Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Pazartesi, 11 Haziran 2018 16:02

Vaazlar-10 Adalet Üstüne

(Bu vaazlar akla, mantığa, bilime aykırı görüşler içermez. Din, dil, ırk, mezhep ve cins farkı gözetmez. Kalp ve beyin sağlığına uygundur. Sorulara ve eleştiriye açıktır.)

Ey insanlar!

Hayatta peşinden en çok koşmamız gereken kavram adalettir. Ne yazık ki en çok onun eksikliğini duyuyoruz. 

Hangi ana kurduğu sofrada çocuklarından birinin önüne doyacağından çok, diğerinin önüne doyacağından az yemek koyar? Gece uyurlarken birinin üstünü örter de diğerinin üstünü açık bırakır mı? Topraktaki suları damla damla biriktirip toprak üstüne çıkaran bir pınar, birimize su verir de diğerimizden bunu esirger mi? 

Doğanın yapısında bulunan bu adalet duygusu acaba niçin toplumsal hayatta ve siyasette bulunmuyor? Kimi karnını bile doyuramazken başka bazılarının yediği önlerinde yemedikleri arkalarında! 

Devlet kapısına girip bir iş sahibi olmakta insanlara niçin eşit fırsatlar verilmez? Mahkemeler neden zenginlerden ve iktidar sahiplerinden yana kararlar verir? Devlet televizyonu, seçime giren bir partiye ve adayın konuşmalarına neden saatlerce yer verir de diğerlerine ya birkaç dakika yer verir veya onu yol sayar?

“Benim diplomam var, benim param var, makam sahibiyim, ben iktidar sahibiyim” diyen bir insan adalet duygusuna sahip değilse peş para etmez. 

Bu adaletsizlik ne zaman başladı biliyor musunuz? Binlerce yıl önce insan boylarının toprağı işlemeye başlayıp köyler, kentler kurmaya başladığı zaman. İnsanların bir kısmı mülk sahibi oldu, zenginleşti, ortak yaşamın (komünün) yerini zenginlerin çıkarlarını koruyan devletler aldı. Çin, Mezopotamya, Mısır’da nehir boylarındaki şehirlerde, denizciliğin geliştiği Yunan, Roma coğrafyasında insanların bir kısmı köleleşti. İşte o tarihlerden beri. Her alanda adaletsizlik iyi insanların vicdanını sızlatıyor. Kölecilik ve derebeylik gibi kapitalizm de adaletsizlikler üzerine kurulmuştur. 

Adaletsizlik, milletler arasındaki eşitsiz bölüşümde de kendini gösteriyor. Bazı toplumlar dünya kaynaklarını ele geçirmenin keyfini yaşarken, bazıları açlıkla boğuşuyor. Savaşların temel nedeni, dünyadaki bu adil olmayan bölüşümdür. 

Ey insanlar!

Bilir misiniz ki, ezilenler binlerce yıldır kölelikten, bağımlılıktan kurtulmak için mücadele ediyor. Gene bilir misiniz ki, dinlerdeki cennet kavramı insanların kaybettikleri eşitlikçi toplumu arayışından başka bir şey değildir. Bu dünyada gün yüzü görmeyen ezilenler, ölümden sonra iyi insanların gideceği cennette bolluk ve barış içinde yaşamayı hayal ediyorlar. Orada topraklar parsellenmemiştir. Zengin, yoksul yoktur. Orada sarayda oturan ve bin kişi tarafından korunan başkanlar yoktur. Bal ve şarap akan ırmaklar, herkesin eşitçe yararlandığı doğal nimetleri temsil eder. Tuba ağacının dalları neden aşağı doğrudur hiç düşündünüz mü? Meyvelerinden herkes kolayca yararlansın diye. 

Bu dünya düzeninde eşitsizlikten çıkarı olanlar ve bu düzenin sürmesi için her numaraya başvuranlar da kendi emirlerine itaat edilmesi şartıyla yoksullara cennet vaat etmekten utanmıyorlar. 

Onlara demek gerekir ki, madem siz de cennete inanıyorsunuz? Oradaki eşitlikçi düzeni niçin bu dünyada gerçekleşmesine razı değilsiniz? Bunu isteyen gazetecileri, öğretmenleri, gençleri zindanlarda tıkıyorsunuz?

