Vali Yılmaz; Üretimde sıkıntı yok tek derdimiz pazarlama satış

Vali Yılmaz, Tefenni'deki toplantı ve denetlemelerin ardından Meyvecilik alanında büyük gelişme gösteren Tefenni- Yeşilköy'de yapımı yeni tamamlanan meyve alım satım merkezinin açılışını yaptı.
Açılış törenine Vali Şerif Yılmazla birlikte Milletvekili Bayram Özçelik, Tefenni Kaymakamı İlker Eker, İl Emniyet Müdürü Saim Akpınar, İl Jandarma Komutanı J. Alb. Tayfun Dündar, İl Genel Meclisi Başkanı Muzaffer Bağcı, Tefenni Belediye Başkanı Ümit Alagöz, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Servet Olpak, daire müdürleri, İl Genel Meclis Üyeleri ve vatandaşlar katıldı.

Yeşilköy Köyü Muhtarı Abdurrahman Erkan'ın açılış konuşmasından sonra Başpınar İlkokulu Öğrencileri halk oyunları gösterisi sundular Programın devamında Milletvekili Özçelik ve Vali Yılmaz konuşma yaptılar. Konuşmaların ardından İl Müftüsü Hıdır Bayrak'ın yaptığı dua sonrası Yeşilköy meyve alım merkezinin açılışı yapıldı.
Vali Yılmaz açılışta yaptığı konuşmada; "Bugün sabahtan bu tarafa Tefenni'deyiz mesaimizi bugün Tefenni'ye ayırdık. Programımızı da burada Yeşilköy'de bitireceğiz. Sizlerle beraber olmaktan gerçekten mutluyuz. Bizim esas görevimiz, görev yaptığımız sorumluluk aldığımız yerde, bölgede, köyde, şehirde, dağda, bayırda fark etmez. İnsanlarımızın mutlu olması, huzur içerisinde gönül rahatlığı içerisinde yaşamlarını sürdürmesi, bunu sağlayacak olan ortamın oluşturulması. Bunu yaptığımızı düşünüyorum.
İhtiyaçlar ve istekler hiçbir zaman bitmez, bizlere istekler geliyor biraz önce teyzemde bir istek te bulundu buraya gelmeden önce uğradığımız Seydiler Köyünde de istekler oldu, bunların hepsi olacak inşallah.
Ben Manisa'nın Turgutlu'nun Yukarı Bozkır Köyünden Küçük Mustafa'nın Mehmet'in oğluyum. Bir dağ köyünde çobanlık yapıp bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Milletine, bu aziz millete Vali olarak hizmet etmenin şerefini yaşıyorum hamdolsun. Bu sizin iradeniz sayesindedir. Eğer milletin iradesi yönetimde, devlette hakim olmazsa aranızdan hiç birinin çocuğu gidip bir yerde ne vali olur, ne kaymakam olur, ne hakim olur. İşte bu sizin idareniz bizleri burada bu görevi yapmaya getirdi. Bu görevi yaparken gerçekten şeref duyuyorum.
Geçen yıl ilk geldiğimiz günlerdeydi. Tefenni'ye geldiğimizde, il genel meclisi arkadaşlarımız elma getirmişlerdi. Dediler ki bu Yeşilköy'de yetişiyor ancak buraya biz hal yapmak istiyoruz paramız yetmiyor. Normalde yatırım programında yok. Ben biraz önce söyledim. Çiftçilikte yaptım, daha hala bahçeden kirazı mı da toplayıp satıyorum. Elma mı da toplayıp satıyorum. Bu işin ne demek olduğunu bilen birisiyim. Üretim de hiçbir sıkıntımız yok. Ülkemizde her çeşit üretiminde sıkıntı yok hamdolsun. Tek derdimiz pazarlamada ve satışta. Bunu yeni yeni yapmaya başladık. Böyle bir ihtiyaç talebi olunca kendi kullandığım özel ödenek var. Elli bin TL'sini oradan verdim. 30 bin TL'de Köylere Hizmet Götürme Birliğinden olmak üzere 80 bin TL para verdik. Bugün gerçekten bunu bitmesini görmek bizi mutlu ediyor. Ürettiğiniz ürünü siz eğer burada ne kadar iyi üretirseniz üretin yolunuz iyi değilse, yolda giderken konserve haline dönüşüyorsa malınız, tüccar arkadaşlardan kimse buraya gelip meyve almaz. Almayacağı içinde burada ne kadar üretirseniz üretin para etmez.
