Haberler - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

Görev Şehidi polis memuru 52 yaşındaki Recai Kara memleketi Tefenni, Hasanpaşa Köyü’nde toprağa verildi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Bayram Özçelik, Burdur Merkez, Ulu Camii ve Çevresi Kentsel Tasarım ve Tarihi Kent Merkezi Sağlıklaştırılması çalışmaları ile ilgili yapılan çalışmalarla hakkında açıklamada bulunarak kamuoyunu bilgilendirdi;

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur doğa sporları kulübü 18 Şubat pazar günü Çamlık-Kremnna-Taşyayla parkurunda yürüdü

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Milletvekili Dr. Mehmet Göker Sağlık Bakanı Ahmet Demircan’ın cevaplaması istemiyle atanamayan Tıbbi sekreterler hakkında yazılı soru önergesi verdi;

Ülkemizde atanamayanlar sorununun adeta kanayan bir yara gibi gündemi meşgul etmeye devam ettiğinin altını çizen Milletvekili Göker, “Atanamayanlar arasında bulunan Lise Tıbbi Sekreterlik bölümü mezunları ile ön lisans Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik bölümü mezunlarının büyük bir çoğunluğu da hala atama beklemektedir. Bu işin eğitimini gören ve KPSS’den de yüksek puan aldığı halde atanamayan yaklaşık 65 bin kişi hayatlarına yön verememektedir” dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Daha önce  Türkiye genelinde bir çok Şeker Fabrikası gibi, Burdur Şeker Fabrikamızın özelleştirilerek satılması girişimleri toplumsal tepkilerle geriletildi.

Son girişimle, ülkedeki 14 şeker fabrikası ile birlikte, Burdur Şeker Fabrikası’nında yeniden özelleştirme kapsamına alındığı duyuruldu.

Ögeyi Oylayın
(2 oy)

Bozkurt Mahallesi’ndeki Depremevleri konutlarının yenilenmesi için TOKİ’yle sürdürülen görüşmelerin beklenenden hızlı devam ediyor. 320 Hak sahibinden 286’sıyla görüşme yapıldı; 247’siyle anlaşmaya varıldı. Bölgede gençler bu durumu konu alarak bir evin duvarına “TOKİ yavaş ciğerimi söktün” yazdılar.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Köprübaşı’nda yapılan trafik düzenlemesinin ardından, elinde zeytindalı ve güvencin tutan kadınlar ve çocukların bulunduğu bir heykel yaptırılmıştı.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Geçmişten günümüze kadar uzanan yörük kültürü devam ediyor.  

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yaptığı herşeyle birlikte; “Mecbur kalmadıkca savaş bir cinayettir” sözü ile bir kez daha tarihe geçer, dünyada emperyalizme karşı verilen ilk kurtuluş savaşının lideri Mustafa Kemal.

Mustafa Kemal; Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş Savaşı dışında başka savaşlara da katıldı;

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yukarı Pazar ve TOKİ görüşmeleriyle ilgili gelişmeleri paylaşan Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Susamlık Tesislerinin kapatılmasından duyulan rahatsızlığın farkında olduklarını söyleyip, bu yaz hizmete açacaklarını iletti.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

AK Parti İl Başkanı Volkan Mengi ve Merkez İlçe Başkanı Murat Akbıyık, il ve Merkez İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri ile her hafta cumartesi günü Atatürk Mahallesinde kurulan Burkent pazarını dolaştı. 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Türk halk müziği sanatçısı Sümer Ezgü ve Taner Ezgü’nün vefat eden anneleri Şadiye Ezgü, Ulucami’de kılınan cenaze namazının ardından Asri Mezarlığa defnedildi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Milletvekili  Reşat Petek, Zeytin Dalı Harekatı’nda çıkan çatışmada yaralan Emrah Bulut’un ailesini ziyaret etti.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur-Tefenni Yol güzergahında uzun süren çalışmalar vatandaşların tepkilerine yol açmıştı. Şimdi de yol çalışmalarının tamamlandığı bölümlerde şehrin önemli tesislerine giriş düzenlemesi yaplmaması tepkilere yol açmakta.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Şehirde ve ülkede gündem köşemizde İş Adamı Ercan Akın’la, yaptığımız söyleşinin 2. Bölümü’nde, Aytaş Mermer’in Burdur Beji mermer üretiminde Türkiye’nin en büyük fabrikasına ve üretim kapasitesine sahip olması, ihracat alanında sağladığı büyük başarı ve kurumsallaşma konusuna İş Adamı Akın’ın bakışı konularını irdeledik.

