Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Perşembe, 11 Ekim 2018 14:53

12 Ekim 2018 - Cuma - Burdur Gazetesi

12 Ekim 2018 - Cuma - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015’teki canlı bomba saldırısında hayatını kaybedenler için anma etkinliği düzenlendi.

 Eğitim Sen Burdur Şube Başkanı Müjgan Akşit, Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Tren Garı’nda patlama sonucu hayatını kaybedenler ölümünün 3. yıldönümünde Cumhuriyet Meydanı’nda anıldı. Açıklamanın ardından bir süre slogan atan gruptakiler, daha sonra dağıldı. Eğitim-Sen Burdur Şube Başkanı Müjgan Akşit, acılarını ve öfkelerini büyüten en büyük nedenlerden birisinin , katliam öncesinden bugüne kadar siyasi iktidarın ve idarecilerin takındıkları tutum ve yargı süreci olduğunu, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi 3 Ağustos günü 10 Ekim Ankara katliamı davasında kararını açıkladığını, yargı süreci hızla bitirilmek istendiğini, yargının tutumu ve açıklanan karar katliamın gerçek faillerinin kimler olduğuna dair kuşkularını daha da büyüttüğünü dile getirdi. 

 Eğitim-Sen Burdur Şube Başkanı Müjgan Akşit 10 Ekim Ankara Tren Garı’nda patlama sonucu hayatını kaybedenlerin 3. yıldönümüyle ilgili basın açıklamasında;

“10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde gerçekleşen katliamın üçüncü yıldönümünde kaybettiğimiz bütün arkadaşlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz. Bundan 3 yıl önce, ülkemizin içinden geçtiği şiddet ve çatışma ortamının sona erdirilmesi için ‘Savaşa inat, barış hemen şimdi’ şiarıyla Türkiye’nin dört bir yanınıdan gelen on binlerce kişinin katliamıyla gerçekleşen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingimize savaştan beslenen karanlık odaklar katliamla cevap verdiler.

Yüreği insan sevgisiyle ve barış özlemiyle dolu 103 arkadaşımız yaşamını yitirdi. Yaklaşık 500 arkadaşımız yaralandı. Halen çok sayıda arkadaşımız farklı organ kayıplarına uğrayarak hayatlarını devam ettirmeye çalışıyor.

Yaşanan bu büyük katliamın acısı yüreklerimizi yıkmaya devam ediyor. Acımız kadar öfkemizde tazeliğini koruyor. Gerçek katiller dışarıda gezdiği için isyanımız her gün biraz daha büyüyor.

Acımızı ve öfkemizi büyüten en büyük nedenlerden biriside, katliam öncesinden bugüne kadar siyasi iktidarın ve idarecilerin takındıkları tutum ve yargı sürecidir. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi 3 Ağustos günü 10 Ekim Ankara katliamı davasında kararını açıkladı. Yargı süreci hızla bitirilmek istendi. Yargının tutumu ve açıklanan karar katliamın gerçek faillerinin kimler olduğuna dair kuşkumuz daha da büyüttü. 

Duruşmalarda yaşananlara, siyasi iktidarın ve mahkemelerin tavrına bakıldığında davanın birkaç tetikçinin, yardım ve yataklık edenlerin çeşitli cazalarla sonuçlandırılması üzerine kurgulandığı anlaşılmaktadır. Karar da buna uygun olarak verilmiştir. 

Mülkiye müfettişlerinin hazırladığı raporda adeta katillere Ankara’ya kadar bir koridor açıldığı anlaşılmasına rağmen mahkeme heyeti raporu ciddiye almadığı gibi avukatlarımızın ısrarlı talebine rağmen raporda kastı/ihmali yazılı olan kamu görevlilierini ne sanık olrak yargılamış ne de tanık olarak dinlemiştir. 

7 Haziran-1 Kasım 2015 sürecinde arka arkaya patlayan bombaların, yaşanan katliamların ‘ya biz ya kaos’ tehdidi ile ilişikisi sorgulanmadığı sürece adalet sağlanmamış, gerçek failler ortaya çıkarılmamış olacaktır. Katliam sonrası anket yapıp oyların ne kadar araştıran ve büyük bir aymazlıkla TV’lerde açıklayanlar, halklarımıza hesap vermedikçi ülkemizde, amacımız da dinmeyecektir. Katillere adeta koridor açan, yol kontrollerini kaldıran, saldırı olacağı istihbaratını tertip komitesinden gizleyenler, patlamaların ardından birçok kişinin yaşamını yitirmesine neden olan gaz sıkma emri verenler, ambulansların geç gelmesinin sorumlusu olanlar, güvenlik tedbiri almayanlar yargılanmadıkça gerçek adalet mücadelemiz sürecektir.