Şimdi yolla ilgilide bu yıl bütün köylerimizden talep çok. Ancak Sayın Başbakanımızın, öncelikli gurup yollarından başlamak üzere 2017'den itibaren üç yılda köy grup yollarının sıcak asfalt çalışmalarını bitireceksiniz talimatı var. Biz geçen yıldan asfalt plenti tesisimizi kurmuş, çalışmaya başlamıştık. Öncelikli olarak üç yıllık bir program yaptık. Tüm gurup yollarımızın ağını çıkardık. Bu gurup yollarımızın tamamı üç yıl içerisinde nasıl bitirebiliriz bunun planlamasını yaptık. Bu planlamayla beraber, üç yıl içerisinde birinci etabı bitireceğiz. Daha sonra tek ferdi köylere geçeceğiz. Bu geriye kalan bölümü de üç yıllık periyot içerisinde bitireceğiz.
Ben 55 yaşındayım Türkiye'nin en gelişmiş illerinden dersiniz Manisa'yı. Benim yaşım çok fazla değil daha yaşlılarımız var aramızda, Köyümüzün yolunu biz elimizle kendimiz kazdık. Köyümüzün içme suyunu ki, köy meydanıdaki bir çeşmedir şebeke suyu değil, kaynaktan köy meydanındaki çeşmeye kadar boru döşenecek yeri biz elimizle kendimiz kazdık. Köye gelecek elektrik direkleri çukurlarını bize kazdırdılar. Bende kazdım. Şimdi Tefenni'den çıkışından itibaren Seydiler Köyüne kadar sıcak asfalt yaptık. Sıcak asfaltın yanına trafik işaretleri koyuyoruz. Yol çizgisini çiziyoruz. Gelirken tepenin başı da fıskiyeyle su fışkırıyor. Hiç aklınızdan geçer miydi. Bizim yaşımızda olanlar bunu düşünür müydü.
Yıl 1992-1994 arası Bitlis'te Vali Yardımcısıydım. Biz maaş öderken, ayın 15'inde maaş alacağız. Maaş ödeyeceğiz personele, memura onun imzasını biz atıyoruz. Akşam üzeri banka müdürüne telefon açar para geldi mi gelmedi mi diye sorardık. Maaş ödenecek ziraat bankası müdürüne telefon açıyoruz. Para geldiyse imzalayalım diyorduk. Yıl 1992 unutmayın. Bugün Yeşilköy'ün tepesine fıskiyeyle su fışkırttırıyoruz. Bu iyi yönetimle oluyor bu parayla oluyor. Bu ülkeyi iyi yönetirseniz, parada var kaynakta var.
Kozağaç dağındaydık geçen hafta. Eskiden çobanların bile gitmediği yerde şuanda kapalı devre sulama sistemi var. Bu devlet, böyle büyük devlet. İyi yönetirseniz, cihana hükmeder, kötü yönetirseniz, birisinin karşısında el pençe durursunuz. İnşallah durmayacağız. Dik duracağız kimseye de boyun eğmeyeceğiz. Bu milleti de eğdirmeyeceğiz. Onun içinde bizim herkesin doyduğu yerde karnının doymasıyla ilgili çalışma yapmamız gerekiyor. Biz bugün bunu yapıyoruz. Köylerimizden çok yoğun bir göç var. Türkiye'nin her tarafında var. Bu sosyolojik olarak bir gerçeğimiz. Bunu inkar etmiyoruz. Ancak bugün köylerdeki yaşam standardı, köylere sağladığımız alt yapı şehirle beraber aşağı yukarı aynı seviyeye ulaştı.
