Güncel Haberler - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Kemal TARAŞLI

Kemal TARAŞLI

Genç Gündem

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi öğrencilerinin son günlerde bir çok ortamda dile getirdiği ulaşım problemi, günden güne kangren bir mesele haline gelmekte.

Melekler Ölmez

24 Ara 2016

Ahmet Melek... Canımız... Bölümün ağabeyi, babası, dostu... Eğitimciliğinde samimi, sanırsınız ailesinin reisliğini yapan bir baba... Yeri geliyor kızıyor ama kırmıyor... Çünkü tüm öğrencilerini evladı gibi seviyor.
Her an sanki üniversite öğrencisi gibi, heyecanlı, hareketli, neşeli, esprili, hep canlı, hep bir şeyler yapabilmenin peşinde... Ama beden yorgun... İzin vermiyor öyle her şeyi istediği gibi yapmasına... Ama aklı, hala genç, hala dinç.
Anlıyor heyecanımızı, boş vermişliğimizi, gençliğimize veriyor ama içten içe de kızıyor, zaman geçiyor, diye... Hatta yüzümüze de söylüyor, direk, dolandırmadan, yapmadıklarımızı, yapamadıklarımızı, yapmamız gerekenleri, ama baba sıcaklığıyla, ama ağabey gibi, ama dost gibi...

Şehrimiz esnafları, bilindiği üzere ticari anlamda kısır bir döngü içerisinde. Yıllarca askere bel bağlanan ticari yaşam, son zamanlarda öğrenci üzerine kurulu bir sistemle bu döngüsünü sürdürüyor. İster Kafeterya, ister Lokanta, ister Barınma, ister Ulaşım diyelim, bu şehirde yaşayanların bu nimetten faydalandığı kesin.
Peki kendisine nimet olarak bakılan öğrenci, kentimizin hangi nimetlerinden faydalanıyor? Onlar için hangi faydaları hazırladık ya da hazırlama gayreti içerisindeyiz?
Öğrencinin cebinde ne var, ne yok almaya çalışmak yerine, onlara kent olarak hangi katkıları sunabiliriz... Cebinde fazladan harcayacak parası olmayan öğrencinin neyini alabiliriz ki? Öğrencide para olmaz mı ya?.. diyenler de olacaktır elbette, ama ya gerçekten yoksa... Belki onun cebinde para yok, ancak emeği karşılığında elde edebileceği bir cep harçlığı neden olmasın, fikirleri değerlendirilirse, yeni kazanç kapıları neden aralanmasın...
Yani bu şehir, nasıl Üniversite Kenti olur, bunu bir düşünmek lazım...

Şehrimizin şuan ki spor salonu eksiği, bir çoğumuzun malumu... İlgilenenler bilir, salon sporları üç beş branşla ilişkilendirilemez... Hele hele şehrimizde Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu varken... Hemen hemen her branştan sporcu var bu bölümde. Hemde alanlarında iyi dereceler almış, liglerde oynamış, ulusal ve uluslararası başarıları olan sporcular. Tabi ki bu sporcuların evimiz diyebileceği spor salonu ise, maalesef şehrimizde şuan için yok... Yani varda, yok...

            Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne ait, yıllarca Burdur’un spor yaşamına evsahipliği yapmış Atatürk Spor Salonu, 3 yıl önce yıkıldı.

            İlin tüm sportif ihtiyaçlarına, imkanları dahilinde cevap veren Atatürk Spor Salonu, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle, tabir caizse bir gece vakti ansızın yıkıldı, karşı bile çıkamadık!.. Yıkıldı, hemde içinde onlar-ca anısıyla, unutulmaz maçlarıyla, başarılarıyla... Burdur’un gelmiş geç-miş en iyi takımlarına çatı olan bir salondu, bir spor yuvasıydı, bir spor eviydi.

     Spor Salonumuz 3 senedir yok… Farkında mısınız, yerinde 3 tane tenis kortu mevcut… Ve ilimizin tenis sporunda inanılmaz bir potansiyeli var… Şampiyonları, Milli Sporcuları ve hatta Wimbledon Tenis Turnuvası’na katılan tenisçileri… Yani herhalde 3 tane tenis kortu olmasaydı, Burdur ne yapacaktı?

     Sponsorluk konusunu gündemde tutmamın amacı, ilimizin sahip olduğu sporcu potansiyelinin, diğer illere kaynak olması, yetişen sporcularımıza diğer illerin daha fazla sahip çıkması…

        Dünkü yazımda, SPONSORLUK kavramını anlatmaya çalıştım. Ve spor kulüplerimiz SPONSORLUK sayesinde, diğer illerin spor kulüpleriyle yarışabilir hale gelerek, şartlarını iyileştirerek, yarışmalara katıldığı branştan şehrimize başarı getirebilir diye düşünüyorum...

     Bilindiği üzere ilimizin, profesyonel liglerde takımı yok. Hatta profesyonel yönetim anlayışına sahip bir kulübümüz yok.