Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

03 Ekim 2018 - Çarşamba - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

Antalya OSB sanayicileri 1 Ekim’den itibaren geçerli olan zamlarla bir kez daha sarsıldı. Üretmenin her geçen gün daha da zorlaştırıldığını söyleyen Antalya OSB Başkanı Ali Bahar, “Sanayiciler öksüz ya da yetim mi?” diye sordu.

Antalya OSB sanayicileri, Nisan-Eylül 2018 dönemlerinde yapılan yüzde 94,3’lük elektrik zammının şokunu üzerlerinden atamadan, yeni zam haberleri ile sarsıldı. 1 Ekim’den itibaren geçerli olan zamlı tarifeler, sanayi elektriğini bir önceki aya göre yüzde 12,86, doğalgazı ise yüzde 18,5 oranında artıracak. Bölge sanayicilerinin Ekim ayı faturaları, yılbaşından bu yana elektrikte toplamda yüzde 94,52, doğalgazda ise yüzde 68,94 oranında artmış olacak. 

Takatimiz kalmadı 

Zamlı tarifelerin Bölge sanayicilerinin omuzlarındaki yükü taşınamaz boyutlara ulaştırdığını belirten Antalya OSB Başkanı Ali Bahar, “Girdi maliyetlerimiz, her geçen gün öngörülemez bir biçimde artmaktadır. Sanayicilerin bu yükü taşıyacak takati kalmamıştır. Girdi maliyetlerinde yaşanan her artış halka enflasyon olarak dönecektir ki bu da halkımızın alım gücünü azaltacaktır. Yapılan bu zamlar istihdamını ve ihracatı da olumsuz yönde etkileyecektir. Günümüz sert rekabet koşullarında sanayicilerin böylesi ağır bir yükü kaldırabilmesi artık imkansız hale gelmiştir. Uzun bir süredir, her platformda sanayicinin üzerindeki yüklerin hafifletilmemesi halinde üretimin durma noktasına geleceğini adeta haykırdık. Ancak omuzlarımızdaki yükler hafifletileceğine daha da artıyor, bu da bazı fabrikalara zarar veriyor” dedi.  

Tek çare üretmek 

Bir evin bir fabrikadan daha ucuz elektrik kullandığı trajikomik bir dönemin yaşandığına dikkat çeken Bahar, “Halkımızın elektriği en avantajlı şekilde kullanması elbette en büyük temennimizdir. Ancak üretimin sekteye uğraması halkımızın sadece elektrik maliyetini değil tüm gider kalemlerinin artmasına neden olacaktır. Daha güçlü ve refah seviyesi daha yüksek bir Türkiye için elimizdeki tek reçete üretmektir. Bunun sağlanabilmesi için de sanayi sektörünün desteklenmesi, önümüzdeki engellerin kaldırılması gerekmektedir” şeklinde konuştu. 

Öksüz yada yetim miyiz

Sektörün birçok sorunla boğuştuğunu anlatan Bahar, “Liman kullanımında uzun yıllardır çözülmeyen sorunlarımız var. Lojistik, toplu ulaşım, toplu konut gibi elzem ancak çözüm önerisi dahi getirilmemiş sorunlarımız var. İhracat yapan sanayicilerimiz Eximbank’tan şikayetçi. Dağ gibi birikmiş onlarca sorun ile tek başına mücadele edip ayakta kalmaya çalışan, ülkesi ve milleti adına elini taşına koyan sanayicilere reva görülen bu muamelenin bir an önce sona ermesini talep ediyoruz. Sanayici olarak bizler öksüz ya da yetim miyiz? Devletimizin güçlü elini, omuzlarımızda rahatlatıcı bir güç olarak görmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.  

 

Yayınlandığı Kategori Manşet

Vali Hasan Şıldak’ın, yapımı tamamlanan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün yeni hizmet binasında incelemelerde bulunduğu açıklaması yapıldı;

Pazar günü katıldığı açılışın ardından İl Müdürlüğüne geçen Vali Hasan Şıldak, İl Müdürlüğü ve bağlı birimlerin yanı sıra Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının da hizmet vereceği yeni binayı gezerek İl Müdürü Hasan Güven ve Vakıf Müdürü Murat Yarar’dan bilgi aldı.

Vali Hasan Şıldak’a incelemeleri sırasında Vali Yardımcısı Ali Nazım Balcıoğlu eşlik etti.

Uzun yıllardır eski Yetiştirme Yurdu Müdürlüğü binasında hizmet veren İl Müdürlüğü ve Sosyal Hizmet Merkezi bugünden itibaren yapımı tamamlanan yeni binada hizmet vermeye başlayacak. Ayrıca Valilik bahçesinde hizmet veren Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’da kısa süre içerisinde taşınacak.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü yeni hizmet binasında Sosyal Hizmet Merkezi, Şiddet Önleme Merkezi, Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi ile Çocuk Kabul ve İlk Müdahale Birimi’nin yanı sıra, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı hizmet verecek.

Yayınlandığı Kategori Manşet

İl Genel Meclisi Ekim ayı toplantısı İl Genel Meclisi toplantı salonunda yapıldı. İl Genel Meclisi Başkanı Muzaffer Bağcı’nın başkanlığında yapılan il genel meclisi ekim ayı toplantısında bütçe komisyonu dahilinde devam eden çalışmalar, Salda Kayak Merkezi yoluna yapılacak olan sıcak asfalt çalışması ve KÖYDES programlarına dahil olan çalışmalar hakkında bilgi verildi. İl Genel Meclisi Başkanı Muzaffer Bağcı’’nın açış konuşmasının ardından İl Geneli Meclisi’ne havale edilecek teklifler görüşüldü. Toplantı bir dahaki toplantı tarihinin belirlenmesinin ardından sona erdi.

İl Genel Meclisi Başkanı Muzaffer Bağcı, İl Genel Meclisi Ekim ayı birleşiminde açış konuşmasında;

“Bütçe programı dahilinde çalışmalarımız devam ediyor. Dolayısıyla bütçemizin denkliğini sağlamak açısından geçtiğimiz aylarda İller Bankası’ndan kredi talebinde bulunduk. Bunun büyük bir kısmı onaylandı. İşlemlerimizi yaptıkça kredi serbest bırakılıyor. Bu konuda bir sıkıntımız yok ancak ülkemizdeki ekonomik şartlar sebebiyle bazı ilçelerimizde bazı bütçede konulan işlemlerde gecikmeler olabilir. Bunu zamana bırakacağız. El birliğiyle bunu yine İl Genel Meclisi’mizde değerlendiririz. Yine ilimizin turizmi açısından, değerli yerlerinden Salda Kayak Merkezi yolunu, Kültür Bakanlığı’ndan gelen ödenele yapılacak. Bu kapsamda Sayın Valimizin talimatıyla buranın yolunun sıcak asfalt yapılması konusunda ödeneği var. Programları aksatmadan devam etmek durumundayız. Sagalassos’da böyle bir çalışma yapılıyor. Sagalassos’da yapacağımız işler bayağı azaldı. Ondan sonra bu çalışmalar Salda’da devam edecek. 

11 ilçe ve 193 köyde İl Özel İdare bütçe programları dahilinde çalışmalarına devam ediyor. Su Kanalı Hizmetleri Müdürlüğü özellikle Yol Şube’nin olsun bazen sıkıştığımız zaman kamyon kiralamak üzere çalışmalar devam ediyor. Bu imkanlar dahilinde bütçemizin büyük oranda gerçekleşeceğine inanıyorum. İnşallah ek kaynaklarda gelir. 

Su Kanal Hizmetlerine talep ettiğimiz kredinni bir kısmına henüz onay çıkmadı. Onu da takip etmeye çalışıyoruz, Sayın Valmizin ve ilimiz milletvekilleriyle birlikte. KÖYDES programlarıyla ilgili geçen gün Vali Bey’in Başkanlığında bir tahsisat komisyonu toplantımız oldu. Bu toplantıda KÖYDES ödeneklerinin ikinci dilimi de geldi. Özellikle KÖYDES’e koyduğumuz programların bitirilmesi konusunda bir karar verildi.” bilgisi verdi.

Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet

Hani derler “neyi düşler ona kavuşursun” diye benim dünyam da öyle biraz. Burdur topraklarını edebiyatta şair Hasan Hüseyin Korkmazgil, usta yazar Fakir Baykart, halk müziğinde Sarı Sali, Hoca Salih Urhan ve Hamit Çine yazın ve sanat dünyasından bellek etmiştim kendime. Yalnızca iki büyük ustanın topraklarında olmanın aşkına sıfatını tanımadığım birisi olan Yusuf Çakar’ın nazik davetlerini hep kabul eetmiştim. İyiki de etmişim yoksa, nasıl tanıyacaktım Yusuf Bey’in sevgili ve emektar eşi Edebiyat Öğretmeni Fahriye Çakar’ı. Amansız hastalığı ile savaş veren Fahriye Çakar kocaman yüreği ile kaderciliği baş tacı yapmış, alışılmış dünyaya tokat atarak yaşıyordu. Edebiyat öğretmeni olarak umarsız yüreklere kanat olmuş biri için engeller vız gelirdi. Kitap günlerinde köşesinden pırıl pırıl bakan gözlerini nasıl unuturum ben. 

Onunla olan sohbetlerimizde hep kız çocukları olurdu. Kız çocuklarına yol göstericilik. İlk aşk dedikleri dumanlı dünyalarına gerçekleri serpmek ikimizin de dünyasında katışıksızdı. Anadolu’da kesit denilen, aklı duygularına karışmış saflıktaki kız çocuklarının uyuyan gözlerini açardı Fahriye Öğretmen... Failatun failatun aruz kalıbının dışına çıkan bir aydındı o. Ders dediğin her türlü kaynaktan öğrenilirdi. Temiz yüreklerin zehirlenmesinden düzelmezdi yürek yarası.

Neden mi sevdim? Onu kendime benzettim biraz. Kızlar okumalı, kızlar akıllı olmalı, kızlar ezilmemeli... Fahriye Öğretmeni’min bakışlarından okurdum o günlerin kıvancını. Anılarını anlatırken, ağrıları dinerdi ve yüzü gülerdi... Öğretmenlik böyle bir şeydi. Seninle birlikte karışır belki bir tohumu yeşertirdi. Öğretinin içindekilerle dolaşır dururdu dünyayı... Benim öğretmenlerimle ben, benim öğrettiklerimle binlerce can dolaşıp duruyor evrende. Onun için Fahriye öğretmenler ölümsüzdür. Onun bellettikleri dolaşır durur aramızda. Anaç öğretmen olmak günümüzde asla görülmeyen gerçekliktir. Dersim biter işim biter. Fahriye Çakar gibi öğretmenlerin ise sabaha kadar dersi bitmez. Umarsızlara derman bulmak için uykuyu terk eder, bedenini tüketir.

Ülkemizin bencil dünyasındaki adamlıkları düşününce Yusuf Çakar’ı gerçekten kutluyorum. Onu hiç incitmeden, ona bir inci tanesi gibi dokunan, sevgi ve saygı ile sarıp sarmalayan bir eş olarak takdir ediyorum. Evlenme akdindeki verilen söz gibi ‘hastalıkta sağlıkta’ aynen yaşatan biri olarak gözlerimi dolduruyor.

Fahriye öğretmenimle güzel bir çalışmaya imza atacaktık. Başarılı kadın öyküleriyle belki birçok genç kıza rehber olacaktık. Ömrü vefa etmedi. Ben onun ansına böylesi güzel bir çalışmayı sürdürmek isterim.

Onun ruhu huzurla uyusun. Nice kardelenler yetişecek imece öyküsüyle. Ben onun anısına böyle güzel bir çalışmayı sürdürmek isterim. 

Her canlının bedeni elbette karışacaktır toprağa, bu kaçınılmaz. Önemli olan ardında eser bırakabilmektir. Fahriye öğretmenim ardında sevgiyi ve yaşama sevincini aşıladığı biricik oğlu Emre Can’ı ve can yoldaşı Yusuf Çakar’ı bırakmıştır. Bize düşen ödev de onun öğretmenlik ruhunu eserlerimizle yansıtmaktır.  

Başaran öyküler çoğalsın, kaleme alınsın. Bir tohum yeşersin.