Bugün hiç birimiz, elektrik direğinin çukurunu kazmaya gidelim dediğim zaman gelir misiniz. Kimse gelmez. Biraz önce Seydiler Köyünden buraya gelirken asfalt ekibinin kullandığı araçları gördük. Eskiden televizyonlarda başka ülkelerin araçlarını gördüğümüz zaman imrenirdik. Onun için hiç merak etmeyin hepsi olur. Yeter ki biz birlik beraberlik içerisinde kendimize güvenerek, milletimize güvenerek, devletimize güvenerek işimize bakalım. Siz üretirseniz bu devlet daha güçlü olur. Siz zengin olursanız bu devlet daha zengin olur. Siz ne kadar mutlu olursanız. Devleti yönetenler olarak bizlerde o kadar mutluyuz.
Sorunlar olacak, bu hiçbir zaman bitmez, ihtiyaçlarımızda bitmez, bitmeyecekte. Bittiği zaman zaten devlet olmanın veya bizim yaşam sürmenin bir anlamı kalmaz. Her gün yeni ihtiyaçlarınız olacak. Onun için yeni barajlar yapmamız, yeni yollar yeni tesisler yapmamız gerekecek. İlerde bu meyve satım merkezi de yetmeyecek bunu biliyorum. Çünkü ilerleyen süreçte yeni barajlarla beraber, yeni sulama alanları ile beraber üretim alanları artacak ve bizim buradaki altı tane komisyoncu işletme yeri yetmez duruma gelecek.
Özellikle şunu konuya da değinmek istiyorum. Geçen yıl buraya geldiğim, göreve başladığım tarihlerin hemen başında 15 Temmuz hain darbe girişimi oldu. 15 Temmuz hain darbe girişimiyle çoğu işlerimizi bırakıp, sadece o hainlerle mücadeleye zaman ayırmak zorunda kaldık. Devletimizin çoğu yöneticileri kurumları bu hainlerle uğraştı. Hamdolsun bunu püskürttük. Bu millet imanıyla, tankın önüne yalınayak çıktı, göğsünü kurşunlara siper etti.
Karamanlı'da 90 yaşındaki Emine teyze eşeğine binip o gece Karamanlı meydanına geldi. Şehitlerimiz var diye geldi. Bu toprağı vermeyiz diye geldi. Yürüyemedi eşeğinin üzerinde geldi. Nasıl dün Şerife bacılarımız varsa bugün aynı ruhu taşıyan Emine analarımız, bacılarımız var. Bu millet var. Başında Cumhurbaşkanıyla beraber tek vücut olmuş, bu hainlere dur diyecek, gerektiğinde bu hainleri kullananlara da gerekli cevabı verebilecek bir ülke yönetimine, bir lidere sahibiz, bir Cumhurbaşkanına sahibiz hamdolsun.
Bizlerde onun adına burada, hiç merak etmeyin, aynı mücadeleyi aynı kararlılığı devam ettiriyoruz. Babamızın oğlu da olsa o günden beri meydanlarda söylüyoruz devletimizin bekası için kelle gidecekse gider arkadaş. Bu kim olursa olsun, hesabını verecek. Bu millete kasteden kim olursa olsun. Bu milletin istiklaline, istikbaline kasteden kim olursa olsun hesabını verecek adalete teslim olacak. Sabah toplantıda söyledim kaçanlar var. Biraz önce mevzu oldu ben avcıyım av köpeğini de çok iyi bilirim. Av köpeği kadar da sahibine sadık olan hayvan belki de yoktur.
