Güncel Haberler - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Hasan TÜRKEL

Hasan TÜRKEL

Web sitesi adresi: http://www.burdurgazetesi.com

Büyük çoğunluğu Amerika'da olmakla birlikte, Avrupa'da yaşayan siyahların Ataları, köle tüccarları tarafından Afrika'dan getirilen kölelerdir.

1800'lü yılların sonlarından itibaren, Amerika'nın bir bölümünde, köleliğin yasaklanmasına dair yasalar çıkmasına rağmen, Amerika'nın güneyinde kölelik ve köle ticareti uzun zaman devam etti. Günümüzde, yasal planda, Amerika ve diğer ülkelerde siyahlar aleyhine ayırımcı uygulamalar olmamasına rağmen, özellikle Amerika'da siyahlara yönelik ırkçı davranışlar ve ayırımcılık sürüyor.

Hollanda, Fransa, İngiltere başta olmak üzere, Avrupa ülkelerinin geçtiğimiz yüzyıllarda, Afrika'da, Asya', Ortadoğu'da sömürgeleri vardı. Sömürgecilik, değişen uygulama ve yöntemleriyle bugünde devam etmekte.

Sömürgeciliğin yasal planda kalkmasından sonra, sömürge ülkelerden insanlar, Fransa, İngiltere, Hollanda ve diğer ülkelere yerleştiler. Kağıt üstünde onlar artık, yaşadıkları Avrupa ülkelerinin vatandaşlarıydılar. Ama, onlar asla, sömürge ülkelerden gelen insanlar olarak görülmekten kurtulamadılar. Avrupalılar onlara ayırımcılık yapmasalar bile, onlar geçmişlerini unutmadılar unutmaya yanaşmadılar!

İslamiyet, ırk, renk, dil, ülke, statü, ayırımı yapmadan, inanç açısından herkesi aynı kabul eden eşitlikçi tavrı ile diğer dinlerden çok daha kapsayıcı bir anlayış ve avantajla doğdu.

Bu avantajla, kabileler arası savaşların, asil, sıradan insan, köle ayırımının yapıldığı bir ortamda "Allah katında tüm dünyadaki insanlar eşittir, islamiyette üstünlük yalnızca iyilik yapma, hayır işleme ile olur" ilkesiyle Arap corafyasından başlayarak yayıldı.

Dünyaya hakim olan kapitalizm'in bunalımı arttıkça, gelişmiş ülkelerde oluşan ekonomik sıkıntılar, ırkçılığı, ayırımcılığı körüklüyor. Artan işsizlik ve ekonomik sıkıntılar, Ortadoğu, Afrika, Asya'dan gelen göç dalgaları karşısında, göçmen düşmanlığı yaratıyor.

Emperyalist güçlerin, kendi amaçları için yarattığı Frankeştaynlar olan; El Kaide, Taliban, Hizbullah, El Nusra, Işid gibi terör örgütleri, zamanla kontrol edilebilir olmaktan çıkınca,kendilerinin de başlarına bela olabiliyor.

Son olarak, İspanya'da yaşanan ve daha önce başka Avrupa ülkelerinde düzenlenen eylemler gösterdi ki; Işid, Hristiyanlar dahil her kesimden militan devşirebiliyor. Ama eylemlerin başını çekenler, genellikle, Avrupa ülkelerinin bir zamanlar sömürgesi olan Fas, Tunus, Cezayir ve diğer ülkelerden gelip, vatandaşlık hakkını kazananlar. Bu kişiler vatandaşlık hakkı kazanmışlar ama, o ülkelerde "2. sınıf" vatandaş olmaktan kurtulamamışlar.

Avrupa'da süren refah gerilemesi ve işsizlik, ayırımcılık Işid'in elindeki en büyük koz. Onlar, 'İslamın ırk, renk, dil, ülke ayırımı yapmadığı, "Allah'ın nezdinde herkesin eşit olduğu" konusunu çok iyi işleyerek, Avrupa'nın "2. sınıf" insanlarına islamın birinci sınıfı olma ve cennet garantisi veriyorlar.

"Müslümanlık Allaha teslim olmaktır," anlayışının empoze edilmesinden sonra, aslı; "Allah yolunda yürümek" olan cihad; "kafirlerin öldürülmesi" anlayışına evriliyor!

