Güncel Haberler - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Firdevs AKINCI

Firdevs AKINCI

Biraz acımasız olabiliyordu bu zamanın aşıkları.
Gururları efendiydi

Ayakkabı

24 Eki 2017

Rüzgâr bile susup bizi bekliyordu sanki. Bu sefer ki ödül büyüktü. Kardeşimle ikimizin de gözü babamın elindeydi, el inince yarış başlayacaktı. Nefesimiz kesilene, ciğerimiz patlayana dek bitiş çizgisine doğru koşacaktık. Babam yaşımız yakın olduğu için ikimizin de ihtiyaçlarımıza aynı anda yetişemiyordu. O yüzden aynı anda gelen ihtiyaçlar için bu gibi küçük yarışlar yapıyorduk. Kazananın ihtiyacı hemen diğerininki de gelecek ay karşılanıyordu. Bu sefer ki ayakkabı içindi. Yazın başında ikimize de almıştı ama bize yazın ayakkabı mı dayanırdı. Oradan oraya koşarken yolları bile eskitirdik biz.

Ayakkabı

24 Eki 2017

Rüzgâr bile susup bizi bekliyordu sanki. Bu sefer ki ödül büyüktü. Kardeşimle ikimizin de gözü babamın elindeydi, el inince yarış başlayacaktı. Nefesimiz kesilene, ciğerimiz patlayana dek bitiş çizgisine doğru koşacaktık. Babam yaşımız yakın olduğu için ikimizin de ihtiyaçlarımıza aynı anda yetişemiyordu. O yüzden aynı anda gelen ihtiyaçlar için bu gibi küçük yarışlar yapıyorduk. Kazananın ihtiyacı hemen diğerininki de gelecek ay karşılanıyordu. Bu sefer ki ayakkabı içindi. Yazın başında ikimize de almıştı ama bize yazın ayakkabı mı dayanırdı. Oradan oraya koşarken yolları bile eskitirdik biz.

Şimdi bir ah çeksek,
Uzaklardan gelir mi geçmiş günler?
Bağırsak maviden duyulmayan göğe,
Söylenmez merdivenlerden tırmansak biraz utangaç biraz cesur.
*********

Değer mi?

22 Ağu 2017

Bir sabah atlayıp arabaya ablanın yanına kardeşini bırakmaya gidiyorsun önüne bir motor sıklet denk geliyor yol virajlı olduğundan, önünü göremediğimden sollamıyorsun. Belki on dakika boyunca otuzda kırk da gidiyorsun. Uygun bir yerde trafik kurallarına uygun bir şekilde solluyorsun. Kimse ölmüyor, depremler olmuyor, insanlar senelerce acı çekmiyor veya bir anne hayatı boyunca senden ömrü boyunca nefret etmiyor.

Pazartesiler dahil aylara değin selamı sabahı kestik,
Değil dünya telaşım; dünyam bile kalmadı.
Hayallerimi kulaklarından bir bir duvarlara çiviliyorum.
Bütün olurlarımı sessizliğimin en narin yerlerine saplıyorum.
Neşelerimi endişe köpeklerine kaçırtıyorum.

Kendimiz Gibi

26 Tem 2017

Kendi gibi olmalı, -mış gibi yada .... Gibi yaşamamalı insan. Neyse o olmalı. Kendi olmalı. Ben Firdevs isem Firdevs gibi davranmalıyım mesela. Kedileri sevmeli, çiçek yetiştirmeli, hayatın her köşesini sarıya boyamalıyım. Millet 'mavi huydur' dedi diye Firdevs maviyi sevmemeli. Sarıyı sevdiğim için Firdevs'im sende kırmızıyı sevip Nilgün, ağaçları sevip Filiz olabilirsin.
Sen Ayşe ben Fatma iken güzeliz. Herkesi Leyla yapmanın ve ya herkesin Leyla olmasının anlamı yok. Mesela Zeynep olarak da Leyla kadar sevebiliriz. Keza Leyla kadar sevmedik diye sevgimiz küçük demek değil ya. Şirin olarak da, Züleyha olarak da büyük sevmelerimiz yok mu?Züleyha Züleyha'ca sevmiş, Şirin Şirin'ce, Leyla Leyla'ca. Şimdi ben Firdevsce sevsem olmaz mı yani?
Olur elbet neden olmasınmış. Züleyhaca Yusuf seviliyorsa, Ayşece Ali sevilebilir.Neden Haticece Osman sevilemesin ki!Hepimiz kendimiz olabildiğimiz ve sevebildiğimiz kadar biziz. Böyle daha güzel, daha farklı, daha zenginiz, daha güçlüyüz.
Böyle biziz,
Böyle benim,
Böyle sensin,
Böyle dünya,
Böyle hayat...

