Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Cumartesi, 06 Ekim 2018 13:01

08 Ekim 2018 - Pazartesi - Burdur Gazetesi

08 Ekim 2018 - Pazartesi - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

Burdur Spor Okulları ve AeroBicity’nin kurucusu Ulaş Bardakçı ile Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiği Uzaktan Eğitim ile sunduğu AeroBicity ve yakın zamanda faaliyetlerine başlayacak olan Karşıyaka Spor Okulları hakkında söyleştik.

Denizli Pamukkale Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon bölümü mezunu Ulaş Bardakçı, performans eğitimi için Denizlispor, Manisaspor ve Galatasaray’da staj eğitimini tamamlayıp, performans eğitimi konusunda uzmanlaşmaya çalıştığını, yüksek lisans eğitimine de Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalında sürdürmekte olduğunu, Burdurspor’da 3. ligde futbol oynayan, 11 yaşından beri sporun içerisinde olduğunu, ideallerini ve hedeflerini hep spor üzerine kurduğunu, yaptığı her işin sporla alakalı olduğunu vurgulayarak, “Burdur’da yaşayan insanlara da bu yönde, bu birikimle faydalı olmak istiyorum” dedi.

Kemal Taraşlı: AeroBicity oluşumunu okurlarımıza anlatır mısınız?

Ulaş Bardakçı: AeroBicity’i şu amaçla açtım. Spor salonuna gidemeyen, spor salonu ortamından rahatsız olan, sporu bilinçli yapmak isteyenlerin, spor salonunda yapamayıp, evinde yapmak isteyen insanlar için kurdum. Uzaktan Eğitim yazılımı geliştirdik. Bu sayede, eğitmen eşliğinde, canlı yayında ders alınabiliyor, üye istediğinde eğitmene soru sorabiliyor ve olası bir programı kaçırdığında ise, üyeliği sayesinde kayıtlı derslerden bu açığı telafi edebiliyor. Bu sistemi Diyetisyenle birlikte bir paket haline getirdik. Sporu düzgün ve bilinçli bir şekilde yapmak isteyenler için bu paketi, programı geliştirdik. Diyetisyen ile ayda 4 kere derslere girerek, beslenmelerini, programlarını takip edecekler. Bu sayede üyeler, hem performansları, hem de beslenmelerini bilinçli bir şekilde birlikte yürütebilecekler. AeroBicity’nin içerisinde Plates, Zumba, Hamile Platesi ve Diyetisyen paketi bulunmakta. Hamile Platesi için doktor izni alınması gerekiyor, izinden sonra derslere katılabiliyor. Zumba da yine plateste olduğu gibi internet üzerinden, canlı yayında eğitmen eşliğinde, müzik ve dans ile eğlenceli bir şekilde zayıflamaya yönelik bir program. 

Kemal Taraşlı: Karşıyaka Spor Okulları’nın işlevini ve Burdur Spor Okulları olarak hedeflerinizi okurlarımızla paylaşır mısınız?

Ulaş Bardakçı: Burdur’da yaşayan insanlarımıza katkı sağlamak için, Karşıyaka Futbol Okulu ile anlaştık. Günümüzde obezite bilindiği üzere gittikçe artmakta, futbolcu olmalarını sağlamanın yanı sıra zayıflamaları içinde çaba sarf edeceğiz. Çocuklarımızın, profesyonel takımlardaki oyuncuların internet ortamında nasıl ki fotoğrafları, videoları bulunuyor, bizde okulumuza kayıtlı öğrencilerimizin bilgilerini bu şekilde internet ortamında kayıtlı tutacağız. Keşfedilmeleri için oyuncuyu bir yerden bir yere taşımaktansa, web sitemiz veya yazılım üzerinden çocukları takip etmesi, profesyonel futbol hayatına kazandırmaya, spor hayatına kazandırmayı amaçlıyoruz. Hatta bu sayede bu süreci hızlandırıyoruz da. Bir çok kulübün izleyebileceği bir web ortamı hazırlıyorum. Sadece Karşıyaka Futbol Okulu’nun değil, dilediği anda her kulübün ulaşabileceği bir web ortamı hazırlığındayız. Velilerde çocuklarını bu ortamdan izleyebilecek, yeteneğine göre yönlendirmeyi daha rahat yapabilecekler. Ekiplerin ayağına giden bir sistemden ziyade, ekipleri bu program sayesinde ayağımıza getirmiş olacağız. Burdur Spor Okulları’nın sportif direktörlüğünü babam Naim Bardakçı yürütecek. Futbolun haricinde, bundan sonraki süreçte Basketbol, Yüzme, Kayak ve Dalgıçlık branşlarını da eğitim alanımıza eklemek istiyoruz.

Kemal Taraşlı: Oluşumlarınıza nasıl üye kabul edeceksiniz? Kurslarınızın başlangıcı ne zaman?