Ruhun huzur bulsun, ışıklar içinde uyu öğretmenim.

Fahriye Öğretmenime derin seygılarımla...

Yayınlandığı Kategori Konuk Kalem

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu Af teklifi hakkında açıklama yaparak; 

“Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni yasama dönemi için açıldı. Milletimize hayırlı olsun. Gündemde bir af kanunu var. Adı af değil, infaz indirimi. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik kararlarına göre genel ve soyut bir düzenleme getirdiğinden af kabul ediliyor.

Şu anda cezaevlerinde 250.000 civarında tutuklu ve hükümlü var. Af kanununun istisna tuttuğu suçlar çıkarılınca, 163.000 kişinin bundan yararlanacağı hesaplanıyor. Fakat Anayasa Mahkemesi, istisna tutulan suçlardan bazılarını istisna kapsamından çıkaran iptal kararları verirse bu sayı artacak.  Daha önce böyle oldu.

Af kanununun getirdiği ceza indirimi beş yıl. Beş yıl düşüldükten sonra geriye yatacak cezası kalmayan hükümlü salıverilecek. Yatarı kalırsa, kalanı çekecek.  Tutuklular da bundan yararlanacak.

Kapsama giren suçların içinde uyuşturucu satıcılığı ve mafya tipi silahlı örgüt kuruculuğu ve üyeliği de var. Burada şu hususu önemle belirtmek istiyorum: Okul önlerinde, sokaklarda,  çocuklarımıza uyuşturucu satan, şeker diye zehir veren torbacıların aldığı ortalama ceza beş yıldır.

Af Kanunu kabul edilirse bu torbacıların tamamına yakını dışarı çıkacak. Bu sayı 50.000.

Bu torbacıların sattıkları uyuşturucunun geliri dolaylı yollardan PKK’ya ulaşıyor. PKK dünyanın en büyük uyuşturucu çetelerinden biri. Yıllık uyuşturucu geliri 1,5 milyar $. Yani af kanunu dolaylı olarak PKK’ya da yarayacak.

Ayrıca terör örgütü sınıfına girmeyen silahlı örgütlerin kurucu ve üyeleri de çoğunlukla tahliye edilecek.

Yüce Meclisimizin bütün bunları dikkate almasını, polisimizin yargımızın emeklerini düşünmesini diliyorum.” Dedi.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Salı, 02 Ekim 2018 13:50

Saatler geri alınmayacak

2016 Mart ayından bu yana ülkemizde kış saati uygulaması yürürlükte değil. Bu yıl, vatandaşlar iki yıldan bu yana uygulanan sabit saat uygulamasından, kış saati-yaz saati uygulamasına geçilip geçilmeyeceğini merak ediyorlardı. Dün itibariyle konuya açıklık getirildi. 2018 yılında kış saati uygulamasına geçilmeyecek, sabit saat uygulaması devam edecek. Bu karar Resmi Gazete’de dün yayınlandı.  

 

Yayınlandığı Kategori Manşet

Abdi-Şefika Özeren Merkez 2 Nolu ASM ve 1 Nolu ASH İstasyonu Hizmet Binası’nın açılışı yapıldı

Vali Hasan Şıldak’ın, Hayırsever Özeren Ailesi tarafından yaptırılan Abdi-Şefika Özeren Merkez 2 Nolu Aile Sağlığı Merkezi ve Abdi-Şefika Özeren 1 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu Hizmet Binasının Açılış Törenine katıldığı açıklandı;

Bahçelievler Mahallesinde mülkiyeti Sağlık Bakanlığına ait taşınmaz üzerine Burdur Valiliği ile Hayırsever Özeren ailesi tarafından imzalanan protokol çerçevesinde yapılan 2 Nolu ASM ve 1 Nolu ASH İstasyonu hizmet binası Merhum Abdi Özeren ve eşi Şefika Özeren’in isimlerini taşıyacak.