Bu köpeklerde sahiplerinin yanına gitti. Çünkü benim sırlarımı, devlet sırlarımı MİT tırları dahil, Dışişleri Bakanlığı dinlemesi dahil olmak üzere bu bilgileri alıp sahiplerine veren bu köpekler, bugün Alman Cumhurbaşkanın önünde affedersin köpek gibi el bağlayıp duruyor. O bunun hesabını vermek zorunda, onun arkasında duranlar da bunun hesabını vermek zorunda. Benim Dışişleri Bakanlığımda, Suriye'yle ilgili yapılan gizli görüşmeyi hangi ülkelere, kimlere servis ettiler bunu söylesinler. Bunun arkasında duranlarda söylesin. Ben Türkiye Cumhuriyetinin Valisi olarak nereye verildiğini bilmiyorum. Benim de vatandaş olarak bunu bilme hakkım var. Bunu savunan kim varsa bana söylesin ki bu bilgiyi Ahmet'e verdi, Mehmet'e verdi. Yakaladığı avı hiçbir zaman köpek başkasına teslim etmez. Avı sahibine verir.
Onun için bizim uyanık olmamız lazım. Dün onu konuşanlar bugün Suriye'den gelen kardeşlerimizle ilgili provokatör eylem yapmaya çalışıyorlar. Dün PKK'yı kullanıp içerde bizi bölmeye çalıştılar. Alevi, Sünni, Kürt diye bizi bölmeye çalıştılar. Ama başaramadılar. Bugün Suriye'den gelen kardeşlerimize yapılan iş ve eylemler var. Hunharca katledilen Suriyeli kardeşlerimiz var. Biz öyle bir kültürden geldik ki. Peygamberimiz Mekke'den kovulduğunda Medine'ye gitti. Medine'de ev sahipleri kucak açtılar. Ensar muhacir kavramı bizim kültürümüzde o günden beri var. O bizim kültürümüz, o bizim inancımız. Bu inanç sanki hiç yokmuş gibi savaşın altında kalan, tecavüze uğrayanlar, çoluk çocukları katledilenler oradan kaçtığında sığınacak bir liman arıyor. Suriye'den Türkiye'ye gelmişse ekmeğimizi de paylaşırız, evimizi de paylaşırız, aşımızı paylaşırız, dün nasıl Bulgaristan'da komünist rejim soydaşlarımıza baskı etmeye başladı, Türkiye kapısını açtı mı? Açtı. Bosna'da yine Müslüman kardeşlerimizin başına bir iş geldiğinde sığındıkları yer Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bu vatan bu toprak sadece bize ait değil. Biz Osmanlı Devletinin bakiyesiyiz. Biz 16 devlet kurmuş bir milletin evlatlarıyız. Zaman zaman küçülmüşüz büyümüşüz. O kadar geniş coğrafyadan bugün sadece Anadolu toprakları bizim fiziki sınırlarımızda kalmış. Ama gönül coğrafyamız dediğimiz zaman dün bizimle beraber Çanakkale'de savaşan kardeşlerimizin manevi mesuliyeti onun sorumluluğu bendedir. Bugün bunları bilmeyen varsa, Çanakkale'de üç yıl görev yaptım. Çanakkale'deki Şehitliklere gitsinler bu ülke için hangi topraklardan gelip şehit olanları görsünler.

O zaman Musul'un ne demek olduğunu çok iyi anlarız, O zaman Şam'ın anlamını çok iyi anlarız, Halep'in anlamını çok iyi anlarız, Saray Bosna'nın anlamını çok iyi anlarız, Üsküp'ün anlamını çok iyi anlarız.
Hain darbe girişimin yapıldığı gece yukarıdan o hainler kurşunları atarken aşağıda gezen ve elinde bayraktan başka bir şey olmayan, sadece elinde bayrak göğsünde imanıyla beraber sokağa çıkan o insanların Alevi'mi, Sünni'mi, Kürt'mü, Çerkez'mi, Laz'mı, Yörük'mü aklına ne gelirse gelsin, kim olduğunu bakmadılar. Aşağıdakinin Müslüman mı, gayri Müslim mi olduğuna bakmadılar. O kurşuna atarken erkek mi, yaşlımı genç, çocuk mu ayırmadılar. Bizim çok uyanık olmamız lazım. Bu ülkeye kem gözle bakanların emelleri hedefleri belli, bu kadar açık işgal girişimiydi 15 Temmuz.