Ulaş Bardakçı: Karşıyaka Futbol Okulu, 13 Ekim’de başlayacak, web yazılımımız da önümüzdeki Cuma günü aktif hale gelecek. Futbol kurslarımız, Altı Pas Halı Saha’da yapılacak. Kayıt olmak isteyenler önümüzdeki Cuma gününden itibaren www.burdursporokullari.com üzerinden kayıt formunu doldurup, Pazar Mah. Deveci Sok. No:10 (Yukarı Pazar) Burdur adresinden bizlere teslim edecekler. Ancak bu önümüzdeki Cuma’ya kadar kayıtları Pazar Mah. Deveci Sok. No:10 (Yukarı Pazar) Burdur adresinden kabul ediyoruz. AeroBicity için www.aerobicity.com üzerinden çevrim içi kayıt olunuyor. Detaylı bilgiye de bu internet adresi üzerinden ulaşabilirsiniz.

(Kemal Taraşlı)

Yayınlandığı Kategori Manşet

4 Ekim Hayvan Haklarını Koruma Günü’nde, Hayvan barınağı’nda MAKÜ Veterinerlik Fakültesi, Burdur Belediyesi, Doğa Koruma Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğü ve Hayvan Dostları Derneği”nce ortaklaşa etkinlik düzenlendi. Etkinliğe Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Veterinerlik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Öner, Hayvan Dostları derneği Başkanı Aysel Turan, öğrenciler ve hayvanseverler katıldı. 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü adına düzenlenen etkinlikte, MAKÜ Veterinerlik Fakültesi ve Burdur Belediyesi arasında yapılacak olan hayvanların kısırlaştırılması ve bakımı için imzalanacak olan protokol hakkında bilgi verildi. Yapılan konuşmaların ardından öğrencilere defter ve mama kabı armağan edildi. 

 Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde Hayvan Barınağı’nda yaptığı açıklamada

“Çok keyifli bir iş için buradayız. Bugün Sokak hayvanları ile ilgili bir etkinlikteyiz. Dünya Hayvanları koruma günü olarak sadece bir günün anılması sadece bugün seveceğimiz anlamına gelmez. Sadece farkındalık yaratma adına böyle bir günü adı konulmuş. İnsanoğlu var olduğu günden bu dünyayı diğer canlılarla paylaşmış. Kimi zaman insanoğlu yaşadığı dünyayı sadece kendisinin zannedip diğer canlılara yaşama şansı tanımamış. Kimi zamanda onlarla barışık yaşamış, onlarla birlikte bu dünyayı paylaştığı zaman daha keyifli olduğunu fark etmiş. Toplumlar geliştikçe Dünya yüzündeki bütün canlılarla insanoğlu barışık yaşamayı kendisine şiara edinmiş. Bizde yerel yönetimler olarak bizlere destek olan tüm kurum ve kuruluşlar, sivil toplum örgütleri olarak bu dünyayı paylaştığımız tüm hayvanlara yaşama hakkını vermek zorundayız. Sadece insanoğlu kendisini düşünen kendisini en üst noktaya koyup diğer canlılara yaşam şansı vermeyen anlayışı ortaya koyması mümkün değildir. Bizde göreve geldiğimiz günden itibaren elimizden geldiğince bu farkındalığı yaratıp özellikle sokak hayvanlarının yaşam hakkını verebilmek için gayret gösteriyoruz. Niyetimiz hiçbir zaman kötü olmadığı için hatalarımızdan dönüp eksiklerimizi gidererek özellikle sokak havyanlarının yaşam hakkını ve onlara verdiğimiz yaşama şansını yükseltme adına elimizden gelen gayreti hep birlikte gösteriyoruz. Özel bir bölgede yaşıyoruz. Burdur halkı kendisiyle barışık bir halk. Bugüne kadar ulusal medyaya sokak hayvanlarını katleden bir yurttaş olarak hiçbir zaman yansımadı. Burdur halkı olarak onları seven, yaşama şansı veren ve geçmiş dönemdeki bahçeli evlerde yaşama şansı veren bir toplumuz. Bölgemizin yükselen yıldızı MAKÜ’nün amiral kollarından bir tanesi olan ve bizim de çok güvendiğimiz ve bu alanda da söz sahibi olduğumuz bir veteriner hekim fakültemiz var. Veteriner Fakültemiz bölge hayvancılığının gelişmesine katkı vermesinin yanı sıra Sokak hayvanlara ve evcil hayvanlara verdiği destekle de bu anlamda bizlerin yüzünü güldürüyor. Yeni kurulan bir üniversite bir hayvan hastanesiyle alanında uzmanlaşmış değerli hocaları ile biraz hızlı adımlar atmaya gayret gösteriyor ve bununda karşılığını görmeye başladık. Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğü’nün Burdur’da olması da bizim için ayrı bir avantaj ve bu avantajı kullanmak zorundayız. Bu avantajı hem yaban hayatına hem de sokak hayvanlarına bizimle paydaş olan canlılara yaşama şansı olan o canlılara yaşama şansını daha fazla sağlamanın yöntemlerini devletimizin bu önemli kurumuyla birlikte yapabileceğimize inanıyorum ki öncesinde de yaptığımız bir takım çalışmalar da var. Bir protokol imzalayacağız. Bu konuyla ilgili Burdur Belediyesi meclisinden oy birliği ile bir yetki aldım. Arkadaşlar tarafıma yetki verdi. Bu yetkiyle bundan sonraki süreçte biz Veteriner Fakültesi’ni işin içinde gördüğümüz, onların akademik bilgi birikimden daha çok destek aldığımız bilimselliğin ön planda olduğu ve işi daha ciddi ve hijyenik koşullarda yapabildiğimiz bir protokole imza atacağız. Sokak hayvanlarının kısırlaştırılması tedavisinin yapılması ve benzeri muhtelif sokak hayvanları ile ilgili yapılacak birçok çalışmayı bir sonraki süreçte Veteriner Hekim Fakültemizin çok kıymetli hocaları ve değerli öğrencileri ve asistanları ile birlikte yapacağız. Bizim ayrıca bir destekçimiz var. Onlar hepimizden daha çok duygusal olan Sokak hayvanlarını daha çok içselleştirerek onlar için bir evladı için mücadele veren bir insanmış gibi çabalayan hayvan dostları derneğimiz var. Onların iş birliği çağrılarını özellikle Burdur Belediyesi barınağındaki katkılarını göz ardı edemeyiz. Birlikte daha güzel işler yapacağımıza inanıyorum.”dedi ve bu etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür etti.

