Komünistin Eli! - 5.0 out of 5 based on 1 vote

Milli Eğitim Müfettişliği yaparken, 1973 seçimlerinde, imkansızlıklara, baskılara, karalamalara kafa tutarak, o dönemdeki Cumhuriyet Senatosu'nda Burdur'u temsil etmeyi başaran Senator Ekrem Kabay, hala gönüllerimizin, Burdur'un Senatörüdür. Ekrem Kabay, ülkenin bağımsızlığına ve demokrasi mücadelesine bir ömür verdi. Yıllardır Burdur'un, Burdurlular'ın sorunlarının çözülmesine önderlik, rehberlik etmekte, siyasi tecrübesini yeni nesillere her vesile ile aktarmaktadır. Senatör Kabay 1973 Yılı senato seçimlerinde verdiği amansız mücadeleyi, "Komünist'in eli" başlıklı yazısında bize anlatıyor;

Yıl 1973, Milletvekili adayı rahmetle andığım değerli arkadaşım Osman Aykul'la köy geziyoruz. O milletvekili adayı, ben ise Cumhuriyet Senatosu... İkimiz de köy enstitülüyüz ve sınıf arkadaşıyız. Ön seçimi ikimiz de önde bitirdik. O mutlaka seçilecek bir noktayı yakalamıştı, benimkisi çok umut var değildi.
Günler sonbahara, ağaç yaprakları kendi kendine yeşilden kırmızıya – sarıya dönüyordu. Burdur köyleri hep güzeldir. Bol yemişli bağı bahçesi ve çalışkan insanları vardır.
Böyle bir havada yolumuz Aziziye köyüne düştü. Köy kahvesinde kaç insan bulduksa onlarla konuştuk. Çok insan yoktu. On – on beş kişi vardı. İnsanların çoğu işteydi. Köylü olduğumuzu söyledik. Köylünün bugünkü sorunlarını, yarınını konuştuk. Bize çay ikram ettiler, başka köylerde olduğu gibi iyi bir iz bıraktığımızı düşünerek izin istedik. Yurttaşların bir bir elini sıkarak Allahaısmarladık dedik. En sonuncu kişiye elimi uzattım Allahaısmarladık efendim dedim. Elimi uzattığım kişi elini vermediği gibi: "Ben komünist eli sıkmam." dedi. Bir anda ortalık buz gibi oldu. Baş delegemiz Mehmet Aksungur adama saldırmaya kalktı, Aksungur'u sakinleştirdik. Bir kırgınlık yaratmadan arabamıza bindik. "İnşallah köyde huzursuzluğu yatıştırmışlardır." duası ile yola koyulduk.
Öğretmenlik yıllarımda çeşitli soruşturmalar geçirdim. Komünizm propagandası yapıyor savıyla açığa alındım. Birkaç kez ağır cezada yargılandım. Adli ve idari tüm soruşturmalarda kusursuz olduğum saptandı. Ancak; senatör rakiplerin ve onların yakınlarının benim çok aşırı solcu ve komünist olduğumu anlatan konuşmalarını hiçbir zaman önleyemedik.
İlginç olduğunu düşünerek bir başka anımı buraya koymak isterim.
Burdur'da ünlü ve sevimli iki Arif öğretmen vardı. İkisi de sınıf arkadaşımdı. İkisi de Burdur'da çalışmalarıyla isim yapmışlardı. Pek sevilirlerdi. Birisi Arif Orhan diğeri Arif Akça (Kel Arif). İkisi de bu dünyada değil, Tanrı'ya gittiler. Bütün Burdur bu sevimli iki Cumhuriyet öğretmenini özlemle ve saygıyla anıyorlar.
Salı günleri Burdur'un halk pazarıdır. Arif Akça beni pazar yerinde buldu dedi ki: "Ekrem az önce Dağarcıklı Mehmet Ağa ile görüştüm. Senin için, 'Bu Allah'ın azılı komünistini nereden buldunuz? Aday yapacak başka adam bulamadınız mı?' dedi. Gel seninle Mehmet Ağa'yı bulalım seni bir görsün." Mehmet Ağa'yı pazar yerinde aradık bulduk. Arif Akça, "Mehmet Ağa sana senatör adayımızı getirdim." dedi. Mehmet Ağa beni baştan aşağıya süzdü: "Aaa bu bize benziyor vay anasını hem de yakışıklıymış, boy pos, yüz güzelliği hepsinden iyi." Elimi tuttu, sarıldı ve "Hayırlı olsun" dedi. Yaşadığı müddetçe Mehmet Dayı'yı ziyarete gittim. Şimdi o da Tanrı katında. (Çok sevgi ile ve çok özlemle anıyorum.)
14 Ekim 1973 günü Burdur ahalisi beni senatör seçti. Hiçbir karalamayı dikkate almadı. (Bu öykünün içinde ayrım gözetmeden Burdur'umuzu saygı ve sevgiyle selamlıyorum.)
Cumhuriyet Senatosu'nun Burdur üyesi olarak Cumhuriyet Senatosu üyeleri beni başkanlık divanı üyeliğine seçtiler. O tarihte milletvekilleri ve senatörlerin ayrı odaları, arabaları, sekreterleri yoktu. Ama benim başkanlık divanı üyesi olarak bir odam bir de sekreterim vardı. Günlerden bir gün sekreterim misafirim olduğunu söyledi. "Alın içeriye" dedim. Aaa bir de ne göreyim. Benim elimi sıkmayan adam -komünist eli sıkmayan adam-, hemen tanıdım. "Hoş geldiniz efendim." dedim, elini sıktım. Nereli olduğunu sormadım, hiçbir sorgulamada bulunmadım. Ciddi bir telaş içindeydi. Bir derdi olmalıydı, çözemediği bir dert. Tanıdığımı hissettirecek hiçbir davranışta bulunmamaya çok özen gösterdim. "Buyurun efendim size nasıl yardımcı olabilirim?" Başladı anlatmaya, "Efendim benim kızım ebe, iki senedir Tunceli'de, eşim de kızımın yanında. İki yıldır evimiz talan oldu. Pek huzursuzuz. Sizden yardım istemeye geldim." Olur dedim. Sekreterime, "Kızım beni Sağlık Bakanlığı müsteşarına bağlar mısın?" Müsteşar Bey bağlandı. Müsteşar Bey'in telefonuna ebemizin kimlik bilgilerini yazdırdık. Tayinin çıkabileceği sözünü aldık, Müsteşar Bey'in izniyle tayin emrinin babaya verilmesini sağladık. Makam aracımla Sağlık Bakanlığı'na göndererek beklemeye koyulduk. Bir saat kadar sonra baba elinde tayin emriyle odamdan içeriye girdi. Ağlıyordu, konuşamıyordu. Sordum, "Kardeşim ters bir şey mi oldu?", "Hayır efendim, sevincimden ağlıyorum." dedi. Ebe hanımın babasını yolcu ettik. Adını hiç sormadım hala da bilmiyorum. Kızını Burdur'a götürdü. Burdur Sağlık Müdürü onun istediği gibi bir yere ebe hanımı yerleştirdi. Aradan aylar yıllar geçti.
***
Aziziye köyü Yörüklüğüyle, yerel kültürüyle çok öne çıkmış bir köyümüzdür. Yörük şenlikleri her yıl Aziziye köyünde yapılır. Bu şenliklerde on – on beş bin kişiye yemek ve eğlence sunulur. (Bu şenliklerin para giderlerini büyük mermercimiz Mehmet Cadıl karşılıyormuş. Tebrik ederim.)
Gene bir sonbahar zamanı yolum Aziziye köyüne düştü. Köyün kahvesi bu kez doluydu ve Burdur senatörü Ekrem Kabay'ı çok muhabbetli bir biçimde karşıladı köylüler, hoş beş ettik.Ankara'yı köyü konuştuk.Muhabbetin sonuna doğru baş delegemiz Mehmet Aksungur:"Sayın senatörüm , hani "komünist eli sıkmam" diyen bir adam vardı ya, o adam çok hasta. O adam, 'Ekrem Bey'i görmeden ve elini öpmeden ölürsem gözlerim açık gider.' diyor. O adamı ziyaret edebilirmiyiz? Hay hay dedim.Elbette ziyaret ederiz.Niye gözleri açık gidermiş öğrenelim. Sekiz on kişilik Aziziyeli ile hastanın evine gittik. İki katlı bir evdi, yataktaydı. Kalabalığın içinde beni görünce yataktan fırladı."Ekrem bey hoş geldiniz" dedi; elimi öpmek istedi. Ben elimi öptürmedim. "Senatör bey lütfen o eli öpeceğim" dedi. Ben O'nun kendi elini O'nun dudaklarına götürerek "senatörün eli budur." dedim. Bana: "Senatör bey beni makamınızda ilk gördüğünüz de tanımıştınız değil mi?"
Evet.!!
***
Bu öyküyü, kin ve nefreti yüreğimizde barındırmayalım dileği ile yazdım.
Ekrem KABAY
18.03.2017
Yazman: Ezgi ŞAHİN

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Yorum Ekle