Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

CHP İl Başkanlığı, ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasını, Kudüs’ü İsrail başkenti olarak tanımasını protesto etmek için Cumhuriyet Meydanı’nda eylem düzenledi. 

 

Eylemler, 81 il başkanlığınca tüm Türkiye’de eşzamanlı olarak gerçekleştirildi.  CHP İl Başkanı Akbulut, düzenlenen etkinlikte binlerce masum Filistinlinin yaralandığı, 60 kişinin hayatını kaybettiği insanlık dışı saldırıyı lanetlediklerini ve bu dramın en büyük sebebi Filistin sorununun çözümsüzlüğü, başta ABD olmak üzere büyük güçlerin hesapsız politikaları ve İsrail’in gaddar tutumu olduğunu ifade etti.

Filistin sorunu çözülmeden Ortadoğu’da yaşanan sorunların çözüme kavuşmasının imkansız olacağını belirten CHP İl Başkanı İzzet Akbulut;

“Filistin’de yaşananlar büyük bir katliam, bir insanlık dramıdır.  Binlerce masum Filistinlinin yaralandığı, 60 kişinin hayatını kaybettiği insanlık dışı saldırıyı lanetliyoruz. Bu dramın en büyük sebebi Filistin sorununun çözümsüzlüğü, başta ABD olmak üzere büyük güçlerin hesapsız politikaları ve İsrail’in gaddar tutumudur.  Filistin sorunu çözülmeden Ortadoğu’da yaşanan sorunların çözüme kavuşması imkansızdır.  İsrail, Filistin halkının meşru temsilcileriyle müzakere ederek çözmek yerine masumları öldürmeyi tercih ediyor. ABD Büyükelçilik binasının, İsrail Devleti’nin yetmişinci kuruluş yıldönümünde Kudüs’te açılmış olması büyük bir provakasyondur. ABD’yi bu yanlış politikasını terk etmeye; İsrail’i ise masum sivillere yönelik katliam politikalarını son vermeye çağırıyoruz. CHP olarak Filistin sorununun çözüm zemininin başkenti Doğu Kudüs olacak şekilde 1967 sınırlarına göre kurulmuş egemen Filistin Devleti ile İsrail’in güvenlikli sınırlar içinde yan yana barış içinde yaşaması olduğunu vurguluyoruz.”dedi. 

AKP’nin yıllardır uyguladığı politikaların İsrail üzerinde hiçbir caydırıcı etkisi olmadığını vurgulayan CHP İl Başkanı İzzet Akbulut;

“ABD ve İsrail’in yanlış politikalarına karşı tüm dünyadan yükselen kınama mesajları somut bir sonuç doğurmamaktadır.  Filistin halkının yaşadığı insani dram devam ediyor. Ayrıca iktidar, bir yandan ABD’nin Ortadoğu politikalarını kınarken diğer yandan Suriye’nin ABD tarafından bombalanmasına alkış tutmaktadır.

CHP tarihi misyonu gereği her dönem Filistin halkının yanında durmuştur. Geçmişte Filistin Kuruluş Örgütü’nün Türkiye temsilciliği CHP iktidarında açılmış. Bülent Ecevit ve tüm CHP genel başkanları Filistin davasının sadık bir destekçisi olmuştur.  Bugün de CHP ve Genel başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu masum ve mazlum Filistin halkının yanındadır. Filistin halkına yapılan zulüm bir insanlık suçudur. İsrail katliamcı politikalarını sürdürdüğü ve Filistin topraklarındaki yasadışı yerleşimleri genişlettiği müddetçe uluslararası planda tecrit edilmelidir.”deyip ABD ve İsrail’i güçlü bir şekilde kınayarak, hayatını kaybeden Filistin halkına rahmet diledi.

Hatice Dursun 

 

Yayınlandığı Kategori Manşet

Yeşilova İlçe Emniyet Amirliği Ekipleri düzenledikleri operasyonla,  50 Kök Hint Keneviri,  16 adet özel üretim Hint Keneviri Tohumu, 7 adet sentetik uyuşturucu hap, uyuşturucu uyuşturucu madde madde imalatında kullanılan kimyevi madde ele geçirdiler.

Ekiplerin gece düzenledikleri baskında, şüpheli E.A.’nın ikamet olarak kullandığı Hint Keneviri yetiştirmek için, havalandırma,, ısıtma ve aydınlatma sistemleri bulunan  eve yapılan baskında ,  50 Kök Hint Keneviri,  16 adet özel üretim Hint Keneviri Tohumu, 7 adet sentetik uyuşturucu hap, uyuşturucu madde imalatında kullanılan kimyevi madde ele geçirildi. Şüpheli E.A. gözaltına alındı.

 

Yayınlandığı Kategori Manşet

İYİ Parti Bucak İlçe Başkanı Safa Sönmez, Siyonist İsrail’in, Filistin halkına yönelik başlattığı baskı ve zulmü nefretle kınadı. 

Başkan Sönmez yaptığı açıklamada, “İsrail hükümeti, Filistin topraklarında 59 Müslüman kardeşimizi katletmiş, 2 binin üzerinde Müslüman kardeşimizin de yaralanmasına sebep olmuştur. Bu nasıl bir insanlıktır, bu nasıl bir vahşettir. Şehit olanlar arasında 8 aylık bir bebek bile var! ABD ve İsrail, tüm dünyanın gözü önünde hazırladıkları alçak oyunla Ortadoğu’yu karıştırma derdine düşmüştür.

Kudüs üzerine oynanan oyunlara ülkemiz ve milletimizin asla sessiz kalmayacaktır. Kudüs bizim ilk kıblemizdir, Müslümanların ortak davası olan mukaddes şehrimiz, bizim ruhumuzdur. Peygamber Efendimizin bizlere emanetidir. Onun zulüm altında çiğnenmesine asla izin vermeyeceğiz. Şehitlerimize şahitlik ederiz ki Kudüs meselesi onur meselemizdir. Her birine Allah’tan rahmet diliyorum. Zalimlerin zulmü ve diğer ülkelerin bu zulme sessiz kalması tarihte kara bir leke olarak yer alacaktır. Bunun aksini iddia eden Siyonist zihniyetini ortaya koyduğu kirli plan amacına asla ulaşamayacaktır. Bu kirli planın başarıya ulaşmasını engellemek için tüm İslam coğrafyası bir ve beraber olarak hareket etmeli ve açık yüreklilikle tepkisini göstermelidir” denildi.

 

Kudüs’ün geçmişte binlerce medeniyete ev sahipliği yaptığını belirten Başkan Sönmez, “ABD, İsrail ve işbirlikçi tüm yapıların almış olduğu bu karar açık bir şekilde uluslararası hukuka aykırıdır. Birleşmiş Milletler kararlarının ihlalidir. Kudüs birilerinin meselesi değil, tüm İslam Aleminin namusudur. Bu yanlıştan kısa zamanda dönülmesini umuyorum” dedi.

 

Yayınlandığı Kategori Manşet
Çarşamba, 16 Mayıs 2018 15:29

Çiftlik Satışı

Cumhuriyet öncesi padişahlık idaresinde Anadolu’da yönetim hakkı bazı kişilere veriliyordu. Bu kişiler padişahla kullar arasındaki iletişimi sağlar, bölgelerden vergi toplar bunun karşılığında devlete asker toplayıp gönderirlerdi. Padişahla kontak kuran kişi verilen emri yerine getirirken padişahtan bazı istemlerde bulunuyordu. Taraflar birbirlerinin isteklerini yerine getirir, işler tıkırında giderdi. Padişahtan istenilen topraktı. Bölgelerinde verimli arazilerin tapularını üzerlerine alıyorlardı. Burdur ilinde 24 köyün arazisi bu kişilerin adına tapulanmış. Ölümler sonrası çocuklarına, torunlarına, onların torunlarına kadar parçalanan arazilerin sahipleri toprak sahibidir. Yıl 1955. Diğer arazilerin durumunu bilmem. Öğretmenlik yaptığım köyde toprak ağalarının torunları arazilerini satışa çıkarmışlar. Çevre köylüler satılan arazileri duymuşlar. Parası olanlar toprak alıyordu.Çiftlik olan yerleşim yeri köye dönüştü. Bir kısmı halen ortakçı olarak tarlaları ekiyorlardı. Bu köydeki araziler bütündü. İki dere arası yağlıkçıların, çayır tepe arası karagözlerin gibi bölgeler paylaşılmıştı. Kemal Efendi, Ezime’ler daha birçok kişinin yerlerinin tapuları ona aitti. Her hisse sahibinin arazilerin satışı duyulunca köylüler onların bulunduğu yerlere giderek topraklarını satın alıyorlardı.Bunların çoğu İstanbul-İzmir-Antalya’da yaşıyormuş. Köylüler üç beş kişi birleşerek hisse satın almak için gidiyorlardı. Akşam köy kahvesinde satın aldıkları tarlaları söylüyorlardı. O tarla ortakçıda ise onun ortaklığını ortadan kaldırıyorlardı. Etem A. diye birinin üç hisse arazisi varmış. Teyzelerinin çocukları olmayınca ana, baba ve teyzenin hisseleri onunmuş. Aylardan Mayıs. Çiftçinin en yoksul zamanı akşama doğru köye bir taksi geldi. Okul yeni dağılmıştı.  Takside üç kadın birde erkek bulunuyordu.  Okuldan eve gidiyordum.  Araba durdu.  “Muhtarın evi nerede?” Çocuklar taksinin etrafına toplandı. Birisi; “Ben onun kızıyım.”dedi. Onu arabayla almak istediler. Siz köy camiisine doğru gidin. Oradakilere sorun. Öğrenciyi yanıma çağırarak; “ Gel buraya. Bilmediğin kişilerin arabasına binilmez.” Diye söyledim.

Köy bekçisi “Akşam Yeşil’in kahvesine gelsin.”diye tellalla arazi satışını köylüye duyurdu.  Akşam ben de geldim.  Etem 1.70 boyunda, takım elbiseli, kumral, ağzında filtreli sigara, çay ocağı yanındaki masada oturuyordu. Köylülerin tümü geldi.  Etem A.; “Arkadaşlar hisselerimi satacağım. Alacak olan varsa parasını haftaya kadar hazırlasın. Uylaşabilirsek bey paramı alırım.” Muhtar alacakların listesini yaptı. Etem A. Ezime hisselerine ne istersin? Etem içkili. Kadınlar muhtarın evinde. “Arkadaşlar yormayın. Ezime’nin hissesi 8 bin lira. Babamın hissesi de öyle. Teyzemin 6 bin. Ezime anasının adıymış. Toplam 22 bin istedi. Köylülerden biri “Etem A. çok söyledin. Bu baharda köyün tümünü satsan bu para yine olmaz. Münasip bir şey söyle. “Tarlalarımı ekiyorsunuz. Verimli olduğunu bilirim.  Benim çocukluğum burada geçti. Çok para istemedim.”

Köyde Ahmet isimli biri masaya doğru geldi. Tarla alacakların isimlerini okudu. Onlardan birini alarak dışarı çıktı. Orada “Bu adam tarlaları satmaya gelmiş. Para lazım. Ben içeriye gireyim. Ağız birliği yaparak tarlaları pazarlık yapalım.”demiş. Tarla alacaklar bir bir dışarıya çıktı. Kapı açılıp kapanıyordu. Ahmet “Ben arkadaşlar adına konuşuyorum. Baban ve annenin hisseleri 10 bin. Teyzenin hissesi 3 bin. Verirsen alacağız. Köyümüzün gücü belli.” “Ahmet! Sakız parası veriyorsun. Hepsini 20 bine bırakayım.”

“Bizim gücümüz bu kadar. Mayıs ayında ne satalımda tarlalarımızı alalım.” Birçok gürültü oldu. Köylüler yavaş yavaş kahveyi boşalttı.  Etem A. işin ciddiyetini anladı.  Köylülerde onun parasız kaldığını sezdiler. Dışarıya çıkanlar kahveye uzak bir yerde toplanmışlardı.  Kaç para vereceklerini kararlaştırıyorlardı. Ahmet; “Etem A. sen son sözünü söyle.” Etem düşündü. “Sizin teklifinizi duyayım. Biz söyledik 13 bin. Arkadaşlar daha fazlasını alamayız diyorlar. Ben onları ikna edeyim. 14 bin olsun. Gücümüz bu kadar.”

Etem A. kendiliğinden fiyatı indiriyor, köylüler olmaz, olmaz diyordu. En son 15 binde hayırlaştılar. Ahmet; “Alım-satım için bey parasını  yarın kişilerde ne kadar para varsa vereceğiz. Bir hafta süre ver. Tapuda kalan paranı alırsın.” Hayırlaşırlar. Etem A.’nın takside teyp var. O zamanlar teyp diye bir şeyin ne olduğunu bilmiyorduk. Sabaha kadar Necip’in evinde içtiler. Kadınlarla eğlendiler. Etem A. bu köyde misafiriken geziye çıkmış. Yoldan geçen bir kadına askıntılık yapmış. Cezaevinde olaylı yaşantısından dolayı cezası uzamış. Cezaevinden çıkınca bu araziyi satmaya gelmiş. Köylüler yakınlarına giderek, para bulmaya gittiler. Satılacak koyun, inek ne varsa pazara çektiler. O hafta ucuza aldıkları toprakların parasını buldular. Etem A.’ya tapuda paranın tümünü verdiler. Etem A. evlenecekmiş. Düğüne köyden gittiler. Öyle bir düğün yapmış ki keklik etiyle rakı içirmiş. Etem A.’nın düğünü dilden dile dolaşmış. Hiç unutulmamış. Hazır para çabuk erirmiş. Bir kulübede simit sattığını söylerler.

Yayınlandığı Kategori Köşe Yazıları

İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet  Özdemir, gazetemizi ziyaret ederek 18 Mayıs Müzeler Günü’nde düzenlenecek etkinlikler hakkında bilgi verdi. 

Ziyarette yaptığı açıklamada 18 Mayıs Cuma günü saat 14.00’te Prof. Dr. Fahri Işık’ın konferans vereceğini duyurdu.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Özdemir, Müzeler Günü etkinliklerinin 18 Mayıs Cuma günü saat 10.30’da Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başlayacağını, saat 15.30’da da  Burdur Arkeoloji Müzesi Bahçesi’nde ‘Başlangıcından Günümüze Paranın Öyküsü’ konulu tematik sikke sergisinin açılışının yapılacağını ifade etti.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Bugünkü programa Kadın Birliğini ziyaretle başladık. Buraya 2001’de CKD grubuyla da gelmiştik. Birliğin başkanı değişmiş. Yeni yönetimin ikinci başkanı, yani Uluslar arası İlişkiler Bölümü ikinci başkanı, Ri Yong Hui 40 yaşlarında, diğer Koreli kadınlardan daha toplu biri. Bu buluşma için özel olarak giyindiği ve makyaj yaptığı belli oluyor. Ondan daha yaşlı görünen çevirmenle bu buluşma için UNİCEF’teki görevinden izin alıp gelen Nilgün Hanım Korece’den İngilizceye, İngilizceden Türkçeye ve bunun tersi ile çevirmenlik işi yaptılar. Böylece Şenal çok rahat etti. Söylemek istediklerini tam olarak söyleyebildi ve Korelilerin söylediklerini anladı. Birlik’ten Türkiye’ye yedi kişiyi davet ettiklerine ilişkin CKD mektubunu sundu. Korelilerin de bu davete bu sonbaharda icabet edecekleri anlaşıldı. 

Birlik yöneticileri “Kim Jong Suk-Biyografi” adlı bir kitap armağan ettiler. Biz de karşılık olarak benim Kore kitabımı ve Şenal’ın evden getirdiği işlemeli bir tabak ile bir kutu lokum bıraktık. 

ÜNİVERSİTE NASIL KURULMUŞ?

Bura’dan gene Nilgün’le birlikte Kim İl Sung Üniversitesine gittik. Bizi kapıda karşılayan düzgün giyimli bir akademisyenle grubumuz arasında bir tartışma yaşandı. Bunun nedeni sonradan öğrendiğimize göre geç kalmış olmamız imiş. Neyse ki kapı açıldı, içeriye girebildik. Sınıfları, laboratuarları gezebileceğimizi, hocalarla ve öğrencilerle görüşebileceğimizi hayal ederken bize üniversitenin müze olarak kullanılan bölümünden bazı odaları gezdirdiler. Burada Kim İl Sung’un bu üniversite ile ilişkilerini gösteren fotoğraf, yazı ve kupürlerden oluşuyordu. Verdikleri bilgilere göre, Kim İl Sung Üniversitesi Kuzey Kore’nin ilk üniversitesi imiş. 1948’de Kim İl Sung’un talimatıyla açılmış. O zamana kadar öğrenim görmek zenginlere mahsusmuş. Üniversitede ders verecek hoca bulmakta güçlük çekmişler. Burada ders vermeleri için bazı aydınlara mektuplar yazan Kik İl Sung burada kendisi de ders vermiş. Halen 400 akademisyen ve 10.000 öğrencinin bulunduğu üniversitenin yurtlarında 7.000 kişi parasız olarak kalıyormuş. Üniversitenin 12 fakültesi, bunlara bağlı üç koleji varmış. Öğrencilerinin yüzde 70’i erkek, yüzde 30’u kızmış. Gerek üniversite tarihi, gerek kız-erkek oranı Kuzey Kore’nin uygarlık alanına Türkiye’den çok sonra girdiğini gösteriyor. 

Aşağıda üniversitenin diğer binaları görülüyordu. “Biz bunları albümlerde de görebilirdik. İçlerindeki faaliyeti de görmeliydik” dedimse de zamanın yetmediği yanıtını verdiler. Öğlen de olmuştu. Bizdeki gibi ne çay ne kahve ikramı var. Eksik olmasınlar Kadınlar Birliğinde meyve suyu ikram etmişlerdi.

KORE’NİN HARİKA ÇOCUKLARI

Öğleden sonra Mangyondae Öğrenci ve Çocuk Sarayına gittik. Bir benzerine önceki ki gelişimde de gitmiştik. Kore’de böyle birçok çocuk sarayı varmış. Bugün gittiğimiz ve 1989’da açılmış çocuk sarayı sekiz katlı. Her gün 120 sınıfta 5000 öğrenciye hizmet veriyor. 

Üçüncü katta bazı çalışma odalarını gezdik. Altı yaşından başlayarak çocuklar yazı yazıyor, resim yapıyor, çalgı çalıyor, dans ediyor, jimnastik çalışıyorlar. Küçükler bizi de dansa kaldırdılar. Yüzme havuzunu da gördük.

Büyük ve izleyicilerle dolu büyük bir salonda harika bir müzik-tiyatro-jimnastik gösterisi izledik. Bu çocukların bunları nasıl başardıkları bizim için sır. Anlatılabilecek gibi değil. Eğitimin sihirli gücü. Bunları yetiştiren öğretmenlere kocaman bir aferin. 

Bir kameraman ile bir fotoğrafçının bizi izlediğini fark ettik. Binayı terk etmeden önce bizi bir kabul salonuna aldılar. Deftere izlenimlerimizi yazdık. Sonra ikimizden ayrı ayrı birer demeç aldılar. Çocuk Sarayının kuruluşunun 20. Yılı için hazırladıkları bir belgeselde kullanacaklarmış. Armağan olarak mihmandar hanıma Anadolu Efsanelerini anlatan üçlü bir CD’yi ve bir paket akide şekerini görevli kadına verdik. Burada tercümanımız Kim’in, bizim üst düzey ziyaretçiler odlumuzu söylediğini duydum. 

BİR KİLO DOMATES!

Akşam saatleri geçtiğimiz caddeler, işten evlerine dönen kadınlı erkekli Korelilerle doluydu. Büyük çoğunluğu yürüyor. Pek azı da bisiklet sürüyor. Yoldan tek tük toplu taşım aracı geçiyor. Duraklarda inip binenler var. Pyangyong’da metro da olduğundan kalabalığın bir kısmı da orada olmalı. 

Otele girmeden Şenal biraz gezmek istedi. Om ve Kim biraz nazlandıysalar da sokağın ilersinden arka caddeye yürüdük. Bina girişlerinde birkaç “dükkân”a rastladık. Hava kararmak üzereydi ama bunlarda ışıklar yanmıyordu. Girdiğimiz bir dükkânda salatalık, domates, soğan ve birkaç çeşit daha sebze ve gördük. Çeşit az, stokları da fazla değildi. Domatesin fiyatını sorduk. 100 Von imiş. Türk parasıyla 115 kuruş. Turistlerin buralardan alış veriş yapması yasak olduğundan müşteri olmadık. Yalnızca buralarda ne sattıklarını merak etmiştik. 

Akşam yemeğinden sonra Om ile Kim, ellerinde bir kilo domatesle geldiler… 

Bugün Koreli kadınların bazılarının kulak memelerinin yanaklarına yapışık olduğunu görerek şaştım. 

Acaba memlekette neler oluyordu? Tutuklamalar devam ediyor muydu? (10 Mayıs 2008)

Mangyogdae Çocuk Sarayı’nda gösteri ekibiyle

Pyangyong’da ağaç dikmeye giden kadınlar (Mart 2001 gezisinden)

 

Yayınlandığı Kategori Konuk Kalem
Çarşamba, 16 Mayıs 2018 12:48

Trafik Kazasında acı kayıp

Bülent Ecevit Bulvarı’nda meydana gelen kazada, eski Sağlık Müdürü Hüseyin Özeren’in oğlu Hasan Buğrahan Özeren, motorsikletiyle bir süt tankerine çarparak yaşamını yitirdi. Motorsiklette bulunan Merve Tuğçe Y. ise ağır yaralandı.

Yayınlandığı Kategori Manşet