‘Kokteyl örgüt’ diyerek davayı sulandıranlar, katliamın IŞİD tarafından gerçekleştirildiğini söyleyen mahkeme kararı sonrası hala koltuklarında oturmaya devam ediyorlarsa dava dosyasının daha başındayız demektir. Katliamın tüm sorumluluarı yargılanana ve hak ettikleri cezayı alana kadar öfkemizi diri tutacağız. Katliamın unutturulmak istenmeine izin vermeyeceğiz. Arkadaşlarımızın hesabını mutlaka soracağız. 

Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi yitirdiğimiz arkadaşlarımızın en büyük emanetidir. Bizler bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu doğrultuda kararlı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. 

Barış karanfillerimize ve aileleirne verdiğimiz sözü 3. yıldönümü vesilesiyle bir kez daha yineliyoruz. Barış özleminiz yerine gelinceye kadar mücadelemiz bedeli ne olursa olsun devam edecektir. Gerçek katiller ortaya çıkarılıncaya kadar ve gerçek adalet yerini buluncaya kadar and olsun ki durup dinlenmeyeceğiz, geri çekilmeyeceğiz, yılmayacağız, affetmeyeceğiz, unutmayacağız, unutturmayacağız.”dedi.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Perşembe, 11 Ekim 2018 14:53

Sistem çürümüş toplum hasta

Bu ülke felakete, hem de büyük bir felakete doğru gidiyor!

Bu ülkenin insanları, kendi gerçek değerlerinin üzerine basıp geçerek, ışıltılı, yalan, gerçek olmayan değerlere yöneldi.

Sistem çürümüş, toplum hasta!

Neden?

Hasta olmayan toplum, celladına aşık olur mu?

Ülkede şeker fabrikaları satılır!

Köylüden, pancar üreticisinden tık yok!

Bu ülkede yabancılara 20-30 yıl üzerinden, geçiş sayısı garantisi ile dolar ödemeli anlaşmalarla;

 Geçenden 3, geçmeyenden 5 akçe mantığıyla yollar, köprüler yaptırılıp, ülkenin geleceği satılır, toplumun umurunda olmaz!

Daha 3 ay önce iki liraya alınan domates’in fiyatı 7-8 lira olmuş! Bu nedir? diyen yok!

Bu ve benzeri durumlar bize has mı, yalnızca bizim ülkemizde mi yaşanmakta?

Hayır!

Emperyalizmin işleyişi içinde, dünyanın zenginlikleri, bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıda firmanın, markanın elinde toplanıyor. Bu firmalar, dünya gıda, ilaç, silah ve diğer piyasalarına hakim olmuş durumdalar. Örnek verecek olursak; ülkemizdeki GDO’lu tohum piyasanının %’de sekseni bunların elinde!

Dünyada az sayıda ülke, bu firmalara karşı direnmekte. Ama, bizim gibi ülkelerin tamamına yakını, bu firmaların ekonomik saldırı ve işgali altında!

Daha önce Yunanistan’ı kasıp kavuran krize, yarım ağız, sanki kendi başına hiç gelmeyecekmiş gibi,  gülüp geçti ülkemin insanı ya;

Şimdi, bizi pençesine alan ekonomik krizin, belki Yunanistan’dan ve ekonomik kriz yaşayan diğer ülkelerden, daha ağır yaşanacağına dair işaretler var ortada.

Bu işaretlerin en önemlilerinden birisi, konkordato yoluyla iflasa giden firmalar. Bunlar içersinde, ülkenin en büyük firmaları arasında yer alan firmalarla birlikte, bütün illerde konkordato başvurusu yapan, çok sayıda orta ölçekli firmalar da var. İlimizde de, konkardato isteyen firmaların sayısı giderek artıyor.

Ülkede krizi tetikleyen neden, dışarıdan alınan borçların faizlerinin bile ödenemez hale gelmesidir. Bu borçların ve faizlerinin ödenebilmesinin tek yolu, yine dışarıdan daha ağır faiz ve koşullarla yeni borçlar bulunup alınmasıdır.

Böylesi krizlerde, ülkelere borç veren İMF gibi kuruluşlar, ülkenin ekonomik yönetimine el koyup, borcun ödenebilmesi için bazı dayatmalar getirirler ki;

Bu dayatmaların faturası, hep emeğiyle geçinenlere kesilir. borç onlardan yapılacak kısıtlamalarla ödenir. 

Borcun büyüklüğü, emekçilerin çekeceği sıkıntı ve acıların boyutunu belirler.

Çıkış yolu var mı?

Boçların ödenmesi mutlak! Bu borç ödemesinden kaçış yok! 

Öyleyse, emekçilerin sıkıntıları ve acıları yaşamaları da mutlak.

Kesinlikle öyle!

Diğer yandan,  zor dönemler yaşayan, bu dönemlerden başı dik çıkan ülkeler ve uluslar, güçlü liderler, liderlikler de yaratabilir. Zor koşullardan çıkışta, bu güçlü liderliklerin önemi büyüktür.

Ülkemizde yaşanan ekonomik krizin arkasında kimlik sorunu yatar;

Bu ülkede yıllardır; Üretmeden yaşama, çalışmadan sahip olma, yalan, yağma, talan anlayışı, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” “çalıyor ama iş yapıyor” bakışı hakimdir.

Bu anlayış değişmeden, biz daha çook krizler yaşarız!

Şu sıra, Orhun Anıtları’ndaki Bilge Kaan yazıtını, dönüp dönüp, tekrar tekrar okumanın tam zamanı!

Ve tabi ki; Mustafa Kemal’in “Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.” Sözlerine  kafa yormakta gerekir.

Yayınlandığı Kategori Köşe Yazıları
Perşembe, 11 Ekim 2018 14:51

MAKÜ’den Kiraz’a yol haritası

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ev sahipliğinde ‘Tarımsal Mücadele Yöntemleri’ konulu Kiraz Çalıştayı düzenlendi.

MAKÜ Avşarhan Sinema Salonunda gerçekleştirilen çalıştaya Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Özcan Kayacan, Burdur İl Tarım ve Orman Müdürü Oktay Darcan,  Soğutma, Muhafaza, Taşıma Bilimleri ve Sanayiciler Derneği (SOMTAD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Rahmi Türk, MAKÜ Burdur Gıda Tarım ve Hayvancılık Meslek Yüksekokulu Bahçe Tarımı Programı Dr. Öğr. Üyesi Ersin Atay ile alanında uzman birçok akademisyen ve kurum temsilcileri katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan çalıştayın açılış konuşmasını SOMTAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Rahmi Türk yaptı. Türk yaptığı konuşmasında kirazlara zarar veren böcek türleri ile mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayarak, düzenlenen çalıştay sonrasında birçok çözüm önerisinin sunulmasını dilediklerini belirtti.

Burdur İl Tarım ve Orman Müdürü Oktay Darcan ise kiraz üzerine yapılacak kümelenme ve spesifik bir çalışma modeli ile kirazın yetiştirilmesi, zirai mücadelesi ve pazarlanmasında önemli bir etken olacağını vurguladı.

TAGEM Genel Müdürü Özkan Kayacan da gerçekleştirilen çalıştayda MAKÜ’nün akademik birikimi, TAGEM’deki araştırmacılar ve ilgili kurumların desteğiyle kiraz yetiştiriciliğinde önemli bir ivme kat edebileceklerini belirterek Türkiye’nin kiraz üretiminde dünya lideri olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin kiraz üretiminde önemli bir yere sahip olmasına rağmen hasat sonrasında büyük kayıplar yaşandığını vurgulayan Kayacan, kirazın pazarlanmasında da sıkıntıların olduğunu belirtti.

Göller bölgesi içerisinde kirazın önemli bir yeri olduğunu dile getiren Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz ise kiraz yetiştiriciliğinde önemli bir aşama kaydedildiğini, doğru tarımsal yöntemlerle bu gelişmenin daha da ileriye taşınabileceğini söyledi. Gerçekleştirilen çalıştayın iki ana sebebi olduğunun altını çizen Rektör Korkmaz, bunlardan ilkinin zararlılarla mücadele olduğunu ikincisinin ise pazardaki değişimlerin olduğunu vurguladı. Çalıştay sonrasında kirazın yol haritasının çıkarılmasını ve bunun tabandan başlayarak pazarlamaya kadar her aşamasında kiraz üretimi ve satışında önemli bir rol oynayabileceğini vurguladı.