Aytaş Mermer Türkiye’nin Burdur Beji üreten en büyük fabrikası

Hasan Türkel: Peki doğrudan ihracat mı yapıyorsunuz bağlantılarınızla yoksa fason üretim mi yapıyorsunuz?

Ercan Akın: Büyük firmaları araya sokup ihracat yapmanını gereği yok . Zaten bizzat sahalara katılarak, müşterilerle bire bir temas kurarak bu işi yürütüyoruz. Kaldı ki gördüğünüz gibi benim fabrikam Türkiye’nin en büyük mermer üreten fabrikası. 

H.T.: Bunu bilmiyorduk. Mükemmel.

E.A.: Bej üreten en büyük  kapasiteye sahibiz. Dolayısıyla biz bunu nasıl değerlendiriyoruz? Hem ilimiz hemde ülkemiz açısından ihracat anlamında değerlendiriyoruz. Çünkü dediğim gibi ihracat olmazsa olmazlarımızdan biri ve ben ihracata oldum olası heveslenen, oldum olası ihracatı  tercih eden kişiliğe sahibim. Ticaret yaptığım dönemlerde bile, yapacağım ne olursa olsun mutlaka dış pazara açılmalı mantığıyla hareket ettim. Hem tekstilde hemde mermerde bunu başardık. Farkındasınızdır. Antalya İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu üyelerinden biriyim. İhracatçılar Birliği’nin Yönetim Kurulu üyesi olmak ne demek? İhracatçılığa gönül vermiş birisi demektir. Bu anlamda çalışmaya devam ediyoruz. İhracat benim için çok önemli. İhracat dediğimiz zamanda sadece ürünü yapıp, satmaklada bitmiyor. Bunun istikrarlı bir şekilde sürdürmek vede fiyat politikasını zedelemeyecek bir şekilde pazarlama yapmak zorundasınız. Bunuda iyi becerdiğimiz kanaatindeyim. Tabi bizden daha iyi becerenler vardır belki. Ama ben kendi açımdan baktığımda bunu iyi becerdiğimi düşünüyorum. Çünkü herhangi bir ürünümü herhangi bir ülkeye satarken rastgele satış yapmıyorum. Orada seçtiğimiz bir tüccarı veya depocuyuyla anlaşma yapıyor diyoruz ki; Sen bu ürünü satmak istiyor musun? Evet. Ama bizim burada şu kadar bir hedefimiz var. Sen bu hedefi yakalayabilir misin? Satarım. Peki buyur. Oturuyoruz. Yapıyoruz antlaşmamızı. Ne o bizden başkasından Burdur beji alıyor ne de biz ondan başkasına Burdur beji veriyoruz.

H.T.:  Böylece teşvik sağlamış oluyor denetim kuruyorsunuz.

E.A.: O firmayı biz orada bir acente mantığıyla hareket ettiriyoruz. O yirmi konteyneri yakalamak zorunda. Ne yapıyor? Projeleri kovalıyor. O inşaat senin, bu inşaat benim projeleri yakalıyor. Ondan sonra o ürünüde satıyor ve başkasına vermediğimiz için, fiyatta rekabet durumu söz konusu değil. Bir başkasına da versek, diyecek ki o şu  fiyata veriyor ben bu fiyata vereyim.

H.T.: Fiyat düşecek. 

E.A.: Yani ürünün değerini düşürecekler. Dolayısıyla buna izin vermiyoruz. Bu mantıkla 8-10 tane distiribitör ve acente olarak çalıştığmız bayilerimiz var ve bunlar her ay rutin bir şekilde işlenmiş ürün alıyorlar. Bende onlara diyorumki siz görevinizi yaptığınız sürece, sizden başkasına ürün vermeyeceğiz. Hem sen kazanacaksın hem ben kazanacağım. Kazan kazan. Bunun dışına çıkmıyoruz.

Ben öğretmenim, sorgulamacıyım, araştırmacıyım

H.T.: Başarılı sanayicilerimiz içerisinde siz ve diğer  öğretmen kökenli olan iş adamlarımız, sanayicilerimiz var. Başarınızda öğretmenliğin etkisini, avantajını yaşıyor musunuz? Zaman zaman ben öğretmenim, sorgulayıcıyım, araştırmacıyım. Bu özelliğimin  ARGE çalışmalarıma çok katkısı oluyor diyor musunuz? 

E.A.: Tabi ki. Hasan Bey ben biliyorsunuz Fen Lisesi yaptım. Çünkü eğitime önem veren birisiyim. Şu anda benim iş makinesi operatörümden tutun, en tepedeki müdürüme kadar herkese öğretmenlik yapıyorum. Babamdan Allah razı olsun. Beni okutmuş. Yokluk içerisinde varını yoğunu harcamış. Kardeşlerimde dahil olmak üzere hepimizi okutmuş. Hepimiz birer görev almışız. Ama ben 8 yıl görev yaptıktan sonra istifa ederek iş hayatına atıldım. O çok uzun bir hikaye. Eğitim olmazsa olmazımız, kalkınmada en önemli şartlarımızdan birisi. İhracatta öyle. 

H.T.: Yabancı dil konusunda ne yapıyorsunuz? Fuarlara gidiyorsunuz. Kolayca anlaşabiliyor musunuz? Yabancı diliniz gelişmiş mi? İyi mi?

E.A.: Yabancı dil konusunda üniversite ve lise hayatımda Fransızca eğitimi aldım. Yabancı dilim Fransızca. Böyle bir tezatlık var. O yönden çok şanssız bir dile sahibiz. Biliyor musunuz Fransızcayı derseniz? Onu da bilmiyoruz. Yabancı dili öğrendiğimiz kadarıyla, sektörel anlamda kendimizi ifade edebiliyoruz. Karşımızdakinin ne demek istediğinide anlıyoruz. Kaldı ki kızım Hacettepe İngilizce öğretmenlik mezunu. Daha sonra ahçeşehir  İngilizce işletme  bölümünüde bitirdi.. Yabancı dil konusunda zaten öyle bir sorunumuz yok. 

H.T.:  Yapılması gereken her şeyi zaten çalışanlarınız yapıyor.

E.A.: Tabi, Ayrıca bize fuarlarda eşlik eden iki-üç tane daha yabancı dil bilen pazarlamacılarımız var. Onlarda bizimle beraber çalışıyorlar. Dolayısıyla yabancı dil konusunda bir sıkıntımız yok. 

Mermer sektöründe yarı kurumsal olunmalı

H.T.: Sanayicilere hep sorulur, bizde soralım. Aile şirketi misiniz? Kurumsal bir yapıdamısınız? Ülkemizde genellikle, Kurumsallaşamadık, aile şirketi olarak kaldık. Bunun sorunlarını yaşıyoruz diyenler var. Sizde nasıl durum? Yani yaptığınız her şey aslında kurumsallaştığınızı gösteriyor. Bu soruya gerek olmayabilir ama ben yinede sizin ağzınızdan duymak isterim. 