Hayırsever iş adamı Merhum Abdi Özeren’in ölüm yıl dönümünde gerçekleşen açılış törenine başta Vali Hasan Şıldak olmak üzere, Özeren Ailesi, Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, İl Jandarma Komutanı J. Alb. Orhan Kılıç, İl Emniyet Müdürü Arif Çankal, İl Genel Meclisi Başkanı Muzaffer Bağcı, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, kurum müdürleri ve Özeren ailesinin yakınları katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programda hayırsever Özeren ailesi adına Osman Özeren konuşma yaptı. Vali Hasan Şıldak’ın konuşmasıyla devam eden programda yapılan duanın ardından Valimiz, Özeren Ailesi ve protokol tarafından Abdi-Şefika Özeren Merkez 2 Nolu ASM ve 1 Nolu ASH İstasyonu hizmet binasının açılışı yapıldı.

Vali Hasan Şıldak açılış töreninde yaptığı konuşmada;

“Bugün böylesine anlamlı bir günde ilimiz içinde çok önemli bir hizmetin açılışını birlikte gerçekleştiriyoruz. İçinde bulunduğumuz alanda bulunan ve kısa sürede yapımı tamamlanan Özeren Ailesinin değerli büyüğü Abdi Özeren’in anısına çocukları tarafından, Osman Özeren’in öncülüğünde gerçekleştirilen bu örnek yatırım ilimizde aynı zamanda çok büyük mesajlarda vermektedir.

Burada bugün Merkez 2 nolu Aile Sağlığı Merkezi ve 1 nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunun açılışını yapacağız. Biraz önce ifade edildi, hayırsever iş adamı merhum Abdi Özeren pek çok hayırlı hizmetlere vesile olmuş. Bugün de yine Özeren ailesi ile Burdur Valiliği arasında imzalanan protokole dayanan bu sağlık tesisi Sağlık Bakanlığı’mıza ait arsa üzerine 2 katlı olarak inşaa edildi. Giriş katında acil sağlık hizmetleri istasyonu, 1 ve 2‘nci katlarda aile sağlığı merkezi hizmet verecek. İl Merkezimizde Bahçelievler ve Armağan İlci Mahallelerinde yaklaşık 10 bin nüfusa koruyucu ve tedavi edici hizmet sağlamak üzere 3 aile hekimimiz burada görev yapacak şekilde planlama yapılmıştır. Burdur Merkez Acil 1 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu da merkez ilçemizdeki acil vakalara diğer 4 istasyonumuz ile birlikte müdahale edecektir. Bu hizmetin çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Sağlık hizmetlerimiz bu şekilde ilimizde daha kaliteli erişebilir olacaktır. Özeren ailesini tebrik ediyor, ebediyete intikal eden aile büyüklerine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Kendilerine şükranlarımı sunuyorum.

Bu hizmetin ilimizde inanıyorum ki daha sonrasında önümüzdeki günlerde pek çok hayırsever vatandaşımıza ışık tutacaktır. Kaldı ki; Burdur eğitim ve sağlık başta olmak üzere, pek çok kamu hizmetinde bu şekilde hayırsever ailelerin, iş adamlarının örnek yatırım ve hizmetleri ile dolu. İlimizin her köşesinde bir eser görebiliyoruz. Bundan sonrasında da İl Valisi olarak özellikle başlatacağımız girişimlerle hayırseverlerimizi, iş adamlarımızı, sanayicilerimizi ve ticaret erbabını bu tür yatırımları yapmaya davet ediyoruz. Bunların artarak devam etmesini diliyoruz. İlimizde bulunan hizmet açığının giderilmesi hem de vatandaşımızın böyle hizmetlere taşın altına elini koymak sureti ile daha anlamlı ve daha müşterek ruhun, huzurun ve güvenin ortamını sağlayacağını, birlikte bütünlük içinde bizim geleceğe yarınlara daha umutla bakmamızı sağlayıcı bir faktör olduğunu düşünüyorum. Tekrar Özren Ailesine teşekkür ediyor, bu anlamlı hizmetin ilimize sağlık hizmetlerine büyük katkılar vermesini temenni ediyorum” dedi.

Vali Hasan Şıldak açılışın ardından Hayırsever Özeren Ailesi ve protokolle birlikte hizmet binasını gezerek, İl Sağlık Müdürü Opr. Dr. Reha Sermed Aygören’den bilgi aldı.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Salı, 02 Ekim 2018 13:50

Devlet-Mc Kinsey ve demokrasi

Türkiyede yürüyen sistem demokratik bir sistem midir?