Bunca yıllık iktidarınızdan sonra sömürü, soygun ve zulmünüz karşında feryat edenlerin avazı göklere yükseldikten sonra daha çok demokrasi, daha çok adalet vaat ediyorsunuz? Size ancak kalpleri mühürlenmiş olanlar inanır. 

Ey insanlar!

Adaletsizliklere ses çıkarmayan, boynunu büküp susan, bu mücadeleye arkasını dönenler, dilsiz şeytan gibidir. Adalet duygun yoksa ve o seni harekete geçirmiyorsa, ne kadar ibadet edersen et, isterse bütün gece ve gündüzün kilisede, camide, havrada veya bir Budist tapınağında geçsin, insanlığa karşı görevini yapmış olmayacaksın. Kendin için istediğini başkaları için de istemezsen, tabiatın cömert sofrasına diğer insanlarla birlikte oturmaya razı değilsen, hiçbir evladının aç kalmasına gönlü razı olmayan bir ananın duygularını taşımıyorsan dinden de diyanetten de hiçbir şey anlamamışsın demektir. (31 Mayıs 2018)

Yayınlandığı Kategori Konuk Kalem
Pazartesi, 11 Haziran 2018 16:02

Paran varsa sınava girersin! Paran yoksa?

Ülkemizde işsizlik had safhada. Genç işsizlerin oranı yüzde yirmiyi geçti. Buna mukabil işsiz gençlerin iş bulmak umuduyla girdikleri sınavlardan adeta harç adı altında haraç alınıyor. KPSS sınavından belirlenen barajın üstünde puan alıp, iş başvurusu yapan işsiz gençlerden heyet raporu almak için hastanelere başvurduklarında 200 TL heyet raporu ücreti isteniyor!

Peki işsiz genç, heyet raporu için istenen 200 TL’yi nereden bulacak.Hele ailesinin de ekonomik durumu iyi değilse 200 Lirayı babasından, annesinden nasıl isteyecek? 

İşsiz gençlerin iş bulma umudu ile girdikleri sınavlardan alınan harç ücretine, haraca ne demeli? Üniversiteyi bitiren genç işsiz. Bir geliri yok. İş bulma umuduyla sınavlara girecek, sınav için de şart var. Sınav harcı haracı, paran varsa sınava girersin. Ya paran yoksa?

İşsiz üniversite mezunu gençlerin iş bulmak umuduyla girecekleri sınavlar için istenen ücretlere bakar mısınız;

Genel Yetenek-Genel Kültür : 60,00 TL

Eğitim Bilimleri : 60,00 TL

KPSS Alan Bilgisi Sınavları  (Kamu Yönetimi, Uluslararası İlişkiler, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri) : 40,00 TL

KPSS Alan Bilgisi Sınavları 2. Oturum (Hukuk, İktisat, Maliye) : 40,00 TL

KPSS Alan Bilgisi Sınavları 3. Oturum 

(İşletme, Muhasebe, İstatistik) : 40,00 TL

Geç başvuruda bulunacak adayların ödeyeceği sınav ücreti ise genel yetenek-genel kültür, eğitim bilimleri, ÖABT için : 90 TL

Alan bilgisi sınavlarının her bir oturumu içinse : 60 TL olarak belirlendi.

Yayınlandığı Kategori Manşet

İyi Parti 1. sıra milletvekili adayı Osman Kurt düzenlenen basın toplantısında yaptığı  açıklamalarla güne damgasını vurdu. İyi Parti 1. Sıra Milletvekili Adayı Kurt, Ak Partililerin kendilerine karşı yürüttükleri “onlar PKK’lı ve FETÖ’CÜ” propagandalarına karşılık şok açıklamalarda bulunarak; 

Ak Parti’de görevli bazı elemanların esnaf ziyaretlerinde kendisi ile ilgili PKK’lı olduğu yönünde iftiralar attıklarına, kendisine Ak Partili kuzeni Deniz Kurt’un bile oy vermeyeceğini iddia ettiklerine değinerek,

“Kuzenim bizimle gezmeye başlayınca kimyaları bozuldu, tüm bunlardan sonra biz PKK’lı olduk, FETÖ’cü olduk’ dedi.

