Haberler - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

Ziraat Odası Başkanı Kemal Kubilay, yaz mevsimi yağışlarını ve çiftçilerin durumunu gazetemize değerlendirdi. Girdi maliyetlerinin yüksek olduğunu belirten Ziraat Odası Başkanı Kubilay, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın acilen tarım politikası geliştirmesi gerektiğini vurguladı.  

 

Dünyada iklim değişikliğinin en çok etkilediği bölgelerden biri olan Akdeniz havzasında yer alan Türkiye’de, kuraklık tehlikesi her geçen yıl daha fazla hissediliyor. Sonbahar mevsiminin bitimine haftalar kalmışken, ilimize yeterli yağmur yağmaması özellikle çiftçileri endişelendiriyor. Yağışsız geçen yaz ayları sonrası gelen sonbahar mevsimi oldukça şaşırttı. Ortalarını şu günlerde geride bıraktığımız sonbahar mevsimi, kurak geçiyor. Türkiye’nin birçok bölgesinde sıcaklık mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor.

Yaz mevsiminin yağışlı geçmemesi nedeniyle ve ülke genelinde yağışların azalması ‘yaz kuraklığı’ endişesini artırıyor. Girdi maliyetleri ise sürekli tırmanışta. Sonbahar mevsiminin de yağışsız geçmesi nedeniyle çiftçiler mahsullerini ekmekte gecikti.    

Ziraat Odası Başkanı Kemal Kubilay yaz mevsimi yağışları ve çiftçinin durumuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada;

“Bu güz mevsimi dediğimiz Ekim ayında tüm hasılatların ekilmesi lazım. Sonbahar ayında malesef yağışlarımız yağmadı. Hava kurak gitti, kurak gitmeye de devam ediyor. Ondan dolayı çiftçilerimiz ekinlerini, mahsüllerini ekemedi. Zaten çiftçi mağdur durumda. Çiftçilerimiz, Ziraat Bankası tarım kredi borçlarını ödeyemez iken birde bu havaların kurak gitmesi sebebiyle hala ekinlerini ekemediler. Çiftçi, yetiştirici mağdur durumda. Et, süt yapılan maliyeti kurtarmıyor. Yem, gübre, mazot fiyatları aldı başını gitti. Çiftçi gerçekten arazisine, hayvanına küsmek üzere. Bunu acilen devletimizin barıştırması lazım. Çiftçiye destek çıkması lazım. 

Kredi borçları ertelenmeli

Çiftçinin desteklenmesi için Ziraat Bankası tarım kredi borçlarının ertelenmesi lazım. Ertelenmediği zaman çifftçinin ödeyebileceğini zannetmiyorum. Çiftçinin %50’si zaten batık durumda. Bunlara acilen devletin sahip çıkması lazım. Borçların ertelenmesi lazım. Çiftçinin, üreticinin sattığı ürünler para etmiyor ama girdi fiyatları çok aşırı şekilde arttı. Bizim odamızda da diğer sivil toplum örgütlerinde de, kamu kurum kuruluşlarında da, Buğday Pazarı’nda da çiftçinin durumunun kötü olduğu görülmektedir. Biz bunu diyoruz. Türkiye’de, dünyada bina yapılmazsa olur, gıda olmadığı zaman hiçbir şey olmaz. Çiftçinin mutlaka ki toprağıyla, hayvanıyla barışık olması lazım. Toprağıyla barışık olan çiftçi çoluğu çocuğuna daha fazla sarılır, daha fazla işine aşına daha fazla sarılır. Çiftçinin bu sene %50’si ekmeyecek gibi. Çünkü tohum, gübre satışlarından durum belli. 

Çiftçiye ve yetiştiriciye sahip çıkılmalı

Yetiştirici yetiştirdiği hayvanını kestiremiyor. Bundan 16 ay önce kargas etin kilogramını 32 liradan keserken bugün 28-29 liraya et fiyatı seyretmektedir. Gıda maddelerinin ve etin kesinlikle ithalatının yapılmaması lazım. Bizim Türk çiftçisi en iyisini yetiştirmesini de bilir, en iyi hayvanı yetiştirmesini de bilir. Türk çiftçisine, hayvancısına destek verildiği zaman gerçekten biz Türkiye olarak yeteriz. Bizim çiftçimiz Türkiye’nin karnını doyurur. Ama malesef bunları yapmıyoruz. İthalata sarılıyoruz. Ondan sonra çiftçiden medet umuyoruz. Acilen çiftçiye sahip çıkılması lazım. Tarım ve Orman Bakanı’mızın bir tarım politikası uygulayıp, bunları gündeme getirmesi lazım.3değerlendirmesi yaptı.

Hatice Dursun    

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Karakent Köyü’nde bir eve yapılan baskında kaçak içki kaçak içki yapmada kullanılan düzenek ve madeni sikke ele geçirildi;

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Karakent Köyü’nde kaçak içki imalatı yapıldığına dair alınan duyum üzerine 15 Ekim 2019 günü Karakent Köyü’nde C.E. isimli şahsın evinde arama yapıldı.

Yapılan aramada; (500) litre şarap, (28) litre rakı, (200) litre fermantasyona bırakılmış sıvı, (10) litre etil alkol, (5) litre metil alkol olmak üzere toplam (743) litre kaçak içki, (1) adet kaynatma kazanı (imbik), (5) kg anason, (11) adet madeni sikke, 82) adet madeni obje ele geçirildi.

Cumhuriyet Savcısının talimatı ile ele geçirilen malzemelere el konuldu, yakalanan C.E. isimli şüpheli şahıs ifadesinin alınmasına müteakip serbest bırakıldı.

Konuya dair yapılan açıklamada; İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından İl merkezi ve ilçelerinde kaçakçılıkla mücadele, kaçakçılık yapan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmaların ve kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına yönelik yürütülen çalışmaların kararlılıkla devam ettiği belirtildi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Batman’da görev yapan 45 yaşındaki Uzman Çavuş Bircan Canyürek, kaldığı misafirhanede cansız bedeni bulundu. Uzman Çavuş’un cenazesi, Gölhisar’ın Yusufça Kasabası’nda toprağa verildi.

Batman İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Trafik Timi’nde gödevli Jandarma Uzman Çavuş Bircan Canyürek, sabah görevine gitmeyince mesai arkadaşları misafirhaneye geldi. Ancak Uzman Çavuş Canyürek’in cansız bedenine ulaşıldı. 

Evli ve 2 çocuk babası olan Burdur’lu Jandarma Uzman Çavuş Canyürek, yapılan otopsinin ardından Yusufça’da gözyaşları içinde son yolculuğuna uğurlandı.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Eğitim İş Burdur Şubesi Başkanı Erkan Putgül Eğitim İş Sendikası’nın kuruluş yıldönümünde yaptığı yazılı basın açıklamasında Eğitim-İş’in Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim neferlerinin kalesi olduğunu bu kalenin dimdik ayakta kaldığı sürece, Cumhuriyet’in aydınlanma devrimlerine içten ve dıştan yapılan hiçbir saldırının amacına ulaşamayacağını belirtti;

Mücadelemiz, ilk kuruluş gününün heyecanı ve yarın ne olacağının bilinciyle sürecektir;  Mustafa Necati’nin devrimciliğinden, TÖS’ten, TÖB-DER’den, Köy Enstitülerinden, Fakir Baykurt’tan devraldığımız azim ve mücadeleyle kurulan Eğitim-İş’imiz 14. yaşını geride bırakmıştır. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet’i, onun değerlerini ve öğretilerini, laik, bilimsel, demokratik ve ulusal eğitimi korumak ve geliştirme uğraşıyla geçen bu 14 yıl, eğitim emekçilerinin haklı mücadelesinde yüz akı olmuştur.

Ülkenin yine çıkmazlara sokulduğu 2005 yılının zor koşullarında eğitim emekçilerine umut vaat ederek doğan sendikamız, yurdun her bir köşesindeki eğitim çalışanlarını kucaklamış, bu ülkenin hiçbir eğitim neferinin yalnız kalmayacağının ispatı olmuştur.

Aradan geçen 14 yıl, coşkumuzun dinginlikle değil, tecrübeyle buluştuğu bir manzara yaratmakta, mücadelemizde daha güçlü adımlar atmamızı sağlamaktadır. Eğitim-İş ilk günün heyecanı ile Köy Enstitülerinin olgunluğunu buluşturan ortak bir çatı haline gelmiştir.

Bu 14 yıl içerisinde ülkemizde çok vahim; ve hatta, başka ülkelerde yaşansa bir asır konuşulacak hadiseler/saldırılar yaşanmış ve Eğitim-İş, bu her kritik dönemeçte tarihsel bir tutum sergilemeyi başarmıştır.

