Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Pazartesi, 14 Mayıs 2018 17:21

Bir tekeye bir gelin

Hastahanede yatarken komşu hasta anlattı. Gerçektir.

Bizim dağlarımızdaki bitki örtüsü çok değişiktir. Akdeniz bölgesi ladin, çam, ardıç... Karadeniz’de her türlü ağaç mevcut. Ege dağlarında da zeytin vardır. Amanos Dağı öyle bir dağ ki, Kaz Dağları kadar oksijeni bol bir yer. Geniş yaylaları var. Yörük bu dağı otlatmak için gelmişse karın yağmasına kadar kalır. Yaylaların suyu boldur. Binlerce keçi ilkbahardan, sonbaharın sonuna kadar burada otlanır. Belediye burada küçük kulübeler yaptırmış. Yayla havası almak isteyenlerle akciğer rahatsızlığı olanlar buradaki kulübeleri kiralarlar. Ön taraftaki Beyşehir Gölü’nün güzelliğini bu dağdan bakmak yeter. Burada her bodan yörükler vardır. Sarı keçililer, kara keçililier, haytalar gibi. Her yıl gelenler yeni komşusunu burada tanır. Dağ içindeki geniş yaylalarda binlerce keçi otlar. Bizim köyde de hayvancılıkla geçimini sağlayan aileler yarıdan fazladır. En çok hayvanı olan Kara Memiş’tir. Sadece yılda doğan erkek oğlakları satsa en zengin çiftçiden daha fazla para alır. Sürüsünü iki oğlu güder. Kılını ve kurbanlıklarını satınca köyde mevlit okutur. Hayır sahibi biridir. Mesleği hayvancılık olunca zamanında ilaçlamalarını yaparlar. Sağlıklı ve besili bir sürü sahibidir.

Memiş’in büyük oğlu evlidir. Ötekisi askerden gelmiş, bekardır. Sürülerine tek kişi hakim olamaz. O gün Ali köye gelmiş. Sürüde Hüseyin vardır. Sürüler öğleye doğru ağaç diplerinde yatırırlar. Sağım ve yemek sonrası tekrar işletme işini yaparlar. Memiş’in sürüsünü dağdaki kayadan köpük saçarak akan suyun başına getirir. Hepsi birden sulanmaz. İki parça halinde sularlar. Memiş’in sürüsünden sonra başka bir sürü su içmek için sıra beklemektedir. O sürü sahibi ilk defa bu yaylada görünür. Memiş’in sürüsünün beslenmesi ve çokluğu dikkatini çekmiştir. Tekeleri görünce hayret eder. Üçlü beşli diye yaşına göre bu tekeler isimlendirilir.Çobanın gözü kır dörtlü bir tekededir. Çoban yalnız değildir. Sürünün başında iki tane daha kardeşi bulunmaktadır. Çoban kız kardeşlerini yanına çağırır. “Bacılar bu sürüden damızlık için bir teke çalalım. Siz çobanın yanına gidin. Yaklaşınca önündeki sopasını alın. Birimizle evlenmen gerekir. Hangimizi beğenirsen onunla evleneceksin.”

Memiş’in oğlu Hüseyin şaşırmıştır. “Siz deli misiniz? Ben evlenmek istemiyorum.” Neden niçinlerle çobanın üzerine saldırırlar. Hüseyin’i yıkarlar. “Hangimizle evleneceksin?” Kurtulmak için birini söyler. Neden o benim. Ondan neyim eksik.” Deyip başlarlar dövmeye. Bu iş ağabeyleri Hüseyin’in kır tekeyi alıp kayboluncaya kadar sürer. Hüseyin’i bırakarak ormanda kaybolurlar.