İyi Parti 1. sıra Milletvekili Adayı Osman Kurt açıklamasında PKK’nın ve FETÖ’nün terör örgütleri olduğuna da dikkat çekerek ;

“Biliyorsunuz en büyük terör örgütü PKK’dır. PKK bölge halkının olduğu kadar bizim de başımızın bir belası. Nasıl ki bunlar gelmeden önce PKK konusu kapandıysa, biz PKK bitireceğiz. Şimdi bir diğer terör örgütüde FETÖ. Arkadaşlar FETÖ ile mücadele ettiklerini iddia ediyorlar. Bu konuda bazı şeylere değinmek istiyorum. Biz siyasette, dili iyleşsin diye uğraşıyoruz.  Aşağı yukarı 1 aydırda sahalardayız. Şahıslar üzerinden asla siyaset konuşmadık. Fakat bu arkadaşların atanan il ve ilçe başkanları da dahil olmak üzere arkadaşlarıma, genel başkanıma ve şahsıma yönelttikleri birtakım iddialar var. Burdur’da Osman Kurt’u nasıl bilirdiniz desem, kimse benim PKK’lı olduğumu iddia edemez. Ama bu arkadaşların görevli elemanları Burdur’da enaf arkadaşları dolaşırken benim PKK’Iı olduğumu iddia ediyorlarmış. Buna 10 yaşındaki çocuklar bile güler. Bir diğer konu kuzenim benim başka bir partiye mensup. Onunla ilgili 1 aydır propaganda yapıyorlar. Kuzeni bile oy vermeyecek diye. Kendisi bizimle beraber gezmeye başlayınca kimyaları bir kat daha bozuldu. Ondan sonra artık biz FETÖ’cü, PKK’lı olduk. FETÖ’den konu açıldıysa bizi suçlayan arkadaşlara birtakım sorular sormak istiyorum.  Şimdi hepiniz bildiği 15 Temmuz, onlara göre 15-17 Aralık’tır milat. Ama 15 Temmuz’dan sonra hırslandılar. Bu terör örgütünden beslenen kim varsa gereken cezayı almalıdır. Üst kademeki siyasi ayaklara dokunmayacaksınız, asgari ücretle evine ekmek götürmeye çalışan adamları içeriye atacaksınız. Bu bizim için gönlümüzü yaralayan bir unsurdur. Şimdi 15 Temmuz’dan sonra binlerce insana soruşturma açıldı. Üst kademede ve siyaset ayağındaki kimseye dokunulmayıp, evine ekmek götürmek için çalışan asgari ücretlinin cezaevine atılması bizi yaralayan bir konudur.”diyerek kaygılarını dile getirdi.  

Konu açıldığına göre şu sorularıma cevap versinler diyen Osman Kurt Ak Partililere seslenerek;

“Burdur’daki FETÖ soruşturma dosyalarında ve açılan davalarda Dişçi Bayram adının geçtiğini, bu kişinin yönlendirilmesi sonucu da FETÖ’ye katıldıklarını söyleyenlerin olduğunu ifade ederek, bu kişiler kim sorusunu yöneltti.

FETÖ’ye ait olan KHK ile kapatılan Alparslan Alican Koleji’nin müteahhidini de soran Kurt, Şehit Kalmaz Caddesi’nde bulunan FETÖ Yurdu’nun kime ait olduğunu da sorarak, anlattıklarının MİT raporlarında geçen konu olduğunu da sözlerine ekledi. 

Konuşmasının sonunda kendilerini PKK’lı ve FETÖ’cü olarak suçlayan iktidar partisine yönelik sorularına tekrarlayarak sorularına cevap istedi. 

 

Yayınlandığı Kategori Manşet
Pazartesi, 11 Haziran 2018 16:02

Altınyayla’da Ak Partiye yoğun ilgi

AK Parti Burdur İl Başkanlığı seçim programı kapsamında Altınyayla ilçe halkı ile buluştu. 

AK Parti Burdur İl Başkanlığı’ndan , seçim programı kapsamında Altınyayla Halkı ile buluşmaya dair açıklama yapıldı;

 AK Parti Burdur İl Başkanı Volkan Mengi, AK Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik beraberinde Altınyayla Belediye Başkanı Ahmet Serttaş, AK Parti İl Yönetim Kurulu Üyeleri, AK Parti Altınyayla teşkilatının katılımıyla gerçekleşen toplantıda, ilçe meydanındaki büyük kahvede vatandaşlara hitap edildi. 