Nefret ediyorum bu insanlardan.

Bir şey söylersin, küçümseyen bir bakış atarlar he hü deyip seni geçiştirirler. Sende bir şaşırırsın ' ne oluyor yahu ' falan olursun, 'çok mu saçma bir şey söyledim şimdi' diye sorarsın kendine. Ki aynı şeyi kendisi söylese, hatta aynı cümleyi kursa padişah fermanı havasında söyler bu ukalalar. Bu insanlar bundan beslenir. Hatta bunu yapmak onların karakteristik özellikleri olmuştur çoktan. Bunu yapmaktan zevk alırlar;

Karşıdaki insanın kendisini değersiz hissetmesini sağlamak.

Çevresinde ki herkese bunu yapar ki tek değerli kendisi kalsın. Ama aslında bu çok acı bir dışa vurumdur. İçinde ki kendi değersizliğinin hat safhalara ulaşıp dolup taşmasıdır. Nasıl ki baraj taşarsa her yer sular altında kalır, aynı mantık. İçlerinde ki zehri diğerlerine bulaştırmadan rahat edemezler. Kendilerinden sıyrılmak için başkalarını kullanırlar. Kendi ahmaklık imparatorluğunun kralları olurlar. Hayatları boyunca bu şekilde yaşarlar.

Ve bizim gibi zavallı insanlar bu ahmaklarla kah eşi, kah ana babası, kah kardeşi olduğu için beraber yaşamak zorundadır.

Not: Beni delirtmeyin! :D

Bir Başıma

17 May 2017

Son zamanlarda da bir yalnızlık düşkünlüğüne tutuldum. Hep bir insanlardan kaçmak merakı içindeyim. İnsan görünce ya da konuşunca midem bulanıyor. Hepsinden özellikle de her gün gördüklerimden daha çok iğrenir oldum. Bu sefer ki basit bir yazar bunalımı değil gibi. Üzerimde bir bıkmışlık var. Önceden tanımadığım insanlarla konuşmaktan zevk duyardım. Şimdi afili bir işkenceye dönüştü. İnsanların benim derdim bana çok dediklerinde neyi kastettiğini şimdi şimdi anlıyorum. Günlerini miskinlik yaparak sıkılgan ve bunalmış geçiren insanların mayhoşu tazeliğindeyim. Kendi başınalığın muazzam huzurunu her bir zerreme kadar hissediyorum.
Hiç kimseye ihtiyaç duymadığım bir dünya yarattım kendime. Rüzgârlı tepelerden güneşin batışını seyrediyorum. Bazen de göl kenarında ki evimde sallanan sandalyemde ince çiseleyen yağmurda güzel bir kitap okuyorum. Var olmayan bir huzuru yaşayabilir miyiz dersiniz? Neden olmasın derim. Düşüncelerimden ruhuma doğru yayılan bir huzuru neye gerekçe reddedeyim.

Vurulur mu?

11 May 2017

Vurulur...
Bir sapanla kuş,
Beyaz kağıda kara başlı kalem,
Toprağa tohum vurulur.
Su başında ki söğütlere balta, başlar da taşlara vurulur.
Vurmak değil mi bu arkanı dön yeter ki;
İlk evvel sırtından canın vurur.
Dertlerin deniz derya olur, dalgaların kıyıya vurur,
Bir hedef gibi insanı hüzün vurur.
Ozan olur nasırlı sevdalarını sazın tellerine vurur.
Kader bu ya;
Bir Tahir'e Züleyha,
Bir Züleyha ya Tahir,
Gönle mühür gibi sevda vurulur.