Ülkemiz, Cumhuriyet’e ve değerlerine saldırılara, terör örgütlerinin tehditlerine, FETÖ terör örgütünün 15 Temmuz hain darbe girişimine ve daha sayısız acı olaya yakın tarihte maruz kalmış, bu ülkede kalbi vatanıyla atan her yurttaş kendi ve ülkesinin geleceğinden endişe duymuştur. Bizzat iktidar eliyle yapılan saldırılardan payını en çok alan ise yine ve maalesef eğitim ve eğitim emekçileri olmuştur.

Eğitimin giderek piyasaya açılması, tarikatların yasal maskesi olan gerici dernek ve vakıfların “protokol” adı altında eğitime dahil edilmesi, adil ve parasız eğitimden giderek uzaklaşılması, taşımalı ve ikili eğitim utançlarının bu çağda hala devam etmesi, yönetici atamalarında liyakatin artık esamesinin dahi okunmaması, eğitim emekçilerinin şartlarının daha da insanlık dışı koşullara itilmesi, haksız ihraçlar, öğretmeni itibarsızlaştıran politikalar giderek dozu artar şekilde devam etmiştir.

Eğitim-İş, bu çağdışı hamlelerin birçoğunu yargıya taşımış, bazılarından kazanımlar elde etmiş, bazılarını her türlü engellemelere karşı meydanlarda kınayarak tepki göstermişse de görünen odur ki önümüzdeki süreçte şartlar daha da zorlaşacaktır.

Emperyalistlerin yeni hamleleriyle gelişmekte olan ülkeler için kartlar yeniden karılmış, vahşetin ve sömürünün daha hakim olduğu yeni dünya düzeninin kapıları aralanmıştır. Ülkemizi çevreleyen neredeyse hiçbir ülkede huzur ve barış hakim değilken, ülkemiz de dört bir yandan terör örgütlerinin tehditlerine maruz kalmaktadır.

Öte yandan; küreselleşme, kendisini dünya emekçilerinin birleşmesi olarak değil, muktedirlerin ortaklığı olarak göstermeyi sürdürmektedir. Ülkemizde de bu anlamda büyük bir tahribat söz konusudur. Övmek istediği her kavramın başına “yerli ve milli” sıfatı ekleyen iktidar eliyle ülkenin üretim değerlerinin çok büyük bir kısmı üstelik kâr etmesine, fayda sağlamasına rağmen,  özelleştirilmiş, emek alanında ise taşeronlaştırma son sürat devam ettirilmiştir.

Ülkemiz, iktidar eliyle inatla sürdürülen yanlış dış politikalar nedeniyle mülteci akınına uğramış, terör tehdidine karşı sıkça sınır ötesi harekat düzenler hale gelmiştir. AKP’nin yanlış ekonomi politikaları nedeniyle çöken ülke ekonomisinin, bu şartlarda daha da kötü duruma düşeceği tartışmasızdır.

Dünyadaki tablonun vahameti, Türkiye için daha da üst boyuttadır. Türkiye’de ekonomi çökmüş, adalet yandaşlığa batmış, Türk Milleti’nin egemenliğinin vücut bulmuş hali olan TBMM sembolikleştirilmiş, hapishaneler sırf farklı düşündüğü için muhaliflerle, aydınlarla doldurulmuştur. Demokrasinin olmazsa olmazı emek örgütleri de bu saldırılardan payını almış, en ufak bir hak talebi, iktidar ve yandaşları tarafından yaftalamaya, yargılanmaya, iftiralara maruz bırakılmıştır.

Laik, demokratik, bilimsel ve kamusal eğitimin askıya alınmaya, Cumhuriyet eğitim sisteminin ve oluşturduğu kültürün tasfiye edilmeye çalışıldığı, Atatürk devrim ve ilkelerinin yok edilmek istendiği bir süreç yaşanmaktadır.

Eğitim-İş tam da böyle bir dönemde, AKP iktidarına karşı yürütülen muhalefetin demokratik ve meşru mücadeledeki en önemli direnç merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Tüm bu olumsuzluklara karşın örgütümüz emek, demokrasi, özgürlük ve ülkeye sahip çıkma mücadelesinin hep içinde, hep önünde olmuştur. Eğitim-İş’in böyle bir süreçte mücadele alanı içinde olması, emeğimiz, ülkemiz ve ulusumuz açısından çok büyük bir anlam ve önem taşımaktadır.

Bilindiği üzere; kamu emekçilerinin iş güvencesinin elinden alınmak istenmesi, taşeronlaştırmanın, esnek ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaşması, işçi ve emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarının giderek ağırlaşmasına yönelik yasal düzenlemeler ve atılan fiili adımlar sürmektedir.

Kıdem tazminatının kaldırılması çalışmaları, taşeronluğun, güvencesiz, kuralsız ve esnek çalışmanın yaygınlaştırılması ve buna bağlı olarak iş cinayetlerinde yaşanan artış, grevlerin yasaklanması, Özel İstihdam Büroları adı altında kölelik büroları açılması, ülkenin ucuz işgücü pazarına dönüştürülmesi, emekçilerin bugün en can yakıcı sorunları olarak görünmektedir.

Emekçileri kendi içinde suni basamaklara bölerek direnci kıran, ayrıştıran iktidara karşı, ne mutlu ki emekçileri Cumhuriyet değerleri ve alın terleri çerçevesinde birleştirmeye ant içmiş bir Eğitim-İş vardır. 

Cumhuriyet’imize, emeğimize, demokrasimize saldırıların daha da arttığı bu günlerde, mirasçısı olduğumuz devrimci mücadele geleneğinin omuzlarımıza daha fazla sorumluluk yüklediğinin bilincindeyiz.

Emperyalistlere, faşistlere, bölücülere karşı sarsılmadan sergilediğimiz dik duruş, bizim tarihsel sorumluluğumuzdur.

Eğitim-İş, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim neferlerinin kalesidir. Ve bu kale dimdik ayakta kaldığı sürece Cumhuriyet’in aydınlanma devrimlerine içten ve dıştan yapılan hiçbir saldırı amacına ulaşamayacaktır.

Mücadelemiz, ilk kuruluş gününün heyecanı ve yarın ne olacağının bilinciyle sürecektir; şairin dediği gibi:

 “Saraylar saltanatlar çöker

kan susar bir gün

zulüm biter.

menekşeler de açılır üstümüzde

leylaklar da güler.

bugünlerden geriye,

bir yarına gidenler kalır

bir de yarınlar için direnenler...”

 Yaşasın örgütlü mücadelemiz!

Yaşasın Eğitim-İş!

Yaşasın Birleşik Kamu-İş!

Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Ak Partili Belediye Başkanları, Belediye Meclis Üyeleri ve  İl Genel Meclis Üyelerinin katılımı ile Barış Pınarı Harekatı’na destek için olağan üstü toplanacaklarını açıklayan Ak Parti İl Başkanı Volkan Mengi diğer partileri, belediye başkanlarını ve meclislerini de davet etmişti. CHP İl Başkanı İzzet Akbulut, yaptığı yazılı basın açıklamasında, partisinin belediye başkanlarını ve meclis üyelerini davet edildikleri toplantıya çağırdığını, kendisinin de toplantıya katılacağını duyurdu.

 

CHP İl Başkanı İzzet Akbulut yaptığı yazılı basın açıklamasında;

“Mehmetçik bizim gözbebeğimizdir. Cumhuriyet Halk Partisi her daim Mehmetçiğin yanındadır. Dün(15.10.2019)öğlen saat 12:00 da partimize faks yolu ile şahsıma sms yolu ile Belediye Meclislerimizi Suriye Politikası konusunda olağanüstü toplama çağrısı ve bu toplantıda dile getirilmek üzere Partimizin görüşü iletilmiştir. Yine dün akşam saatlerinde Burdur Ak Parti İl Başkanı Sayın Volkan Mengi 17.10.2019 Perşembe günü yapılacak İl Genel Meclisi Olağanüstü toplantısına partilerinin Grup Başkanı olarak şahsımı davet etmiştir. Davete icabet edeceğimi, bu toplantıda partimizin grup başkan vekilinin Genel Merkezimizin görüşünü saygıdeğer meclise okuyacağını 21.10.2019 Pazartesi saat 14:00 da Belediye Başkanımız Ali Orkun Ercengiz başkanlığında Genel Merkezimizin talebi doğrultusunda Belediye Meclisimizi olağan üstü toplantıya çağırılacağını duyuruyor, şahsımın da Milli Birlik ve Beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günler de yapılması gerektiği gibi partimizin Belediye Meclisi Grup Başkanı olarak ilimiz siyasi partilerimizin İL başkanlarını davet edeceğimi bildiriyorum” dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Vali Hasan Şıldak’ın, pazartesi günü yapılan “Burdur Valiliği Başarıyı İzleme ve Geliştirme Projesi (BİGEP)” tanıtım toplantısının ardından ilk ziyaretini Sakarya İlkokulu’na gerçekleştirdiği açıklandı;

 

Ziyarette öğretmen ve öğrencilerle bir araya gelen Vali Şıldak, projeye verdikleri önemi vurgulayarak, bu kapsamda başta öğretmen ve öğrencilerimiz olmak üzere okul idarelerinin de yakın takibiyle, bütün paydaşlar olarak projenin uygulanması aşamasında gereken katkı ve önemin verileceğine inandığını ifade etti.

Öğretmenlerle toplantı yaparak, projenin amacını paylaşan Vali Şıldak, “Bir Eğitim Şehri Olan Burdur’da Eğitim Birinci Önceliğimiz” sloganıyla İlimizde başlattıkları eğitim seferberliğinin başarıya ulaşması ve geçmiş yıllarda eğitimde elde edilen başarıların tekrar yakalanarak, bu alanda yukarıya doğru bir sıçrama yapılması adına bu projenin hazırlandığını belirtti.

BİGEP’in sadece akademik başarıyı hedefleyen bir proje olmadığının altını çizen Vali Şıldak, bunun yanında sanatsal, sportif, kültürel ve sosyal alanlarda öğrencilerimizin başarılarını artıracak, proje kültürünü yaygınlaştıracak ve okullarımızda yenilikçi sınıflar ve tasarım beceri atölyeleri ile eğitim alanlarının geliştirilmesinin amaçlandığını ifade etti.

Projenin en önemli halkasının izleme ve değerlendirme süreçlerinin olduğunu aktaran Vali Şıldak, projeyi yakından takip edeceklerini vurgulayarak, okul okul, sınıf sınıf projenin takibini yaparak ödüllendirme sistemi ile başarılı öğretmen, öğrenci ve okul yöneticilerini ödüllendirileceğini söyledi.

İlimiz eğitim kadrosuna güvenlerinin tam olduğu belirten Vali Şıldak, BİGEP kapsamında 2023 Eğitim Vizyonu hedefleri doğrultusunda çağın gerektirdiği bilgi ve beceriye sahip bireylerin yetiştirilerek Burdur’u eğitimde model bir kent olması için çabaladıklarını sözlerine ekledi.

Projeyi yeni eğitim öğretimi döneminin başından itibaren ziyarette bulunduğu okullarda anlattıklarını belirten Valimiz,  BİGEP tanıtım toplantısının ardından ilk ziyaretlerini Sakarya İlkokuluna yaptıklarını belirterek, İlçelerde de aynı şekilde Kaymakamlarımız, İlçe Milli Eğitim Müdürleri ile birlikte okul ziyaretlerinde bulunarak projeye verilen önemi anlattıklarını belirtti.

Öğretmenlerle yaptığı toplantının ardından, ziyaretinin devamında sınıfları gezen Vali Şıldak, öğrencilere derslerinde eşlik ederek, bir süre onlarla sohbet etti. Gördükleri derslerle ilgili çeşitli sorular sordu.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından yürütülen çalışmada, Çavdır İlçesi Bölmepınar Köyü, Asarlık Mevkiinde izinsiz kazı yapılacağı duyumu alındı.

Alınan duyum değerlendirilerek 12 Ekim 2019 günü Çavdır İlçesi, Bölmepınar Köyü, Asarlık Mevkiinde icra edilen operasyonda; H.A., E.A., A.A., D.Ç., Ö.Ç., İ.A., N.A. ve H.Z.Y. isimli şahıslar; (3) adet kazma (1) adet hilti, (1) adet jeneratör ve (28) adet muhtelif kazı malzemesi ile kazı yaptıkları esnada suçüstü yakalandı.    

Konuya dair açıklamada Gölhisar Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile ele geçirilen kazı malzemelerine el konulduğu, şüpheli şahısların ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldıkları,

Güvenlik güçleri tarafından Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunmasına yönelik yürütülen çalışmalara kararlılıkla devam edildiği bilgisi yer aldı.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Çendik Köyünde kaçak içki imali yapıldığına dair duyum alan jandarma ekipleri  11 Ekim 2019 günü Çendik Köyünde R.Ö isimli şahsın evinde yapılan aramada (215) lt şarap, (3) lt viski, (28) lt rakı olmak üzere toplam (246) lt kaçak içki, (7) kg anason ve 80 adet (1) lt’lik boş pet şişe ele geçirdi.

Burdur Nöbetçi Cumhuriyet Savcısının talimatı ile ele geçirilen malzemelere el konulduğu, yakalanan R.Ö. isimli şüpheli şahıs ifadesinin alınmasına müteakip serbest bırakıldığı açıklandı.

Açıklamada İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından İl merkezi ve ilçelerde kaçakçılıkla mücadele, kaçakçılık yapan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla devam ettiği belirtildi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Keyik, BUTSO Meclis Salonu’nda düzenlenen basın toplantısında; 81 ilde aynı anda, sivil toplum örgütlerinin katılımıyla düzenlenen toplantılarla, Barış Pınarı Harekatına destek vermeyi amaçladıklarına dikkat çekerek; 

 

“Türkiye’nin iş dünyası olarak dualarımızla ve bütün gönlümüzle devletimizin ve kahraman askerlerimizin yanındayız. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bölgedeki terör unsurlarını yok edeceğine ve terör örgütlerini hezimete uğratacağına olan inancımız tamdır.” Dedi;

81 İl’de aynı anda tüm Odalarda birlikte bu açıklamayı yaparak, sizler aracılığıyla hem ülkemiz, hem de dünya kamuoyuna sesleniyoruz.  

Türkiye, 9 Ekim 2019’da Suriye sınırı üzerinde “Barış Pınarı” adı verilen sınır ötesi harekât başlatmıştır.

Amaç, hem ülkemiz sınırlarının güvenliğini sağlamak, hem de ülkemiz ve bölge ülkeleri için tehdit oluşturan terör koridorunu ortadan kaldırmaktır.

Bu bölgeyi PKK/PYD/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerinden temizleyerek, Suriye halkını teröristlerin baskı ve zulmünden kurtarmak, bölgede huzur, güven ve barış ortamını yeniden tesis etmektir.

Bizler devletimizin aldığı bu kararın arkasındayız ve destekliyoruz.

Zira Türkiye, uluslararası kurallardan doğan hakkını kullanmıştır.

Barış Pınarı Harekâtı, evrensel hukuk ve Birleşmiş Milletler Güvelik Konseyi terörle mücadele kararları ile BM Sözleşmesi’nde yer alan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde başlatılmıştır.

Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve siyasi birliğine saygı gösterilmektedir.

Dolayısıyla bu harekât, meşrudur ve uluslararası hukuka uygundur.

Ülkemiz özellikle Fırat’ın doğusunda sınırın ötesinde konuşlu terör örgütü unsurlarınca, son iki yılda yüzün üzerinde taciz ve hasmane eyleme maruz kalmıştır.

Bu terör örgütleri, Suriye içinde ve Suriyelilere yönelik de saldırılar düzenlemektedir.

Suriye’deki yerel halkın da terör örgütlerinin giderek artan insan hakkı ihlalleri, göçe zorlanma, taciz ve zulmüne karşı şikâyetleri ve tepkileri sürekli artmaktadır.

Herkes artık şunu çok iyi görmelidir ki; masum insanları katleden ve ülkemizin güvenliğine de açık tehdit oluşturan terör gruplarına sessiz kalmamız beklenemez.

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtıyla başlayıp devam eden tüm bu operasyonlarıyla Türkiye, terör örgütlerine ve destekçilerine gereken cevabı en güçlü şekilde vermektedir.

Aynı zamanda da sivillerin ve masumların korunmasına azami dikkat gösterilmektedir.

Zaten bunu hem Fırat Kalkanı hem de Zeytin Dalı harekâtlarında da gösterdik.

Önceden terörün hâkim olduğu bölgede hayat normale döndü, barış ve huzur geldi.

Yurtlarını terk etmek zorunda kalmış Suriyelilerin geri dönüşüne de zemin hazırlamış olduk.

Türkiye’nin elinden gelen tüm imkânlarını bu bölgeler için nasıl seferber ettiğini de tüm dünya kamuoyu gördü.

Çünkü biz inanıyoruz ki, gönül dünyasını ve insanları imar edemeyenler, yeryüzünü imar edemezler.

Bizler Türkiye olarak yıkmaktan, yakmaktan yana hiç olmadık, olmayacağız.

Bizim tarafımız huzurdur, barıştır, kardeşliktir.

Türkiye’nin terörle mücadeleye dönük çabaları, etnik ve dini temizlik de dâhil olmak üzere, insanlığa karşı işlenen suç niteliğindeki PKK/PYD/YPG ve DEAŞ eylemleri nedeniyle yerlerinden edilmiş Suriyelilerin geri dönüşlerinin önünü açacak, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğinin korunmasına da katkıda bulunacaktır.

Bu nedenle Türkiye’nin başlattığı her harekât, Suriyeli göçmenler, mazlum ve mağdur durumdaki yerel halk tarafından desteklenmektedir.