AK Parti Burdur İl Başkanı Volkan Mengi, AK Parti 27. Dönem Milletvekili Adayları Bayram Özçelik, Yasin Uğur ve Emine Aktaş’ı, Altınyayla halkına anlatarak tanıttı. 

Altınyayla Her Zaman Ak Parti’ye Teveccüh Gösterdi

Altınyayla ilçesinin tüm seçimlerde AK Parti’ye teveccüh gösterdiğini dile getiren İl Başkanı Volkan Mengi, “Seçim çalışmalarımızı tüm hızla devam ediyoruz. Burdur il genelinde tüm ekiplerimiz sahada vatandaşlarımızla buluşuyor. Altınyayla’mız, Hükümetimize her zaman destek verdi, 24 Haziran seçimlerinde de AK Partimizi destekleyeceklerine inancımız tamdır” dedi. 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kapsamında Güçlü Hükümet hedefini işaret eden Başkan Mengi, “Türkiye’yi alt orta gelirli ülkeler liginden üst orta gelirli ülkeler ligine yükselttiğimiz, başarılarla dolu geçen son 16 yılımız, 16 Nisan 2017 Anayasa Halk Oylamasıyla milletimizin evet dediği yönetim sistemi değişikliği ile taçlanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Hükümet Sistemi, milletimizin iradesiyle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak değiştirilmiştir. 24 Haziran Seçimleri ile birlikte en öncelikli meselemiz, halkoylaması sonuçlarının tüm unsurlarıyla hayata geçirilmesi, “milli iradeye dayalı etkin işleyen bir yönetim” yapısı tesis edilmesidir. Yeni yönetim sistemine yasal ve kurumsal uyum süreci, 2023 hedeflerimiz çerçevesinde “reformcu” bir anlayışla hayata geçirilecektir. Seçimlerin beş yılda bir yapılması istikrarı ve öngörülebilirliği sağlayacak, belirsizlikleri azaltacaktır. Anayasa değişikliğiyle devletin başı sıfatıyla yürütme yetkisinin verildiği Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde artık daha çabuk karar alacak ve daha hızlı işleyecek bir devlet sistemine geçiyor, Meclis ve Hükümetin daha uyumlu bir biçimde çalışacağı bir döneme giriyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yeni bir şahlanış dönemine gireceğiz. Bu dönemde bürokrasinin azaldığı hızlı ve etkili yönetim; ekonomik büyüme, refah ve kalkınmanın garantisi olacaktır. Hızlı karar alan, hızlı icraat ve reform yapan, etkin bir yönetim modeli oluşturacağız. Yeni sistemle Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatı politika ve strateji geliştirmeye, izleme ve değerlendirmeye yoğunlaşırken, bakanlıklar daha icracı ve fonksiyonel bir yapıda şekillendirilecektir. Bakanlar artık milletvekili olmayacak, dolayısıyla seçim bölgesinden çok kendi asli işlerine yoğunlaşacaklardır. Vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılayan, gelişmelere ayak uyduran, kurumların hızlı çalışmalarını sağlayan bir yönetimi hakim kılacağız. Bürokrasiyi azaltırken, büyümeyi hızlandıracak, 2023 ve ötesine uzanan hedeflerimize ivme kazandıracağız” açıklamasında bulundu. 

AK Parti Burdur Milletvekili ve 27. Dönem Burdur Milletvekili Adayı Bayram Özçelik ise Altınyayla yatırımları ile ilgili bilgi verdi. Milletvekili Özçelik, “Altınyayla Regülatör Sulaması bitirildi, Altınyayla gölet proje ve etüt çalışmaları tamamlandı. Bu yıl YÖK tarafından MAKÜ Altınyayla Mehmet Tuğrul MYO’ya 60 öğrenci alınması onaylandı. Altınyayla dere ıslah ve kanalizasyon çalışmaları tamamlandı. SUKAP kapsamında ise içme suyu şebeke ve kanalizasyon altyapıları yenilendi. Dirmil Çevre yolu ise zaten biliyorsunuz bitirilmişti.” dedi. 

