Daha az NBŞ daha çok pancar üretimi

Nişasta bazlı şeker kotasının yüzde 2.5’a indirilmesinde konusuyla ilgili olarak Şeker-İş Sendikası Başkanı Mustafa Onay tarafından yazılı açıklamada yapıldı. Açıklamada;

 

“Nişasta bazlı şeker kotasının 2018 yılında 7103 no’lu kanunla yüzde 10’dan yüzde 5’ e düşürülmesi yönünde atılan olumlu adımın ardından yüzde 2.5 a indirilmesi yönünde alınan karar başta üreticimiz olmak üzere pancardan üretilen şekerin geleceği ve sağlığımız açısından çok büyük bir anlam ifade etmektedir.

Bu konuda Şeker-İş Sendikası olarak bugüne kadar yaptığımız çalışmaların ne kadar isabetli olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Başta Sayın Cumhurbaşkanımıza ve emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Açıklanan yeni NBŞ kotası AB ülkeleri NBŞ kota oranına tam olmasa da hemen hemen yakın seviyededir. En son 30 Temmuz 2018 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile yüzde 5 olarak tahsis edilen ve 135 bin tona tekabül eden NBŞ kotasının yüzde 2.5’a indirilmesi ile bu oran 67 bin 500 tona inmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu oranı yüzde 50’sine kadar artırmaya ve yüzde 50’sine kadar eksiltmeye yetkili olduğu düşünülürse NBŞ kotası yüzde 1.25 ile 3.75 arasında değişebilecektir. Temennimiz, bundan sonra NBŞ kotalarının AB ülkeleri seviyesi olan yüzde 1’lere indirilmesidir.

Bugün gelişmiş birçok ülkede NBŞ’lerin üretimi çok düşük oranlardadır. Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Hollanda, Fransa, İrlanda, İsveç, Litvanya, Portekiz, Slovenya, Yunanistan’da NBŞ üretimi yoktur. Üretimin insan sağlığına zararlarıyla ilgili tartışmalar devam etmektedir. Çünkü ketçaptan hardala, endüstriyel olarak üretilmiş turşulardan hazır salata soslarına ve paketlerde satılan çorbalara kadar aklınıza gelmeyen pek çok gıdanın içinde karşınıza nişasta bazlı şeker çıkmaktadır. AB ülkeleri NBŞ yerine şeker pancarına sahip çıkarak üreticisini korurken başta obezite olmak üzere toplum sağlığında yaşanabilecek olumsuzlukları da engellemeye çalışmaktadır. Burada atılan adımlarla ekonomik yönden şeker fabrikalarında çalışan işçisinden tarladaki üreticisine, besicisine, nakliye ve yan ürünleri işleyen sektörlere kadar yaklaşık 8 milyonu aşan bir kitle, sağlık açısından ise 85 milyonluk nüfusumuz olumlu yönde etkilenecektir.

2019 yılının güzel bir gelişmesi olarak değerlendirdiğimiz bu kararın devamı niteliğinde bundan sonra üreticinin işçinin ve devletin içinde olduğu bir yeniden yapılanma modeli ile şeker sektörünün ayağa kaldırılmasına şiddetle ihtiyaç bulunmaktadır. Açıkça ifade etmek gerekirse özelleştirme kapsamında bulunan ve hiçbir kamu yararı olmadan özelleştirilen şeker fabrikalarının satışı da bir an önce iptal edilmelidir. Bu konuda da Sayın Cumhurbaşkanımızın doğru bir adım atacağı kanaatini taşıyoruz.

Gerek şeker fabrikalarının özelleştirilmemesi konusunda ısrarla altını çizdiğimiz ve yıllardır bıkmadan usanmadan verdiğimiz mücadele gerekse NBŞ kotalarının indirilmesine yönelik inovatif çalışmalarımız geç de olsa karşılık bulmuştur. Başarmanın yolu, yıllardır hep horlanan ve sömürülen medeniyet coğrafyamıza diriliş heyecanı verecek yerli ve milli projeleri hayata geçirmekten geçmektedir. Artık Milli şeker sanayimizin AB ülkeleri örneklerindeki gibi yeniden yapılanmanın uzun yıllara yayılarak işçinin, üreticinin ve devletin içinde olacağı bir modelle tarafların birbirini denetlediği, milli ve yerli üretimi garanti altına alacak ve her türlü teknolojik alt yapıya sahip stratejik bir yeniden şahlanışla ülkemize ekonomik anlamda da çok büyük katma değerler sağlayabileceği fırsatlar zinciri iyi değerlendirilmelidir.”dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın

No Internet Connection