E.A.: Aslında kurumsal olmak benim en büyük hedeflerimden birisi. Malesef bizim mermer sektöründe % 100 kurumsal olma şansınız hiç yok.  % 100 kurumsal olduğunuz takdirde bu sektörde başarılı olmanız mümkün değil. Dolayısıyla ben her zaman ben şunu söylüyorum. Bu sektörde %100 kurumsal olmayacaksınız. Yarı kurumsal olacaksınız. Bu ne anlama geliyor? Siz yine kurumsal çalışıyormuş gibi yetkilileri donatacaksınız, görev paylaşımı yapacaksınız. Ama onların yaptığı işleri kontrol edip takip etmektende geri kalmayacaksınız. Yani siz işinizin başında olmak durumundasınız ve şunu söylüyorum özet olarak; Ben İstanbul’dayım. Bu şirket burada yürüyor. Böyle bir şey mümkün değil.

H.T.: Ocağa hiç gitmediniz. Mamul çıkıyor.

E.A.: Mümkün değil. Yürütemezsiniz. Bakın benim burada kameralarım var. Yedi tane işletmem var. Yedi işletmemin yedisinide buradan kameradan takip ediyorum ve hafta sonlarıda hepsini dolaşıyorum. Pazar günü vatandaş tatil yapıyor, ben işletmeleri dolaşıyorum. 

H.T.: Aslında bu kurumsallığa pek aykırı bir yapı değil. Denetim olacak.

E.A.: Kurumsallığın doğru yürümediği yerde sizin denetlemeniz gerekiyor. Kaldı ki bu sektörde en önemli sorun kırıldı, patladı, çatladı, bozuldu olaylarıdır.Kökenine inip o problemi ortadan kaldırmak gerekiyor. O dediğimiz  sorunlarla  sürekli karşılaşırsınız. Kar etme noktasında ciddi sıkıntı yaşarsınız. Yarı kurumsal olmak bu sektörde en doğru yöntem. Ben bunu keşfettim.

H.T.: Bu söyleşi okunduğunda, sadece mermer sektöründekiler değil, sanıyorum herkes bundan faydalanacak, faydalanmalı. Sonuçları zaten ortada. Şu söylediğiniz şeyi yarı kurumsal olmayı, biz şimdiye kadar pek duymadık. Siz Türkiye’de Burdur beji konusunda öncü, işletmesiniz. ARGE konusundada sizin düşüncelerinizi, çalışmalarınızı alalım.

E.A.: Bu biraz önce söylemiş olduğum sektöre adım attıktan sonra birtakım ARGE çalışmalarımız sayesinde Burdur Beji’nin sağlamlaştırılması ve bununla ilgili makine ekipmanı, tasarımları, epoksinin türevlerini incelemenin dışında başka bir sorun daha vardı. O da fabrikanın çalışması esnasında ortaya çıkan atıklar. Nedir bu atıklar? Başta bizim arıtma tesisimizde biriken, makinelerin kesim, biçim yaparken suyla çalışmasından ötürü, suyla mermer tozunun birleşmesi neticesinde oluşan çamur. Bu çamuru biz arıtma tesislerimizde çökertiyoruz. Üstteki suyu tekrar kullanıyoruz. Kapalı devre sistemi uygulayarak su sarfiyatını minimum dereceye indirmiş durumdayız. Bu tamam. Bunu çözdük.

İZOBOX sayesinde mermer atıklarımızı değerlendiriyoruz

H.T.: Atıkları taşımak ve bir yerde depolamakta gerekiyor.

 E.A.: Evet bir yere götürmek durumundasınız, o arıtmadan çıkan çamuru. Çamuru tespit edilen belli bir yerde bertaraf ediyoruz, ama bunun uzun vadede zor olacağı kanaati oluştu bende. Nitekim, yaklaşık 8-10 aydır bizim mermer atıklarımızı bertaraf edecek yerimiz yok. 

H.T.: O Çerçin’in altındaki yer ne oldu?