Yağlı Güreş Alanı Yenilendi

Milletvekili Özçelik, Altınyayla ilçesinde geleneksel olarak düzenlenen ve Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin rövanşını temsil eden Altınyayla Altın Sipsi Yağlı Güreşlerinin düzenlendiği güreş alanı ve seyirci tribünlerinin ise Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak tarafından aktarılan 300 bin TL’lik ödenek ile bakım ve onarımı yapılarak yenilendiğini sözlerine ekledi. 

Ak Parti İl Başkanı Volkan Mengi, AK Parti Burdur Milletvekili ve 27. Dönem Burdur Milletvekili Adayı Bayram Özçelik, Altınyayla Belediye Başkanı Ahmet Serttaş,  İl Yönetim Kurulu Üyeleri ve AK Parti Teşkilatı, seçim çalışması kapsamında Altınyayla ilçesine bağlı Ballık, Çörten, Çatak, Asmabağ, Kızılkaya Köylerini ziyaret ederek, vatandaşlarla buluştu. 

 

 

Yayınlandığı Kategori Manşet

Döviz kurunun yüksekliği dış ticaret açığını da yükseltiyor. İthalat gider kalemlerinin başında da enerji geliyor. 2017 yılında 55 milyar 250 milyon metreküp doğalgaz ithalatı gerçekleşti. Doğalgazda dışa bağımlı olan Türkiye’nin,biyogaz üretimi ile ithal doğalgaza olan bağımlılığını azaltabileceğini söyleyen IFAT Eurasia Proje Müdürü Namık Sarıgöl, “Türkiye’de her yıl çöpe atılan bitkisel ve hayvansal atıklar ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayabilir. Teknolojinin hızla geliştiği bu dönemde atık yönetiminde doğru karar ve uygulamalar çok önemli. Bu hem ülke ekonomisine hem de çevreye katkı sağlar.28-30 Mart 2019 tarihleri arasında düzenlenecek ‘IFAT Eurasia Çevre Teknolojileri Fuarı’ bu kapsamda yeni açılımlar sağlayacak” dedi.

Elektrik üretimi, yerleşim birimleri ve sanayi kullanımı gibi birçok farklı alanda doğalgaz kullanılıyor. Çok yönlü bir kullanımı olan fosil yakıt, Türkiye gibi doğalgaz ithal eden ülkeler için önemli bir gider kapısı oluyor.‘Doğalgaz ithalatını nasıl azaltabiliriz?’ sorusunun cevabı ise biyoenerjide saklı. Biyoenerji Derneği Başkanı 2. Başkanı Sedat Akar, Türkiye’nin biyoenerji potansiyelinin çok yüksek olduğunun altını çiziyor. Akar, ‘’Bitkisel ve hayvansal atıkların ortak adı organik maddelerdir. Bu organik maddelerin oksijensiz şartlarda fermentasyonu sonucu biyogaz üretiliyor. Biyogaz, içindeki karbondioksit ayrıştırıldığında ise doğalgaza dönüşüyor. Ülkemizde kurulan biyogaz santralleri ağırlıklı olarak elektrik ve gübre üretimi yapıyor. Türkiye potansiyel olarak doğalgaz tüketiminin yüzde 6’sını karşılayabilir ama hali hazırda bu rakam yüzde 2. Kendi doğalgazımızı ürettiğimizde ise ülke ekonomisine yaklaşık 1 milyar dolarlık katkı sağlayabiliriz” diye konuştu.

 

Geleceğin Sektörü Çevre Teknolojileri

Yükselen bir sektör olan çevre teknolojileri her geçen gün önem kazanıyor. Teknolojinin doğru kullanımının çevreye olduğu kadar ekonomiye de olumlu etki yapacağını söyleyen IFAT Eurasia Proje Müdürü Namık Sarıgöl ise, “ Çevre teknolojilerine yapacağımız yatırım aynı zamanda ekonomik anlamda da katkı sağlayacaktır. Türkiye tarım, hayvancılık ve gıda sektörlerinde önemli bir üretici statüsünde ama burada çıkan atıkları değerlendirme konusunda yetersiz kalıyoruz. Doğru hamleler ile doğalgaz ithalatını azaltabiliriz “ dedi.

 

Yayınlandığı Kategori Manşet
Pazartesi, 11 Haziran 2018 16:01

12 Haziran 2018 - Salı - Burdur Gazetesi

12 Haziran 2018 - Salı - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv