Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Çarşamba, 02 Mayıs 2018 15:50

TKDK Burdur’a 70 Milyon yatırım yapacak

AKParti Burdur Milletvekili TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Bayram Özçelik, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK)’ya başvurular hakkında açıklama yaptı;

Açıklamasında, Burdur’da TKDK tarafından tanıtım çalışmalarının hızla devam ettiğini ve yatırımcılardan da ciddi proje başvurularının olduğunu belirten Burdur Milletvekili Bayram Özçelik “ Ulusal fon ve Avrupa Birliği eş finansmanından oluşan hibe desteklerinden tüm çiftçilerimizin ve üreticilerimizin yararlanabilmesi adına çok kapsamlı bir tanıtım çalışmasında bulunan ve bu minvalde merkez de dahil tüm ilçeler, paydaş kurumlar, üniversite, sivil toplum örgütleri, odalar-birlikler ve pek çok köyü ziyaret eden Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), Burdur İl Koordinatörlüğüne proje başvuru süreci tamamlandı.

3. çağrıya çıktığı 21 Aralık 2017 tarihinden bu yana Burdur’a daha fazla yatırım yapmak adına hizmet eden Burdur İl Koordinatörlüğü, almış olduğu 77 adet projeyle tarım ve hayvancılık sektöründe ülkenin önde gelen büyükşehirlerini geride bırakarak İlimize 70 milyon liralık yatırım kazandırma fırsatını elde etmiştir. Bal ve arı ürünlerinden fotovoltaik güneş enerjisi sistemlerine, makine parkından mantar ve süs bitkileri yetiştiriciliğine kadar pek çok sektörde proje alan İl Koordinatörlüğü, kırsal turizm kapsamında başvurusunu almış olduğu 17 adet projeyle turizm sektörüne ciddi bir katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Süt hayvancılığı, besicilik ve tıbbi-aromatik bitki yetiştiriciliği projelerinin de aralarında bulunduğu 70 milyon liralık yatırım başvurusunun olumlu olarak değerlendirilmesi halinde yaklaşık 37 milyon liralık kısmı ise geri ödemesiz olarak verilecektir. Bu kapsamda bizlerde elimizden gelen gayreti göstererek projelerin ilimize kazandırılması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”dedi.

 

Yayınlandığı Kategori Manşet
Çarşamba, 02 Mayıs 2018 15:50

03 Mayıs 2018 - Perşembe - Burdur Gazetesi

03 Mayıs 2018 - Perşembe - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

Son dönemde ülkemizde güneş enerjisinden elektrik elde etme çalışmalarına hız verildi. Ancak güneş enerjisinden elektrik elde etmede gelinen seviye, toplam harcanan elektrik enerjisine oranla çok düşük. Bununda sebebi Güneş Enerjisinden elektrik üretme çalışmalarının diğer ülkelere göre çok geç başlamış olması. Güneş enerjisinden elektrik elde etmek isteyen girişimcilerin önünü açacak çalışmalarda geç kalınması.

Halen ülke çapında büyük firmalar Güneş Tarlaları oluşturup, Güneş Panelleri aracılığıyla güneş enerjisinden elektrik üretme çalışmaları yapmaktalar. 

Bir Zen Enerji kuruluşu olan Burdur Enerji, ilimizde ve bölgemizde bu alanda büyük yatırımlar yaparak, Güneş Enerjisinden Elektrik üretmekte.

Yeşilova-Yarışlı Köyü-Kurucaova mevkiinde üretimde olan 8 MW’lık güneş enerjisi santralı, 160 dekar alanda 32 Bin Güneş Panelinden oluşmakta. Yıllık ortala 14 Milyon KW Saat elektrik üreterek ülke ekonomisine katkı sunmakta. Zen Enerji AŞ, Bölge Müdürü Süleyman Güler Konuya dair gazetemize yaptığı açıklamada; 

“Yenilenebilir enerjide devletin verdiği güç ve destekle, enerjide dışa bağımlı olduğumuz, % 70’in üzerindeki ağır finansal yükü, yüzde olarak aşağılara çekmek için, Zen Enerji AŞ olarak, Türkiyemiz’de yatırımlarımızı sürdürmekteyiz.  Ülkemizde yenilenebilir enerji kurulumu ve üretimi yapmak için yeteri kadar tarım dışı araziler vardır. Burdur Güneş enerjisinden elektrik üretimi konusunda uygun bir konumdadır ve uygun iklim yapısına sahiptir.

Bu vesile ile katkı ve yardımlarından dolayı, CK Akdeniz Elektrik Dağıtım Aş  Sayın Burdur İl Yönetimine ve İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel iyileştirme Müdürü  Sayın Osman Çetin ve ekibine teşekkür ederiz. Ayrıca Burdur Enerji AŞ Montajından evvel ve sonra katkılarından dolayı Burdur Sayın Valiliğine saygılarımızı sunarız.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Çarşamba, 02 Mayıs 2018 15:50

Akçaenişten Bir Ses, Bir Soluk

Halil Ayar Elmalı Akçaeniş Köyü’nden bir Alevi bilgesi, bir ozan. Şiirlerle yazdığı yaşam öyküsü bir acı destan.

Yalnız Halil Ayar’ın hikayesi mi acı olan?

Aleviler bu topraklarda yüzlerce yıl oradan oraya sürüldüler, ezildiler ama çektikleri onca aşağılanmaya, dışlanmaya rağmen yaşama sevinçlerini korudular, insanı, doğayı korumaktan asla vazgeçmediler. Pirsultandan’dan Karacaoğlana, Nesimi’den, Muhlis Akarsu’ya Mahzuniye kadar pek çok büyük Alevi ozan, bilge, Anadolu’nun yüzakıdır. Alevi deyişlerini, semahlarını çıkartırsak çok zengin kültürümüzden geriye ne kalır?

Şahan Haritacılık’ın sahibi Ahmet Şahan Gazetemize gelerek, Amcası Halil Ayar’ın şiirlerinin yer aldığı ve kendisinin bastırılmasına öncülük ettiği “Akçaeniş’ten Bir Ses, Bir soluk” adlı şiir kitabını bize armağan etti.

Halil Ayar kitapta dedesinin Çukurova, Afyonkarahisar-Sandıklı-Dinar-Tefenni Eşeler Dağı, Denizli, Isparta, Çameli Karafilli Yaylası ve Dalaman ve yöresinde bulunduktan sonra Elmalı-Akçaeniş’e yerleşmiş.

Halil Ayar’ın dedesi değildir yalnızca, ilden ile dağdan dağa göç etmek zorunda bırakılan. Aleviler Anadolu’nun hemen her yerinde, sırf Alevi oldukları için, yüzlerce yıl dışlandılar, sürüldüler, açlığa, yokluğa mahkum edildiler, Ama onlar her şeye rağmen direnip, çalışıp ekmeklerini, dağdan, taştan çıkarıp var olmayı, üstelikte öyle sürünerek değil, türküleri, deyişleri, semahları, ozanları, kahramanları ile dimdik ayakta kalmayı, başarıp Anadoluya binlerce şiir, deyiş, semah, türkü, güzel gelenekler, cemler armağan ettiler;

Yolumuz uzun gidelim gardaş

Aydın’da Bedrettin, Amasya’da Baba İshak,

Asılan Mansur dedi Enel Hak.

Haksızlar karşısında konuşmak yasak.

Öyleyse gardaş susmamız gerek.

***

Üç kişiydiler sabaha karşı asıldılar.

Uyur iken Nurhaklarda basıldılar.

Toprak işleyenin, su kullananın dediler.

Onları bile duymadık gardaş.

***

Gözlerin kör, kulağın sağır.

Bu işin bedeli elbette ağır.

Madımak Otel’i yanmış bir demir.

Muhlis Akarsu’yu görmemiz gerek.

***

Sen susarsan ben susarsam kim diyecek?

Haklının hakkını haksız yiyecek.

Biri gelip donumuza kadar soyacak.

Çıplak gezme gardaş giymemiz gerek.

***

Soğana muhtacız şükür dedin.

Pir Sultan’ı astılar emir dedin.

Evde ekmek yok kader dedin.

Aç gezme gardaş yememiz gerek.

***

Paramızı götürdü verdi Arap’a

Bizi muhtaç etti bir çift çoraba.

Yine ciftliğinde etti maraba.

Bizim de Aydın’a gitmemiz gerek.

***

Sen ürettin o yedi.

Sen bilmezsin uyu dedi.

Ben vekilin olayım, “oy” dedi.

Kime oy verilir bilmeniz gerek.

***

Egemenliği bize verdi yüce Atatürk.

Birileri gasp etti yine olduk hiç.

Yürü bre yoldaş vakit olmadan geç.

AYAR’ı da götür gardaş gitmemiz gerek

Yayınlandığı Kategori Manşet
Çarşamba, 02 Mayıs 2018 15:50

Kuraklık ekinleri kuruttu

Geçtiğimiz kış ilimize doğru dürüst kar, yağmur yağmadı. Kış boyunca köylü, yağmur, kar bekledi. Üstelik sıcaklarda erken bastırınca, ekilen buğday, arpa boy atamadı. Sıcaklar ve susuzluk, ekinlerin  boy atmasına gelişmesine izin vermedi. İlimizin pek çok yerinde ekinler boy atmadan evinlenmeden kurumaya başladı.

Ülkemiz, yanlış tarım politikaları nedeniyle zaten dışardan Buğday, Arpa, Nohut, Saman ithal eder durumdaydı. Bu yılki kuraklık üstüne tuz biber oldu.

Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de küresel ısınma hüküm sürüyor. Yağışlar azalıyor, mevsimler kayıyor. Yer üstü suları kayboluyor. Yeraltı suları daha derinlere çekiliyor. Yapılması gereken suyun en tasarruflu biçimde kullanılması, devlet desteğiyle, vahşi sulamanın bırakılıp, damla sulamaya geçilmesi. Önümüzdeki yıllar daha çok su sıkıntısına yolaçacak. Bizimde susuzlukla başedebilecek önlemlere yönelmemiz gerekiyor.

Önümüzdeki yıl çiftçileri, hayvan yetiştiricilerini zor günler bekliyor. Çünkü topraktan kaldırılan ürün ihtiyacı karşılamayacak!

Yayınlandığı Kategori Manşet
Çarşamba, 02 Mayıs 2018 15:50

Satılan Öküzler

Rıza Dayı yaşlı biridir. Evde yaşlı bir hanımı var.Çocuklar köyden gitmişler. Sabahleyin öküzlerini önüne koyarak çifte gider, akşama yorgun döner. Toprağı azdır, sürmek zorundadır. Ayşe Nine onun bu yorgun haline acır. “Adam rençberlik yapma. Bu yaşta sana zor geliyor. Gücün yetmiyor.”diye söyler.

Öğleyin eve Fazıl isminde komşusu gelir.Ayşe Nine uykudadır. Ayşe Nine! Ayşe Nine! Bu sesten Ayşe Nine uyanır. “Hayrola Fazıl. Ne bağırırsın?” “Ayşe Nine, Rıza Dayı düşmüş. Öküzler sürümüş. Biz uzaktan gördük. Kaldırdık. Getiremedik.

Ayşe Nine telaşlanır. Tanıdıklarına haber salar. Rıza Amca’yı eve getirirler. Birkaç gün evden çıkmaz. Yatmak iyi gelmiştir. Geçmiş olsuna gelenlere Ayşe Nine öküzlerin satılacağını söyler.

Rıza Dayı biraz iyi olunca yavaş yavaş yürüyerek evlerine yakın ağaç gölgesinde oturur. Köyde Çelep Ahmet diye biri vardır. Bu hayvan alım satımı yapar. Tüm çevre köylerince tanınan biridir.

Çelep Ahmet, Rıza Dayı’nın öküzlerinin satılacağını duyar. Ağaç dibindeki gölgede oturan Rıza Dayı’nın yanına gelir. Selamlaşırlar.

“Rıza Dayı öküzlerini satacakmışsın. Satma niyetindeysen ben alayım.” Der. Rıza Dayı piyasadan habersizdir. Ayşe Nine öküzleri satmama taraftarı. Rıza Dayı;“Dayım satmak istiyorum. Sağlığım çiftçiliğe elverişli değil.”der. Çelep Ahmet; “Söyle kaç para istersin? Uzlaşırsak al paranı, ben öküzleri götüreyim.” Der.

Zavallı Rıza Dayı, iki öküzün fiyatını, tek öküz fiyatı söyler. Çelep olmaz der. Ucuz fiyatı tekrar pazarlığın içine sokar. Hayırlaşırlar. Çelep parayı verir. Ahırdan öküzleri alır, kaybolur. Rıza dayı hanımını memnun etmek düşüncesiyle müjde verir gibi öküzleri sattığını hanımına söyler. Hanımı “Bu çok ucuz. Olmaz. Git, söyle öküzlerimizi geri versin. Parasını ver.”der.

Rıza Dayı Çelep Ahmet’i arar. Bulamaz. “Akşam kahvede bulurum.”der. Akşamın olmasını bekler. Topal ayağı ile yavaş yavaş yürür. Kahve alışkanlığı yoktur. Rıza amcanın kahveye gelmesine herkes şaşırır. Çelep Ahmet’in masası doludur. Yavaşça onların yanına sokulur. Merhabalaşmalar olur. Çaylar içilir.

Rıza Dayı, Ahmet oğlum ben öküzlerimi satmaktan vazgeçtim. Yarın sağlığıma kavuşunca yine ekip-biçme işini yaparım diye düşündüm. Çelep Ahmet “Ben aldığım öküzleri geri veremem o iş bitti.”der. Ahmet terbiyesiz ağzı bozuk biridir. 

Rıza Dayı; “Dayım şu paraları al. Bu yaşta kırma beni. Öğleyin aldın. Aradan gün geçmedi.” Der.

“Olmaz Rıza Dayı! Vermem dediysem vermem.” Yanındakiler ver Ahmet! Yaşlı dayıyı kırma derlersede olmaz. Rıza Dayının sesi yükselir. Ahmet güçlüdür. Kızar. Verip vermeme hararetlenir. Ahmet “Sen ne söz anlamaz birisin vermeyeceğim. Nereye gidersen git.”

Rıza Amca “Ben zorlada oysa öküzlerimi alacağım.”Alamazsın. Alırım. Derken sinirler gerilir. Çelep Ahmet; “Öküz yerine bilmem neyimi al”der.

Kahve suskundur. Ahmet’in bu sözü hakarettir. Rıza Dayı; “Bak Ahmet ben senin dediğini alırım. Ama evinizde lazım olup istemeye gelen olursa senin bilmem neyin yerine ben kendiminkileri veririm.”der.

Bu söz çok ağırdır. Sandalyeyi kaldırır. Rıza Amcaya vuracağı zaman durdururlar. Tüm köylü Rıza Amcadan olur. Parayı Çelep Ahmet’e verirler.

Yayınlandığı Kategori Köşe Yazıları
Çarşamba, 02 Mayıs 2018 15:50

Satılan Öküzler

Rıza Dayı yaşlı biridir. Evde yaşlı bir hanımı var.Çocuklar köyden gitmişler. Sabahleyin öküzlerini önüne koyarak çifte gider, akşama yorgun döner. Toprağı azdır, sürmek zorundadır. Ayşe Nine onun bu yorgun haline acır. “Adam rençberlik yapma. Bu yaşta sana zor geliyor. Gücün yetmiyor.”diye söyler.

Öğleyin eve Fazıl isminde komşusu gelir.Ayşe Nine uykudadır. Ayşe Nine! Ayşe Nine! Bu sesten Ayşe Nine uyanır. “Hayrola Fazıl. Ne bağırırsın?” “Ayşe Nine, Rıza Dayı düşmüş. Öküzler sürümüş. Biz uzaktan gördük. Kaldırdık. Getiremedik.

Ayşe Nine telaşlanır. Tanıdıklarına haber salar. Rıza Amca’yı eve getirirler. Birkaç gün evden çıkmaz. Yatmak iyi gelmiştir. Geçmiş olsuna gelenlere Ayşe Nine öküzlerin satılacağını söyler.

Rıza Dayı biraz iyi olunca yavaş yavaş yürüyerek evlerine yakın ağaç gölgesinde oturur. Köyde Çelep Ahmet diye biri vardır. Bu hayvan alım satımı yapar. Tüm çevre köylerince tanınan biridir.

Çelep Ahmet, Rıza Dayı’nın öküzlerinin satılacağını duyar. Ağaç dibindeki gölgede oturan Rıza Dayı’nın yanına gelir. Selamlaşırlar.

“Rıza Dayı öküzlerini satacakmışsın. Satma niyetindeysen ben alayım.” Der. Rıza Dayı piyasadan habersizdir. Ayşe Nine öküzleri satmama taraftarı. Rıza Dayı;“Dayım satmak istiyorum. Sağlığım çiftçiliğe elverişli değil.”der. Çelep Ahmet; “Söyle kaç para istersin? Uzlaşırsak al paranı, ben öküzleri götüreyim.” Der.

Zavallı Rıza Dayı, iki öküzün fiyatını, tek öküz fiyatı söyler. Çelep olmaz der. Ucuz fiyatı tekrar pazarlığın içine sokar. Hayırlaşırlar. Çelep parayı verir. Ahırdan öküzleri alır, kaybolur. Rıza dayı hanımını memnun etmek düşüncesiyle müjde verir gibi öküzleri sattığını hanımına söyler. Hanımı “Bu çok ucuz. Olmaz. Git, söyle öküzlerimizi geri versin. Parasını ver.”der.

Rıza Dayı Çelep Ahmet’i arar. Bulamaz. “Akşam kahvede bulurum.”der. Akşamın olmasını bekler. Topal ayağı ile yavaş yavaş yürür. Kahve alışkanlığı yoktur. Rıza amcanın kahveye gelmesine herkes şaşırır. Çelep Ahmet’in masası doludur. Yavaşça onların yanına sokulur. Merhabalaşmalar olur. Çaylar içilir.

Rıza Dayı, Ahmet oğlum ben öküzlerimi satmaktan vazgeçtim. Yarın sağlığıma kavuşunca yine ekip-biçme işini yaparım diye düşündüm. Çelep Ahmet “Ben aldığım öküzleri geri veremem o iş bitti.”der. Ahmet terbiyesiz ağzı bozuk biridir. 

Rıza Dayı; “Dayım şu paraları al. Bu yaşta kırma beni. Öğleyin aldın. Aradan gün geçmedi.” Der.

“Olmaz Rıza Dayı! Vermem dediysem vermem.” Yanındakiler ver Ahmet! Yaşlı dayıyı kırma derlersede olmaz. Rıza Dayının sesi yükselir. Ahmet güçlüdür. Kızar. Verip vermeme hararetlenir. Ahmet “Sen ne söz anlamaz birisin vermeyeceğim. Nereye gidersen git.”

Rıza Amca “Ben zorlada oysa öküzlerimi alacağım.”Alamazsın. Alırım. Derken sinirler gerilir. Çelep Ahmet; “Öküz yerine bilmem neyimi al”der.

Kahve suskundur. Ahmet’in bu sözü hakarettir. Rıza Dayı; “Bak Ahmet ben senin dediğini alırım. Ama evinizde lazım olup istemeye gelen olursa senin bilmem neyin yerine ben kendiminkileri veririm.”der.

Bu söz çok ağırdır. Sandalyeyi kaldırır. Rıza Amcaya vuracağı zaman durdururlar. Tüm köylü Rıza Amcadan olur. Parayı Çelep Ahmet’e verirler.

Yayınlandığı Kategori Köşe Yazıları

1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamaları çerçevesinde Eski Garaj’dan başlayan kortej yürüyüşü, Cumhuriyet Meydanı’na kadar devam etti.

1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarına büyük küçük, her kesimden vatandaş katıldı. Kapitalizme, faşizme karşı atılan sloganlarla birlikte 1 Mayıs bayram havasında kutlandı. Yürüyüşte ön sıralarda yer alan Ağlasun CHP İl Örgütü yönetim üyelerinden 78 yaşındaki işçi emeklisi Hüseyin Uçak kutlamanın başından sonuna kadar bayrağını elinden bırakmadı. 

1 Mayıs İşçi Bayramı’na katılanlar arasında yer alan 78 yaşındaki, Hüseyin Uçak,  yıllarca orman işçisi olarak çalışmış. Hüseyin Uçak yürüyüşün en başından , katılımcılarla  beraber, Eski Garaj’dan Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü. Neredeyse ömrünün yarısını işçi olarak geçirdiğini söyleyen emekçi Hüseyin Uçak;

“Yıllarca orman işçisi olarak çalıştım. Ömrümüz çalışarak geçti. 78 yaşındayım ama arkadaşlarımı yalnız bırakmamak için bende kutlamaya katıldım. Eşim yıllar önce vefat etti. Askerden geldiğim bu yana CHP’ye üyeyim. Şimdi de yönetim kurulunda yer alıyorum. Ben bu siyasete yıllardan beri gönül verdim. Yıllarca yorulmadan partime hizmet etmeye çalıştım. 

Neredeyse elli yılı aşkındır CHP’ye gönül verdik. Bugünde 1 Mayıs İşçi Bayramı. Arkadaşlarımı yalnız bırakmamak için onlarla beraber 1 Mayıs İşçi Bayramı’na katıldık. Bu yaşıma kadar ülkem için bir şeyler yapmaya, faydalı bir birey olmaya çalıştım. 78 yaşında yım. Askerden geldiğimden bu yana CHP İl Örgütü’ndeyim. Biz hepimiz bu işe gönül verdik. Halkımız için Ağlasun CHP İlçe Başkanlığı üyeleri olarak elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. 

Bende bir emekçiyim. Emekli oluncaya kadar ormanda işçisi olarak çalıştım. Askerden geldiğim günden beri bu partinin içinde yer aldım. Almaya da devam ediyorum. Vatandaşımız ve ülkemiz için faydalı bireyler olmak uğruna büyük bir çabayla çalışıyoruz. Ben, CHP Ağlasun İlçe Örgütü’nün içinde yer almaktan mutluyum. 

Yıllarca orman işçisi olarak çalıştığım için 1 Mayıs İşçi Bayramı’na katıldım. CHP İlçe Başkanlığı üyelerimizi yalnız bırakmak istemedim. Gücümün ve yaşımın yettiği kadarda partime ve ülkeme elimden geldiğince katkı sağlamaya devam edeceğim.” Dedi.

Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet

Türk Kurtuluş Savaşı’nın verildiği 1919-1922 dönemi, sosyalizm ve işçi hareketlerinin dünyayı kasıp kavurduğu yıllardı. 

1 Mayıs 1920: Dünyada 1 Mayıs kutlamaları Dünya işçi sınıfı hareketini doğal müttefiki kabul eden Anadolu basınına yansıdı. Ankara ile İstanbul arasında köprüler atılmıştı. İstanbul’da Damat Ferit Hükümeti, Kuvayı Milliye’ye karşı iç isyanları körüklemekle meşguldü. TBMM açılalı bir hafta olmuştu. Ankara’da Hâkimiyeti Milliye, Konya’da Öğüt, Kastamonu’da Açıksöz, Balıkesir’de İzmir’e Doğru gazeteleri bu kutlamalara yer verdiler. Karabekir de gelişmeleri günü gününe not ediyordu. İstiklal Harbimiz kitabında 1 Mayıs kutlamalarından söz etti. Buna göre Avrupa’da birçok merkezde olduğu gibi Sovyetlerde ve Kafkas ülkelerinde de kutlamalar yapılmıştı. Moskova telsiziyle yayılan ve Karabekir’in TBMM’ne, kolordulara, Trabzon ve Van illeriyle, Kendi komutası altındaki 15. Kolordu birliklerine, 56. Ve 61. Fırka Kmandanlıklarına gönderdiği bildiride şöyle deniyordu: 

KARABEKİR’İN GENELGE HALİNE GETİRDİĞİ BİLDİRİ

 “Ameleler! 1 Mayıs’ta elinizdeki çekicinizi örs üzerine değil, beynelmilel burjuvazi üzerine vuruyorsunuz.  Darbenin kuvvetli olması nisbetinde zafer de daha yakındır. Büyük amele ordusunun askerleri için çekiç ve balta lazımdır. Sanayi adamları!  1 Mayıs’ın kendinize yeni bir hayatın başlangıcı olmasını imkân altına almalısınız. Dülgerler! Kerpiçlerinizle kırmızı cumhuriyet binasını inşa etmelisiniz. Demirciler! Büyük mesai taraftarlığınave  son düşman aleyhine de silah hazırlamalısınız. Makinacılar! Açlığa ve sefalete karşı amelelerin mücadele edebilmesi için müsait çıraklar yetiştirmelisiniz. Siz katarlarınızı büyük hürriyetin mevcut olduğu tarafa tahrik ediniz. Köylüler! İnkişaf eden gençlik için sizin ekmeğiniz kan ve kuvvet hazırlayacaktır. Muharrirler ve şairler! Avam muharebesi hakkında dünyaya tehdit eden mısra okumalısınız. Ve serbest mesai için hürriyetçi şiirler iinşat etmelisiniz. Kırmızı askerler! Silahlarınız elinizde olduğu halde sosyalizm aleyhine davranan düşmanlarınızla son harbinizi bitirmelisiniz.” (İstiklal Harbiliz, 1969, s. 654)

 İttihatçıların yeni döneme ayak uydurmak için kurdukları Türkiye Komünist Fırkası, Bakü işçilerine bir bildiri yayımladı. Ermenistan’ın birçok merkezinde çalışanlar kitle gösterileri yaparak Daşnak Partisi liderlerinin resimlerini ve örgütünün binalarını yaktılar. “Musavatçılar yıkıldı, sıra Daşnaklarda” sloganları atıldı. Gösteriler bazı yerlerde silahlı ayaklanmaya dönüştü. 

Türkiye’ye gelince: İstanbul’da işçilerin yaptığı gösteride emperyalizm aleyhine sloganlar söylendi. Trabzon’da Belediye önünde yapılan gösteride işçi hayatı ve sosyalizm konusunda konuşmalar yapıldı. İlkokul öğrencileri şehirde mızıkalarla yürüyüş yaptılar. Eskişehir’de yayımlanan İşçi gazetesi, 1 Mayıs bayramı nedeniyle özel bir sayı yayımladı. İstanbul’da İleri gazetesi de “Bugün bütün dünya işçilerinin müşterek bayramıdır” diye yazdı. İkdam, “Avrupa ve Amerika’da emek hareketleri”ni konu etti. Konya’da yayımlanan Öğüt, 1 Mayıs haberlerini “Alev” başlığıyla verdi.

İSTANBUL’DA İLK KİTLESEL GÖSTERİ 

1 Mayıs 1921: Bir yıl sonra 1 Mayıs Türkiye’de daha büyük katılımlarla kutlandı. İstanbul’da Şirketi Hayriye, Haliç, Tramvay şirketleri ve bütün fabrikalar çalışanları işlerini bırakarak 1 Mayıs bayramını kutladılar. Mavi elbiseler giyen, kırmızı boyunbağları takan işçiler Türkiye Sosyalist Fırkası’nda yapılan törene katıldılar. Burada Enternasyonal Marşı söylendi.  Bu 1 Mayıs’ın İstanbul’da ilk kitlesel kutlanmasıydı. Alemdar, Vakit, Peyamı Sabah, İleri ve İkdam gazeteleri Sosyalist Fırkası’nın bildirisini de bastılar: “Bugün bütün dünyada amelenin sesi işitilecek.” 

ANKARA HÜKÜMETİ’NİN İŞÇİLERE 1 MAYIS ARMAĞANI

Ankara’da Sovyet Elçiliği binasının önüne “Yaşasın komünizm, kahrolsun emperyalizm ve kapitalizm” yazıları asıldı. Ankara Hükümeti de 1 Mayıs şerefine işçilere bir armağanda bulundu: Ereğli maden işçilerinin haklarını koruyan yasa tasarısının, Meclis’te birinci görüşmesi tamamlandı. Buna göre 18 yaşından küçük çocuklar, ocaklarda çalıştırılamayacaktı. İşçileri zorla çalıştırmak yasaklanıyordu. Patron, İşçi Yardım Sandığı’na yardım yapmak, İşçileri parasız tedavi ettirmek, sakatlananlara tazminat ödemek zorundaydı. Çalışma süresi sekiz saatten fazla olmayacaktı. Ocak yakınlarında işçi hamamları ve işçi koğuşları yapılacaktı. Hükümet bütün işçiler için yeni bir yasa hazırlandığını da açıkladı. 

  1 Mayıs 1922: Bayram artık Ankara’da da kitlesel olarak kutlanmaya başlandı. İmalatı Harbiye, Şimendifer ve Dekovil işçilerinin düzenledikleri törene bazı mebuslarla Rus Elçiliği mensupları da katıldı. Konuşmacılar, mazlum milletlere yeni bir ufuk gösteren 1 Mayıs’ın ve Türkiye’nin cephelerinde emperyalizme karşı savaşan yiğitlerin adını saygıyla andılar. İşçiler Birliği kurulması için bir kurul seçildi. Rus Elçiliği ziyaret edilerek burada işçi Osman ve Elçi Aralof’la, Azerbaycan Elçisi Abilof birer konuşma yaptılar. İşçi heyeti tarafından İstanbul’daki sosyalist derneklere, basına ve işçi birliğine telgraflar çekilerek “Zalim emperyalizm ve kapitalizm önünde hakkını isteyen emekçilerin mukaddes bayramını Anadolu işçileri en derin iştiyaklarla kutlarken siz yoldaşlarımızı samimiyetle selamlar” denildi. Gece de Millet Bahçesi’nde bir toplantı yapıldı. Sovyet Elçiliği’nde de kabul resmi düzenlendi. İmalatı Harbiye işçileri, mebuslar, öğretmenler, gazeteci ve subaylardan oluşan 200 kişi elçiliği ziyaret etti. Fevzi Paşa, Kâzım Paşa ve diğer bazı devlet adamları elçiliğe tebrik telgrafı gönderdiler. 

İstanbul’da da işçiler 1 Mayıs’ı Kâğıthane’de kutladılar. Bu defaki töreni Amele Sosyalist Fırkası düzenledi.(Kurtuluş Savaşı Günlüğü’nden derlenmiştir) 

Tevfik Çavdar’ın Millî Mücadele Başlarken Sayılarla Vaziyet ve Manzarai Umumiye (Milliyet, 1971) adlı kitabında verdiği bilgiye göre bu tarihlerde Türkiye’de 75.500 sanayi işçisi vardı. Bunların çalıştıkları sanayi dalları ise şöyleydi: Dokuma: 35.300, dericilik: 18.000, madencilik: 8.000, ağaç içleri: 6.000, besin: 4.500, çömlekçilik: 3.600. 

37.721 işyerinin her birine ortalama 2.3 işçi düşüyordu… 

Bağımsızlık mücadelesiyle sosyalizm mücadelesinin iç-içe geçtiğini gösteren en iyi örnek, Türk Kurtuluş Savaşı yıllarıdır. Bu birlikteliğin neden sürdürülmediği başlı başına ele alınacak bir konu… (İlk yayını 30 Nisan 2014. Güncelleme: 1 Mayıs 2018.)

Yayınlandığı Kategori Konuk Kalem