Tarihe göre süzülmüş ögeler: Pazartesi, 22 Temmuz 2019 - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Pazartesi, 22 Temmuz 2019 14:48

23 Temmuz 2019 - Salı - Burdur Gazetesi

23 Temmuz 2019 - Salı - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

Kuruyup küçüldükçe, Burdur Gölü’nde kirlilik oranı hızla artıyor.  Halk Plajı’nda  göl kıyısına inenleri kirli çamurumsu bir görüntü, kötü bir koku karşılıyor.

 

Kuruyan göl alanlarındaki zehirli, kansorejen tozlar rüzgarla savrulup yerleşim yerlerine taşınıyor.  Plaj Evleri olarak bilinen yerleşim yeri ve etrafındaki diğer sitelerde ikamet edenler, kuruyan göl yatağından kalkan tozların, her geçen gün daha çok evlerine ulaştığını, rüzgarla taşınan tozlar nedeniyle, balkonlarına çıkamaz hale geldiklerini belirterek; 

Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere pek çok siyasinin ve yöneticinin, seçim öncesi Burdur Gölü’ne su sağlama sözü verdiklerini hatırlatıp, “verilen sözler tutulsun, Burdur Gölü’ne Eldere’den bir an önce su sağlansın. Yoksa Burdur Gölü kurudukça, kuruyan göl yatağından şehre taşınan tozlar  Burdur’u cehenneme döndürecek” demekteler.

Öte yandan Senir, Kılıç, Kışla, Çerçin ve Askeriye’de yaşayanlar, Kuruyan göl yatagından yükselip rüzgarla taşınan toz bulutlarının,  tarlalardaki bahçelerdeki bitkilere ağaçlara zarar verdiğini, köyleri toza boğduğunu ifade ederek, bir an önce Burdur Gölü’nün kurtarılması çalışmalarına başlanıp, göle daha önce söz verildiği Eldere’den su getirilmesini istiyorlar.

Burdur Gölü hızla kuruyor. Bunun en büyük göstergesi birkaç yıl önce Burdur Belediyesi tarafından yapılıp, teknelerin yanaşarak yolcu indirip bindirdiği iskele, şimdi karada kalmış vaziyette duruyor. Tekneler artık bu iskeleye yanaşamıyorlar.

Diğer yandan kılıç Köyü ve Senir Kasabası önlerinden başlayan kuruma, çoktan İlyas Köyü sınırlarına ulaşmış durumda, üstelik suyun kuruma çizgisi etrefında suyun derinliği, yarım metreyi bulmuyor. Buda, bu alanda kurumanın hızla ilerleyerek yakın zamanda Karakent sınırlarına ulaşabileceğinin göstergesi. Burdur Gölü hızla kururken, kuruyan göl yatagındaki zehirli kanserojen atıklar toz bulutları halinde şehri tehdit etmeye başladı. Giderek büyüyen tehlikeye rağmen yetkililer ne yazık ki;

Hiçbir önlem almamaktalar. Burdur 

Gölü’nün halk sağlığı açısından tehlike olmaktan çıkarılması için, Burdur Gölü’ne acilen su sağlanması gerekiyor. Aksi taktirde kurumuş göl yatağından taşınan zehirli kanserojen maddelerin yol açacağı zararlar ve hastalıkların telafisi mümkün olmayacak.

24 Temmuz 2017 Tarihinde Milliyet Gazetesindede yer alan haberde Burdur Gölü tabanındaki tozun tehlikesine dikkat çekildi.

Burdur Gölü tabanındaki tozlar tehlikeli

Derinliği 60 metrenin altına düşen Burdur Gölü’nün kuruyan bölümlerindeki tozlar arsenik ve sülfür barındırıyor. Uzmanlar, toz fırtınalarıyla yayılan kumların çeşitli hastalıklara neden olacağı uyarısında bulunuyor.

Göller Bölgesi’nin en büyük gölleri arasında bulunan Burdur Gölü, kuşlar için önemli bir konaklama merkezi. Türkiye’nin 13 ramsar alanından biri olan Burdur Gölü, Yaban Hayatı Geliştirme Sahası statüsüne de sahip. Nesli tehlike altındaki birçok endemik türe de ev sahipliği yapan göl, 1987’den itibaren sürekli su kaybetmeye başladı.

Günümüzde de devam eden su kaybı son bir senede 40 cm’yi buldu. Gölü besleyen su kaynaklarına yapılan barajlar yüzünden gittikçe küçülen göl, kapalı havza olması sebebiyle de çevredeki tüm atığı içinde barındırıyor. 60 metrenin altına düşen göl derinliği yüzünden açığa çıkan yüzeydeki tozlar, rüzgârların etkisiyle toz fırtınalarına dönüşüyor. Arsenik ve sülfür barındıran toz fırtınalarına dikkat çeken uzmanlar, ilerde akciğer hastalıklarının artacağını ifade ediyor.

‘Elde kalan arsenik’

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz ise şunları söyledi: “Burdur Gölü 1970’li yılların başından itibaren hacminin yüzde 40’ını kaybetti. Göl tabanında bulunan arsenik ve kükürt maalesef göl çekildikçe kuruyan alan olarak elimizde kalıyor. Bu tozlaşma zaman zaman rüzgârın etkisiyle de savrulabiliyor. Asıl önemlisi göl kuruyup çekildikçe, civardaki birçok endemik türü kaybediyoruz. Gölün içerisindeki oksijen azalıyor, tuzluluk artıyor. Bu da gölde yaşayan canlıların yok olmasına neden oluyor. Göle giden tüm kaynaklar barajlarla kapatıldı. Gölü besleyebilecek hiçbir kaynak kalmadı. Bölgede ağaçlandırma çalışmaları yerine tabandan daha az su çeken bitkilerle çalışmalar yürütülmeli.”

Yayınlandığı Kategori Manşet
Pazartesi, 22 Temmuz 2019 14:47

Tarihi su terazisine aman dikkat!

Yüzlerce yıl önce, Yeşiltepe’nin eteklerine kadar, getirilen sulama suyu ve içme suyu, buradan itibaren su terazileri vasıtasıyla, direkler üzerinde oluşturulan sac oluklarla şehre dağıtılmış.

 

Bu teraziden itibaren sular, oluklarla Karasenir Mahallesi’ne,  Mısırlılar Evi önündeki su terazisine ve Hatip Hoca Caddesi’nde, çay yakınında yer alan su terazisine ulaştırılmış.

Mısırlılar Evi önündeki teraziden itibaren, sulama suyu ve içme suyu iki ayrı hatla Ulucami önüne kadar  götürülmüş.

Sulama suyu sokakların ve evlerin altından kazılan  birbuçuk metre derinlikte, 1 metre eninde kanallarla, Yoğurçu Sokak üzerinden Ulucami önüne kadar ulaştırılmış. Sulama suyu, yer yer ana kanaldan uzatılan kanallarla evlere alınmış. 

içme suyuda, Mısırlılar Evi önündeki teraziden itibaren, yine Yoğurçu Sokak üzerinden ve bazı evlerin altından, şimdiki 100’lük plastik borulardan biraz daha kalın, yarım metre uzunluğundaki pişirilmiş toprak borularlardan oluşan ve yortu tabir edilen hatla, o zamanlar, Ulucami duvarında bulunan çeşmelere kadar götürülmüş. Bu su taşıma sistemi, günümüzdeki değerler ve ölçülerle de mühendislik harikasıdır.

Hatip Hoca Caddesi’ndeki su terazisine ulaştırılan su, çayın beri tarafı ve karşı tarafında kullanıma sunulmuştur.

Burdur’un çeşmeleri, su terazileri konusunda yapılan çalışmada;

Geçmiş dönemlerde şehirlerin su ihtiyacı, su kemerleri, su kanalları vb. yapılar ile uzak kaynaklardan getirilip, şehirlerin belli  noktalarından  dağıtımları  yapılarak karşılanırken;  günümüzde,  gelişen teknolojiyle birlikte şebeke su sistemleri kentlere adapte edilmiş, suyun belirli bir noktaya değil, her eve ulaştırılması sağ-lanmıştır. Gelişmelerin bir sonucu olarak, geçmiş dönemlerde inşa edilen mahalle, meydan ve duvar çeşme-

leri gibi insanların su ihtiyacını karşılayan küçük  ölçekli yapılar zamanla işlevlerini yitirmişlerdir. Büyüyen şehirlerin mahallelerinde sıkışıp kalan bu kültür mirası örnekleri Burdur şehir merkezinde de yer almaktadır. 

Bildirinin konusu, Burdur şehir merkezinde tespiti yapılan on üç adet depolu çeşmedir. Bu çeşmeler, plân tip-leri, malzeme ve süsleme açısından değerlendirilmiş, benzer örneklerle karşılaştırılmış ve Burdur çeşmelerinin karakteristik özellikleri vurgulanmaya çalışılmıştır. Doğal ve beşeri afetler karşısında ayakta kalarak günümüze gelebilen çeşmeler kimi zaman bulundukları yerden taşınmış, kimi zaman yapılan yanlış onarım veya restorasyonlar sonucunda özgünlüğünü kaybetmişlerdir. Zaman ilerledikçe yok olmaya daha da yaklaşan bu nadide eserleri tanıtmak ve gelecek nesillere aktarmak konuyu daha da önemli hale getirmektedir. Şehir  merkezindeki pınarların varlığından  söz edilmektedir. Bunlar; Hacı Hasan, Kaya Pınarı, Cünbüşlü ve Öküzbattı pınarlarıdır Bu pınarlardan çıkan suların 35 çeşmeye taksim edildiğinden bahsedilmiştir.7 Şehir merkezindeki kaynakların zaman içinde yetersiz kalması ve kuyu sularının sağlıksız olmasından dolayı uzak kaynaklardan da şehir merkezine su getirilmiştir. Burdur’un güneydoğusunda yer alan eski adı Mandırna yeni adı Çatağıl olan kaynaktan şehre su, kemerler vasıtası ile getirilmiştir Nitekim bir çalışmada bugünkü ismiyle Necatibey (Manastır) Divanbaba ve Tepe Mahallelerinde su kemerlerinden bahsedilmektedir.

Şehir merkeziyle, bahsedilen uzak kaynak arasındaki konum ve topografya göz önünde bulundurulduğunda, suyun ilk olarak Manastır Mahallesi’ndeki kemerle şehre ulaşması ve buradan şehrin farklı bölgelerine dağıtılmış olması gerekmektedir. Günümüzde büyük bir bölümü ortadan kalkan bu kemerlerden geriye sadece birkaç adet belli belirsiz kemer gözü kalmıştır 

Burdur şehir merkezindeki su dağıtım sitemi içinde yer alan bir başka unsur ise su terazileridir. Oluklaraltı, Nasip Hoca ve Cumhuriyet Caddesi üzerinde yer alan üç adet su terazisininkaynağını nereden / nasıl aldığı ve suyu nereye dağıttığı hakkında kesin bir yorum yapılamamaktadır. Ancak; Oluklaraltı Caddesinin 1942 yılına ait fotoğrafına bakılarak, caddeye ismini veren olukların burada teraziler arasında su taşıdığı düşünülmektedir. 

Burdur’un su kaynakları ile ilgili edinilen bilgiler ışığında, bazı çeşmelerin kaynakları bilinse de kentte bulunan diğer çeşmelere suların nereden ve nasıl geldiği, aralarında yer altı su sisteminin bulunup bulunmadığı hakkında yorumların yapılabilmesi için kazı çalışmaları ve arşiv araştırmaları yapılması gerekmektedir.” Denmekte.

 

Yayınlandığı Kategori Manşet
Pazartesi, 22 Temmuz 2019 14:47

Yunuslar görev başı yaptı

Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen bir aylık eğitimi başarıyla tamamlayan 16 Yunus personeli göreve başladı. Yunuslar, 8 tim olarak; merkez, Bucak ve  Yeşilova’da görev yapacaklar.

 

İl Emniyet Müdürlüğü önünde dün yapılan programla, Yunus’lar aldıkları bir aylık sürüş eğitimlerinin ardından görevlerine başladılar. Düzenlenen törende; Yunus timleri, Vali Hasan Şıldak, Emniyet Müdürü Arif Çankal ve Jandarma Komutanı Orhan Kılınç ile bir araya geldiler. Sertifikalarını alan Yunus timleri,  kasklarını takarak şehir turu gerçekleştirdi. 

Motorlu Yunus Timleri’nin göreve başlamaları dolayısıyla düzenlenen programda Vali Hasan Şıldak; kask takmanın, Yunus timleri için olduğu kadar vatandaş için de önemli ve hayati olduğuna dikkat çekti. Vali Şıldak, koruyuculuğu yüksek olan kaskların tercih edilmesi ve muhakkak kask kullanılması gerektiğine vurgu yaptı.

Programda yaptığı konuşmada Vali Hasan Şıldak;

“İlimizde yunus timlerimizin hizmete girmesi dolayısıyla düzenlediğimiz bu küçük törende, duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Emniyet teşkilatımız, asayişin güvenliğin sağlanması konusunda, trafiğin düzenlenmesi ve akışının sağlanması konusunda çok önemli çalışmalar yapıyor ve teknik donanımla mobilitesini artırıyor. Yunus timleri de il ve ilçelerimizde, asayişin temini ve olayların önlenmesi bakımından en etkili kullandığımız unsurlardandır. 

Yunuslar çok önemli

Az sayıda motorumuz vardı ama bu gün Allah’a şükür 8 motorla il merkezimizde 4, Bucak ve Yeşilova’da 2’şer motorumuz 4’er personelimiz hizmete başlıyorlar. Tabi Bucak gelişmiş bir ilçemiz, ilçe merkezi yüksek nüfusa sahip. Yeşilova ilçemiz de Salda bölgemizde. Emniyetimizin sorumluluğunda olan Salda gölü çevresinde bilhassa trafiğin düzenlenmesi asayişin temini ve orada insanlarımızın daha huzurlu bir biçimde tatillerini geçirebilmeleri açısından arkadaşlarımızın hizmetlerini önemsiyoruz. Emniyetimize, ilimizdeki bütün vatandaşlarımıza bu hizmetin olumlu yansımaları olacaktır. Buradaki personelimizin; üst düzeyde -her zaman olduğu gibi- gayretle ve bilinçle aldıkları bir aylık sürüş eğitiminin de gereği olarak, en iyi şekilde bu görevlerini yerine getireceklerine eminiz. Ben onlara da bu görevlerinin hayırlı olmasını temenni ediyorum. Hep birlikte daha huzurlu, daha güvenli bir şehir ve ilçe oluşturmak için el birliği ile çalışacağız. Emniyet müdürümüzü de bu güzel çalışma için tebrik ediyorum.” Dedi.

Dosta güven, düşmana korku...

İçişleri Bakanlığı, Emniyet Müdülüğü ve Jandarma’nın, asayişe çok önem verdiğini de vurgulayan Vali Şıldak;

“Yunuslar çok önemli; olay olmadan önce önleyici, olay olduktan sonra da suçluların yakalanması, takibi konusunda. Yunusların hareket kabiliyeti, araçlara göre çok daha yüksek. Buna son dönemde göreve başlayan çarşı mahalle bekçilerimizi de eklediğimizde önleyicilik anlamında; asayiş olaylarının gerçekleşmesinin en baştan önlenmesi konusunda çok etkililer. Dosta güven düşmana da korku salma anlamında, yani psikolojik olarak da çok etkililer. İyi vatandaş her zaman bundan zaten gurur  duyacak, cesaret alacak, daha huzurlu bir ortamda yaşadığını farkına varacaktır. Tekrar hayırlı olsun.” Açıklaması yaptı.

Huzur ve güvenlik için...