Hüseyin’in sürüdeki kır tekenin olmadığını görür. Ağabeyinin gelmesini bekler. Durumu anlatır. Ağabeyi sürü sahibinin kim olduğunu öğrenir. Sabahleyin karakola gider. Jandarma sürü sahibini bulur. Karakola getirir. Hüseyin oradadır. Tekenin parasını vermek isterler. Kabul olmaz. “Ben davacıyım.”der. Yörüğün tekliflerini reddeder. “Hem tekemi çaldılar hem de dövdüler.Davacıyım.” diye direnir. Yörük şaşırır. “Söyle ne istersen vereyim.” Hüseyin böyle bir teklifi beklemektedir. “Arkadaş! Davacı olursam hırsızlıktan ve dayak yememden ceza alacaksınız. Kız kardeşlerinde hapishaneye gider. Benim bir teklifim var. Kabul edersen davacı olmam.” Yörük sevinmiştir. Söyle! Söyle!

Hüseyin kız kardeşlerini karakola getir. Onlar bana hangimizi alacaksın diye sordular ve dövdüler. Ben birini begeneceğim. Yörük sessizdir. Çaresizdir. Baba ve kizlarını karakola getirir. Hüseyin ikisine ayrı ayrı bakar. .Birini seçer. Memiş zengindir. İyi bir düğün yapılır. Köyde o kadının adı ‘Bir tekeye bir gelin’ olarak bilinir. Hasta komşuma sordum. “Bu hikaye doğru mu?” “Vallahide doğru billahide doğru.” Dedi. Kahkahalarımızı diğer odadakiler duydu.

Yayınlandığı Kategori Köşe Yazıları

Yorucu bir gün geçirdik. Sabah otelden alınarak yağmurlu bir havada 200 km. ötede “Uluslar arası Dostluk Serisi” dedikleri hatıra müzesine götürüldük. Koreliler konuklarına burayı göstermekten özel bir gurur duyuyorlar. Buraya 2001’de de getirilmiştim. 

Buradaki iki ayrı sarayda devrimin lideri Kim İl Sung’un ve oğlu, ikinci devlet başkanı Kim Jong İl’e gönderilen veya getirilen hediyeler sergileniyor. İlki 50.999 metrekare, ikincisi 20.000 metrekare alana inşa edilmiş. 

Kim İl Sung’a ait olanın 18 tonluk kapısından girince genel salonda en değerli armağanlar sergilenmiş. Bunlar devlet başkanları ve bazı ülkelerin partileri veya dostluk grupları tarafından gönderilmiş. İçlerinde gerçek bir sanat eseri olan ve değeri çok yüksek olanlar var. Kim İl Sung’a 180 ülkeden gönderilen hediyelerin toplamı 222.522 imiş. Her hediyeye bir dakika göz atılsa tamamını görmek için bir yıl sekiz ay gerekiyor. Pavyonlar ülke ülke ayrılmış. Türkiye’den Sosyalist Parti, İşçi Partisi ve bazı kişilere ait sekiz armağan yer alıyor. 

Kim Jong İl’e 165 ülkeden gönderilenlerin sayısı ise 56.477. Burada Türkiye’ye ayrılan bölümde 12 hediye sergileniyor. Bunların çoğu İP’ten. Türkiye-Kore Dostluk Derneğinin de neler gelişinde birkaç parça armağanla geldiği anlaşıyor. Her hediyenin kim tarafından gönderildiği ve geliş tarihi Korece ve İngilizce olarak yazılmış.

Bizi müzede gezdiren kız, Kim İl Sung Üniversitesinde tarih okumuş. Bana Türkiye hakkında bazı sorular sordu. Koreliler genellikle soru sormadıkları, yalnızca sorulara yanıt verdikleri için bu kız farklı ve akıllı biri idi. Bunu kendisinse de söyledim. 

Ben bu binaları Firavun mezarlarına benzetiyorum. Labirent gibi uzun koridorlar, yüksek tavanlar ve soğuk mermer… 

Kim Jong İl “Tapınağı”nda oturup çay kahve içtik. Fotoğraf çektirdik. Önümüze uzatılan deftere ikimiz adına izlenimlerimizi yazdım, imzaladım. Tercümanımız Kim, bunların Korecelerini de yazdı. 

Karşıda yemyeşil bir orman yükseliyor. 

Gene hafif yağmur altında “İnternational Friendship Exhibition”dan ayrıldık. Dönüş yolunda kayalıklar ve onun içinde bir küçük çağlayanın aktığı piknik yerine saparak kumanyalarımızı yedik. Om ve Kim, burada bir Kore rakısı açtılar. Başkentte bulamadığım çakmağı buradaki satış büfesinde buldum. Kim’in bendeki emanet çakmağını geri vermek istediysem de almadı. Bizden başka kimsenin ortalıkta görünmediği büfede üç kadın görevliydi. Satışlarını ne durumda olduğunu sordum. Normalmiş!

BUDİZM MÜZESİNDE

Dönüş yolu üzerinde, Miyohang Tarih Müzesine uğradık. Burası 15. Yüzyıl’dan kalan bir Budizm merkezi. 20 kadar yapının bir kısmı 1950-1953 savaşında bombalayarak yıkmışlar. Budist kılığına girmiş bir adam, camlı kutuya attığımız 20 Von karşılığında bize bir ibadet gösterisi sundu. Buda heykeline karşı dualar okudu. Biz de yere oturarak onu izledik. Buda tanrıları hakkında bilgiler aldık. 

Az ileride benzer bir yapı içinde bir Budist “hoca”sı vardı. Artık omum ibadet gösterisini izlememiz gereksizdi. Türkiye hakkında az çok bilgisi olan tercümanımız, bunun Budizm içinde Alevilik gibi bir mezhep olduğunu söyledi. Burada da ziyaret defterine izlenimlerimi şu cümlelerle yazdım: “1950’deki gibi Amerika’nın gönderdiği askerler olarak değil, dostluk için geldik. Kahraman Kore halkına bağımsızlık, özgürlük ve refah içinde yaşamasını dileriz.” Kim, bunun Korecesini yazının altına ekledi.

Dönüş yolumuzda yağmur sonunda evlerine yaya olarak veya bisikletle dönen insanlar görülüyordu. İki yanda sebze, meyve ağaçları ve mısır tarlaları vardı. 

Otelde akşam yemeğinin yarısını yemiştik ki, UNİCEF’te çalışmakta olan Murat ve eşi Nilgün geldiler. Bizi dışarıda yemeğe götürmek istiyorlardı. Götürdükleri ilk lokanta bana çok lüks geldi. Oldum olası böyle yerlerden hoşlanmadığım için, listede çorba olmadığını bahane ederek başka bir yere gitmemizi önerdim. Bu kez, daha çok Rusların gittiği “Diplomatik Clup”a götürüldük. Burası daha da lüks görülüyordu ama artık “ev sahipleri”ne teslim olmaktan başka çare yoktu. Fakat sundukları çorbayı sevdim. Bizim “Çoban Salatası”nın adı burada “Arap Salatası” imiş. 

Muratlarla Kore üzerinde konuşuyor, bu ilke hakkında bir Türk gözünden bilgi almak istiyordum. Korelilerin ülkenin altını tünellerle birbirine bağladıkları, bazı Japonları kendilerine Japonca öğretmesi için denizden kaçırdıkları ilginç bilgiler arasındaydı. Yabancılar taşrada kalamıyormuş çünkü oralarda lokanta yokmuş. 

Nilgün Hanım’ın Birleşmiş Milletlerin onlara sağladığı internet hattından yararlanıp basarak getirdiği gazete kupürlerini otelde geç vakte kadar okuduk. Bunlar, dünkü Ergenekon göz altılarını anlatıyordu. Türkiye ile ilgili kaygılarımız arttı. Acaba bu gözaltılar kimlere kadar uzanacaktı?... Her türlü sürprize hazır olmak gerekti… (8 Mayıs 2018)

Kore Günlüğünden diğer yazılar için: zekisarihan.com

Kim İl Sung Hatıra Müzesinin balkonunda.

Müze olarak kullanılan Budist Tapınakları

 

Yayınlandığı Kategori Konuk Kalem

Rektör Prof. Dr.Adem Korkmaz, MAKÜ Kitap ve Kahve Kafe’de 3 yıllık görev süresini değerlendirdi. Toplantıda basın mensuplarıyla  bir araya gelen, Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz, MAKÜ’nün fiziki ve akademik yapıdaki gelişmeleri, öğrenci merkezli çözümler, bölgesel kalkınmadaki izlenen yol, doğrudan ve projelerle elde edilen kaynaklar, spor projesi hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Rektör Korkmaz konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Yapılan çalışmalar ve projeler hakkında açıklamalarda bulunan Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz;

“ Üniversitenin stratejik vizyon belgesini oluşturmakla yola başlayacağımızı söyledik. Veterinerlik Fakültesi’nin akreditasyonunun sağlanacağını ifade ettik. MAKÜ  hayvancılık alanında, şu anda veterinerlik sağlık kliniklerimizle, hayvan hastanesiyle, standartların çok ötesine geçecek bir çalışma gerçekleştiriyoruz. Bizim yapacağımız her şeyin öncesinde, önceliğimiz mezun ettiğimiz öğrencilerimiz. 

Veteriner Fakültesi Küçükbaş Çiftliği faaliyete geçti. Büyükbaşta inşaatla ilgili çalışmalar devam ediyor. Manda alımımız başladı. Biz üniversitede embriyo ve genetik ıslah projemizi uygulama merkezi olarak çiftliği yapılandırıyoruz. Veterinerlik Fakültesi gezici kliniği hizmeti zaten 2 yıldır veriliyordu.  Gezici klinik ve eğitim takımları oluşturuldu, eğitimler başladı. Biz öncelikle ölçeklere yukarı çekecek proje yapıyoruz. Bu proje ile Burdur’un köylerini bir model çerçevesinde belli bir bakım istasyonları yaparak projemizi ilerletmeyi düşünüyoruz. Hayvan hastalıklarını minimuma indirmeyi planlıyoruz bu projeyle. Her üniversitenin kendine göre çalışmaları var. Küçükbaşlar içinde çalışmalar yapıyoruz. Çobanın refahına kadar projeler var.”dedi ve 10 sene sonra küçükbaş hayvancılık yapacak kimsenin kalmayabileceğine dikkat çekti. 

 

Tıp alanında akademik birimler kurma çalışmaları için gerekli alt yapı çalışmalarının geliştirileceğini ifade eden Rektör Adem Korkmaz;

“Tıp Fakültesi meselesi hükümetin sağlık politikasıyla ilgilide bir mesele. Ama biz tıp fakültesi dışındaki tüm fakülteleri açtık. Burdur Devlet Hastanesi yeni yerinde yapıldığında Tıp Fakültesi’nin kuruluşu kolaylaşacak. 

Spor Bilimleri Enstitülerinin içerisinde artık bir enstitü değil, 20’den fazla enstitü vardı. Tarım, hayvancılık ve turizm alanında yeni birimler oluşturulacak. KİMER oluşturuldu. Burdur Gelişim Merkezi altında Proje Danışmanlık Birimi oluşturuldu. MAKÜ Mağaza açıldı. İstiklal yerleşkesine ulaşım daha etkin hale getirilecek. İstiklal yerleşkesi, yaşayan yerleşkeye dönüştürülecek.”görüşlerini ortaya koydu. 

Toplamda 59 vaatten 43 tanesinin doğrudan yapıldığını söyleyen Rektör Prof Dr. Adem Korkmaz;

“Süt Teknolojileri Araştırma Merkezi kuruldu. Gastronomi mutfağı oluşturuldu.  Öğrencinin doğrudan ve aracısız olarak rektör ile iletişim kurabileceği ÖDEMER sistemi oluşturuldu.” Bilgisi verdi.  

 

Yayınlandığı Kategori Manşet
Pazartesi, 14 Mayıs 2018 17:21

Yılın annesine Beko’dan ödül

Beko Bayii Osman Gök’ün, 14 yıldır geleneksel hale getirdiği, ‘Yılın Annesi Kim’ etkinliği çerçevesinde, Yılın Annesine ödül verildi. Yardım Sevenler Derneği Burdur Şubesi ve Beko Bayii Osman Gök’ün ortaklaşa belirledikleri Yılın Annesi Melahat Sarıca için, Beko Bayiisi önünde ödül töreni düzenlendi. Yılın annesi seçilen Melehat Sarıca’ya çamaşır kurutma makinesi hediye edildi.

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz ‘Yılın Annesi’ için düzenlenen ödül  töreninde;

“Dünyanın en güzel duygusu olan annelerin anneler günü kutlu olsun. Her bir annenin evladı için saçını süpürrge ettiği, hayatını hiçe saydığı, olmazsa olmazım dediği evlatlarının geleceği için mücadele içerisinde Melahat Sarıca’da çok çaba sarf etmiş. Kendisini kutluyorum.” Dedi ve  başta şehit anneleri olmak üzere bütün annelerin anneler gününü kutladı. 

Yardım Sevenler Derneği Şube Başkanı Işık Berberoğlu, yılın annesini seçmenin gururunu yaşadıklarını vurgulayarak;

“Yılın annesi seçilen Melahat Sarıca 1992 yılında eşinden ayrılıp, 9 ve 5 yaşında olan iki çocuğunu çocuk ve yaşlı bakım hizmetlerinde çalışarak büyüttü. Çalışarak kendi ayakları üzerinde durmayı başarabilen ve çocuklarını başarılı bireyler olarak ülkesine, milletine kazandıran fedakarlık, emek timsali olan Melahat Sarıca’nın ve tüm annelerin anneler gününü kutluyoruz.” Dedi.

Beko Bayii Osman Gök yılın annesi için düzenlenen ödül törende;

“Geleneksel olarak devam eden ‘yılın annesi kim’ etkinliğinde yılın annesi seçilen Melahat Sarıca’nın ödülünü vermek için burada toplandık. Bu kampanyada bize destek veren Yardım Sevenler Derneği Şube Başkanı Işık Berberoğlu’na teşekkür ediyorum. Yılın annesi Melahat Sarıca’nın ve tüm annelerin anneler gününü kutluyorum.’dedi.

Hatice Dursun

 

Yayınlandığı Kategori Manşet
Pazartesi, 14 Mayıs 2018 17:21

15 Mayıs 2018 - Salı - Burdur Gazetesi

15 Mayıs 2018 - Salı - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Belediye Konferans Salonu’nda Anneler Günü Konseri düzenledi. Konserde Sanatçı Arzu Gök’ün sahne alarak, annelere türküler söyledi, anneler doyasıya eğlendi. Türk Sanat müziğinden, halk müziğine kadar birçok türküler seslendiren Sanatçı Arzu Gök’ü anneler, ayakta alkışlayıp zaman zamanda ona eşlik ettiler. Annelerin gönüllerince eğlendiği konserde en büyük sürpriz, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in etkinliğe iştirak etmesiydi. 

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz Anneler Günü etkinliğinde yaptığı konuşmada;  

“Her fırsatta söylüyorum. Dünyanını en güzel duygusu anne olmaktır herhalde. Bu yüzdende annelerin ellerin ellerinden öperim. Bizleri bu günlere getirdiniz, yetiştirdiniz, biz bu memlekete hayırlı birer evlat olabilmek için gece gündüz çalışıyoruz. Ulu Önder Atatürk’ün bizlere gösterdiği çağdaş medeniyetler seviyesine , o aydınlık yarınlara giden yol için mücadelede,  benim bu yolda en büyük örneğim Yılmaz Büyükerşen Hoca’mdı. Hocamın bana dediği şey şuydu. Dürüst ol bu sana yeter demişti. Değerli annelerim hepinizin ellerinden öpüyorum.”dedi.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’de, Anneler Günü etkinliğiyle ilgili konuşmasında ;

“Ben Türk annelere her daim saygı gösterilmesi gereken insanlar olarak bakıyorum. Hepinizin anneler gününü söylüyorum. Antik Çağlara indiğimiz zaman bu Akdeniz ve Ege’de tanrıçalar var. Buradan anlayacağımıız üzere kadınlar kutsaldır. Dünyada kahramanların, liderlerin kaç tanesinin ismi bilinir? Hiçbirinin. Ama Mustafa Kemal Atatürk’’ün annesi Zübeyde Hanım’ın annesinin ismini herkes bilir. Yine bu bölgede Antik Çağlara gittiğimiz zaman Meryem Ana vardır. Kudüs’te doğmuştur. Ama buralardan geçmiştir. Çalışmaya, mücadeleye devam edin. Erkekler yaşlandıkça hakimiyeti kadınlara teslek eder. Kadın haklarını korumak için Mustafa Kemal Atatürk Avrupa Devletlerinden önce vermiştir size bu hakları. Haklarınızı koruyun.”dedi. 

Hatice Dursun 

 

Yayınlandığı Kategori Manşet
Pazartesi, 14 Mayıs 2018 17:21

İzmir’de Burdurlulara yakışır şölen

Burdur’un tanıtımı açısından Geleneksel olarak yapılan İzmir Burdurlular Derneğinin düzenlediği, “Burdurlular Birlik ve Beraberlik Şöleni” Gaziemir, Sarnıç piknik alanında gerçekleşti.

Geniş katılımın olduğu şölene, İzmirde yaşayan, çevre illerlen gelen Burdurlular doyasıya eğlendi.

Yöre sanatçılarımız Nurcan Altınok ve Halil Er’in sahne aldığı şölende ayrıca, sürpriz sanatçı olarak Uğur Önür, Hüseyin Demir, Hacı Ali Yılmaz, Ali Karabacak katılarak yöre türküleri ile Burdurluları coşturdu. Eşref Yurdasiper’in de yöre skeçleri İzmirdeki Burdurluları kahkahalara boğdu. Ayrıca şölende eğlenceli yarışmalarda yapıldı. Şölendeki halk oyunları gösterileride Burdurlular tarafından beğeniyle izlenildi.

Gölhisar Belediyesinin yörük çadırı ve çörekotu kahvesi ikramı, Tefenni Belediyesinin barutlu suyu, Burdur Belediyesi El sanatları Alaca Dokumuları, Rengi Ahenk el sanatlarıda şölende yerini aldı. Burdur’un sembolleşmiş lezzetleri Burdur Şiş ve Ceviz Ezmesi de şölende ilgi odağı oldu. İzmir İl Emniyet Müdür Yardımcısı Serdar Şenyurt,  Burdur Yörük Kültürü ve Araştırma Derneği yönetim kurulu katıldı.

Ayrıca Şölene katılan anneler günü nedeniyle şölene katılan tüm annelerin anneler günü kutlanarak karanfil armağan edildi.

Dernek Başkanı Refik Kaya katılan destek veren tüm hemşehrilerine, ayrıca bu organizasyona sponsor olan Antalyada ticaretini sürdüren Burdurlu iş adamı Cahit Kurt’a teşekkür etti.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Anneler Günü’nde şehit ve gazi anneleriyle birlikte koruyucu anneler, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünün organize ettiği kahvaltıda bir araya geldiler. Öğretmenevi’ndeki kahvaltıya Vali Vekili Ali Nazım Balcıoğlu, Garnizon Komutanı Hakan Tutucu ve Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Nadir Yağcı’da katıldı. Vali Vekili Balcıoğlu, kahvaltıya katılan annelerin tek tek Anneler Günü’nü kutladı.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Pazartesi, 14 Mayıs 2018 14:29

Halk Plajı’nda coşkulu haftasonu

Burdur Belediyesince organize edilen Hıdırellez Şenliği, Halk Plajı’nda keyifle kutlandı. Havanın iyi olmasını fırsat bilen vatandaşlar, hem piknik yaptılar hem de Hıdırellez’i kutlayarak doyasıya eğlendiler. Çocukların oyun gruplarında vakit geçirip uçurtma uçurarak eğlendiği şenlikte, belediye tarafından çeşitli ikramlar ve hediyeler de dağıtıldı. Plaj haftasonu, 2. Uluslararası Göller Arası Basketbol Turnuvasının da eleme etabına da sahne oldu.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Pazartesi, 14 Mayıs 2018 14:28

Meslektaşımızın acı günü

Dergi Ayrıntı Haber Müdürü Haluk Sağlam’ın oğlu Ahmet Hürkan Sağlam, geçtiğimiz haftasonu vefat etti. 12 Yaşındaki Ahmet Hürkan, yaklaşık bir haftadır Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi görüyordu.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Page 1 of 2