceğimizi düşünüyorum. Çünkü, izole ettiğimiz bir alan. Hedef, doğrudan engelli yurttaş. Engelli yurttaşında kendini doğrudan tanımlayabildiği ve katılımcı olabildiği bir oluşum olacağını düşünüyorum. Çünkü, o binada yapacağımız toplantılar, eğitim seminerleri, engelli dostların talep toplantıları bizim önümüzü açacaktır diye düşünüyorum.” Dedi. 

Mine Kaya

Yayınlandığı Kategori Manşet

Vali Hasan Şıldak, Türkiye’nin Brüksel Büyükelçi’si Levent Gümrükçü, Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Michel Malherbe ve Sagalassos Kazısı Başkanı Prof. Dr. Jeroen Poblome ile birlikte Sagalassos Antik Kenti’nde inceleme gezisi yaptı.

 

İnceleme gezisinde, Leuven Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Jeroen Poblome, kazılarda şu ana kadar gelinen noktalar ve antik kent hakkında bilgiler verdi.

Gazetecilere açıklama yapan Vali Hasan Şıldak;

“Sagalassos Antik Şehri’nde çok değerli iki misafirimiz var. Belçika Krallığı Ankara Büyükelçisi Michel bey ve Türkiye Cumhuriyeti’mizin Brüksel Büyükelçisi Levent Gümrükçü de aramızda bulunuyor. Kazı başkanımızla ile birlikte, bu gün Sagalassos’dayız ve kazı başkanımız bize son çalışmaları yerinde gösterdi. Buradaki ülkemizin belki de en iyi korunmuş alanlarından biri olan ve çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan, sahip olduğumuz en önemli kültürel miraslardan birindeyiz. Görüyoruz ki kazı çalışmaları her geçen yıl çok daha iyi bir seviyeye geliyor ve bu şekilde gün yüzüne çıkan yeni eserler, antik şehrin yeni bölümleri bizleri daha da heyecanlandırıyor. 

Sagalassos gün geçtikçe zenginleşiyor

Bu gün itibari ile baktığımızda en son ziyaretçi sayılarmızda çok umut verici. Bu ören yerinin tanıtımı çok iyi yapılmakta ve her geçen gün, gerek yerel, gerek yabancı ziyaretçilerin ilgisinin artmakta olduğunu görüyoruz. An itibari ile 45.600 ziyaretçinin Sagalassos’u ziyaret ettiğini ve yine memnuniyet verici olan bir başka rakam olarak da bu sayının içinde 2500 civarında yabancı ziyaretçinin de bulunuyor olması dikkat çekici. Burası her geçen gün artan zenginliği ile, gün yüzüne çıkan eserleri ile çok daha fazla ziyaretçi ağırlama kapasitesine de sahip. bu vesileyle ben aynı zamanda Belçika Leuven Üniversitesi tarafından sürdürülmekte olan kazı faaliyetlerine ve bu anlamda verilen desteğe teşekkür etmek istiyorum. Kültür ve  Turizm bakanlığı’mızında son derece önem verdiği buradaki kazı çalışmaları buranın zenginliğini gün geçtikçe artırmakta. Ve burada yine Kültür Bakanlığı’mızla yaptığımız bir protokolle kaymakamlığımız tarafından yiyecek içecek sunumunun gerçekleştirildiği bir kafeterya hizmeti de bu gün itibari ile verilmeye başlandı. Bu da yine buradaki ziyaretçilerimizi memnun edecek bir gelişmedir. İlimizin bütün turizm noktalarında, gerek doğal miras gerek kültürel miras olarak sahip olduğumuz bütün değerleri koruyarak geleceğe gelecek nesillere korunmuş olarak sunmanın gayreti içerisindeyiz. Bütün birimlerimiz ve bakanlıklarımız bu konuda büyük destek veriyor ve ilimiz turizm pastasından her geçen gün  çok daha büyük paylar almaya adaydır. Geçen haftada ifade ettiğim gibi biz 1 buçuk Milyon’u hedefleyen bir ziyaretçi sayısı ile bunun ispatlanacağını düşünüyoruz. Önümüzdeki yıllar bu sayı daha da artacaktır.” Dedi.

Sagalassos Antik Kent gezisi sırasında yaptığı konuşmada Türkiye’nin Brüksel Büyükelçi’si Levent Gümrükçü;

“Burada olmak benim için iki amaçla çok güzel. Birincisi, böylesine güzel bir antik kenti yerinde görmenin tadı bambaşka. Anadolu’muzun, Türkiye’mizin böylesine güzel değerinin her geçen gün artan şekilde yer yüzüne çıkartılması ve dünyaya tanıtılması gerçekten çok mutluluk verici birşey. Umut ediyorum ki daha bu güne kadar yüzde 5ini dedik ama önümüzdeki günlerde, yıllırdaki çalışmalarla daha da fazla bunu ortaya çıkarmaya çalışacağız ve gerek Burdur’umuzu gerek Sagalassos’umuzu hem arkeoloji dünyasındaki hemde turizm alanında hak ettiği yere ulaştırıcağız diye düşünüyorum. İkincisi, ben Belçika Neznindeki Türkiye Büyükelçisi’yim ve bu Sagalasos’da devam eden kazı çalışması Türkiye ve Belçika arasındaki dostluğun, ortaklığın güzel bir simgesi  olarak ortaya çıkıyor. 30 yıldan beri sorunsuz devam eden iki dost, ortak ve müttefik ülkenin de arasındaki ilişkilere yakışır bir ilişki. O yüzden ben iki taraflı; hem kişisel olarak bir Türk vatandaşı olarak mutluluk duyuyorum hem de  Belçika neznindeki bir Büyükelçi olarak gurur duyuyorum.”  Değerlendirmesi yaptı.

Basına yaptığı açıklamada Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Michel Malherbe;

“Bir Belçika’lı Büyükelçi olarak burada olmak bir rüyadır. Diplomatlar pek çok kelime üretirler ancak burada ortaya çıkarılan eserler bir dostluk sembolü. Belçika ve Türkiye’nin birlikte yaptığı, ortaya koyduğu şeyin çok büyük ispatıdır. Sn. Valimiz, Sn. Meslektaşım, Kazı Müdürümüz ve sizlerle birlikte burada olmak benim için bir ayrıcalıktır.” Dedi.  

Bütün bilgimizi paylaşacağız

Sagalassos Antik Kenti gezisi sırasında konuklarına bilgiler aktaran, Sagalassos Kazısı Başkanı Prof. Dr. Jeroen Poblome, arkeolojik kazıların sürprizlerle dolu olduğuna ve her an ne bulunacağının bilinemeyeceğini belirterek geçen hafta bir Tüke başı (şehrin tanrıçası) bulduklarını müjdeledi.

“Yukarı Agora Meydanı’nı konserasyon altında tutuyoruz. Gördüğünüz gibi bazı taşlar çatlak ve onları tekrar orjinal haline döndüreceğiz. Kazılarımız en çok yukarı agora ve etrafında yapılıyor bu sene. Çünkü bu kazılar son olacak. Bilimsel çalışmaları burada bu sene bitireceğiz. Sadece konserasyon çalışmaları devam edecek ve yeni panolarla ve akıllı sistemlerle bütün bilgimizi paylaşacağız. Şimdi yukarı agoramızda çok binalar görülüyor ama bu meydan Sagalassos’un en önemli meydanı. 

Biz tekrar eski hayatı göstermek istiyoruz. Halk ne yapıyordu? İnsanlar ne yapıyordu? Büyük adamlar ne yapıyorlardı? İmparator ne yapıyordu? Ona göre yukarı agoramızı dünyaya tekrar açacağız. 