 Dr. Veteriner Hekimlik Fakültesi Dekanı Hakan Öner MAKÜ ve Burdur Belediyesi arasında imzalanacak olan protokol hakkında bilgi vererek;

“Bizlerin fakülte olarak kendimizi iyi noktalarda görmemizden ziyade dış ortamdan değerlendiricilerin bakış açışı bizleri bu noktalarda güven duymaları ve övgülü sözler kullanmaları bizleri de gururlandırıyor. Veterinerlik Fakültesi bulunduğu bölgeye hayvancılık anlamında büyük hizmetler sunması gerekiyor. Bilginin mutlaka sahaya, hayvanseverlere, üreticiye ulaştırmak zorundayız. Üniversitemizde hayvancılık alanında pilot üniversite oldu. Biz hayvancılık alanındaki çalışmalarımız sürdürüyoruz. Aynı zamanda da hayvancılığın bulunduğu her noktada varlığımızı göstermemiz gerekiyor. Milli Parklarla yaban hayatıyla ilgili bir protokol imzaladık. Üniversitemizde bununla ilgili süreç gerçekleşti. Belediyemizle sokak hayvanlarının bakım ve rehabilitasyonlarıyla ilgili bir protokol imzalayacağız. Burdur’daki sahipsiz hayvanların kayıt altına alınmasını ve sağlıklı bir şekilde sokaktaki yaşamalarını sürdürmesini istiyoruz. Çünkü veteriner hekimlik sadece hayvan sağlığı değil, insan sağlığı ve çevre sağlığı demektir. Her canlının her ortamda yaşama hakkı vardır. 

İnanıyorum 1 yıl içerisinde yapacağımız protokol ile görüceğiz ki hayvanlarımızın büyük bir kısımınnı kısırlaştırıldığını, sağlıklarını kavuştuğunu ve insanlarımızın hayvanlardan korkmadan onlarla beraber iç içe yaşayabileceği ortamlar oluşacağını görebiliyorum. Emek sarfedeceğiz.”dedi. 

Hayvan Dostları Derneği Başkanı Aysel Turan çocuklara hayvan sevgisinin aşılanması gerektiği konusunda vurgu yaparak;

“4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde birlikteyiz. Bir çocuğun ruhsal gelişimini tamamlaması için önce sevgiyi öğretmek lazım. Çocuklara sevgiyi öğretmenin kolay yolu hayvan sevmekten geçiyor. Sokaklar hayvanların yaşam alanları. Biz insanlar onları yüzyıllar önceden kendi ihtiyaçları için evcil hayata döndürmüşler. 

İnsan sağlığı için hayvanların kısırlaştırılması gerekli. Biz 2011’den beri bir grup arkadaşla çok güzel işler yaptık. Belediye ile çok güzel işler yapıyoruz. Çocuklarımızı aileler barınağa severek ve güvenle getirebilecekler. Oyun alanları olacak. Savaşlarıda yok edecek sevgidir. Sevgiyle bakmak lazım bütün doğaya ve canlılara. Herkes aynı oranda yaşama hakkına sahip.”dedi.

Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet
Cumartesi, 06 Ekim 2018 13:00

Kemer Belediye Başkanı Erdem’e ihraç

 Kemer Belediye Başkanı Durmuş Erdem, Ak Parti’den ihraç edildi.