E.A.: Orası kapatıldı. Şimdi yeni bir alanla ilgili izin çalışması yapılıyor. Sayın Vali’mizin önderliğinde 5-6 aydır böyle bir çalışma sürdürülüyor. Hemen hemen sonuçlanmak üzere. O bölgenin tesbiti  son derece makul ve mantıklı. Zaten 10 yıl önce oranın keşfini yapmıştım. Tabi Çerçin’in ilerisindeki çukurun doldurulması gerekiyordu. Hava alanına taşınmıştı oradaki  malzeme. Neticede 8-10 yılda doldu. Yeni bir yer bulduk. Bu sadece gökten görünüyor. Yerden, yoldan görülmesi mümkün değil. Bizi en az 40-50 yıl idare eder. Ömrümüz varsa tabi. Bu artığın bertaraf edilmesine, toprağa, oraya buraya karıştırılıp yok edilmesine benim gönlüm razı olmadı. Neden biliyor musunuz? Bundan 12-13 yıl evvel bu çamurun damıtma yöntemi farklıydı. Havuz çökertmesiyle yapılıyordu. İşte bir havuz var. O havuza çökermiş olan çamuru salıyorsunuz, orada o gün ışığıyla çökeriyor, kuruyor. Ondan sonra taşıyorsunuz. 2006 yılında kış boyu havuzdaki birikmiş olan çamur kurudu ve bunu taşıması için bir nakliyatçıyla  anlaşma yaptık. Taşıyor. Bu havuzun derinliğide 3-4 metre civarında. Tam dozer o noktaya geldiğinde şöyle bir dolaştım. Nereye geldiler? Hangi aşamadalar diye. Baktım. Kepçenin kovası görünüyor. Birde baktım ki bizim mermer çamuru böyle bembeyaz pamuk gibi yesen yenecek. Bu kadar güzel bir artığı götürüyoruz taşın, toprağın içine gömüyoruz. Canım acıdı. Herhangi bir bedel ödenmeyecek hammadde bu. Bunu ne yapabiliriz? O tarihlerde başladık biz ARGE çalışmasına. TUBİTAK’tan, Süleyman Demirel Üniversitesi’nden oradan buradan bilgiler toparlaya toparlaya bayağı bir 7-8 yıl civarında bu konuyla ilgili araştırma yaptım.  Size samimiyetle söylüyorum; yeni kurduğum fabrikanın, kullanacak olduğumuz bu mermer tozunun kullanım izniyle ilgili Çevre Bakanlığı’na müracat ettiğimizde, karşılaştığımız sonuç beni ciddi anlamda yaraladı. Türkiye’de bu kadar mermer  sektöründe gelişmişlik olmasına rağmen, şimdiye kadar bu ürünün değerlendirilmesi, herhangi bir alanda kullanılmasıyla ilgili bir girişimde bulunan olmamış.

Mermer atıklarından izolasyonlu tuğla üretimiyle dünyada bir ilk

H.T.: İlk sizsiniz.