Tüke başı bulundu

Son araştırmalar yapılıyor. Biz sadece zenginliği göstermek için burada değiliz hayatın bütün taraflarını okumak istiyoruz ve onun için bize küçük parçalarda çok bilgi verebiliyor. Belli yerlerde kazılara başlıyoruz ama ne bulacağınızı bilemiyoruz. Sürprizlerle dolu! Mesela geçen hafta bir tüke başı bulundu. Yani şehrin tanrısı. Bu büyük bir sürpriz oldu bizim için. 

Yukarı agoraya gelen sokak yanında birinci yüzyılın sonunda bir himnazyum yapmışlar. Himnazyum eğitim sistemini bağlıyor. Demekki orda spor yerleri, yüksek okullar vardı. Özel hocalar orada ders veriyordu. Ve orası şimdi kazı altında, orada çalışıyoruz. Bu kazı 2 yıl önce başladı ama o zaman en çok helenistik döneme göre çalıştık şimdi himnazyuma göre çalışıyoruz. Latrina var, içinde hamam parçamız var ve etrafına bakıyoruz daha ne kalıyor? Çünkü 4. Y.Y’da tamamen yok etmişler. İlk hristiyan dalga ile eğitim sistemi kırılmak istenmiş ve o yüzden kütüphane ile himnazyum  yakılmış, yok edilmiş.” Dedi.

Mine Kaya

Yayınlandığı Kategori Manşet
Çarşamba, 24 Temmuz 2019 15:58

25 Temmuz 2019 - Perşembe - Burdur Gazetesi

25 Temmuz 2019 - Perşembe - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

Vali Hasan Şıldak, 24 Temmuz Basın Bayramı’nda basın mensuplarıyla bir araya geldi. İnsuyu Mağarası’nda, basın sektöründe çalışanları onurlandırmak ve teşekkür etmek amacıyla düzenlenen organizasyonda 24 Temmuz Basın Bayramı kutlandı.

 

Kamunun haber alma hakkını temin etmenin dışında, toplumsal meseleleri gündeme getirmesi, çözüm önerilerinde bulunması ve çok sesliliği ifade etmesinden ötürü basın önemli bir işlev üstlenir. Özgür, tarafsız, meslek ahlakı özümsenmiş  basın ve bu doğrultuda görev yapan gazeteciler kamunun vicdanını temsil ederler. 

Etkinlikte konuşma yapan Vali hasan Şıldak, ilimide yapılan ve yapımı devam eden yatırımlar hakkında bilgi verdi. Sagalassos ve Salda Gölü’nde bu yaz sezonu itibariyle ziyaretçi artışına da dikkat çekti. Burdur’un turizm kenti olma yolunda hızla ilerlediği konusunda da görüşlerini dile getirdi. Program toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Vali Hasan Şıldak’ın ardından konuşan Burdur Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel’de bu özel günlerde gazetecilerin sorunlarını dile getirmek için bir fırsat olduğunu vurguladı.   

Vali Hasan Şıldak 24 Temmz Basın Bayramı’nda yaptığı konuşma da ilimizde sürdürülen yatırımlar ve turizm çalışmaları konusundaki açıklamasında;

“Bugün 24 Temmuz Basın Bayramı. Aynı zamanda bugün Gazeteciler Cemiyeti’nin de ilimizdeki kuruluşunun 30. yılına tekabül eden bir tarih. Bu vesileyle bir araya geldik. İlimizdeki bazı hususları sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Öncelikle içinde bulunduğumuz yaz döneminde çok verimli, ilimizi hareketlendiren bir turizm dalgasıyla karşı karşıyayız. Bu bütün sektörleri olumlu etkileyen, bizleri memnun eden ve kısa dönemde gelişen bu alandaki gelişmeler, yapılan bazı küçük düzenlemelerin, küçük altyapı tanıtım hamlelerinin de ürünü olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Daha öncebinde de BAKA toplantısı vesilesiyle Salda’da yaptığımız açıklamada da ifade ettiğimiz gibi ilimizin turizm ziyaretçi sayıları geçen yılın aynı ayıyla kıyaslandığında %60 artış yaşandı. Yaz döneminin ilk yarısında olduğumuz kabulünden yola çıkarsak ikinci döneminde ve yılın geri kalan döneminde %60’ın, %100’ün üzerinde rakmlarla gerçekleşeceğini görüyoruz. Ama burada bir şeyi de vurgulamak istiyorum. Bu rakamlara da çok takılmamak lazım. Tabi ki ticari anlamda bu gelen ziyaretçi sayılarından bilhassa yabancı uyruklu ziyaretçi sayılarındaki gelişmeler çok sevindirici ama bunun birde nitelik yönünü, burada neler bıraktığını, hangi girdilerini sağladığını da gözlemliyoruz. Buna dikkat etmek gereir. Salda Gölü’müz artık bir dünya markası oldu. Geçtiğimiz haftasonu hem beyaz adalar bölgesi hem belediye halk plajı bölgesi hem de milli parkalara ait alanda cumartesi pazarın toplamı 40 bin ziyaretçi geldi. Artık orada da düğün fotoğraflarının çektirilmesi modasının başladığını memnuniyetle gördük. Bunlar son derece önemli gelişmeler. Lavanta konusunda Isparta Valiliğimizle bağlantılı bir çalışma içerisindeyiz. 

Salda’yla ilgili sevindirici gelişmeler var

Salda’da imar planımız yürürlüğe girmek üzere. Askı sürecinde. Bakanlık onayı gerçekleşecek çok kısa süre sonra. Yine özel çevre koruma bölgesi ilanı gerçekleşti. Millet bahçesi ihalesi 31 Temmuz’da yapılıyor. Her iki bölgedede çok itinayla çevreye duyarlı projeler hayata geçecek ve gelecek yıl bu zamanlarda o tesislerinde hizmete girdiğini göreceğiz. Bunlar nelerdir? Sağlık ünitesi, güvenlik ünitesi, mescid, kafe gibi insanların günlük sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bizim bu yıl aldığımız tedbirlerinde ötesinde, güzel düzenlemeler olacak. Ama bu yılda beyaz adalar bölgesinde özel idarenin imkanlar aldığımız tedbirler işe yaradı.  Oradaki görevli arkadaşlarımızla görüşüyoruz. Hiçbir vatandaşımızın oradaki herhangi bir hususta yakınması yok. 

Salda Gölü çevresindeki tabiat parkı alanı 57 hektara çıktı. Gölün bu alanı da piknik, kamp alanı olarak değerlendirmeyi düşünüyoruz. 

Sagalassos’a ziyaretçi akını

Sagalassos’ta yine ilimizin turizm noktalarından biri. Çok yoğun ziyaretçi alıyor. Dün itibariyle 46 bine ulaştı rakam. Sagalassos’ta da Salda da yaptığımız gibi bir kafeyi de hizmete soktuk. İnsuyu Mağarası’nda da Çevre Şehircilik Bakanlığımızın sağladığı ödenekle bölgede çok güzel bir piknik alanı yenilenmiş haliyle yerli yabancı ziyaretçilerin hizmetine sunulacak. Mısırlılar Konağımız restoran olarak hizmet veriyor. Burası çok huzurlu bir ortam. 

Bakibey Konağı restorasyonu bitmek üzere. Bakibey Konağı Etnografya Müzesi’ne dönüştüreceğiz. Bunun da ön tarafındaki Çelikbaşlar Konağı’da Kültür Merkezi inşaatı bittikten sonra tekrar Mehmet Akf Ersoy Kültür Evi’ne dönüştüreceğiz. 

Lavanta turizmi son yılların ekoturizm başlığı altında çok rehabet gören bir alandır. Lisinia adlı işletme son derece ziyaretçi akınıyla karşı karşıya. Amacımız bu alanları daha da artırmak. Bu sonbahardan itibaren isteyenlere lavanta veriyoruz. Sizlerin desteğiyle Kuyucak’la Salda arasında bir hat oluşturmak istiyoruz. Burdur Gölü’nün uç kısmında bir lavanta merkezi oluşturacağız. Bir buçuk ay içerisinde bunun ihalesini yapacağız. 

Karataş Gölü tabiat alanı. Burayla ilgili çalışmalar yapılıyor. Burası da yine görselliği ve yeme içme mekanlarıyla turizme açık bir alana dönüşecek. İl merkezimizdeki tasalanmış olan hastane alanın yanındaki millet bahçesinin de yaımına ilişkin hazırlık süreci devam ediyor. Milllet bahçesi çevreye duyarlı, yeşil alanlardan oluşan bir bütündür. 

DDY’na ait iki depoyuda özel idaremizle kiralamak üzere Kültür Turizm Bakanlığı’yla yapacağımız protokol kapsamında millet kırathanesine dönüştüreceğiz. Bununla ilgili çalışmalarımız sürüyor.

Kültür Merkezi, Spor Salonu yapımı devam ediyor. Kısa süre içerisinde bunlarda ilimizin hizmetine kazandırılacak. Özeli İdare hizmet binası da yıl sonunda hizmete açmayı planlıyoruz. Çok küçük işleri kaldı.

Sosyal projelerimiz hızla devam ediyor

İlimizde iki çok özel sosyal pproje uygulamkatayız. Bunlardan birisi uyuşturucuyla mücadele kapsamında. Umuda Kapı Açıyorum Hayata Tutunuyorum isimli projemizdi. Bundan hiçbir taviz vermeksizin kararlı bir şekilde uygulamaya devam ediyoruz. Şu anda 15 genç insanımız tedavilerini tamamladılar. Sosyal vekültürel bütünleşme projemizde ilgili kurumlarımız tarafından sürdürülmektedir. Burdur için çok önemli olan halk kaltürü araştırmaları projesi. Güncel olan derli toplu çalışma yoktu. İl Kültür Turizm Müdürlüğü personeli ve üniversite akademisyenleri tarafından çalışma öyle zevkli bir şekilde yapıldı ki. 10 ilçemizi ve köyleri tek tek gezerek el sanatları, yöresil işçilikler, motifler, müzik aletleri, yapımından halk olnularına kadar arkadaşlarımız bunları araştırdılar. Bunlar kitap haline getirilecek. Bu da sonbaharda netleşecek. Bizim ilimizde yaptığımız çalışmaları bir bütünlük içinde yürütüyoruz. 

Turizmde hep şunu vurguladık. Burdur bir turizm şehri olma yolunda ilerliyor. Değerleri var. Kültürel, tarihi ve doğal olarak bir potansiyele sahip. Bir ilde güçlü bir kapasiteye bulmak mümkün değil. Bu yılki hedefimiz en az 1,5 milyon ziyaretçi Burdur’a gelecek. Burdur’a katma değer sağlayacak. Proje kültürüyle birlikte çok daha mesafeler alınabildiğini göstermeye çalışıyoruz.”bilgisi verdi 

Burdur Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel cemiyetin 30. yıl etkinlikleri hakkında açıklama yaparak;

“24 Temmuz özel bir gün. Biz gazeteciler içinde anlamlı bir gün. Özellikle tanıtım ve turizm odakıl bir konuşma yaptığınız için turizmde bu markayı yaratan kahramanlar karşınızda. Salda’yı, Sagalassos’u, Kibyra’yı bütün arkadaşlarımız yıllardır anlatıyorar. Aslında biz bugünlerde bu emeklerin karşılığını aldığını görmekte bizi ayrıca mutlu ediyor.

Aslında bugünler mesleki sorunların dile getirilmesi açısından bir fırsat. Medya sektörü başta teknoloji olmak üzere ekonomik sorunlar, nitelikli elemandan geniş yelpazede birçok yapısal problemlerimiz var. Ama tabi ki ümidimizi yitirmiyoruz. Bizim için bugünü önemli kılan 1989 yılında Gazeteciler Cemiyeti kurucularımızdan da birkaçı var. 44 basın kartı taşıyan meslektaşımız var. Tamamiyle gazetecilik işiyle uğraşıyorlar. Bu noktada Anadolu’daki örnek basın kuruluşlarından birisiyiz. Biz 30 yılıda bu vesileyle bugün başlatmış oluyoruz. Meslek büyüklerimizi anarak, meslek büyüklerimizin açtığı yolda  teknolojik imkanlarını da kullanarak Burdur Gazeteciler Cemiyeti’ni iyi noktalara taşımak istiyoruz. Bizimde bu anlamda ilçe gezilerimiz olacak. Başka etkinliklerimiz var.”dedi.

Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, 24 Temmuz Basın Bayramı’nda basın mensuplarını kahvaltıda ağırladı. Kahvaltılı toplantıda basın mensuplarına seslenen Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Türkiye’de ifade özgürlüğünün sınırlarını yorumlayarak, bu ülkede sansürün ortadan kaldırıldığını ancak ‘istersen yaz, yazabiliyorsan yaz’ denilen bir sürecinde yaşandığını belirtti. 

 

Bugün 24 Temmuz Basın Bayramı. Basın Bayramı, Türk basınında sansürün kaldırılmasının her  yıldönümünde kutlanan önemli birgündür. Ülkelerin gelişiminde önemli bir yere sahip olan basının, halkı bilgilendirme, bilinçlendirme, kamuoyunda gerekli hassasiyetleri oluşturma gibi çok önemli işlevleri bulunuyor. Bu nedenle çağdaş ve demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri olan basın, kamuoyuna tarafsız, doğru ve hızlı bir biçimde bilgi ve haber vererek, toplumu aydınlatıp, kişilik haklarına saygı çerçevesinde çalışmalarını sürdürmelidir. 

Türkiye’nin Dünya Basın Ligi’nde 157. sırada olduğunu hatırlatan Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, bugün 134 gazetecinin cezaevinde olduğunu yerel gazetelerin resmi ilan kıskacında olduğunu ve medya çalışanlarının çoğunun sendikasız ve toplu sözleşmesiz olduğu verilerini paylaştı.  

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz 24 Temmuz basın Bayramı’nın 111. yılında yaptığı açıklamada;

“Bugün Basın Bayramı ya da sansürün kaldırılışının 111. yılını kutlarken çok başka bir özel günü de kutluyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senetinin alındığı Lozan Antlaşması’nın 96.yılını da kutluyoruz. Zaman zaman siyasi polemik konusu olan bu antlaşma aslına bakıldığında bu ülkenin birçok prangasından kurtulduğu ve Cumhuriyeti’n ilanının hemen öncesinde geçmişe dair üzerindeki birçok baskıyı ortadan kaldırdığı bir antlaşmadır. Bu anlam da antmaşma nedeniyle başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve ikinci genel başkanımız Merhum Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye de şükranlarımızı sunarak devam etmek istiyorum. 

Bizler iktidarda muhalefette basın aracılığıyla fikirlerimizi halka ulaştırıyoruz. Elbette bizleri eleştirenler, bizlere düşüncelerini ortaya koyanlara zaman zaman üzebiliyoruz. Belki haketmediğimizi düşünebiliyoruz. Ama neticede kör topalda olsa belli ölçüde demokrasi anlaşıyışını basınımız içerisinde görebilmek ve cevap hakkını da sizlerden görebilmek bizim açımızdan çok önemli. Mustafa Kemal Atatürk ‘Basın bir milletin ortak sesidir’diyor. Bir milleti aydınlatma ve olgunlaştırma da bir milletin ihtiyaç duyduğu düşünsel gıdayı vermede özet olarak bir milletin hedefi mutluluk olan ortak doğrultuda yürümesinin sağlanmasında basın başlı başına bir güç, bir okul, bir öncüdür. Basına olan inancı ve basının üzerindeki misyonunu Ulu Önder Atatürk neredeyse yüz yıl öncesinde altını çize çize vurgulayarak bizlere aktarmış oluyor. Bu ülkede sansür ortadan kaldırıldı ama ‘istersen yaz, yazabiliyorsan yaz’denilen bir süreci yaşıyoruz. 