Tüm bu gerçekler ışığında, uluslararası camiayı, teröre karşı ortak duruş sergileme ve evrensel insan haklarını bu bölgede hâkim kılma yönünde niyetlerini açık bir şekilde göstererek, ülkemize destek vermeye davet ediyoruz.

Son olarak, şunu da herkesin bilmesini istiyoruz.

Türkiye ve Türkiye ekonomisine yöneltilen tehditlere Türk milleti, iş dünyası ve sivil toplumu, bir ve beraber olarak en güzel cevabı verecektir.

Bu tehditler karşısında bu vatanın her bir ferdi, Türkiye’nin geleceği için daha çok çalışacak, daha çok üretecektir.

Gün sessiz kalma değil, milli birlik ruhuyla, bir ve beraber olarak ses verme günüdür.

Öte yandan bütün vatandaşlarımızı, özellikle sosyal medyadaki bilgi kirliliği ve provokasyonlara karşı dikkatli olmaya çağırıyoruz.

Bu bölgede yaşayanlar bizim komşumuzdur, kardeşimizdir.

Aynı medeniyetin, aynı kültürün, aynı inancın mensupları olan bizler arasındaki kardeşlik ve komşuluk hukukunu kimse yok edemez.

Aramıza kimse fitne ve fesat sokamaz, bizi birbirimize düşman edemez.

Türkiye’nin iş dünyası olarak dualarımızla ve bütün gönlümüzle devletimizin ve kahraman askerlerimizin yanındayız.

Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bölgedeki terör unsurlarını yok edeceğine ve terör örgütlerini hezimete uğratacağına olan inancımız tamdır.

Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz, mekânları cennet olsun.

Yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyoruz.

Cenab-ı Hak Mehmetçiğimizi korusun, Ordumuzu muzaffer kılsın. Yar ve yardımcımız olsun. 

Basın toplantıya Burdur Ticaret ve Sanayi Odası Yön.Kur.Bşk., Bucak Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı, Burdur Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı, Türkiye İşveren Sendikaları Temsilcisi, Burdur Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı, Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası Başkanı, Burdur Ziraat Odası Başkanı , KÖY-KOOP Bşk. , Burdur - Isparta Pancar Ekicileri Koop., Burdur Gazeteciler Cemiyeti Bşk., KAMU-SEN Temsilcisi, Memur-Sen Temsilcisi, Hak-İş Öz-Güven Sen Temsilcisi, Hizmet-İş Temsilcisi, Şeker-İş Temsilcisi, Türk Sağlık-Sen Temsilcisi, Diyanet-SenTemsilcisi, Enerji Birsen Temsilcisi, Yol-İş 2 Nolu Sendika Temsilcisi, Burdur Emekliler Meclisi Derneği, Burdur İnternet Gazetecileri Bşk. katıldılar.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Ak Parti İl Başkanı Volkan Mengi ve İl Genel Meclisi Başkanı Murat Akbıyık ortak açıklama yaparak, Barış Pınarı Harekatı’na ve Mehmetçiğimize destek olmak için her platformda çalışmalar yapmaya devam edeceklerini vurguladılar;

 

Ülkemiz Tarihi günlerinden birinden daha geçmektedir. Şanlı Türk Ordumuz son yıllarda ülkemizin iç güvenliğinde terör unsurlarına karşı başarılı bir şekilde büyük bir mücadele halindedir. Fakat içerdeki terör unsurlarının beslendiği ve ülkemize karşı büyük bir tehlike oluşturulmak istenen Kuzey Suriye terör koridoruna karşı Cumhurbaşkanımızın talimatı ile kahraman Türk Ordusu BARIŞ PINARI HAREKÂTI adında büyük bir operasyona Türk Milletimizin desteği ve dualarıyla başlamıştır. 

Bu önemli harekâta ve Mehmetçiğimize destek olmak için AK Parti Burdur teşkilatları olarak her platformda çalışmalar yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Özellikle Burdurumuzun il genel meclisi ve belediye meclislerinin BARIŞ PINARI HAREKÂTINA desteklerini ifade etmek üzere tek gündem maddeli olağanüstü meclis toplantıları yaparak bildiri de bulunması konusunda AK Parti Grup başkanı olarak AK Parti Burdur il başkanımız, il genel meclisi başkanımız ve AK Partili belediye başkanlarımızın ortak görüşü ile meclislerin olağanüstü toplanmaları için teklif kararı almış bulunmaktayız.

İl genel meclisi Perşembe günü saat 14:00’de olağanüstü toplanacaktır.

Bucak, Gölhisar, Karamanlı, Ağlasun, Altınyayla ve Kemer ilçe belediye meclislerimiz ise Cuma günü olağanüstü toplanacaktır. 

Diğer ilçe belediyelerin ve Burdur Belediye meclisinin de BARIŞ PINARI HAREKÂTINA destek olmak amacıyla olağanüstü toplanmaları için diğer parti il başkanları ile görüşmelerimiz devam etmektedir. 

Hem diğer parti temsilcilerimizi hem de Siz değerli basın mensuplarını olağanüstü toplantılara davet ediyoruz.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Akdeniz Elektrik Dağıtım İl Müdürlüğü’nce düzenlenecek planlı elektrik kesintileri hakkında valilikten açıklama yapıldı;

• Bucak’ta, 17/10/2019 tarihinde, 10:00-16:00 saatleri arasında, Pamucak Orman İşletme Şefliği Tarafından  Ağaç Kesimi Yapılacaktır.

Beşkonak Köyü’nün Pamucak Mahallesi İle Bu Hattan Enerji Alan Özel Trafolu Müşteriler;

• Burdur Merkez’de, 17/10/2019 tarihinde, 09:00-17:00 saatleri arasında, Yatırım Programı Kapsamında Tesis Çalışması Yapılacaktır Taşkapı Köyü’nün Balıkhane Mevkiisi Etkilenecektir.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

BUTSO Başkanı Yusuf Keyik inşaat sektörünün son durumunu gazetemize değerlendirdi. Ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle inşaat sektörünün gerilediğini vurgulayan Başkan Keyik, kredi faiz oranlarının düşürülmesine rağmen konut satışlarını çok zayıf ölçüde hareketlendirdiğini söyledi.

2018 yılı ekonomik krizinden en çok etkilenen sektörlerden birisi de inşaat sektörü. Artan girdi maliyetleri, malzeme fiyatlarındaki artış inşaat sektörünü, en önemlisi de konut satışlarını olumsuz etkiledi. Malzeme ve işçi fiyatlarındaki artış konut satışlarını adeta durdurdu denebilir. Önümüzdeki 2020 yılıda inşaat sektörü için durgun geçecek gibi görünüyor.   

2018- 2019 yılının inşaat sektörünün küçülmeye uğradığını aktaran BUTSO Başkanı Yusuf Keyik;

“2018 ekonomik krizinden ilk etkilenen inşaat sektörü oldu. Dolayısıyla 2018-2019 yılı inşaat sektörünün en kötü yıllarından biriydi. 31 Mart Yerel Seçimler nedeniyle siyasi iklimlerin sakinleşmesi bekleniyordu.

Konutun yüksek meblağlı bir yatırım olması, ekonomiden yavaşlama sinyallerinin geldiği dönemlerde tüketicilerin ilk vazgeçtiği harcamalardan birisi olmasına yol açtı. Zaman zaman İnşaat Sektörü Güven Endeksinin kırılganlık göstermesi konut satışlarına bakış açısını soğuttu. İnşaat sektöründeki alışılmış büyümenin 2019 yılında yerini küçülmeye bıraktığını, sektörde bir daralma yaşandığını ifade edebiliriz.

Döviz kuru ve inşaat maliyetleri yükseldi

Sektörde resesyon yaşanmaktadır. Konut almak isteyenler için Dolar kuru hâlâ önemli bir ekonomik istikrar göstergesi anlamındadır. Ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntıların uzun sürmesi sonucu döviz ve kurun yükselmesiyle inşaat malzeme fiyatları %40’a yakın artış gösterdi. Bu nedenle maliyetler yükseldi. Konut kredi faizleri de yükseldi. Dolayısıyla hem imalat hem de satışlar durdu. Finansal kaynağa ihtiyacı olanlar maliyetine satışlar yapmak zorunda kaldı.

Kredi faizlerinin düşürülmesi satışları çok zayıf ölçüde artırdı. Elde olan sıfır konut stoku bittiği anda yaşanan bu maliyet artışları nedeniyle ve azalan konut arzına bağlı olarak yeni konutlar daha yüksek fiyatlarla satılmaya başlandı. Sıfır konutlarda yaşanan bu artış da ikinci el konut fiyatlarına da yansıdı. Bu artışlara rağmen kamu bankalarınca konut kredisi faizlerinin düşürülerek verilmesi ilimizdeki konut satışlarını çok zayıf ölçüde artırdığını söyleyebiliriz.

2020’de durgun geçeceğe benziyor

Sektördekiler alacaklarını zamanında tahsil edemedi, borçlarını iyi yönetemedi, yapılandırmalar bozuldu, stoka çalışmalar arttı ve yatırımlar ertelenemedi.

İnşaat sektörünün demirbaşları olan çimentoya çok yüksek zamlar geldi, elektrik girdi fiyatları çok yükseldi.  Ama ülkemizin jeopolitik sıkıntılarından ama son bir yıl içerisinde temel giderlere gelen zamlardan dolayı insanlarımızı ekonomik kaygı etkiledi. Bir yandan da Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yeni yönetmelikleri uygulanmaya başlandı.

İlimizde arsa yapıları metrekare olarak küçük dolayısıyla arzu edilen dairenin imalatını gerçekleştirememe problemleri yaşanıyor. Tabi bu arada belediyemizin de gerekli imar revizyonun gecikmesi de oldu. Bunları üst üste sıraladığımız zaman 2020’de de inşaat sektörü durgun bir yıl yaşayacağa benziyor.”bilgisi verdi.

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri K.E. ve H.K. isimli şahısların araçlarında  ve evlerinde 1.088,96 gram kubar esrar maddesi ele geçirdi. 

 

Konuya dair “İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda; Uyuşturucu madde ticareti yaptıkları yönünde istihbarı bilgiler elde edilen K.E. ve H.K. isimli şahıslara ait araçta ve ikametlerde, Tefenni ve Karamanlı İlçelerimizde yapılan aramalarda; 1.088,96 gram kubar esrar maddesi ele geçirilmiştir” açıklaması yapılarak bilgi verildi;

Konuyla ilgili TCK 188. Maddesine Muhalefet (Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti) suçu kapsamında işlem yapılan şüpheli şahıslar çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklandı.

Güvenlik güçleri tarafından İl genelinde uyuşturucu satan, kullanan ve ekimini yapan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmalar kararlılıkla yürütülmekte.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İlimizin önemli turizm değerlerinden birisi olan İnsuyu Mağarası ve piknik alanları ziyaretçilerin hizmetine açıldı. 

 

Açalışta konuşma yapan Vali Hasan Şıldak ilimizdeki turizm faaliyetleri ve gelişmeleriyle ilgili bilgileri katılımcılara paylaştı. Turizm alanlarına gelen ziyaretçi sayılarının ortalama olarak %70 oranında arttığını belirtti. Diğer kültürel ve tarihi alanlara gelen ziyaretçi sayılarına ilişkin konularda da açıklama yapan Vali Şıldak Salda’ya bir çivi dahi çakılmayacağını, orijinal haliyle muhafaza edileceğini vurguladı.  

Vali Hasan Şıldak turizm alalındaki gelişmeler ve faaliyetlere ilişkin yaptığı açıklamada;

“Bu yıl turizm yılı olarak Burdur adeta bir heyecan yaşadı. İlimizin bütün önemli destinasyon noktalarında sayısal olarak ciddi gelişmeler gördük. Yılsonu itibariyle ilimiz ortalamasının %70 arttığını tahmin ediyoruz. Salda’da bu %100’ün üzerinde bir artıştır. Ortalamada %70 bir ziyaretçi artışı şimdiden görünüyor. Bu nasıl oldu? Bu kendiliğinden olmadı. Burada hem altyapı hem üstyapı iyileştirmeleri hem birtakım hizmet iyileştirmeleri hem tanıtım hem de özel ilgiyle oldu. Emeği geçen bütün kurum kuruluşlarımıza İnsuyu’nda, Sagalassos’ta, Kibyra’da, Salda’da yapılan bütün düzenlemelerde katkısı olan bütün kurum kuruluşlarımıza teşekkür ediyorum. Sagalassos’ta yol çalışması, kafe çalışması ve sosyal alan oluşturulması, Kibyra’da yol, tanıtım merkezi, karşılama merkezi ve kazı faaliyetlerinin 12 aya yaygınlaştırılması. Lavanta konusunda lavanta yolu projemiz velavanta merkeziyle ilgili gelişmeler. Lavanta merkezinin de inşallah bu hafta içinde ihalesiyle ilgili süreci başlatıyoruz. 

Salda’ya el sürenin elini kırarlar

Bakibey Konağı’nın restorasyonu ve halk kültürü müzesi olarak düzenlenecek olması, Mısırlılarevi’nin restore edilerek yine Öğretmenevi’nin işletiminde bir restorana dönüştürülmesi, Salda’da en önemli planlama çalışmalarının koruma amaçlı imar planı ve özel çevre koruma bölgesi ilan edilmesi gibi devrim niteliğinde gelişmeler ilgi ve temizlik düzenlemelri oradaki günübirlik tesisler ve elde edilen gelirlede Salda’daki tesislerden elde edilen gelirle köylerimizin kilit taş ihtiyacının karşılanacak olması ve bu anlamda ilk planda 43 bin metrekare kilit parke taşı yapımıyla ilgili gelişmeleride sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunlar küçük gibi görünen ama Burdur için önemli hamlelerdir. Bu hamleleri hep beraber gerçekleştiriyoruz. Bu iyileştirmelerle ilgili Salda’ya ilişkin olarakta bir iki cümle söylemek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından alınan kararla mart ayında özel çevre koruma bölgesi ilan edilmesi hepimizin içini rahatlatan göğsünü kabartan bir gelişmedir. Türkiye’deki 18 özel alandan biridir ve Salda’nın korunmasının garanti senedidir. Katkı veren Çevre Şehircilik Bakanımız, Milletvekillerimiz ve bütün paydaşlarımıza yeniden ben şükranlarımı sunuyorum. Burada alınan tedbirlerle koruma kullanmadengesi her zaman gözetilmişti. Bundan sonra çok daha iyi gözetilecek. Birinci amaç İnsuyu, Salda olsun bütün tarihi ve güzellik noktalarımız olsun birinci amacımız buraları aslına uygun, orijinal haliyle muhafaza etmektir. Kim ne derse desin, aksine bütün söylemleri reddediyoruz. Bu tür tevatürlere hiçbir şekilde itibar edilmemesi lazım. Salda’ya el sürenin elini kırarlar. Bunu ben il valisi olarak ifade ediyorum. Bir çivi bile çaktırmıyoruz. Alınan bütün tedbirleri başka amaçlarla kullanıp, söyleme dönüştürmek insanlıkla bağdaşmaz. Bunu ben tekrar ifade etmek istiyorum. Temel evet ama koruyarak yaşatılan bir turizm değeri anlayışı çerçevesinde.”bilgisi verdi.

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Can gezikolikler, sevgili dostlar hepinize kucak dolusu selamlar. Buram buram Ege havasını soluyacağınız muhteşem güzellikte sahiller. Deniz suyuna karışan termal suların bedeninizde oluşturduğu müthiş terapi ve ruhunuzu aydınlatan turkuaz renginde pırıl pırıl bir deniz. Aslında imrenerek baktığımız yurtdışında ki sahiller için kendinizi yormamıza hiç gerek yok. Çeşme, bu daveti size yapıyor…..

ADINI ÇEŞMELERDEN ALIYOR

Çeşme ismi şehirde yer alan çok sayıda tarihi çeşmeden kaynaklanıyor. Özellikle Osmanlı imparatorluğu döneminde inşa edilen çok sayıda çeşme, bölgenin mimari zenginliğine ve sanatsal güzelliğine de ayrı bir değer katmış. Şehir merkezinde yer alan Kaymakam Sadık bey çeşmesi (1885) ile Anonim çeşme (1792) sanatsever ziyaretçilerini bekliyor.

ÇAKA BEY FETHETMİŞ

Anadolu’nun nadide güzellikteki bu toprakları, Türk hakimiyetine 11. yüzyıl sonlarında ünlü Türk denizcisi Çaka bey’in fethi ile girmiş. 1529 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafında yaptırılan Kervansaray ile birlikte 1508 yılında Sultan II. Beyazıd tarafından yaptırılan Çeşme kalesi, Osmanlılardan günümüze ulaşan önemli eserlerden birkaçı. Kale ilk yapıldığında deniz kıyısında olmasına rağmen zamanla denizin doldurulması nedeniyle daha iç kısımda kalmış. Çeşme Arkeoloji müzesi, hemen kalenin içinde yer alıyor.

PLAJLARI BİRER DOĞA HARİKASI

Çeşme’yi Çeşme yapan en önemli özelliklerinden biri harikulade güzellikte ki plajları. Her biri ayrı bir koy üzerinde bulunan sahiller pırıl pırıl, tertemiz bir güzelliğe sahip. Kimi zaman sahiller biraz soğuk ve dalgalı olsa da rahatlatıcı ve keyif verici suyu, turkuaz rengi deniziyle her yıl onbinlerce müdavimini konuk ediyor.

HEM DENİZ HEM KAPLICA KEYFİ: ILICA PLAJI

Çeşme’nin en popüler plajlarından biri olan Ilıca; turkuaz rengi deniziyle adeta göz dolduruyor. Denizin içinden kaynayan termal suların tertemiz deniz suyuyla kaynaştığı Ilıca’da sizleri sadece muhteşem bir deniz keyfi değil aynı zamanda terapi de bekliyor. Şifalı termal suyun sığ deniz suyunda ultraviyole ışınlarının da etkisiyle insan sağlığına olumlu etkide bulunduğu bilimsel olarak da kanıtlanmış. Şifne başta olmak üzere bölgede termal suyu kullanan birçok konaklama tesisi bulunmaktadır.

YILDIZ BURNU SAKLI HAZİNE

Ilıca sahilinde bulunan Yıldız burnu aslında çok da bilinen bir yer değil. Ama olağanüstü bir özelliği var ki mutlaka gidilmesi gereken bir yer. Yıldız burnunda deniz içerisinde, etrafı kayalarla çevrili doğal bir havuz var. Sıcak suyun, deniz tabanındaki belirli noktalardan kaynayarak deniz suyuna karıştığı bu havuzda su sıcaklığı insanı rahatsız etmeyecek ölçüde doğal olarak normal deniz sıcaklığından farklı. Mutlaka gitmelisiniz ve deniz ile termal keyfini bir de Yıldız burnu ayrıcalığında yaşamalısınız.

AYA YORGİ PLAJI BİR İÇ KOY

Dalyan bölgesinde yer alan Aya Yorgi plajı, başta Çeşmeliler olmak üzere turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Çeşme’nin ünlü sahillerinden biri. İlçe merkezine yaklaşık 1 km. mesafede olan plaj, fazla rüzgar almayan sıcak deniziyle dikkat çekiyor.

BOYALIK PLAJI TERTEMİZ VE SIĞ

İsmini yanı başındaki Boyalık sitesinden alan sahil, çabuk derinleşmeyen sığ bir özelliğe sahip. Ayağınıza yapışmayan kumuyla size keyifli ve eğlenceli bir deniz keyfi sunmaya hazır olan Boyalık plajı pırıl pırıl suyuyla sizleri bekliyor.

ALTINKUM BİR ÇEŞME EFSANESİ

Çeşme şehir merkezine yaklaşık 13 km. mesafede bulunan Altınkum plajı, sadece Çeşmenin değil ülkemizin de en güzel, en temiz sahillerinden biri. Handikapı ise çoğu zaman yoğun rüzgar almasından dolayı dalgalı ve soğuk olması. Açık denize açılan sahil çabuk derinleşmeyen sığ yapısıyla çocuklar için de son derece ideal.

PIRLANTA PLAJI ADI GİBİ

Pırlanta plajı, Altınkum plajına çok yakın. İncecik kumu, tertemiz denizi ile bir İzmir harikası olan plaj Altınkum plajına göre daha sıcak. Sosyal donatı alanlarının da olduğu sahil de keyifli dakikalar sizleri bekliyor.

ÇİFTLİKKÖY’DE MUHTEŞEM BALIK KEYFİ

Altınkum ve Pırlanta plajlarına yakın bir konumda olan Çiftlik köye tabelaları takip ederek rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Ünlü balık restoranların olduğu köye, özellikle akşam saatlerinde güneş batarken giderseniz birbirinden leziz Ege balıklarının damak tadını, muhteşem bir deniz manzarası eşliğinde çıkarabilirsiniz. 

EĞLENCE MERKEZİ ALAÇATI

Usta eller tarafından inşa edilmiş taş evleriyle ünlü olan Alaçatı, Çeşme seyahatinizde mutlaka uğramanız gereken önemli noktalardan biri. Özellikle akşamları Hacımemiş caddesinde çok sayıdaki eğlence mekanlarıyla dikkat çeken Alaçatı, rüzgarlı havasından dolayı yelkencilerin de önemli uğrak merkezlerinden biri.  Alaçatı, Çeşme şehir merkezine yaklaşık 9 km uzaklıkta bulunuyor.

EN GÜZEL SAHİLLERİN ADRESİ ÇEŞME’YE YELKEN AÇIN

Çeşme’de satırlara sığmayan güzellikler için bir başka yazımızda inşallah tekrar buluşmak dileğiyle,  ülkemizin en güzel, en temiz, en doğal sahillerinin muhteşem bir doğa içerisinde yer aldığı, taş evleriyle, mis gibi kokan begonvilleriyle, birbirinden leziz balıklarıyla, görülmeye değer zerafet dolu çeşmeleriyle, Çeşme’ye yelken açın, hep seyahatte kalın…

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Türkiye’nin ilk turizme açılan mağarası olan ve Öğretmenevi Müdürlüğü’nce işletilen İnsuyu Mağarası’nda düzenlenen piknik alanının açılışı yapıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın sağladığı yatırımlar sayesinde İnsuyu Mağarası ve piknik alanı yeniden düzenlendi. Yenilenmiş piknik ve rekleasyon alanları ziyaretçilerin hizmetine sunuldu.

Vali Hasan Şıldak İnsuyu Mağarası çevre düzenlemesi ve piknik alanı yenilemesiyle ilgili olarak yaptığı konuşmada;

“2018 yılında mağara çevresinde ve mağaranın içinde düzenlemeler yapılmıştı. Aslında Burdur’la özdeşleşmiş olan Burdur’un kültüründe sosyal hayatında geçmiş dönemde çok iyi yer tutan benim ya da benim yaşımda olanların anlatımlarından yola çıkarak ifade ediyoruz ki bir İnsuyu gerçeği var Burdur’da. Bir süredir atıl durumda olan bu alan geçen yıl, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın sağladığı imkanlarla önemli bir mesafe almış ve tekrar hizmete açılmıştır. Burası Öğretmenev i tarafından işletilmek üzere nezih bir alana dönüştü. Bu yıl ise yaptığımız bazı düzenlemler oldu. Bu düzenlemeler ana yoldan mağaramıza gelen yolun sıcak kaplama ile asfaltlanması çalışması, oradaki refüjde bir peyzaj çalışması, kavşakta yapılan bir çalışma ve şu an da Karayolları’nın devam ettirdiği tabelayla İnsuyu’nun daha etkili şekilde gösterilmesiyle yine yakında burada bir uygulama daha yapacağız. İlimizin bütün tarihi ve doğal güzelliklerini panolarda kısa bilgi notlarıyla hem yazılı hem de görsel olarak ziyaretçilerimize sunmuş olacağız. Bu ilimizin bütün ana turizm noktalarında gerçekleştirilmiş olacak. 

Bu yılın gelen ziyaretçi sayılarına baktığımızda önemli bir artış görüyoruz. Yılsonu hedefimizi mağaranın 120-130 bin aralığında bir ziyaretçi alacağı şeklindedir. Şu an 100 bin sayısı aşılmış durumda. Bu da Burdur ölçeğindeki bir il için önemli bir gelir kaynağıdır, önemli bir getiridir, önemli bir turizm istatistiğidir. Burada en büyük teşekkürü Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sunuyoruz. Çünkü buranın şu anki yapılan peyzaj düzenlemesi, çevre düzenlemesi ve piknik alanı iyişleştirmesi çalışmalarının ödeneği biz Çevre Şehircilik Bakanlığımızdan temin ettik.”bilgisi verdi. 

Milletvekili Yasin Uğur’ da İnsuyu Mağarası ve piknik alanı açılışında yaptığı açıklamada;

“Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası olma özelliğini taşıyan Mağaramız 597 metre uzunluğunda olup, deniz seviyesindende 900 metre yüksekliktedir. İnsuyu Mağarası’nda karstik yapının zamanla erimesi sonucu oluşan sarkıt ve dikitler muhteşem bir görüntü oluşturmaktadır. Daha önceden burayı ziyarete geldiğimizde de içerisinde su vardı. Par da atılırdı. Festivaller de düzenlenirdi. Biz bunları tekrardan özlüyoruz ve bu ortamın İnsuyu Mağarası’nın turizme açılmasıyla da ilimiz adına çok önemli bir icraat yapmış bulunmaktayız. Geçen yıldan bu yana turizmle alakalı mesafeler katedildi. Turizmle alakalı çok önemli yerlerimiz var. Turizme yönelik çok çalışma yapılması gerekiyor.”dedi.  

Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Murat Alacatlı İnsuyu Mağarası ve piknik alanları düzenlemelerine ilişkin verdiği bilgide;

“Dünya ve Türkiye ölçeğinde doğal ve kültürel değerlerine sahip ancak kentleşme, turizm potansiyeli tarım ve sanayi baskısı altındaki bütünleşik alan yaklaşımıyla sağlıklı bir turizm çevresinde yaşanmasına katkıda bulunma, doğal güzellikleri gelecek nesillere aktarılması, bölgenin hassasiyeti göz önünde bulundurularak gelişen turizm potansiyeli, ziyaretçi sayısını hızla artışı dikkate aldığımızda ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılama ve daha rahat bir ortam sağlamak önem arz ettiğinden 2 milyon lira ödeneği bakanlığımız tarafından sunulan bu proje, İnsuyu Mağarası’nın sosyal donatı ve çevre düzenlemesi işi gerçekleştirilmiştir.”dedi.

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Barış Pınarı Harekatı’nda görev alan kahraman askerlerimize ve güvenlik güçlerimize manevi destek olmak amacıyla, Burdur Valiliği tarafından birlik ve beraberlik şuuruyla  düzenlenen programda il merkezi ve ilçelerdeki camilerde sabah namazında Fetih Suresi okunarak dua edildi.

İl Merkezinde Pazar Camii’ndeki programa başta Vali Hasan Şıldak olmak üzere, Milletvekili Yasin Uğur, Garnizon Komutanı P. Alb. Cenk Baburşah, C. Başsavcısı Dr. Özkan Gürdoğan, Vali Yardımcısı Ali Nazım Balcıoğlu, İl Jandarma Komutanı Alb. Orhan Kılıç, kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşların katıldığı açıklandı.

Sabah Namazı sonrası okunan Fetih Suresi ve Hatm-i Şeriflerin ardından, Barış Pınarı Harekatı’nda Vatanımız ve Milletimiz için teröre karşı mücadele eden Askerlerimiz ve Güvenlik Güçlerimiz için dua edildi.

Vali Şıldak, duanın ardından Cami çıkışında basın mensuplarına yaptığı açıklamada; “Ordumuzun Suriye’de barış adına, Ülkemizin güvenliği adına gerçekleştirdiği Barış Pınarı Harekatına, Milli birlik ve beraberliğimizin Burdur’dan bir ifadesi olarak, bütün vatandaşlarımız adına dualarla destekte bulunduk. 

Bütün camilerimizde Fetih Suresi okundu. Her sabah olduğu gibi bu sabah da büyük bir katılımla vatandaşımızla bir araya gelerek, birlik içinde bu dayanışmayı gösterdik. 

Bütün Burdur halkı olarak en güçlü şekilde Silahlı Kuvvetlerimize, orada görev yapan bütün birimlerimize bu duygularla desteğimizi ortaya koymuş olduk. Bu programa iştirak eden bütün vatandaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Allah hepinizden razı olsun” dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Vali Hasan Şıldak’ın önem verdiği Aziziye yolu sıcak asfalt çalışmalarına İl Özel İdare Genel Sekreterliği’nce başlandı.

Geçtiğimiz yıllarda ilk Büğdüz’e getirilen sıcak asfalt, sonraki yıllarda Kapaklı yol ayrımına kadar getirilmişti.

Vali Hasan Şıldak’ın Aziziye Köyüne yaptığı ziyaretler sonrası köylülerin istekleri arasında yer alan Kapaklı Köyü Aziziye arası yol düzenlemesine geçtiğimiz hafta içi başlanmıştı.

Sık sık ölümlü kazalarında yaşandığı bazı virajlı kör noktalar düzeltilerek, yolun daha emniyetli geçiş sağlaması için sıcak asfalt öncesi yol çalışan ekipleri titizlikle çalışmalarını sürdürüyor.

Bir taraftan sıcak asfalt çalışmaları devam ederken, bir taraftanda yol düzenlemeleri hızlı bir şekilde davam ediyor.

Aziziye Muhtarı Ali Kozak, Aziziye Köylüleri adına  yaptığı açıklamada  bu güne kadar en kapsamlı hizmet aldıklarını belirterek  “köyümüze ziyaretlerinde köylümüzün ve muhtarlığımızın istemlerini kırmayarak destek olan sayın Valimiz Hasan Şıldak’a teşekkür ediyoruz” dedi.

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Öğretmen, Yazar Fakir Baykurt’u anma etkinlikleri Fakir Baykurt Kavşağı’nda toplanılıp, büste karanfil bırakılmasıyla başladı. 

 

Fakir Baykurt Kavşağı’nda başlayan etkinliğin ardından, Yeşilova Beediye Başkanı Mümtaz Şenel tarafından Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz’e Fakir-Der plaketi verildi. Plaket sunumundan sonra Fakir Baykurt Anıtı’ndan İstasyon Park’a kadar yürüyüş düzenlendi. İstasyon Park’ta Fakir Baykurt’un sevenleri ve dostları bir araya gelerek bir kez daha Eğitimci -Yazar Fakir Baykurt’u andılar.  

Fakir Baykurt Kültür ve Sanat Derneği Fakir-Der’in üstlendiği anma etkinlikleri İstasyon Park’ta oluşturulan Fakir Bayturt Kütüphane Köşesi’nin açılışının ardından son buldu.

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Fakir Baykurt’u anma etkinliğinde yaptığı açıklamada;

“Ben Fakir Baykurt’un yaşadığı dönemden bu döneme projeksiyon tutan, bizlere o dönemde yazdığı yalın köy hayatını, köy-kent birleşmini ve o günlerde Türkiye’nin içerisinde bulunduğu birçok açmazı nasıl aşılabileceğini ve Türkiye’nin sağlıklı yapılaşması için kendi hayatından kesitleride ortaya koyarak yazdığı birçok kitabın günümüzde hala güncelliğini koruduğunu söyleyerek başlamak istiyorum sözlerime. Fakir Baykurt bir köy-kent projesinin insanda, tende can bulduğu en önemli bugünlere kadar bizlerin taşıyabildiği, görebildiği ve fikirleri anlamında çalıştığı önemli bir hemşehrimizdir. 1940’tan 1956’ya kadar aydınlanma sürecinin Cumhuriyet’ten sonraki belki en önemli yatırımı olan Köy Enstitüleri Projesi, aslında köylerin kentleştirilmesi, köylerin üretilde kalması, köyde üreten hemşehrilerimizin çağdaş, yaşanabilir köylerde üretimi daha fazla katma değere dönüştürerek Türkiye’nin gelişimine Türkiye’nin çağdaş yaşanabilir bir ülke olmasına katkı koymasında çok önemli bir projeydi. 1956 yılında maksatlı bir şekilde bitirilen, o güne kadar 18 binin üzerinde öğretmen olarak bu çocukların köylerine dönüp, birer mum gibi köylerini aydınlattığı ve yeni insanların yetişmesine katkı koyduğunu ön görecek olursak bugün aslında bizim o köy enstitülerinin neden kapatıldığını, neden kapatılmak zorunda olduğunu ve bugün köylümüzün üretilden uzaklaşıp, her birinin şehre gelip, asgari ücrete iş aradığını daha iyi anlayabiliriz. Bugün çiftçimizin mahsulünün para etmemesi, üretimi yeteri kadar iyi bilmemesi ve üretimde kalmaması bugün şu anda da içinde bulunduğumuz ekonomik zorlukların temel nedenidir. 

Üretimden uzaklaştık 

Fakir Baykart’un kitaplarına baktığımızda Türkiye’deki köylü insanının nasıl yaşaması gerektiğini, en yalın halde halde bizim Anadolu insanımızın nasıl olduğunu ve süreç içerisinde o toplumsal geçişte sendikalılaşmak, örgütlenmek ve siyasi görüşü ne olursa olsun bir arada yaşama kültürünü öğütlediği o kutaplarında bizler ne kadar, nasıl, neden ayrıştığımızı daha iyi anlayabiliriz. Bugün farklı illerden geldiniz. Sizlere teşekkür ediyoruz. Fakir Baykurt aslında kendi siyasi görüşünü bugün burada uzun uzun anlatmaya gerek yok. Sadece topluma öğütlediklerine bakıldığında Burdur’un bir değeri olarak görülmeli, hangi siyasi görüşten olursa olsun tüm hemşehrilerimizin Burdur’un bir değeri olarak ona sahip çıkması gerektiğine ben yürekten inanıyorum.”dedi. 

Fakir-Der Başkanı Necdet Tekin, Fakir Baykurt’u anma etkinlikleri kapsamında yaptığı konuşmada;

“Yoksul bir köy çocuğuna okuma olanağı sağlandığında neler yapabileceğini, topluma ne kadar faydalı olabileceğini, en güzel örneklerinden biri olan Fakir Baykurt’u anıyoruz. Fakir Baykurt, eserlerinde yoksul köylünün acısını, sefaletini, varsıl-yoksul çelişkisini ve yaşama yansımasını köyden kente göçü, Anadolu kadınının duruşunu, emeğine ve ekmeğine sahip çıkışını, ezilmişliğini ve öfkesini, köydeki-kentteki sınıfsal ayrımları anlatır. Fakir Baykurt, 70 yıllık yaşamını yoksullara, köylülere, emekçilere, öğretmenlere, okuma hevesi, örgütlenme bilinci ve cesareti vermeyi adamıştır. Peki bizler köylerimizden çıkıp, Fakir Baykurt ve arkadaşlarının açtığı yolu kullanıp, bugüne gelmiş öğretmenler, Fakir Baykurt dostları Fakir Baykurt’a amaçlarına ve anlatmak istediklerine ne kadar sahip çıktık? Neler yapabildik? Bu gerçeğin sorgulanması gerekir. Bizler taşın altına elimizi koyup, üzerimize düşeni yapmalıyız. Burdur’da ve diğer illerimizde Fakir Baykurt Kitaplıklarını çoğaltabiliriz. Burdur’da başlattık bunu. Türkiye genelinde şiir, öykü dallarında yarışmalar yapabiliriz. Akçaköy’deki Elif Ana Kitaplığımızın durumu gün geçtikçe kötüye gitmekte. Bunun için yerel yöneticilerimizden, vekillerimizden, üyelerimizden katkı bekliyoruz. Derneğimizin bu sorunu aşması çok mümkün görünmüyor. Köy Enstitülerinin ve öğretmen okullarını kuruluşu gibi özel günlerde etkinlikler düzenleyebiliriz. Derneğimize ait bir yer sağlayabiliriz. Üniversite ile birlikte iletişim yolu açılmalı, Burdur’a gelen bütün öğrencilere Fakir Baykurt tanıtılmalı diye düşünüyoruz. Sosyal medyayı etkin kullanarak, iletişim ve gelişim paylarımızı geliştirmek amaçlarımız içindedir. Sizlerin katılım ve katkısı ile sizlerden gelecek önerilerle farklı eylemler ve etkinlikler yapabiliriz. Burada derneğimizin kuruluşundan bugüne kadar emek vermiş başkanlarımıza teşekkür eder, saygılar sunarım.”dedi.

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Eğitim İş’den yapılan açıklama ile ölümünün 20. yılında Yazar Fakir Baykurt anıldı;

 

20 yıl önce bugün Türkiye en aydınlık yüzlerinden birini kaybetti. Bu topraklarda öğretmen örgütçülüğünün efsanevi lideri, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) Genel Başkanı, Cumhuriyet devrimlerinin yılmaz savunucusu, köy edebiyatının temsilcisi Fakir Baykurt’u kaybetmenin acısı, aradan geçen 20 yıla rağmen hala taze.

Birçok esere imza atan, onlarca köye ışık, on binlerce eğitimciye hala umut olan Baykurt’un çizgisini belki de en iyi anlatmanın yolu, onun 1968 yılında düzenlediği Devrimci Eğitim Şurası’nın hemen ardından Anıtkabir’in defterine yazdığı şu notu idrak etmekten geçiyor:

“Türkiye’nin öğretmenleri bugün Devrimci Eğitim Şurası’nı topladılar. Ülkemizin pek çok işi gibi hala eğitim de çıkmaz içindedir. Senin gösterdiğin mutlu amaçlardan çok uzaklarda bocalıyoruz. Borçlu, yoksul ve geri kalmış olarak yabancılardan fayda umuyoruz. Biz öğretmenler buna asla razı değiliz. Bugün çocuk ana babaları Şura’mıza yolladıkları bir telde,  ‘Fakirlere uygun yol bulun’ diye konuşuyorlar. Bu yol senin devrimci yolundur, senin ışıklı yolundayız. Devrimci çıkar yollar bulup, görevimizi yapacağız. Sana saygılar…”

Türkiye için parlak bir geleceğe giden yolun en başta eğitimden geçtiğini, eğitimin ulaşmadığı kırsal bölgelerin bilimle nasıl yeşerebileceğini ve öğretmenlik mesleğinin içinde nasıl bir devrimcilik olduğunu yaşamıyla ispat eden Fakir Baykurt, geriye övünülecek bir tarih ve sahip çıkılacak bir mücadele bırakmıştır.

Eğitim sendikacılığı açısından Baykurt’un “Öğretmen yalvarmaz, öğretmen boyun eğmez, öğretmen el açmaz, öğretmen ders verir” sözü, hala kilit noktadadır.

Eğitim-İş olarak; TÖS’ün tarihsel mirasına sahip çıkmaya ve Fakir Baykurt’un öğretilerinin aktarıcı olmaya devam edeceğimizin altını çiziyoruz.

Kurucu felsefemizi oluşturan ve mirasını devraldığımız TÖS’ün efsane önderi, devrimci eğitimci Fakir Baykurt’u ölümünün 20.yılında saygıyla anıyoruz.

Fakir Baykurt’un anısı yüreğimizde, azmi mücadelemizde yaşayacaktır!

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İl Jandarma Komutanlığı’nda 1999/3 tertip erler düzenlenen törende yemin etti. 

 

Jandarma Komutanlığı tören alanında düzenlenen etkinliğe, Vali Yardımcısı Ali Nazım Balcıoğlu, İl Jandarma Komutanı Alb. Orhan Kılıç, Cumhuriyet Başsavcısı Özkan Gürdoğan, daire müdürleri ile asker aileleri katıldı.

Yaş kütüğüne dönem plaketinin çakılmasıyla devam eden törende, 4 haftalık eğitim boyunca eğitim, atış ve spor dallarında başarılı olanlarla, birliğe ilk katılan erlere ödülleri verildi.

1999/3 tertip erlerin yemin töreni programı tören geçişi ile sona erdi. Tören sonrası askerlerin aileleri ile kavuşması sırasında duygu dolu anlar yaşandı.

İl Jandarma Komutanı Alb. Orhan Kılıç açılışta yaptığı konuşmasında;

“Temel eğitimlerini tamamlayan 99/3 erlerimizin ant içme töreninin icrası için toplanmış bulunuyoruz. Milletimizin ve bağımsızlığımızın sembolü olan şanlı bayrağımızın gölgesinde anne, baba ve lakınlarınızın huzurunda silah arkadaşlarınızla omuz omuza vererek gerektiğinde Cumhuriyet ve vatan uğrunda seve seve canınızı vereceğinize namus ve şerefiniz üzerine ant içiniz. İçtiğiniz bu ant, vatan millet sevgisi, namus ve şeref anlamında olup, dürüstlüğün, emrilerin ve mutlak iteatin ve aynı zamanda kahraman jandarma teşkilatının bir mensubu olduğunuzun kabul belgesidir. Bu kutsal ocak Atatürkçü Düşünce sistemi ışığında aklı ve bilimi rehber edinen gönlü yurt ve yurttaş sevgisiyle dolu milli, ahlaki ve insani değerlere bağlı hukuka ve insan haklarına saygılı, aldığı vazifeyi vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır’ düsturu ile yerine getiren birer jandarma eri olarak yetiştirileceksiniz. Taşıdığınız üniformanın yüce Türk ulusunun şerefinin simgesi olduğunuve yurdumuzun en ücra köşelerinde bile sizlerle onurlanacağının bilinciyle hareket ederek jandarma teşkilatının birer aynası olduğunuzu unutmayınız. Hürriyet ve bağımsızlığımızın, toprak bütünlüğümüzün, laik, sosyal ve hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin inançlı ve kararlı bir savunucusu, her an göreve hazır ordusu olan jandarma teşkilatının bir ferdi olarak birlik ve beraberlik ruhu içinde birliğinize bağlı kalıp, yurt genelinde barışı sağlayacak ve her türlü suça karşı etkinlikle mücadele edeceksiniz. Görevinizi en iyi şekilde yapacağınızdan kanunun ve nizamın, doğru ve dürüstten yana olacağınızdan ve yemininize sadık kalacağınızdan hiç kimsenin şüphesi yoktur. Türkiye Cumhuriyeti sizlerin sarsılmaz omuzlarınızda daima yükselecek ve bayrağımız kutsal vatan toprakları üzerinde sonsuza kadar dalgalanmaya devam edecektir. 

Yaklaşık 5 hafta önce kutsal vatan görevini ifa etmek için bize emanet ettiğiniz evlatlarınız temel askerlik eğitimini başarıyla tamamlayarak karşınızda sarsılmaz bir iradeyle dimdik bulunmaktadır. Bu görkemli tabloyu oluşturarak sizleri büyük bir heyecan ve çoşkuyla selamlayan evlatlarınıza ne kadar gurur duysanız azdır. Acemi eğitimi süresince erlerimizin birbiri bütünleşmesi ve askerlik pozisyonu kazanmak için ve eğitimlerde görev alan subay, astsubay, uzman jandarmalardan oluşan eğitici personelini ayrıca kutluyor kendilerine teşekkür ediyorum. Bu vesileyle başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere ebediyete intikal etmiş tüm şehitlerimize Allah4tan rahmet diliyor, hayattaki gazilerimize saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Kahraman Mehmetçikler bu duygu ve düşüncelerle andınızın size, ailenize, jandarma teşkilatına, yüce Türk milletine ve devletimize hayırlı ve uğurlu olmasını diler, gözlerinizden öperim. Yolunuz ve bahtınız açık olsun.”dedi.

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(0 oy)
No Internet Connection