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yaptığı açıklamaya bakarsanız;

Yeni Ekonomi Programı kapsamında kurularak, faaliyete geçen Maliyet ve Dönüşüm Ofisi için; uluslararası yönetim şirketi McKinsey ile çalışılacak. McKinsey her çeyrekte 16 bakanlığın ekonomik ve maliye performansını ölçecek ve rapor sunacak!

Yapılacak küçük bir araştırma ortaya koyuyor ki; Amerika merkezli Mc Kinsey kuruluşu, Türkiye’nin iç işlerine ilk kez giriyor değil;

MC Kinsey; 1980’lerin ortasında, Türkiye’nin Avrupa Birliği başvurusunu şekillendirmesi konusunda da rol üstlenmiş.

2001 krizinde bankaların özelleştirilmesi ve kamulaştırılması sürecinde de devlet ile çalışmış.

1995’te İstanbul Ofisi’ni açmış.

Şimdi bunların üstüne  sorumuzu tekrarlayalım mı;

Türkiye bağımsız bir ülke mi ve demokratik bir sistemle mi yönetilmekte?

Bu soru üzerine, içerde olan siyasiler, gazeteciler, üniversite öğretim üyeleri, üniversiteli gençler, 3. Hava limanını inşaatında “bitlendik” dedikleri için tutuklanıp cezaevine atılan işçiler, yıllardır yaptıkları gibi, sokağa çıkıp, “devletten kayıplarının bulunmasını istedikleri için” biber gazına boğulan Cumartesi Anneleri ve daha bir çok şey akla gelebilir!

Ülkenin demokratik olup olmadığı konusunda, bunlarda elbette önemli kıstaslar, göstergeler;

Ama bu yazının konusu bunlar değil, başka!

Konumuz Mc Kinsey! 

Mc Kinsey’in “16 bakanlığın ekonomik ve maliye performansını ölçecek ve rapor sunacak!” olması!

Bu ne demek? Nasıl olacak bu? Mc Kinsey 16 bakanlığın performansını nasıl ölçecek?

Bunu bilmeyecek ne var! Çocuğa sorsan bilir! 

Bu demektir ki; Amerikalı Mc Kinsey firması, eşittir devlet demek olan, 16 bakanlığa ait, tüm bilgilere, verilere, 16 bakanlığın bütçesine, harcamalarına, her türlü ekonomik, askeri çalışma ve üretim bilgilerine  vakıf olacak!

Peki soralım o zaman;

Hani ortada bir kriz yoktu? Hani bu Amerikan saldırısıydı?

Şimdi sormazlar mı adama;

Ekonomide yaşananların sebebi Amerikan saldırısı ise, saldırıyı bir Amerikan kuruluşu ilemi savuşturup, düze çıkacaksınız?

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

Çocuklar bile güler buna! Bu yaptğınız kuzuyu kurda teslim etmek değilse ya nedir?

Görüldüğü gibi, 16 Bakanlığı Amerikalı Mc Kinsey firmasına teslim etmek tam bir facia!

Ama durun turpun büyüğü heybede!

Bundan daha önemlisi, hangi demokratik ülke, bakanlıklarının tüm verilerini, sırlarını, bir başka ülke merkezli, özellikle de Amerikan merkezli bir firmaya açarken;

 Ülke için, böylesine önemli bir konu için meclisine danışmaz? Konunun mecliste görüşülmesini sağlamaz?

Tabi şimdi doğal olarak soracaksınız; bu sistemde TBMM’nin bir kıymeti harbiyesi varmı ki sorulsun?

İşte size, ülkedeki sistemin demokratik olup olmadığına ilişkin bir kıstas daha!

Bu olup bitenlerden sonra tekrar  soralım;

Ülkenin 16 bakanlığını, ekonomiden, eğitime, sağlığa, tarıma, hayvancılığa kadar sektörleri, kurumları, mecliste görüştürüp oylatmadan, Amerikalı Mc Kinsey’e teslim etmek demokratik bir uygulamadır?

Bunun adı demokrasi midir?

Yayınlandığı Kategori Köşe Yazıları