Avrupa'nın her yanında estirilen terörle, robotlaştırılmış militanlar, cinayetler işleyip, çoğunlukla da eylem sırasında ölerek, Cennet'in yolunu tuttuklarını sanıyorlar!

Canlı bomba olarak, silahla, bıçakla, yada kullandıkları araçları sokaktaki insanların üstüne sürerek, cinayetler işlerken ölen, öldürülen bu caniler, üstelik amaçlarına ulaştıklarını, cennete gideceklerini düşünüp mutlu ölüyorlar!

Öldükten sonra da, ölür ölmez cennete gitmelerinin söz konusu olmadığını, cennet ve cehennemden önce, kıyametin kopması gerektiğini, cennet için kimsenin kimseye pasaport, vize veremeyeceğini, "İslamın Kitabı Kuran"a göre; Cennet yada cehenneme gitmenin, yalnız ve yalnız, Allah'ın takdirinde olduğunu asla öğrenemeyecekler.

Yıl 1950; Amerika, Türkiye’deki bir köyde, Amerikan tarzı ziraatcılık, hayvancılıkla örnek köy çalışması yapmak ister.  Başbakan Menderes’in, halka “Küçük Amerika” olmayı vadettiği  dönemin yöneticileri, Ankara köylerinden bir köy seçerler.

Ölenin ardından cenaze namazını kıldıran hocanın sorduğu gibi sorsak;

Amerika, 1965’te başlayıp, 1973 yılına kadar devam eden Vietnam savaşında; silah, asker, propağanda üstünlüğüne rağmen, 58 bin asker kaybederek ağır bir yenilgi aldı. Savaşta ölmekten kurtulan Amerikalı askerlerin bazıları intihar etti. Diğerleri, Vietnam’da tanık oldukları yada uyguladıkları vahşet ve katliamın yarattığı vijdan azabıyla ölene dek hasta ruhlu yaşadılar.

AKP'nin 14 yıllık iktidarında en başarılı olduğu alan nedir hiç düşündünüz mü?
Bana sorarsanız eğer; AKP'nin Atatürk

İlkokul çağlarındaki çocuklarla, Karataş Gölü kıyısındayız. Gölün içine diktiğimiz iki dalın arasına oltalarımızı kurmak için, anadan doğma suya giriyoruz. Girerken ve suyun içindeyken iyide, sudan çıkınca zangır zangır tiriyoruz. Ama pes etmek yok! o haldeyken titreşerek, balıkların oltalara takılıp oynayarak, su yüzünde kalan mantarları hareket ettirmesini bekliyoruz.

Karadeniz'in sarp, sisler içerisindeki dağlarında, bir yamaca zorbela tutunmuş, kuvvetli bir rüzgarla savrulup gidecekmiş gibi görünen bir barınak. Barınağın altında bir inek, bir boğa birkaç keçi, tavuk, üstünde birisi engelli 2 çocuk, anası ve karısıyla var olmaya çalışan bir adam. Hayvanlar tek geçim kaynakları. Bir de adamın yıllardır dağ bayır arayıp peşinde koştuğu altın madeni bulma umudu...
Anlattıklarım; son dönemin en başarılı filmlerinden, "Kalandar soğuğu" filminden.

Hayatın hemen her alanındaki gelişmeleri, yenilikleri bilime borçluyuz. Biliminde büyük oranda üretildiği yerler üniversitelerdir.

Bilimsel üretim; gönüllü, yaratıcı, özgür zihinler, beyinlerle yapılır.

Dile kolay; koskoca 15 yıllık iktidar! Neleri değiştirdi ülkede? Neleri getirdiği ülkeye?

Solda da, soruşturmalar, sorgulamalar, yargılamalarda, papucun pahalı olduğunu görüp yan çizenler, sert dönüşler yapanlar görüldü. Bu döneklerin bir kısmı şimdi havuz medyasında; geçmişine küfrettirilerek ödüllendiriliyor. Ama genel olarak; sorguda, yargıda inançlarına sahip çıkma, onurlu, dik duruş solun geleneğinde var.
Dünyada da ülkemizde de solculuk zor zanat; inanç ister, sabır ister, yürek ister...