Ak Parti tüzüğünün bazı maddelerine aykırı davrandığı gerekçesiyle, disiplin kuruluna sevk edilen Kemer Belediye Başkanı Durmuş Erdem, Ak Parti’den ihraç edildi. Ak Parti Genel Merkez Disiplin Kurulu’nun, geçen hafta aldığı ihraç kararı, AK Parti Burdur İl Başkanlığı’na gönderildi. İl Başkanlığı, ihraç kararını elden teslim almayan Durmuş Erdem’e ihraç kararını posta yoluyla gönderdi.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Batman’ın Gercüş ilçesinde PKK’lı teröristlerin yola tuzakladıkları el yapımı patlayıcıyı infilak etmesi sonucu şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Ali Hekim, memleketi Isparta’da son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze namazındaki kalabalık alana sığmadı.

24 yaşındaki Şehit Jandarma Uzman Çavuş Ali Hekim için memleketi Isparta’da askeri tören düzenlendi. Isparta Valiliği önündeki 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törene İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Isparta Valisi Şehmus Günaydın, Vali Hasan Şıldak, AK Parti Isparta Milletvekilleri Recep özel ve Mehmet Uğur Gökgöz, İYİ Parti Milletvekili Aylin Cesur, Isparta Garnizon Komutanı Piyade Komando Albay Bilgin Çetinbağ, Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, İl Jandarma Komutanı Albay Mustafa Özdurhan, İl Emniyet Müdürü Halil Turan Erol, askeri erkan, kamu kurum ve kuruluşları, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile şehidin yakınları katıldı. 

Cenaze namazının kılınmasının ardından şehidin Türk bayrağına sarılı tabutu askerlerin omzunda tekbirler ve dualar eşliğinde top arabasına konuldu. Şehidin cenazesi daha sonra Isparta Garnizon Şehitliği’nde toprağa verildi. 

Ispartalı Şehit Uzman Çavuş Ali Hekim’in mesleğe geçtiğimiz yıl başladığı ve 26 gün önce Arzu Demiralay ile hayatını birleştirdikten sonra Batman’daki görevine geri döndüğü öğrenildi. Aslen Isparta merkeze bağlı Kuleönü Kasabası kütüğüne kayıtlı olan Şehit Hekim’in anne ve babası Antalya’nın Aksu ilçesinde yaşıyordu. Şehit Hekim ayrıca, Burak (18) ve Beyza (13) isimli kardeşlerinin ağabeyi.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Cumartesi, 06 Ekim 2018 13:00

Yeni Üniversitelilere oryantasyon eğitimi

Yeni Kayıt Yaptıran Öğrenciler için Oryantasyon Eğitimi Düzenlendi

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde 2018-2019 akademik yılında kayıt yaptıran 1.sınıf öğrencileri için Oryantasyon Programı düzenlenmesine ilişkin açıklama yapıldı;

Kurumsal İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezi (KİMER) koordinasyonunda gerçekleştirilen ve bir hafta süren program kapsamında üniversitenin birçok biriminden katılan yetkililer tarafından öğrencilere bilgiler verildi.

Oryantasyon Programı kapsamında ilk olarak İstiklal Yerleşkesi gezisi gerçekleştirildi. Gezi sırasında KİMER çalışanlarınca yerleşkede yer alan birimler hakkında bilgiler aktarıldı.

Yerleşke gezisinin ardından Avşar Han ve Konferans Salonu’nda üniversitenin tüm birimleri ile ilgili yetkili kişilerce detaylı bilgilerin yapıldığı sunumlar gerçekleştirildi.

Sunumlarda MAKÜ’nün resmi maskotu olan Teke hakkında bilgiler de verildi. Öğrenciler, dik kayalıklı yamaçlar ile uçurum kenarlarındaki çalı ve ağaçlarla kaplı yerlerde yaşadığı için maceraperest ama aynı zamanda azimli ve kararlı olan keçi görselinin kullanıldığı maskot ile tanıştı. Bu yıl ilk defa görücüye çıkan ve öğrencilerin her yerde görmeye alışacağı Teke dışında programda MAKÜ Sosyal Mobil Uygulaması ile ilgili bilgiler de verildi.

 Sunumlarda ayrıca, Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı, Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı, Bilgi İşlem Daire Başkanlığı, Kütüphane Daire Başkanlığı, Aile Hekimliği, Spor Tesisleri, Koordinatörlükler, Öğrenci Destek Merkezi (ÖDEMER) ve Kariyer Geliştirme birimi tarafından da öğrencilere detaylı bilgiler verildi.

Oryantasyon programı sunumları öğrencilerden gelen soruların yetkililerce cevaplanması ile  son buldu.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Cumartesi, 06 Ekim 2018 13:00

Market ve kırtasiyelere zabıta denetimi

Belediye Zabıta Müdürlüğü’nün, vatandaşların ‘usulsüz fiyat artışı yapıldığı’ şeklinde şikâyetleri üzerine marketleri ve kırtasiyeleri denetlemesi hususunda açıklama yapıldı;

Dolar kurunda yaşanan yükselişi fırsata dönüştürmek isteyen market ve kırtasiyelerin önüne geçmek için kolları sıvayan Burdur Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri vatandaşların şikâyetleri doğrultusunda, değerinin üzerinde ürün satışı yaptığı iddia edilen marketlere ve kırtasiyelere yönelik denetim gerçekleştirdi.

Denetimlerde ürünlerin etiketleri kontrol edilirken, geçmişe yönelik olarak fiyat dalgalanması olup olmadığı denetlendi. Ürün etiketlerinin üzerinde, yerli üretim logosu, birim fiyatı, üretim yeri, tarihi ve geçerlilik süresinin yazıp yazmadığı kontrol edildi. Ayrıca ürünlerin reyon etiket fiyatlarıyla kasa fiyatları karşılaştırıldı. Denetimlerin rutin olarak devam edilerek şikâyetler doğrultusunda gerekli denetimleri yapmaya devam edilecek.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Cumartesi, 06 Ekim 2018 13:00

Öğretmen Dünyayı Değiştirir

Eğitim Sen Burdur Temsilciliği’nden 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nde yapılan yazılı açıklama ile ‘Öğretmen Dünyayı Değiştirir!’ Kampanyasında “toplantılar, paneller bilimsel çalışmalarla yan yana gelerek sesimizi çoğaltacağız; bölgelerde ve gerekirse tek merkezde mitingler örgütleyerek tüm öğretmenleri, eğitim ve bilim emekçilerini mesleğimize, haklarımıza birlikte sahip çıkmaya çağıracağız.” Denildi.

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü ‘Öğretmen Dünyayı Değiştirir!’ Kampanyamızla, ‘Birlikte Başarabiliriz’ Çağrısıyla Karşılıyoruz!

5 Ekim, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO tarafından 1994 yılında Dünya Öğretmenler Günü olarak ilan edilmiştir. Yıllardır 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü, Türkiye’den sadece Eğitim Sen’in üyesi olduğu Eğitim Enternasyonali’ne üye yüzden fazla ülke tarafından eş zamanlı olarak kutlanmaktadır.

Dünya Öğretmenler Günü’nün geçmişi, uluslararası öğretmen örgütlerinin katkılarıyla 5 Ekim 1966 tarihinde ILO ve UNESCO tarafından Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’nın alınmasına dayanmaktadır. Tüm dünya öğretmenleri için önemli olan bu tarihi karar, öğretmenlerin toplumsal statüsü ve haklarına yönelik önemli ve tarihi bir adım olmuştur. Öğretmenlerin sadece okul içinde değil, toplum içinde de yerine getirdikleri görevin taşıdığı önemi, uluslararası düzeyde belgeleyen, Tavsiye Kararı’nın bu yıl 25. yıldönümü kutlanacaktır.

“Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı”, öğretmenlerin konumlarını güçlendirmeyi, haklarını geliştirmeyi ve korumayı amaçlarken, aynı zamanda uluslararası düzeyde yapılmış bir toplu sözleşme niteliği taşımaktadır. 145 paragraftan oluşan belge, öğretmenlik mesleğinde işe alınma, işe alınmada seçme ve formasyon, mesleğe hazırlık, değişik düzeydeki öğretmenlerin mesleki sorunları, iş güvencesi, öğretmenin hak ve sorumlulukları, disiplin işleri ve mesleksel bağımsızlık gibi konuları kapsamaktadır. Ayrıca ücret, çalışma süreleri ve koşulları, özel izinler, araştırma izinleri, tatil, eğitim-öğretim yardımcı personelleri, sınıf mevcutları, öğretmen değişimi, uzak bölgelerde ve kırsal kesimde çalışan öğretmenler ile ilgili özel düzenlemeler, aile yükümlülükleri olan öğretmenlerle ilgili düzenlemeler, sağlık, sosyal güvenlik ve emeklilik gibi konular da bu belge kapsamındadır.

“Tavsiye Kararı”, Türkiye tarafından da kabul edilen ve altına imza atılan bir belge olmasına rağmen, Türkiye’nin yıllardır yükümlülüklerini yerine getirdiğini söylememiz mümkün değildir. Türkiye’nin öğretmenleri 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü çözümsüzlüğe terk edilen hukuksuz ihraçlar, açığa almalar, soruşturma ve sürgünlerin gölgesinde, sözleşmeli/güvencesiz istihdam uygulamaları ve hak kayıpları ile karşılamaktadır.

Bugüne kadar OHAL KHK’leri ile 40 bin 922 eğitim ve bilim emekçisi kamu görevinden hukuksuz bir şekilde, kendilerine savunma hakkı bile tanınmadan, siyasi ve idari tasarruflarla ihraç edilmiştir. İhraç edilen öğretmen sayısının asker ve polis sayısından fazla olması, iktidarın öğretmenlere çarpık bakışını yansıtmaktadır.

OHAL KHK’leri ile kamudan ihraç edilen eğitimcilerin sadece 1600’ü, başka bir ifade ile yüzde 3,84’ü Eğitim Sen üyesidir. Sendikamız üyesi 1221 öğretmen, 358 akademisyen ve 21 yükseköğretim idari personeli OHAL KHK’leri ile ihraç edilmiştir. İhraçların %96’sı diğer eğitim sendikalarının üyeleri ve sendikasızlardan oluşmaktadır. Hukuksuz KHK ihraçları ile çok sayıda eğitim ve bilim emekçisi mağdur edilmiş, farklı alanlarda çalışmaları engellenerek sadece çalışma hakları değil, aynı zamanda yaşam hakları da hedef alınarak, adeta ‘sivil ölüme’ mahkum edilmişlerdir. Yaşanan hukuksuzlukları giderecek mekanizmaların olmaması, yaşanan sorunları ve mağduriyetleri daha da derinleştirmiştir. 

Emeğimizi ve Mesleğimizi Değersizleştirme Girişimlerine Karşı Mücadele Edeceğiz

Türkiye’de öğretmenler ülkenin dört bir yanında, her türlü olumsuz koşullarla mücadele ederek, görevlerini yerine getirmeye çalışmaktadır. Yaşamın olduğu her yerde eğitim emekçilerini görmek mümkündür. Öğretmenlerin yıllar boyunca büyük fedakârlıklara katlanarak çalışırken yaşadığı zorluklar ortadayken, çalışma ve yaşam koşulları ve mesleki saygınlıklarının giderek kötüleşmesi dikkat çekicidir. Geçtiğimiz yıllar içinde öğretmenlerin ekonomik ve sosyal sorunlarına ek olarak, mesleki saygınlıklarında ciddi gerilemeler yaşanmıştır.

Türkiye ekonomisinde son dönemde yaşananlar, Türk lirasının aşırı değer kaybı, enflasyonunun hızla artması, tüm toplum kesimlerini olduğu gibi, bir milyonu aşkın eğitim ve bilim emekçisinin çalışma ve yaşam koşullarını da ciddi anlamda olumsuz etkilemektedir.

1 ABD dolarının ortalama 1.30 TL olduğu 2008 yılında 1.196 TL aylık alan bir öğretmen 920 ABD doları alabiliyorken, 25 Eylül 2018 itibariyle ortalama 3 bin 620 TL alan bir öğretmenin dolar bazında aldığı maaş 598 ABD doları (1 $=6,08 TL) seviyesine inmiş, ortalama maaş alan bir öğretmenin maaşındaki kayıp dolar bazında 325 ABD doları (bin 976 TL) olmuştur. Benzer bir kıyaslamayı son 10 yılda alınabilen çeyrek altın üzerinden de yapmak mümkündür. 2008 yılında 1.196 TL alan bir öğretmen 23 çeyrek altın alabiliyorken (1 çeyrek= 53 TL), bugün 3 bin 620 TL alan bir öğretmen sadece 9 çeyrek altın (1 çeyrek= 382 TL) alabilmektedir. Altın üzerinden bakıldığında iktidarın, öğretmenlere tam 14 çeyrek altın borçlu olduğu görülmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre resmi öğretmen açığı 117 bin 403, ataması yapılmayan öğretmen sayısı 438 bindir. Son 16 yılda KPSS’ye giren her 100 öğretmenden sadece 17’sinin ataması yapılmış, geriye kalan 83 işsiz öğretmen ya tekrar sınava girmek ya da başka alanlarda çalışmak zorunda bırakılmıştır. Bugüne kadar ataması yapılmadığı için farklı işler yapmak zorunda kalan meslektaşlarımız iş cinayetlerinde hayatını yitirmiş, 53 işsiz öğretmen ataması yapılmadığı için yaşamına son vermiştir.

MEB, öğretmen açıklarını kapatmak yerine sözleşmeli ve ücretli öğretmen istihdamını yaygınlaştırarak eğitimde güvencesiz istihdamın kapılarını ardına kadar açmayı hedeflemektedir. Güvencesiz çalışma kadın çalışanların çalışma koşullarını daha da olumsuz etkilemekte sözleşmeli, ücretli çalışan kadınlar mobbinge daha fazla maruz kalmakta, mazerete dayalı tayin hakkı, doğum izni ve süt izni hakkı konusunda da ciddi mağduriyetler yaşamaktadır.

Yıllardır kamu istihdamında, özellikle eğitimde güvencesiz, esnek ve performansa dayalı istihdam politikalarını hayata geçirmek isteyen siyasi iktidar, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında eğitimde mülakat sınavı ile alınan ‘sözleşmeli öğretmenlik’ uygulamasını başlatmış ve bugüne kadar 64 bin 300 sözleşmeli öğretmenin ataması yapılmıştır. Öğretmen istihdamında yaşanan güvencesizleştirme, öğretmenlerin özlük hakları ve çalışma koşulları arasında farklılıklar ve adaletsizlikler oluşmasına neden olmuştur.

Eğitim Sen olarak gerek yaşanan ekonomik kriz nedeniyle emeğimizin değersizleştirilmesine, gerekse öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasına karşı mücadele edeceğimizin bilinmesini istiyoruz.

Bu yıl, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nün 25. yılı kutlanacaktır. Bu bağlamda Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenlere değer verilmesine ilişkin söylemleri sadece söylemde sözde kalmamalıdır. MEB’e çağrımız; 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nün 25. yılında Öğretmen Strateji Belgesi’nin uygulanmayacağı, ILO ve UNESCO tarafından 5 Ekim 1966’da kabul edilen ‘Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’nın’ ise eksiksiz uygulanacağı açıklanmalıdır.

Eğitim Sen Olarak ‘Öğretmen Dünyayı Değiştirir’ Kampanyası Başlatıyoruz

Eğitim sistemi ve niteliğinde yaşanan bozulmanın sorumlusu öğretmenler, eğitim emekçileri değil, yıllardır piyasacı politikaları hayata geçirmekte ısrar eden siyasi iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Eğitim emekçileri rekabet etmek ve yarışmak değil, birlik ve dayanışma içinde, nitelikli eğitim için çalışmak istemektedir. Geleceğimizi ipotek altına alan ve iş güvencemizin altını boşaltmayı hedefleyen her türlü girişime karşı mücadele edeceğimiz bilinmelidir.

Eğitim Sen olarak, Türkiye’de öğretmenler başta olmak üzere, tüm eğitim ve bilim emekçilerinin hak ettiği insanca çalışma ve yaşam koşullarına sahip olması için ‘Öğretmen Dünyayı Değiştirir’ başlığıyla bir kampanyayı aşağıdaki taleplerimizle başlatıyoruz. 

EĞİTİM SEN OLARAK TALEPLERİMİZ;

• Siyasi iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı, dünyanın her yerinde olduğu gibi öğretmenler günü olarak Dünya Öğretmenler Günü olan 5 Ekim tarihini esas almalı, öğretmenlere hak ettiği değer verilmelidir. 5 Ekim günü tatil ilan edilmelidir.

• 24 Haziran seçimleri öncesinde verilen sözler tutulmalı, tüm eğitim ve bilim emekçilerinin ek göstergeleri 3600’e çıkarılmalıdır.

• Başta insanca yaşayacak ücret talebimiz olmak üzere, eğitim emekçilerinin bugüne kadar yaşadığı ekonomik mağduriyetler giderilmeli, son 16 yıl içinde satın alım gücümüzdeki azalmayı telafi eden adaletli bir ücret artışı sağlanmalıdır. Maaşlarımızda dolar bazında yaşanan kaybı (325 $) karşılamak için net bin 976 TL artış sağlanmalıdır.

• Ek ders saat ücreti hesaplanırken bir öğretmenin aylık maaş tutarı esas alınmalıdır. (3600/60 = 60 TL)

• Sözleşmeli/ücretli öğretmenlik gibi her türlü güvencesiz istihdam uygulamalarına esnek, kuralsız ve angarya çalışmaya son verilmeli, sözleşmeli öğretmenlerin tamamı kadroya geçirilmelidir.

• Eğitim-öğretim yılı başında öğretmenlere yapılan eğitim-öğretime hazırlık ödeneği, her dönem başında, bir maaş tutarında olmak üzere yılda iki kez olmalı ve bütün eğitim ve bilim emekçilerine ödenmelidir.

• Dünya öğretmenleri açısından bir toplu sözleşme niteliğinde olan ve Türkiye’nin de imzaladığı “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı” eksiksiz olarak hayata geçirilmelidir.

• OHAL KHK’leri ile gerçekleştirilen hukuksuz ihraçlar iptal edilmeli, hukuksuz bir şekilde ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilmelidir.

• OHAL KHK’leri ile ihraç edilen kamu emekçilerinin yaşadığı mağduriyeti arttıran her türlü yasal ve fiili engel kaldırılmalı, ihraç edilen kamu emekçilerinin kendilerini savunma hakkı ile ilgili gerekli hukuki mekanizmalar acilen oluşturulmalıdır.

• Çalışırken alınan ek ödemelerin tamamı temel ücrete ve emekliliğe yansıtılmalı, vergi dilimi uygulaması sabitlenerek ücretlerde yaşanan erimenin önüne geçilmelidir.

• Ataması yapılmayan öğretmenler istihdam sorunu çözülmeli, tüm branşlara eşit değer veren adaletli istihdam sağlanmalı, MEB’ in ihtiyaç sayısı olarak açıkladığı 117 bin öğretmen ataması bir an önce yapılmalıdır.

• Hizmetli ve memurlara özel hizmet tazminatı ödenmelidir.

• Kamu emekçilerinin grevli toplu sözleşme hakkı önündeki engeller kaldırılmalı, gerçek bir toplu sözleşme düzenin yaratılması sağlanmalıdır.

Kampanyamız çerçevesinde taleplerimizi başta siyasi partiler, emek ve meslek örgütleri olmak üzere toplumun geniş kesimleriyle paylaşarak yaygınlaştıracağız. Yapacağımız il gezileri ve bölge toplantıları ile ekonomik krizin bedelini ödemeyeceğimizi, çalışma ve yaşam koşullarımıza yönelik her türlü girişime karşı mücadele edeceğimizi eğitim ve bilim emekçileri ile paylaşacağız. İş yerlerinde taleplerimizi içeren imzaları toplayarak, kokartlarımızı takarak, kamuoyunun eğitim emekçilerinin sesini duymasını sağlayacağız. Toplantılar, paneller bilimsel çalışmalarla yan yana gelerek sesimizi çoğaltacağız; bölgelerde ve gerekirse tek merkezde mitingler örgütleyerek tüm öğretmenleri, eğitim ve bilim emekçilerini mesleğimize, haklarımıza birlikte sahip çıkmaya çağıracağız.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Cumartesi, 06 Ekim 2018 13:00

Alınteriyle geçinenler! Uyanın…

Bu düzende, işçiler, üretici köylüler, memurlar, esnaflar, serbest meslek sahipleri kısaca emeğiyle geçinenler haklarını neyle arar, korurlar?

Sendikalar, kooperatifler, birlikler, odalar ve diğer emek örgütleriyle!

Peki bu ülkede bu  örgütler yok mu?

Var tabi olmaz olur mu?

Hatta bakın, bu örgütlerden, alanında yetkili olan bazılarını, örnek vermek için isim isim sayayım;

Türk İş-Memur Sen-TZOB-Panko Birlik-DSYMB - TESK ve diğerleri.

Şimdi ülkede artık, hemen herkesin kabul ettiği bir ekonomik kriz var mı?

Var.

Ekonomik krizle birlikte yükselen enflasyonla, emeğiyle geçinen işçi, üretici köylü, memur, esnaf fakirleşmiyor mu, yoksulluk hatta açlık  artmıyor mu?

Artmaz olurmu artıyor tabi!

Daha şimdiden ücretlilerin alım gücü düşmüyor mu?

Düşüyor düşmez olur mu?

O zaman; güya, emeğiyle geçinenlerin haklarını korumak, aramak iddiasında olan Türk İş-Memur Sen-TZOB-Panko Birlik-DSYMB -TESK ve diğerleri, niye ayağa kalkıp bu duruma itiraz etmiyorlar?

Edemezler, etmezler?

Neden?

Türk İş-Memur Sen-TZOB-Panko Birlik-DSYMB - -TESK ve diğerleri, işçinin, köylünün, memurun, esnafın emeğiyle geçinenlerin hakkını koruyamaz!

Çünkü; bu örgütler, Erdoğan ve AKP’nin izin verdiği ölçüde konuşup, değerlendirme yapabilirler!

Bu örgütler; hak aramak bir yana, işçinin, köylünün, memurun, esnafın, haksızlıklara karşı yükselen tepkisini firenleme, söndürme işlevini de görürler!

İtirazı olan var mı?

Varsa, bu örgütlerin, emekçilerin haklarını koruyup korumayacakları, savunup savunamayacakları konusunda; önümüzde bir fırsat var! Halep orada ise arşın burada;

Enflasyon rakamları, çarşı pazar zamları ortada. Şurada bir kaç ay sonra, asgari ücret, işçi, memur, emekli maaşlarına yapılacak zamlar belirlenecek. Üretici köylüye verilecek destek, teşvik miktarları açıklanacak. Bakalım; bu örgütler, ücretlilerin, üretici köylülerin, enflasyona karşı ezilmemesi için, Erdoğan’ın karşısına dikilip; “ krize emekçiler değil, AKP hükümetlerinin uyguladıkları yanlış politikalar, har vurup harman savurmalar, yağmacı, yandaşlara kıyakçı uygulamalar, büyük sermayenin açgözlülüğü yol açtı. 

Hal böyle iken; “krizin faturasını emekçilere çıkaramaz, emekçiden kemerlerini sıkmalarını isteyemezsiniz! 

Krize kim yol açtıysa, kemerleri de onlar sıksın!” diyecekler mi, diyebilecekler mi?

Diyemezler, diyemeyecekler!

Diyebilecek olsalardı, daha şimdiden, emekçilerin mutfağında çıkan yangına karşı önlem alınmasını isterler, krizin faturasının emekçilere çıkarılmaması için seslerini yükseltirlerdi!

Yükseltebiliyorlar mı?

Emekçiler; işçiler, üretici köylüler, memurlar, esnaflar, emekliler; gelin, bu kriz dahada büyümeden, tüm önyargıları, şartlanmışlıkları bir yana bırakıp, emeğin hakkını savunma görevini yapmayan bu örgütlere, yaşamın her alanında tepkilerinizi gösterip, onları hizaya çekin!

Sorun, soruşturun, araştırın yalanlara kanmayın!

Ey bu ülkenin namuslu, dürüst, çalışkan, alnının teriyle geçinen insanları, ey bu güzel ülkenin, güzel insanları; uyanın!

Yayınlandığı Kategori Köşe Yazıları