Bugün 134 gazetecinin tutuklu olması, Dünya Basın Ligi’nde 157. sırada olmamız, sendikalaşmanın halen uygun zemin içerisinde olmaması özellikle yerel basının ancak resmi ilanlarla yaşabilir durumda olması ve kontrolsüz olan sosyal medya gazeteciliği malesef son dönemde basınımızı oldukça sıkıntıya sokmuş gözüküyor. Şimdi bugün verileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Son 1 yılda 1732 gazetecinin işsiz kaldığını öğrenmiş oluyoruz. Bugün Türkiye’de son 8 yılda 5898 gazeteciden 1526’sının yargıllama sonucunda mahkum oldu. 2017 yılında mahkum olan gazeteci sayısı bir önceki yıla göre %47 artarken berat edenlerin sayısının da %51 azaldığını görüyoruz. Gazetecinin bildiklerini yazamadığı bir ortamda basını 111 yıl önce özgür kılmış olsanız bile bugünü sansürsüz bayram olarak kutlama şansınız malesef kalmıyor. Ama biz şuna inanıyoruz. Demokrasinin 4. gücü olan basın ve emekçileri sizler ve demokrasiye inanan bizlerle birlikte herkesin hak ettiği özgürlüğü dayanışmayı ve insanımızın haber alma hakkını hep birlikte onlara ulaştıracağız.”değerlendirmesi yaptı. 

Milletvekili Mehmet Göker;

“Sosyal medya üzerinden internet gazeteciliğinin altyapısı oluşturulmamış yerel medya içerisinde ekonomik sistemi ve sendikalaşması sağlanmamış ki bununla ilgili yasa teklifi mecliste duruyor. Yaptığınız iş gerçekten zor. Bu anlamda size yapabildiğiniz kadar özgür bir haber yaptığınız için teşekkür ediyorum. Basın Bayramı’nız kutlu olsun. Önce basının özgürleşmesi sağlanmalı ki sonra bu yolda bu özgürlük bize doğru gelsin.

Burdur Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel;

“24 Temmuz Türk basın tarihinde özel günlerden bir tanesi. Aslında 24 Temmuz sadece basınla ilgili değil modernleşme, siyaset, demokrasi tarihimizde önemli bir gün. İkinci Meşrutiyet’in ilanı. Bizi ilgillendiren yönü ise İmkinci Meşrutiyet’le birlikte sansürün kaldırılışı. Bugünde 111. yıldönümü. Her ne kadar aradan geçen 111 yıllık süreçte sansürün kaldırılışı tartışma konusu olsa da bizim sorunlarımızı dile getirmemiz açısından 24 Temmuz’u biz her zaman fırsat olarak görüyoruz. Zaten kendi mesleğimizde de özel günler yıl boyunca mesleki sorunların dile getirilmesine bir fırsat. 24 Temmuz’da basının sorunlarının dile getirilmesi açısından bir fırsat. Burdur Belediyesinin daveti bizim için şöyle çok önemli. Yerel demokrasilerin kalbi yerel yönetimler. Burdur Belediyesi’yle cemiyetimizle yaklaşık 4 yıldır güzel işbirliği içinde güzel işlere imza atılıyor. Aynı zamanda 4 ay önce geride bıraktığımız seçimde ben Burdur basının iyi bir sınav verdiğini düşünüyorum. 

Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet
No Internet Connection