E.A.: Evet ilk biziz. Şöyle söyleyeyim. Adamlar dediler ki bu nasıl bir ürün? Kullanılmasıyla ilgili ne yapıyorsunuz? Defalarca gittik, geldik, anlattık. Doğru anlattık. Kimse böyle bir müracat yapmamış, kimsede böyle bir girişimde bulunmamış. Neticede sıvama yapılabilir bu mermer tozundan. Onu araştırdık. Bu malzeme  tekrar bütün bir hale getirilip, kesilip, biçilip plaka yapılabilir mi? Bununla ilgili Çin’de bir deneme yapılmış, başarılı olunamamış. Suni mermer türünde bir değerlendirme yapmaya kalksak, çok ince detaylara sahip olan bir ürün. Onu yeniden kesip, biçip, kullanıma sunmak için son derece düzgün bir malzeme üretmek gerekir. Yani doğal mermerle yarışır hale getirmeniz lazım ki o çok zor bir iş. Ben şunu tercih ettim. Bu ürünü değerlendirmek için çok detaya inmeden, sadece fiziksel ve kimyasal olarak insan hayatını kolaylaştıracak bir şey bulmalıyım. İşte öyle mi, böyle mi derken neticede duvar bloğu üretimi gündeme geldi. Bu gündeme gelince, Burdur’daki ponza ocaklarını hatırladım. iki tane ponza ocağı var Burdur’da. Bu ponza ocaklarının satışı gündeme geldi o tarihlerde. O ponza ocakları zaten çimento fabrikalarına hammadde sağlayan bir ocaktı. Gittik inceledik ocakları. O tarihlerde o ocakları devraldık ve ponza ile mermer tozunu, başka girdileri bir araya getirilerek, yalıtımlı duvar bloğu oluşturulması projesi ortaya çıktı. Bir sürü denemeler yaptık. Tabi bu laboratuvar çalışmaları üniversitelerin desteğiyle yapıldı. Netice itibariyle bundan 4 yıl evveldi, bir üniversite hocasıyla bir sonuç elde ettik. Ama çok içime sinen bir sonuç değildi. Nitekim Patent Enstitüsü tarafından da kabul görmedi. Yol haritası doğru ama elde ettiğimiz ürün çok nitelikli değil. Ben onu biraz daha geliştirdim. Sonuç itibariyle şu anki yaptığımız İZOBOX markası adı altında ürettiğimiz ürünü ortala çıkardık. Mermer tozunu öyle bir hale getirdik ki;  birçoğu tarafından zor anlaşılıyor, anlaşılması zor. Öyle bir hale getirdik ki ürünü, gözenekli bir yapı haline geldi. Ülkemizde ciddi bir enerji sarfiyatı var. Biliyorsunuz, bu doğalgaz çevirim santralleri, bizim doğalgaz ithal etme zorunluluğumuzu ortaya çıkardı ve elektrik üreteminde dışa döviz ödüyoruz. Tabi bu doğalgaz kışın evleri ısıtıyor. Evlerde yalıtımlar ciddi anlamda problem. Ne yaptı devletimiz, hükümetimiz? Dediler ki 2019 yılına kadar herkes evlerini yalıtımlı hale getirecek. Mantoloma zorunluluğu getirildi. Şimdi bununda sakıncaları ortaya çıktı. Mantolama inşaatlar için ciddi problem. Hem sağlık açısından, hemde uzun vadeli olması gerektiğinden. 

H.T.: Yangın açısındanda sorun.

E.A.: Yangın zaten başlı başına bir sorun. Dolayısıyla buda bizim için bir fırsat oldu. Devletin inşaatlara  yalıtım zorunluluğu getirmesi, belli kriterleri ortaya koyarak yürüme zorunluluğu bizim için bir fırsat. ARGE çalışması için bir fırsat oldu. Neticede şu an itibariyle yapmış olduğumuz çalışmalarda biz bile sonucuna inanmakta zorlandık. Laboratuvar ortamında, üniversitede yapmış olduğumuz testlerde, şu andakilerle  muadil olmayan bir ürün elde ettik. Yalıtım değeri itbariyle, ne Türkiye’de ne dünyada benzeri olmayan bir ürün elde ettik.

H.T.: Ebatlar biriket boyutu mudur yoksa tuğla boyutu mudur?

E.A.: Ebatlar bims dediğimiz özellikle Nevşehir, Kayseri bölgesinde üretilen bims tuğlanın muadili. Bu  ölçülerde yapıyoruz ki vatandaşın kıyaslama imkanı olsun diye.  

H.T.: Şekil itibariyle tuğla ama nitelik itibariyle bims diyelim. Dolu mu? 

E.A.: Dolu.

H.T.: Açık gözlü olanlardan değil yani.

E.A.: Değil. Tamamen bütün blok şeklinde.

H.T.: Ağırlık peki.

E.A.: Ağırlıkta bahsetmiş olduğumuz bu bimslerden daha hafif. Bir nevi gaz betonunu andırıyor. Zaten bizim rakibimiz gaz beton olmuş oluyor ki onlarda blok şeklinde. 

H.T.: Onlardan kırılganlık açısından çok avantajlı değil galiba.