Açılış konuşmalarının ardından Prof. Dr. Ali Küden ‘Kirazın Yolculuğu’, Uzm. Ayşe Uysal ‘Kiraz Hastalıkları’, Dr. Ayşe Özdem ‘Kiraz Zararlıları ve Mücadele Yöntemleri’, Uzm. Fatih Tolga ‘Sirke Sineği Mücadelesi ve Akdeniz Meyve Sineğinden Ari Alan Oluşturma’, Prof. Dr. Mustafa Erkan ‘Kirazın Hasat, Boylama, Ambalaj, Depolama ve Taşınması’ ve Prof. Dr. Senih Yazgan tarafından ‘Kiraz İç ve Dış Satımında Sorunlar ve Çözüm Önerileri’ ile ilgili sunumlar gerçekleştirildi.

Çalıştay sonrasında Korkuteli’nde bulunan kiraz üretimi ve işletme entegre tesisleri gezilerek kirazı üretimi ve pazarlanması aşamaları yerinde incelendi.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Avrupa Birliği Projesi’ni Okul Müdürü Veli Aktaş Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde basın mensuplarına ve öğrenci velilerine tanıttı. Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden 18 öğrenci  “Mesleki eğitimde dijital beceriler” projesiyle yurt dışında eğitim alabilme fırsatını yakaladılar. Projeye Türkiye, İtalya, Romanya ve Litvanya olmak üzere 4 ülkeden öğrenciler katılacak. Bu proje sayesinde öğrenciler haftada 9 saat yoğun İngilizce eğitimi alabilecek, gelişen teknolojiye ayak uydurabilecek bireyler olacak ve 18 meslek lisesi öğrencisi 3 ayrı ülkede dijital eğitim örnekleri ile kendilerini yetiştirebilme imkanı bulabilecekler.

Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Veli Aktaş Avrup Birliği projesiyle ilgili olarak yaptığı açıklamada;

Yıllarca gerek öğretmenlik gerekse idarecilik hayatımda; öğretim programlarının ne kadar hızlı değiştiğine bizzat şahit oldum ve eğitimde de değişmeyen tek şeyin, değişimin kendisi olduğunu anladım.  Eğitim programları ile birlikte teknoloji de baş döndürücü bir şekilde değişmektedir. 

 Hepinizin de bildiği gibi, çok önceki yıllarda öğretim programlarının yoğunluğu, hantallık ve gereksiz bilgi hamallığı getiriyordu. Bunlar; zaman içinde hem görsellik olarak zenginleşti, hem de bilgi yükü bakımından, daha sadeleştirildi.  

Bir işi iyi öğrenmiş olmanın günümüzde herhangi bir anlam ve önemi yoktur. Önemli olan gelişen teknolojiye ayak uydurabilmektir. 

Ben bir meslek dersi öğretmeni ve mesleki eğitim veren bir eğitim kurumunun müdürü olarak, okulda edinilen bilginin gerçek yaşantı içinde kullanılması gerektiğine inanıyorum, öğrencilerin edindiği mesleki eğitimin, sektörün beklentilerini karşılaması gerektiğine ve mezun öğrencilerimizin istihdam edildiğinde görevimizi layığıyla yerine getirmiş olabileceğimize inanıyorum. Mutsuz, ezberci günü kurtaran ve güvensiz gençler yetişmesi kuşkusuz kimsenin işine gelmeyecektir. Nitelikli eleman neyi nerede bulabileceğini bilen kişidir. 

AB eğitim projeleri, benim meslek hayatımda çok defa yer aldı, çalışan personelime bu konuda proje üretmenleri için azami destek verdim. Bu tip projelerden gelecek olan hibelerle; eğitimde hızlı ve iyi yönde bir değişim elde edileceğine inanan bir okul müdürüyüm. Son iki yıldır, okulumun proje ekibinden günümüzün olmazsa olmaz eğitim yaklaşımları içerisinde; dijital eğitim, kodlama, fen okuryazarlığını destekleyen bir proje yapmalarını istedim ve ne mutlu ki bana, “Mesleki eğitimde dijital beceriler” adlı projemiz bu sene, 105.000 Euro hibe ve 4 Avrupa ülkenin katılımı ile kabul edildi. Projeyi çalışmalarında emeği geçen tüm arkadaşlarıma , teşekkürü bir borç bilirim. 