Düzenlenen programda konuşma yapan İl Emniyet Müdürü Arif Çankal;

“Motorlu Yunus Timleri’nin ilimizde de aktif edilmesi için toplanmış bulunuyoruz. İlimizde 2005 yılında motorlu yunus timleri ilk defa kuruldu. Bir dönem aktif oldu fakat o dönemde temin edilen motorlar kullanılamaz tanımlandığından, uzunca bir süredir ilimizde yunus timlerimiz görev yapmıyordu. Halkımızın huzur ve güvenliği için, vatandaşla daha yakın irtibat kurabilmesi için, olaylara hızlı müdehale edebilmek için motorlu yunus timlerimizin ne kadar etken olduğu hepimizin malumu. Bu manada da, bir ay süreyle ilimizde eğitimlerini tamamlayan 16 personelimiz ve 8 motorumuz bu gün itibari ile görevlerine başlayacaklar. 2 motorumuz ve 4 personelimiz Bucak ilçemizde, 2 motorumuz da Yeşilova ilçemizde görev yapacaklar. Vatana, millete, Burdur’umuza, halkımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum.” Dedi.

Motosikletli Polis Timleri (Yunuslar) ilk olarak 1993 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş bir birimdir. O yıllarda polisin imajını düzeltmek ve aynı zamanda şehrin yoğun trafiğinde en hızlı şekilde olaylara yetişebilmek amacıyla kuruldu.

Yunuslar Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı olup ayasiş konularıyla ilgilenirler.

Böyle bir birim kurulacaktı ancak ne ad verilecekti bu konuda çeşitli fikirler ortaya atıldı ve en sonunda “Yunuslar” adında karar kılındı. Çünkü bu birimin felsefesine en uygun isim buydu. Yunuslar okyanusta köpekbalığına diş geçirebilen karşı koyabilen tek balıktır. Köpekbalığı sadece yunuslardan bu denli korkar. Öte yandan yunus balığının insanlara sempatik gelen yanı vardır, çoğu insan yunus balığına sempatiyle bakar, insanlara sıcak kanlıdır.

Yunuslar’ın felsefesi; suçlulara korku salan, kanunlara uyan vatansever insanlara ise sıcak, yakın davranarak sempatilerini kazanan bir yapı içindedir.

Yunus üniformasındaki kırmızı ve siyah renkler de bu felsefeye uygun olarak oluşturulmuş, üniformalardaki siyah renk devletin otoritesini, kırmızı renk ise cana yakınlığı ve hoşgörüyü simgelemektedir.

Yunuslar Motosiklete iki kişi binerler, motosikleti süren önde oturan kişiye öncü, arkada oturan ise artçı olarak adlandırılır.. En az 2 motosiklet olmak üzere toplu şekilde gezerler..

Mine Kaya

Yayınlandığı Kategori Manşet
Pazartesi, 22 Temmuz 2019 14:47

İş adamı Tekin iş yerinde ölü bulundu

Mahrukatçılar sitesinde inşaat malzemesi satışı yapan, şehrimizin sevilen iş adamlarından İbrahim Tekin (63) iş yerinde ölü bulundu. 

İş adamı İbrahim Tekin’i, sabah saatlerinde iş yerine gelen elemanlar yerde hareketsiz yatarken buldu.

İhbar üzerine, olay yerine kısa sürede sağlık ve Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri ulaştı.

Sağlık ekipleri, Tekin’in ölmüş olduğunu tespit etti. Yapılan inceleme ve işlemlerin ardından İbrahim Tekin’in cansız bedeni, otopsi yapılmak üzere Devlet Hastanesi morguna götürüldü. Tekin’in kesin ölüm nedeni yapılacak otopsi sonrasında kesinleşecek. 

Kalp rahatsızlığı olduğu öğrenilen Tekin’in 2 kez anjiyo olduğu bilgisi edinildi.

Merhuma allahtan rahmet yakınlarına ve dostlarına başsağlığı dileriz.

Yayınlandığı Kategori Manşet
No Internet Connection