E.A.: Onlara göre ürünümüzün  avantajı şudur. Bir yanmazlık olması. İki sıva tutuculuğunun mükemmel olması. Üç rutubeti bünyesinde barındırmaması. Dört elektrik, su tesisatı uygulamalarında bir avantaj söz konusu. Ayrıca ekonomik. Şimdi bunları göz önüne aldığımız zaman bir inşaatçı daha ne ister?? Yanmıyor, bünyesinde su barındırmıyor, ekonomik, hafif ve de yalıtım değeri yüksek.

İZOBOX’la mantolamaya gerek duyulmayacak

H.T.: Bu mantolamaya gerek duyulmayacak bir malzeme midir? 

E.A.: Evet, mantolamaya gerek duyulmayacak. Hem birim maliyeti açısından  ekonomik, hem mantolamayı ortadan kaldırıyor. Mantolamanın yükünü ortadan kaldırınca binayı hafifletiyoruz. Her yönüyle avantaj sağlamış oluyoruz. 

H.T.: Peki sadece yıkanmış malzeme kullanmak zorunluluğu var mı? Yoksa ocaklardaki kuru malzemeyi de değerlendirebilecek misiniz?

E.A.: Tabi kuru malzemede kullanabiliriz. Ancak şu anda fabikalarda çıkan mermer tozu, bizim şu anki hedeflediğimiz üretimimize yetecek seviyede. Dolayısıyla uzun vadede eğer, biz  bu fabrikanın malını Türkiye’ye kabul ettirebilirsek ve bir marka konusunda çok iyi bir seviyeye gelebilirsek, bu fabrikanın şubelerini değişik illerde açmayı düşünüyoruz. Mesela Denizli’de, Afyon’da, Burdur Karamanlı’da, Bucak, Bilecik gibi bazı illerde de bayilik yöntemiyle şubelerini oluşturmayı düşünüyoruz.  Gaz betonlarında olduğu gibi frençayzink sistemiyle mermerin yoğun olduğu illerde bu yapılabilir. Sonuçta ne olacak? Türkiye’deki atık problemini, mermer atığı problemini, kısmende olsa fabrikaların artığını değerlendirmiş olacağız. Yeşil bir çevre oluşturmuş olacağız. Ancak; ocakların atığı noktasına gelecek olursak, şimdi bizim şu anki yapmış olduğumuz üründe mermer atıklarının % 10’u kullanılabilecek.  yapılar ürün itibariyle yüzde on civarında. Henüz ocaklardaki atıkları keselim, öğütelim, toz haline getirelim, onlarıda kurtaralım deme noktasında değiliz.

H.T.: Çok ileri aşamalarda umarım buda olur.

E.A.: İleriki aşamalarda, bu mermer tozunun bu üründe kullanım oranını artırmayı düşünüyoruz. Bununla ilgili patent başvurularımızı yaptık. Yol haritasını belirledik. Ancak ilerleyen zamanda fabrikasyon kuracağız. Yani ilave ünite olarak fabrikamıza ilave edeceğiz. Ama önce şu yaptığımız ürünü kabul ettirmemiz, pazarda belli bir yer edinmemiz hatta kapasite noktasında belli bir aşamaya gelmemiz gerekiyor. Şu an mesela fabrika çalışmıyor. İlk deneme üretiminde yapmış olduğumuz çalışmalarla ilgili oluşturduğumuz makina parkurunu genişletiyoruz. Mart’tan sonraki inşaat sezonuna bir önceki yapmış olduğumuz deneme üretimindeki kapasiteyi ikiye katlamış oluyoruz. Önümüzdeki  dönemde bu mermer tozu hafriyatımızda artacak. Sonraki aşamalardada, eğer mermer tozunun oranını yükseltebilirsek % 60’lık bir hedefim var benim. 100 kilo hammadde kullanıyorsak, 60 kilosunu mermer tozundan oluşturmayı hedefliyoruz.

H.T.: Şimdi oran  % 10 ama % 60’a dönüştürmeyi düşünüyorsunuz.