Bugün burada bu bayrak yoktu bunu bilin. Bugün Suriye'nin ne hale getirildiğini görüyorsunuz. Bir DEAŞ diye terör örgütü oluşturdular. Bunlar Müslüman değil. Çok açık, Müslüman başkasını vurmaz. Nasıl 15 Temmuz'da insanlarımızı öldürenler Müslüman değilse DEAŞ terör örgütüde aynıdır. PKK'da aynıdır. Bunların İslam'la Müslümanlıkla alakası yok. Bu ülkenin insanlarına ayrım gözetmeksizin, siyasi parti, siyasi düşüncesini fark etmeksizin kurşun yağdırdılar. Onun için bizim çok uyanık olmamız lazım. Bizim kendimizi çok iyi tahlil etmemiz lazım. Farklılıklarımız olacak, siyasi görüşlerimiz olacak, derneklerimiz olacak, yaşlımız olacak gencimiz olacak, küçüklerimiz ve büyüklerimizin arasındaki görüş ayrılığı olmuyor mu, oluyor. Hepsi olacak. Bunlar bizim güzelliğimiz diğer taraftan ülkemizde yaşayan kendi vatandaşlarımızın dışında insanlarımız olacak. Bizim bu zamana kadar hiçbir sıkıntımız olmadı. O topraklara gittiğimiz zamanda kendi insanlarından fazla bizlere itibar gösterildiğini bilin. Bir Saray Bosna'ya gittiğiniz zaman Abdülhamit'in torunu geldi diye, Fatih'in torunu geldi diye size hürmet gösteriliyor.
Onun içinde bizim bu gönül coğrafyamızda dahil olmak üzere sorumluluğumuz var. Güçlü kuvvetli devlet olmamız lazım. Bu büyük devletin gerekliliği ve sorumluluğunu da hepimiz çalışarak yerine getirmemiz lazım. Onun içinde merak etmeyin biz gece gündüz, sizlerin, bu milletin hizmetinde, emrindeyiz. Devletin tüm kurum ve kuruluşlarıyla başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere sizlerle ilgili gelen talepleri yerine getirilmesinde gece gündüz demeden sizin hizmetkarınız olmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle de biraz içimizdeki duyguları da sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü bazı şeyleri unuttuğumuz zaman "Hafıza-i Beşer Nisyan İle Maluldür" derler. Biz Çanakkale'yi unuttuk. Çanakkale'yi unuttuğumuz için Suriye'den gelen insanlara neden geldiler diyoruz. Çanakkale, Türkiye Cumhuriyeti'nin ön sözüdür. Dumlupınar'a gidin Şehitliği bir görün. Nereden gelmişler bu ülkenin savunması için nereden gelmişler onu görün. Kurtuluş Savaşında Pakistan'dan gelen alyansları unutmayın. Bugün Pakistan'la neden ilişki kuruluyor deniliyor. Kurtuluş Savaşında Pakistanlı bacılarımız, teyzelerimiz, analarımız alyanslarını bize gönderdiler. Savaşta kullanın diye verdiler. Bugün Suriye'ye biz un gönderiyoruz diye eleştirenler var. Tarihi okuyacağız. Tarihe takılı kalmayacağız. Ancak tarihten ders alacağız, istiklalimizi, istikbalimizi ona göre de yön vereceğiz. Biz yolumuza emin adımlarla karalı bir şekilde devam ettiğimiz sürece de bize hiçbir güç, hiçbir kuvvet Atatürk'ün sözü var. Toroslara gidin bakın eğer bir kara çadır varsa, o çadırda da duman tütüyorsa bizi hiçbir güç ve kuvvet yenemez diyor. Çok şükür Toroslar boş değil, Toroslarda dumanda tütüyor, tüttürmeye de devam edeceğiz diyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. Hayırlı günler olsun. Meyve alım satım merkezimizde hayırlı olsun. Bol bereketli kazançlara vesile olsun inşallah" dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın