Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Akın; Türkiye eğitimde ve kültürde başarısız

2018-2019 eğitim öğretim yılı 15 Haziran’da sona erdi. 2019-2020 yılı eğitim öğretimi de 9 Eylül’de başlayacak. Eylül’ün ilk haftası örenciler ders başı yapacak. Türk Eğitim Sen Burdur Şube Başkanı Orhan Akın eğitimde yöneticilerin atama şeklini, sözleşmeli, ücretli öğretmenlerin sayısının giderek artmasını, yeni lise sistemini ve Burdur’un LGS’de 26. sıralamaya düşmesi konusunu gazetemize değerlendirdi. 

 

Yeni ortaöğretim modeliyle liselerde “reform” niteliğinde uygulamalar hayata geçirilecek. Buna göre, yeni lise sistemi ilk olarak 2020-2021 eğitim öğretim yılında 9’uncu sınıflardan başlayacak ve kademeli bir geçiş süreci olacak. Yeni sistemde ders sayısı 9. Sınıfta sekize, 10. sınıfta ve 11. sınıfta dokuza, 12. sınıfta ise yediye düşürülecek. Buna bağlı olarak Türk Eğitim Sen Burdur Şube Başkanı Akın’da eğitimde anaokulu eğitiminin zorunlu hale getirilmesini, lise çeşitlerinin ve ders sayılarının düşürülmesi gerektiğini ve Okul yönetici atama klavuzunun yenilenmesi gerektiğini savunmakta. 4+4+4 eğitim modelinin lise ve ortaöğretim sistemine uymadığını öngörmekte. 

Türk Eğitim Sen Burdur Şubesi Başkanı Akın, geçtiğimiz dönemlerde Burdur’un eğitimde Türkiye sıralamasında 3. sıradan 26. sıraya düşmesinin nedenlerine değinerek;  

“Sayın Ziya Selçuk’un bakan olmasından sonra yeni bir eğitim modeline daha geçtik. Daha önceki bakanlarda farklı modeller uygulayıp, sürekli olarak değişen bir eğitim sistemiyle karşı karşıya kaldığımızı söylemek mümkün olacaktır. Ziya Selçuk bakan olduktan sonra birçok farklı çevreler tarafından olumlu bir imaj oluşmuştur. Öğretmenleri Alo şikayet hattı 147 vardı,  bunu kaldırdığını ifade etti. Öğretmenlerle alakalı bir performans değerlendirme biçiminin de yanlış olduğunu da söyleyerek bütün öğretmenlere bir ümit ve heyecan uyandırmıştı. Malesef daha sonra 24 Kasım sabahı öğretmenlere bir müjdemiz vardır diyerek özellikle emekliliği bekleyen ve emeklilik maaşının yaşanılabilir bir seviyede olabilmesi için herkesin dört gözle beklediği 3600 ek gösterge konusunda siyasi irade onu yalnız bırakmış olup, öğretmenlerin verdiği müjdeyi veremeyerek hayal kırıklığna uğradığını söylemek mümkün olacaktır. 

Meclis kapanmadan önce sendikaların bastırdığı bir şey var. Emekliliği bekliyor insanlar. 400 bine yakın genç atama bekliyor. Bundan dolayı da insanlar emekli olsun ki yaşanılabilir ücretle yaşasınlar. Onların yerine yeni genç öğretmenler atansın. 3600’ün meclisin gündeme gelmesine bekliyoruz. Sözleşmeli öğretmenlerin 4+2’nin 3+1’e düşürülmesi gibi devam etmekteki memurların hükümetle yapacakları toplu sözleşmenin ilk gündem maddesinin de 3600 ek gösterge olacağını tahmin ediyoruz.

Kişilerin becerilerine yönelik eğitim modeli geliyor

Bakan yeni eğitim modelinden bahsediyor. Her kişinin yeteneklerine ve her kişinin beklentilerine uygun her bireyi tek kişi kabul ederek bir sınıfın komplesine eğitim vermektense kişilerin beklentilerine ve becerilerine yönelik bir eğitim modelinden bahsediyor. Tabi eğitim modeli karmakarışık bir yapıda. Düzeltilmesi lazım. Çok fazla lise çeşitliliği var. Bütün meslek liselerinden tutun genel liselere varana kadar lise çeşitliliğinin azalması lazım. Bununla alakalı çalışmalar var. Fen lisleleri, sosyal bilimler liseleri, güzel sanatlar liseleri bunlar çok farklı olduğundan dolayı bazılarıyla birleştirilmesi gerekiyor. Endüstri meslek, kız meslek lisesi, ticaret lisesi gibi. Bunları belki bir meslek lisesi altında birleştirmek söz konusu olacaktır. 

Bakan Ziya Selçuk’un akademik eğitime devam edecek bir öğrenci 4 yıl lise okuyacak. Meslek lisesinden sonra üniversiteye devam etmeyeceğim diyen öğrenci 3 yıl okuyacak. Eğer 3 yıl okuyan öğrencimiz üniversite hayatıma devam etmek istiyorum derse aradaki fark dersleri bitirerek üniversiteye devam edecek. 4+4+4 sistemiyle liseler 4 yıl iken son sınıfta öğrencilerimiz üniversiteye hazırlanıyoruz diye 2-3 ay okula gitmeyerek rapor alarak, evde oturarak okuldan kopuk bir hayat yaşıyor. Belkide bunun düzeltilmesi de lazım. Eğitimde gereken düzeltilmesi gerekenler var. Mesela okul öncesi eğitimin zorunlu eğitim haline geçmesi lazım. Eğitimn artık anne karnında başladığını kabul ediyoruz. Okul öncesi eğitim zorunlu olmaktan çıkarmıştı Nimet Çubukçu’dan snora gelen bakan. Bunun tekrar zorunlu olması lazım. Bunu savunduk. İlkokulların 5 yıl olması lazım. 4 yıllık eğitm modeline ortaokul uymadı. 4 yıl ortaokulda uymadı. Zannediyorum yeni sistemle çocuklar biraz daha okulları eğlence alanına okulların hoşça vakit geçireleceği eğlence alanına çevirmek lazım.”dedi.

Türkiye’de her şey sınav odaklı

Eğitimde köklü değişmeler kalıcı bir şekilde devlet politikası haline gelmesi gerektiğini belirten Türk Eğitim Sen Başkanı Akın;

“İnsanlar test çözen, tost yiyen bir seviyeye getirmemek lazım. Sınav önemlidir. Eğer üniversiteye kazanacaksa elbette lapılmalı. Mesela şu son üniversite sınavında çocuklar matematikten nefret etti. Okulda öğrenilenle sınavda sorulan sorular farklı olduğu için sınavlar korkulan bir hale geldi. Sınav bilgilerin, yeteneklerin ölçüldüğü, sentez ve analiz kabiliyetlerinin ölçüldüğü bir sistem olması lazım. Türkiye’de çocuklar malesef  ilkokul 1’de bile test kitabıyla yatıp kalkmaya başlıyorlar. Bu nesle yazıktır. Elbette sınav olsun ama bu sınav yetenekli, kabiliyetine uygun olmalı. Birisi sporu, müziği, bilgisayarı sever. Bunların ayırt edilerek sınav yapılması lazım. Türkiye’de bütün her şey sınav odaklı. Malesef bu sınavlarda mülkatlarla alakalı  tek sınavla insanın hayatını belirlemekte doğru değil. Onu da söyleyelim. Öğretmenin rehberliğinde ve klavuzluğunda öğrenci nereye gidecekse öğremenin doldurduğu dosyalarla bu öğrenci buraya yatkındır. Öğretmen o noktada verdiği notlar ve hazırladığı dosalarla çocuğun geleceğini öğretmen ve veli beraber teyit etmeli. Şu andaki uygulanacak olan yeni sistemde buna uygun. 

Eğitime bütçeden malesef istediğimiz para aktarılmıyor ama aktarılanda okullara gelmiyor. Fatih projesi kapsamında okullara ücretsiz kitap ve tablet dağıtıldı. Biz ücretsiz kitap dağıtımını da doğru bulmuyoruz. Durumu olanlar kitabını parayla alsın. İhtiyacı olan öğrencilerimize verilsin. O kitap o çocuklara zimmetlensin. Ondan sonraki seneye çocuklar tekrar kullansın. Her yıl binlerce kitabı alıp çöpe atmanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Örneğin velilerden aidat alınması. Okul müdürlerine kızıyoruz. Okul müdürü ne yapsın? Fotokopi ücretini cebinden mi ödeyecek? Okulun temizlik, badana işleri oluyor. Okullara yeterli bütçe ayrılmasını istiyoruz. Veliyi ve okul müdürünü para isteme konusunda karşı karşıya getirmemek gerekiyor. Türk Eğitim Sen olarak her öğrenci bayına devlet 75 lira aidat parası versin diye düşünüyoruz. 

Sözleşmeli demek kölelik demektir

Kamida tek tip çalışma modeli vardır. O da kadrolu çalışma modeli. Devleti devlet memuru temsil eder. Öğretmenin ücretlisi, sözleşmelisi, kısmi zamanlısı olmaz. Ücretli öğretmenlik dile bir öğretmenlik tabirini de biz doğru bulmuyoruz. Öğretmen kadroludur, devletin asli unsurudur ve devleti sınıfta temsil eden kişidir. 

Burdur bütün Türkiye’nin eğitim kenti dile bildikleri bir şehir. Tesadüfen başarılı bir şehir değildir. Arka arkaya 3 defa SBS’de birinci olmuş bir şehir. Bütün diğer Türkiye’nin komşu illerinden ilimize insanlar insanlar gelmiştir ve nasıl bir eğitim modeli var ki siz arka arkaya birinci oldunuz denmiştir. O dönemle geldiğiniz noktalı kıyaslayacak olursak birinci müsebbibi okul idarecilerinin atanmasıyla alakalıdır. İyi arkadaşlarımı tenzih ediyorum ama atama şeklini doğru bulmuyoruz. Benim adamım ‘şu sendikalı gelsin, şu sendikalı atansın, bize üye olursanız sizi iyi okullara atarız’ gibi bir atama şeklini çok garip buluyoruz. Çok ahlaksız, ilkesiz buluyoruz. Bir defa Burdur’un LGS’de 26. sıramaya gelmesinde herkesin Milli Eğitimin üst yöneticilerinden okul müdürlerine varana kadar herkesin başını ik elinin arasına alıp düşünmesi lazım. Bu soruyu bütün herkesin kendisine sorması lazım. Noldu? Ne değişti? Bunun savunuyacak bir tarafı yok. Bununla ilgili kimse birtakım mazeretler üretmesin. Öğrenci aynı şeyleri yiyip aynı şeyleri içiyor. Burdur’un kültürüyle yetişmiş. Aileler Burdur’da eğitime önem veriyor ücret ödüyor. Özel öğretmen tutuyor vs. Veli, öğretmenler ve anne baba üzerine düşeni yapıyor. Burada tek değişen br sistem var. Daha önceki döneme göre. Okul yönetici atama klavuzunun yenilenmes ilazım. Oralara liyakatlı yöneticilerin atanması lazım. Yönetici atama şeklinin değişmesi lazım. İkinci olarak sınavlarda sorulan sorularla ilgili sıkıntılar yaşanmaktadır. Okulda okutulanla sınavda sorulanlar biribirinden bağımsızdır. Soruların okulla paralel bir biçimde öğretmenin öğrettiği şekliyle devam etmesi lazım. O yüzden Burdur’un 26. sıradan tekrar üst seviyelere çıkması için bütün hepimiz gayret göstermek zorundayız. Birileri konuşmaktan korkar ama birileri de bu cümleleri kulak arkası etmeden bir an önce Burdur’u eğitim kenti haline döndürmenin çabalarını göstermek zorundadır. Biz olaya bir yönüyle bakmıyoruz ama sürekli değişen bakanların ve sürekli değiştirdikleri sistemle öğrencilerde korkar. Hiçkimse girmiş olduğu sistemle mezun olamıyor. Her yıl sistem değişiyor. Çocuklar ortalıkta bir oraya bir buraya savruluyor. Türkiye eğitim ve kültür alanında başarısızdır.”dedi. 

Hatice Dursun 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın

No Internet Connection