E.A.: Bahsetmiş olduğum üründe ponza kullanılmayacak veya kullanılsa bile çok az kullanılacak. Bu  tamamen ARGE çalışmasında ortaya çıkacak olan sonuç. Haliyle eğer onu başaracak olursak, mermer artığı problemeni ocaklar dahil olma üzere ortadan kaldırmış olacağız. 

H.T.: Bir ilki başardınız. Tebrik ediyoruz. 

E.A.: Teşekkür ediyorum. Sağ olun.

H.T.: Başka ilave edeceğiniz bir şey var mı? Epeyce uzun bir söyleşi oldu. Çok teşekkür ediyoruz.

E.A.: Benim için ARGE ruhun gıdası.  ARGE olmadan benim canım sıkılır. İlla bir iki adım önde olmak zorundayız. Eskiler derdi ya hep, İcatçılık yapma, otur oturduğun yerde. Ben bunun tersini yapıyorum. İcatçılığı çok seviyorum. Bu fabrika yeni kurduğumuz bir fabrika. İnşaat malzemelerini üretecek olan fabrikamız. ARGE konusunda önü açık bir çalışma ve dünyada bu alanda ciddi bir açık var. Yani yalıtımlı duvar elemanları noktasında daha ciddi bir açık var. Ben inanıyorum ki orası benim laboratuvarım olacak. Muhtemelen vaktimin büyük bir çoğunluğunu burada geçireceğim. ARGE’mi sürdüreceğim. Ciddi anlamda bir boşluk var. Doldurulması lazım. Sağlayacağımız enerji tasarrufu, atıkların değerlendirilmesi, çevrenin korunması hesaba katıldığında, bu açılardan biz önemli bir kulvardayız. Bulunduğumuz yerin kıymetini biliyoruz. Çalışmaya devam edeceğiz. 

H.T.: Çok teşekkürler. Başarılarınızın devamını dilerim.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Hayatının 50 yılını sipsi üretimi ve icrasına adayın Hüseyin Demir, 9 farklı boy ve seste ürettiği sipsileri orkestralarla birlikte çalınabilecek hale getirdi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nu Ülkü Ocakları Başkanlığı’nca anma programı düzenlendi. Öğretmenevi’nde yapılan programda bütün şehitler için Kur’an’ı Kerim tilaveti okunup, şiirler söylenip, tiyatro gösterileri sahnelendi. Programa Ülkü Ocakları Başkanı Ayhan Mete, MHP İl Başkanı Hikmet Ökte, ilçe başkanları, lise ve üniversite öğrencileri katıldı.

Ülkü Ocakları Başkanı Ayhan Mete şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun tarih okurken, tarih yazdığını vurgulayıp;

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Deniz Yücel bir Alman gazetesinin Türkiye muhabiri. Bir yıldır casusluk başta olmak üzere çeşitli ithamlarla Silivri’de tutuklu bulunuyordu.  Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bun bu makamda oldukça Deniz Yücel tahliye olamaz1 demişti. Yandaş gazeteler de Yücel hakkında yazmadıklarını bırakmamışlardı. Türkiye Başbakanıyla Alman Başbakanının görüşmesinin ertesi günü alelacele hazırlanan iddianamesi kendisine bile tebliğ edilmeden ve mahkemeye bile çıkarılmadan Yücel apar topar tahliye edildi ve elinde bir demet maydanozla bir uçağa atlayarak Almanya’ya uçtu. 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Karla Gelen Gelin

19 Şub 2018

Nasip bazen insanın ayağına gelirmiş derler. Kişiye göre bu kavram değişsede bana göre doğru.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Hangi genleri taşıdığınız, evet, önemlidir. 

Ama sadece burnunuz, gözünüz, boyunuz posunuz değil... 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Şehirde ve ülkede gündem köşemizde şehrimizin gururu sanayicimiz, iş adamı Ercan Akın’la, araştırma geliştirme ARGE çalışmaları üzerine söyleştik. İş adamı Ercan Akın, Burdur beji olarak dünyada markalaşan Burdur mermerinin Türkiye’deki en büyük işletmesine sahip. 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)