2 yıl sürecek olan bu projenin en önemli konu başlıkları şunlar olacaktır;

Okul Dijital İçerik Kütüphanesi oluşturulacaktır, 

Projede yer alan öğrenciler haftada 9 saat yoğun İngilizce dil eğitimi alacaklar, 

İhtiyaç duyulan yazılımın tasarımı ve kullanımı özel sektörünün özelliklerine uygun olacak,

Öğretmen, yönetici, öğrenci ve veli aynı platformda iletişim halinde olacak,

Temel becerileri kazanmış, gelişen teknolojiye ayak uydurabilen, istihdama hazır bireyler yetiştirilecek, 

18 meslek lisesi öğrencisi 3 ayrı ülkede dijital eğitim örnekleri ile kendilerini geliştirecekler, 

İlimiz, okulumuz ve ülkem adına mutluyum ki böyle bir proje kabul edildi, umarım projenin devamı ve beklenilen çıktıları da önümüzde ki iki yıl içerisinde başarı ile tamamlanmış olacak ve öğretmen ve öğrencilerimiz projeden gerekli faydayı elde edeceklerdir.”dedi.

Proje Sorumlusu İngilizce Öğretmeni Gökhan Gözene’de “Mesleki eğitimde dijital beceriler” projesi hakkında bilgi vererek;

“Uzun yıllardır Avrupa birliği projelerine mesai harcamaktayım. Bizim 3 yıldır uğraştığımız ancak başarısız olan projemiz bu sene Avrupa Birliği projesine girdi. Toplamda 105000 Euro’luk bir proje için 4 ayrı ülkeden meslek lisesi öğrencileri bir araya geldiler. Bilgisayar ve yazılım teknolojisinin entegrasyonu üzerine çalıştılar. Hazırlaması da kolay değildi. 4000 proje içerisnde kabul edilen 20-25 tane projeden bir tanesi bu. 3 yıldır uğraşıyoruz bu projenin geçmesi için. Endüstri Meslek Lisesi’ne gelen öğrencilerimizle toplumda bir önyargı oluyor. Biz hem bu önyargının önüne geçebilmek için hem de eğitimde çocukların üzerinde bir fırsat sağlayabilmek için böyle bir projeye soyunduk. Ne mutlu ki kabul edildi. 

Bu projeyi hazırlayan öğrencilerimiz yurtdışırna gidecekler ancak daha da önemlisi burada bir sertifika europest dediğimiz belgeyi alacaklar. Bu sayede öğrencilerimiz istihdama hazır bireyler olacak.”deyip katılan herkese teşekkür etti.

ATP 9/A Öğrencisi Furkan Koç’ta projeleriyle ilgili yaptığı açıklamada;

“Ben çok mutluyum. Tabi diğer arkadaşlarımla beraber Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak çok güzel bir projeye imza atıldı. Biz bu okula bu sene ilk defa sınavla giriş yaptık. Tabi bunun da az da olsa bir mükafatı olacaktı. Ama biz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne giriş yaptığımızda bize altın tepsi ile yurtdışında eğitim alma şansı sunulduğunu tabiki bilmiyorduk. Bizim içinde sürpriz oldu. Bizlerde bu fırsatı inşallah geri çevirmeyerek yurtdışında başarılı bir eğitim alarak kendimizi geliştirmeye çalışacağız.”dedi.

Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencileri 2018-2019 eğitim öğretim yılının ilk notunu Vali Hasan Şıldak ve Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz’dan aldılar.

MAKÜ Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü 2. Sınıf öğrencileri kendi pişirdikleri yemek ve sunumları ile görücüye çıktılar. Toplam 30 öğrenci yemeklerini Vali Hasan Şıldak, Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz ve üniversite yönetimine tattırdılar. 

Uygulamalı eğitim modelinin ilk uygulamasının gerçekleştirildiği öğle yemeğinde öğrenciler dalyan köfte eşliğinde patates püresinden oluşan ana yemek menüsünden puan aldılar. Öğrencilerin günlük olarak üretmiş oldukları yemekler Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu Otelcilik ve Konaklama Bölümü tarafından da o gün günlük olarak servis ediliyor. Geliştirilen uygulama ile verilen puanlar öğrencilerin ders geçme başarılarında da etkili olacak.

Yemek sonrası puanlama yapan Vali Hasan Şıldak, uygulamanın özgün bir çalışma olduğunu söyleyerek; “Mehmet Akif Ersoy Üniversitemizin Kitap Kafesinde Gastronomi Bölümü öğrencilerimizin yemek sunumlarını birlikte tattık. Böyle bir çalışmanın ve projenin başlangıcında bulunmuş olmaktan dolayı mutluluk duyuyorum. Her şeyden önce Sayın Rektörümüzün de genişçe ifade ettiği gibi proje özgün bir çalışma içeriyor. Şöyle ki burada öğrencilerimiz tarafından üretilen yemeklerin tüketicileri tarafından puanlanmasının gerçekten ilginç ve iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum. Öğrencileri motive edici çok daha canlı diri tutucu, teşvik edici olduğunu düşünüyorum. Uygulamayı hayata geçiren rektörümüze ve teknik ekibimize teşekkür ediyorum. Öğrencilerimize de başarılar diliyorum“ dedi.

Rektör Prof. Dr. Korkmaz da; “Gastronomi bölümümüzün gastronomi mutfağında öğrencilerin kendi ürettikleri yemekleri günlük olarak tüketime sundukları ve tüketenin de bu yemeklere puanlar vererek öğrencilerin geçme notunu oluşturdukları sistemin bugün bir uygulamasını yaptık ve ilk yemekleri bizler yemiş olduk. Burada yemeğini yediğimiz öğrenciler ikinci sınıf öğrencileri. Birinci sınıf öğrencileri de çorba gibi belirli ürünleri üretiyorlar. Ana yemekler ikinci sınıfta, üçüncü sınıftan itibaren de dünya mutfağı ve dördüncü sınıfta da artık uygulama ve final olacak şekilde bir uygulama modelini inşa ettik. Bu bulunduğumuz mekanın adı “Kitap-Kahve Kafeteryası”. Burada gün içerisinde öğrenciler gelip, bu mekanda gastronomi mutfağında üretilen ürünleri burada tüketiyorlar ve aynı zamanda da burada bulunan okuma salonu ile ders aralarındaki boş zamanlarını kitap okuyarak geçirebilecekler. Buraya kitaplarını kendileri getirip okuyup, buraya bağışlayabiliyorlar ya da buradaki kitabı alıp götürüp okuyup getirebiliyorlar. Kütüphane mantığının da ötesinde farklı bir konseptle çalışıyor. Üniversitemize özgü, yeni ve piyasanın talebini karşılayan modelde bir çalışma. Bu bir yıllık bir çalışmada geldiğimiz nokta. Türkiye’deki gastronomi bölümlerinin içerisinde çok nadir bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Bize özgü ve öğrencilerimizin dört yıllık eğitim süreleri içerisinde yüzlerce gerçek yemek, tanımlı yemek, yöresel, Osmanlı, Anadolu ve dünya mutfağı gibi farklı uygulamaları defalarca gördükleri, turizm sektöründen profesyonellerin gelip, burada seminerler verdikleri, derslere katıldıkları bir modelin içerisinde öğrencilerimiz mezun olduklarında birinci sınıf gastronomi uzmanı olarak sektöre girmiş olacaklar. Bugünkü sembolik bir başlangıç. Ama arkasında derinlikli bir vizyon ve çalışma var” dedi.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Vali Hasan Şıldak, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’ne ziyarette bulunarak İstiklal Yerleşkesi kampüsünde incelemelerde bulundu.

 Gerçekleşen ziyarette Vali Hasan Şıldak Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz ile birlikte, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi tarafından Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna yurt yapımı için tahsis edilen alanı gezerek yerinde incelemelerde bulunduğu açıklandı;

Valimiz incelemeleri sırasında KYK İl Müdürü Sami Kala’dan tahsis edilen alana yapılacak yurtla ilgili bilgiler aldı.

MAKÜ ziyaretini İstiklal yerleşkesi içerisinde yapımı tamamlanan ve devam eden yatırımları inceleyerek devam eden Vali Hasan Şıldak başta “Alternatif Sporlar, Sporcu Eğitimi ve Kamp Merkezi Projesi” kapsamında yapımı hızla devam eden 15 bin kişilik stadyum ve otel inşaatları olmak üzere,  tamamlanan kütüphane ve diğer yatırımları Rektör Korkmaz’la birlikte inceledi.

Valimiz Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi tarafından yapılan bu önemli yatırımların sadece üniversitemiz için değil, ilimiz ve ülkemiz içinde önemli yatırımlar olduğunu ifade etti. Bölgenin en büyük kütüphanelerinden biri olacak Üniversite kütüphanesinin ve “Alternatif Sporlar, Sporcu Eğitimi ve Kamp Merkezi Projesi” kapsamında yapılan ve yapımı devam eden yatırımların üniversitemize ve ilimize hayırlı olmasını diledi.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Burdur Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün asker yapılanmasına ilişkin yürütülen operasyonla ilgili, 7 şüphelinin gözaltına alındığına  ilişkin açıklama yapıldı;

Burdur Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün asker yapılanmasına ilişkin yürütülen ardışık telefon aramalarıyla ilgili soruşturmalar kapsamında, 9 Ekim 2018 günü 7 ilde eş zamanlı olarak yapılan operasyonlarda 7 şüpheli yakalanıp gözaltına alınarak İl Emniyet Müdürlüğümüze intikal ettirilmiştir. 

Ayrıca Van ve Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında iki askeri personel İlimizde yakalanmıştır. Bu şüpheliler de ilgili illere teslim edilecektir. 

Terörle mücadele kapsamında güvenlik güçlerimiz tarafından yürütülen çalışmalara kararlılıkla devam edilmektedir 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Perşembe, 11 Ekim 2018 14:50

Onlar Bize Emanet

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma günü kapsamında Geçici Hayvan Bakımevi’nde 6.Bölge Müdürlüğü’nce etkinlik düzenlendi.

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma günü kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 6.Bölge Müdürlüğü’nce Burdur Belediyesi Geçici Hayvan Bakımevinde Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Belediye Başkan Yardımcısı Serdar Başgül, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Hakan Öner, Doğa Koruma ve Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğü Avcılık ve Yaban Hayatı Şube Müdürü Necmettin Ay, Burdur Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Mete Gümen, Burdur Hayvan Dostları Derneği Başkanı Aysel Işlak Turan, Şehit Akif Altay Ortaokulu öğrenci ve öğretmenleri ile hayvan severlerin katılımıyla etkinlik düzenlenmiştir.

Düzenlenen etkinlikte hayvanların korunması ve çocuklara hayvan sevgisinin benimsetilmesinin üzerinde durulmuştur.

Öğrencilere Doğa Koruma ve Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğünce hazırlanan mama-su kapları ve resim defterleri dağıtılmıştır.

Ayrıca Burdur Belediyesine Doğa Koruma ve Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğünce yaptırılan 4 adet köpek kulübesi, 3 adet kedi evi ve 11 adet ahşap sabit mama-su kabı teslim edilmiştir.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Mesaisine okul ziyaretiyle başlayan Vali Şıldak’ın, USO İlkokuluna gerçekleştirdiği ziyaretinde, başta sınıflar olmak üzere, okul ve bahçesini gezerek incelemelerde bulunmasına ilişkin açıklama yapıldı;

Okul Müdürü Hasan İnan’dan okulun durumuyla ilgili bilgiler alan Vali Şıldak, yeni eğitim öğretim dönemiyle ilgili herhangi bir sıkıntı ve talepleri olup olmadığını sordu.

Sınıflarda öğrencilerle bir araya gelen Vali Hasan Şıldak, öğrencilerle ilgili öğretmenlerinden bilgi aldı. Dersleri iyi dinlemelerini ve bol bol kitap okumalarını isteyen Vali Şıldak, okulda gördükleri derslerin eve gittikleri zaman tekrar etmelerinin önemli olduğunu vurguladı. Anasınıfını ziyaret ederek minik öğrencilerle de bir araya gelen Vali Şıldak  oyuncak oynayan, etkinlik yapan öğrencilere eşlik etti.

Vali Hasan Şıldak, okuldan ayrılmadan Öğretmenlerle bir süre görüştü. Öğretmenlerden beklentilerini dile getiren Vali Şıldak, 2018 – 2019 eğitim öğretim yılının hayırlı olmasını dileyerek, başarılı bir yıl geçirmeleri temennisinde bulundu.

Yayınlandığı Kategori Manşet