Haberler - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

Salda Gölü’nde bu yıl 30 Bin kişinin katılımıyla gerçekleşeceği öne sürülen festivalin alana büyük zarar vereceğini savunan Güven İslamoğlu, “Gidin konserinizi stadta yapın doğayı rahat bırakın” diyerek tepkisini gösterdi.

 

Salda Gölü, son dönemde artan popülerliğiyle göz dolduran turistik bir alan haline geldi. Turkuaz rengi görünümü, fosforlu kumsalı ve çevresindeki bakir ormanlarıyla inanılmaz bir güzelliğe sahip Salda Gölü’nün popülerliğini ekonomik kazanıma dönüştürmek isteyen bazı ticari gruplar, festival ve kamp organizasyonları yapmaya başladı. Özel bir şirketin “Salda Gençlik Festivali” ismiyle hazırladığı organizasyona 30 bin kişinin katılacağı öngörülüyor. “Tanıtım” amaçlı yapıldığı söylenen festivalin, doğada ve Salda Gölü’nde oluşturacağı tahribatı, CNN Türk’te Yeşil Doğa programını sunan Güven İslamoğlu hatırlattı.

Salda Gölü’nün son dönemde yakaladığı ilgili, ekonomik kazanıma çevirmek isteyen bazı ticari gruplar, birçok ünlü sanatçının katılacağı festival, kamp organizasyonları yapıyorlar. “Tanımın” amaçlı olduğu iddia edilen organizasyonların en büyük amacının para kazanmak olduğunun birçok kişi farkında. Zaten iş böyle yürümüyor mu? Doğal güzelliği bozulmamış, tarihi dokusu yıllarca korunmuş birçok alan bir dönem ilgi odağı haline dönüşüyor ve ekonomik çıkarlar gözetilerek atılan adımlar, doğayı mahvediyor.

Salda Gölü’nde yapılmak istenen festival organizasyonuyla ilgili görüşlerini sosyal medya hesabından paylaşan CNN Türk’teki Yeşil Doğa Programının sunucusu Güven İslamoğlu, Bolu’ya bağlı Mengen’de yapılan bazı organizasyonları hatırlatıp, “Salda Gölü çok özel bir yer. 30 bin kişi festival ve kamp yapacakmış. Tanıtım içinmiş. Sahili mahvedecek tanıtım mı olur? Son interrail Mengen kampında gördük. Orman çöp deryasıydı. Burada ateş yakarlarsa felaket olur. Gidin bir stadta yapın, doğayı rahat bırakın.” sözlerine yer verdi.

Bahtiyar Turan

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Vakit Türkiye Vakti” Sloganıyla hazırlanacakları 24 Haziran 2018 Seçimlerinin beyannamesini açıklayıp, 27. Dönem Milletvekili Adaylarını tanıttı. Ankara Spor Salonu’nda gerçekleşen programda Ak Parti İl Başkanı Volkan Mengi’yle birlikte milletvekili adayları Bayram Özçelik, Yasin Uğur ve Emine Aktaş kürsüye çıkarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’la hatıra fotoğrafı çekilip boy gösterdiler.

AK Parti Seçim Beyannamesi ve Aday Tanıtım Toplantısı, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Ankara Spor Salonu’nda düzenlendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önümüzdeki dönemde yapılacak çalışmaları açıkladığı toplantıda, 81 ilden gelen 600 milletvekili adayı sırasıyla tanıtıldı. Kürsüye çıkan adaylar Cumhurbaşkanı Erdoğan’la hatıra fotoğrafı da çekildiler. Sıra Burdur’a geldiğinde Ak Parti İl Başkanı Volkan Mengi’yle birlikte milletvekili adayları Bayram Özçelik, Yasin Uğur ve Emine Aktaş kürsüye çıktılar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim beyannamesini açıkladığı konuşmasında, memurlara 3600 Ek Göstergeden sağlık yatırımlarına, ekonomik adımlardan kadınlara yönelik çalışmalara kadar birçok konuda yürütülecek politikaları açıkladı.

Bahtiyar Turan

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Kış boyunca hasretle beklenen yağışlar, baharda geldi. Yaklaşık 1 aydır aralıklarla yağan sağanak yağış hem su kaynaklarına hem de mahsullere can suyu olmaya devam ediyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün hava tahmin raporlarına göre yağışlar önümüzdeki hafta boyunca da sürecek.

İklim değişikliklerinin de etkisiyle, bu yıl kış ayları boyunca başta Burdur olmak üzere tüm yurt kar ve yağmura hasret kaldı. Su kaynaklarında yaşanabilecek sorunlara karşı uyarılar başladı, tarlalara sulu tarım ürünlerinin ekimi bazı bölgelerde kısıtlandı. Toplumda oluşan endişe ise bahar aylarında başlayan yağışlarla ortadan kalkmaya başladı. Yaklaşık 1 aydır düzenli olarak süren yağışlar, hem su kaynaklarına hem de hem de mahsullere can suyu oldu. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün hava tahmin raporlarına göre önümüzdeki hafta boyunca da Burdur’da yağışlar devam edecek.

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Vali Hasan Şıldak tarafından başlatılan ve “Filistin İnsani Yardım Kampanyası” hakkındaki Başbakanlık Genelgesi’ne dayandırılan kampanyanın basın yayın kuruluşlarınca  halka duyurulması istendi;

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda, Filistin halkına yardım kampanyası başlatıldı.

“Filistin İnsani Yardım Kampanyası” hakkında Başbakanlık Genelgesi, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Genelgede, İsrail’in Gazze’de sebep olduğu işgal ve çatışma ortamı nedeniyle Filistin’de can ve mal kaybının şiddetini artırarak devam ettiği vurgulandı.

Filistin halkının büyük bir kısmının açlık, susuzluk ve sağlık sorunlarıyla mücadele ettiği belirtilen genelgede, Türkiye Cumhuriyeti’nin, dost ve kardeş Filistin halkının karşı karşıya bulunduğu sıkıntıların hafifletilmesine katkıda bulunmak için her türlü yardım ve desteği sağlayacağı ifade edildi.

Başbakanlık tarafından AFAD görevlendirildi

Başbakanlık tarafından bu amaçla başlatılan yardım kampanyasında koordinasyonu sağlamak üzere Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) görevlendirildi.

Valilikler, belediyeler ile tüm kamu kurum ve kuruluşları tarafından toplanan yardımlar, belirtilen hesap numaralarına aktarılacak. Gerçek veya tüzel kişiler bu hesaplara doğrudan bağış yapabilecek.

Sivil toplum kuruluşlarından istekli olanların topladıkları yardımı, Filistin halkına ulaştırılmak üzere şartlı ve şartsız bu hesaplara aktarabileceği belirtilen genelgede, tüm yardım toplama faaliyetlerinin, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu hükümleri çerçevesinde yapılacağı vurgulandı.

 

“Halkımızın, kamu kurum ve kuruluşları ile her düzeydeki kamu görevlilerinin, sivil toplum ile işçi ve işveren kuruluşlarının, meslek oda ve birliklerinin, ulusal ve yerel basınımızın, bir insanlık görevi olan bu yardım kampanyasına gönüllü olarak her türlü desteği vereceklerine inancımız tamdır.” 

Hesap numaraları

Ziraat Bankası Kamu Girişimci Şubesi

TL-Hesap IBAN No: TR200001002533555555555073

ABD Doları Hesap IBAN No: TR900001002533555555555074

Euro Hesap IBAN No: TR630001002533555555555075

Banka Swift Kod No: TCZBTR2A

Vakıflar Bankası Tunalı Hilmi Şubesi

TL-Hesap IBAN No: TR120001500158007294531452

ABD Doları Hesap IBAN No: TR060001500158048011048733

Euro Hesap IBAN No: TR430001500158048011048746

Banka Swift Kod No: TVBATR2AXXX

Halk Bankası Bakanlıklar Şubesi

TL-Hesap IBAN No: TR720001200940800Û05000225

ABD Doları Hesap IBAN No: TR610001200940800058000253

Euro Hesap IBAN No: TR340001200940800058000254

Banka Swift Kod No: TRHBTR2A

Ziraat Katılım Bankası Ankara Kurumsal Şubesi: TL-Hesap IBAN No: TR220020900000412303000001

ABD Doları Hesap IBAN No: TR920020900000412303000002

Euro Hesap IBAN No: TR650020900000412303000003

Banka Swift Kod No: ZKBATRISXXX

Vakıf Katılım Bankası Ankara Şubesi TL-Hesap IBAN No: TR360021000000016349000002

ABD Doları Hesap IBAN No: TR520021000000016349000102

Euro Hesap IBAN No: TR950021000000016349000104

Banka Swift Kod No: VAKFTRISXXX 

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Son dönemlerde Sagalassos ve Kibyra Antik Kent’lerinde yapılan arkeolojik çalışmalarla eserler ortaya çıkarılırken, şu ana kadar İstasyon Höyük’te hiçbir çalışma yapılmış değil. Köklü bir tarihi geçmişe sahip kentimizdeki İstasyon Höyük keşfedilmeyi bekliyor. M.Ö. 5000-3000’li yıllarda Kalkolitik Çağ’da başlayıp Roma dönemine  kadar uzandığı düşünülen Höyük’te bugüne kadar herhangi bir bilimsel çalışma yapılmamış. Höyük’ün uzun süredir önünde duran tabelasında “Herhangi bir bilimsel çalışma yapılmamıştır” yazmasıda İstasyon Höyük’te hiçbir çalışma yapılmadığının göstergesi.

Geçmişten günümüze ışık tutacak, bilgi verecek bu höyüğün gün yüzüne çıkartılması gerekiyor. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Arkeoloji Bölümü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Burdur Belediyesi’nin ortak bir çalışması olursa Höyük’e kazı yapılıp, ilimiz tarihine ışık tutacak eserler muhtemelen ortaya konabilecektir. 

Daha önceki yıllarda, İstasyon Höyük’e kazı yapılması konusunda Arkeoloji bölümü tarafından gerekli ön araştırmaların yapıldığı, araştırmaların ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı, Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ralf Becks’in başkanlığında oluşturulacak bir kazı ekibinin başında en az Doçent Doktor alan bir öğretim üyesinin bulunması gerektiği, Yrd. Doç. Dr. Rafl Becks’in Doçent olmasından sonra başvurunun yenileneceği, gerekli iznin alınmasından sonra da İstasyon Höyük’te arkeolojik kazı çalışmalarına başlanacağı söylenmişti. Ancak geçen süre zarfında İstasyon Höyük’te herhangi bir arkelojik çalışmanın yapılmadığı görülüyor.

Hatice Dursun

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İYİ Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener Burdur’da yaptığı konuşmanın arkasından Bucak ilçesine geldi. Bucak Cumhuriyet Meydanı’nda partililer tarafından karşılanan Akşener, daha sonra İYİ Parti Bucak İlçe Teşkilat Binası’nın açılışını yaptı.

Cumhurbaşkanı adayı Akşener, ilçe teşkilatının açılış öncesi yaptığı kısa konuşmada Bucak’ın hayatında özel yeri olduğu bir yer olduğunu söyledi. Akşener konuşmasında “ Bucak hayatımda özel yeri olan bir yerdir. Siyasete başlarken yıllar önce konuşmalarımdan birisini Bucak’ta yapmıştım. Bir yaşlı amca o zaman yanıma gelerek ‘olacaksın, olacaksın’ demişti. İşte bu günde karşınıza Cumhurbaşkanı adayı olarak geldim. Oy verirken kendinize sorarsınız ‘Tayyip bey ikinci turda karşısında kimi görmek istemez?’ ona göre oy istiyorum” dedi.

SEÇİMİ KENDİLERİ İSTEDİ KENDİLERİ PİŞMAN OLDU

Açıklamalarına devam eden Genel Başkan Meral Akşener, “Enteresan bir seçime gidiyoruz OHAL altında seçimi kendileri istedi kendileri pişman oldu. Sizlerden Allah razı olsun dört saatte 100 bin imza attınız. Ben milletime güvenerek yola çıktım. Milletim hangi kararı verirse kabulümdür. Hiçbir şeye şikayet etmeden seçim kampanyası yapıyoruz. Kendileri şikayet ediyor, devlet malı deniz, deniz vaziyetinde harcayanlar onlar, sanki seçim ben getirmişim gibi bize kızıyorlar. Bundan da şu anlaşılıyor ki korktukları görülüyor” dedi.

Meral Akşener son olarak bu seçimi kazanacaklarını söyledi. 

Konuşmasının ardından kurdela keserek İlçe Teşkilat Binası’nı gezen Akşener’e İlçe Başkanı Safa Sönmez tarafından hediyeler takdim edildi. Bucaklı kadınlarla yakından ilgilenen Akşener, daha sonra ilçeden ayrıldı.

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Göller Bölgesi’nde birkaç göl vardır. Bunlar içinde güzelliği ile ün yapan tek göl Salda Gölü’dür. Yeşil dağlar ortasında turkuaz renge sahip, baktığın zaman kişiyi büyüleyen bir görünümü vardır. Turkuaz taşının tüm renk özelliğini burada görebilirsiniz.  Cam göbeği rengin hafif koyuluğu kıyılarda azalır. Sığ suların rengi beyaz kumlarla açık maviye dönüşür. Salda Gölü yayla gölüdür. Denizden 1193 metre yükseklikte, 44 km yüzölçümüne sahiptir. Jeolojik olarak krater özelliği vardır. Hiç el değmemiş bakir bir tatlı su gölüdür. Türkiye’nin maldivleri olarak yeni keşfedilmiştir.  Çevre dağlarda karaçam ormanları gölün mavisiyle buluşunca şahane bir manzarayla kaşılaşırsın. En usta ressamların çizdiği manzara resimleri bu görünümle mukayese edildiğinde zayıf kaldıklarını farkedersin. İçeriğindeki magnezyum, soda ve kil ile şifa kaynağıdır.  Cilt hastalıklarını tedavi ettiği bilinir. Mars’ın toprak yapısına benzediğinden inceleme alanındadır.  Göl, Kültür Bakanlığı Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun 1. derecede sit alanı olarak ilan edilmiştir.  Gölün güney tarafındaki kıyılar bahçe ve kaçak yapılanmalarla çevrilmiştir. Bu güzelim tabiat harikasının ismini gazino görünümündeki işletmeler kirletmiştir. Yeşilova Belediyesi’nin göl kenarındaki tesisleri misafirleri ağırlayan tek işletmedir.  Kamp kurmak isteyenler, aileler tahta barakalarda günübirlik kalarak bol oksijenli havayı doya doya alırlar. 

Gölün batı kıyısının maldivlerin özelliklerinin tüm karakterlerine sahip kumlarıyla kaplı olduğunu görebilirsiniz. Şu anda bu bölgede hiçbir tesis yok. Göl oluşumundan bugüne kadar bakirliğini korumaktadır. Bu güzelliği keşfedenler bir gün buraları talan ederek, harika görüntüyü rant sağlamak için üşüşeceklerdir. Gölün batısı Doğanbaba köy sınırları içindedir. Geçmişte Özel İidare burada bir tesis kurmuş, tesis bakımsızlık yüzünden harap olmuştur. Şimdi köyden bazı kişiler burada yaz boyunca yiyecek ve içecek satmaktadır.  Piknik olarak ailece dinlenmek isteyenlerin tercih ettiği yer burasıdır. Reçine kokusu ve gölün her türlü özelliğinden yararlanabilecek tek yerdir.  Gölün doğu kenarı bembeyaz kumlarla kaplıdır. Yerleşim ve tesis yoktur. Bu kıyı taşlıdır.  Gölde balık yoktur.  Geçmişte balık yetiştirme çalışması olmuş, gölde büyük balıklar yetiştirilmiş ancak, zamansız ve silahlı avlanmalarla yok edilmiştir.  Salda Gölü Türkiye’nin en derin gölüdür. 180 metre derinliği olduğu söylenir.  Göl içinde ot yoktur.  Berrak suyu gökyüzü mavisiyle birleşince renk her an değişir. Kendine has çok küçük bir balık türü yaşar. Avlanılmaz.  Bu güzelim göl yok olma tehlikesinde. Gölün kaynakları, Eşeler Dağı’ndan gelen beş ve altı tane değirmeni yaşatan Değirmenler Çayı, yeni yapılan barajla gölü besleyen suyun çoğunluğu hapsolmuştur. Salda Köyü’nden gelen çayın göletle önü kesilmiştir.  Doğanbaba Köyü’ndeki sular göletlerle engellenmiştir. Geriye sadece yağmur suları ile dip kaynak suları kalır. Şimdi Maldivler olarak ortaya çıkan kısım daha önceleri sularla kaplıydı.  Göl çok su kaybetti. Göl içindeki kayalar gözle görünmüyordu.  Birkaç yerde su altındaki kayalar ada gibi görünür hale geldi. Türkiye’nin en az yağış alan bölgesi Akdeniz Bölgesi oldu.  Bu bölgeninde en az yağış alan yeri Burdur civarı. Nedeni şu; ilçe sınırları içinde 115 mermer ocağı var. Burdur bölgesinde 1500 tane olduğu söyleniyor.  Dağlar toz duman. Buralardaki toz bulutlarının yağmurun yağmamasında etkili olduğu söylenir.  Çardak, Tuz Gölü’nün yarısından fazlası, Burdur Gölü’nün dörtte üçü, Yarışlı Gölü birikinti halinde. Göllerin beslenmesi bitti.  İklimi etkileyen mermer ocaklarının sayıları arttı. Biz tabiatı tahrip edersek tabiat mutlaka kendi şartları dahilinde cezalandıracaktır.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Bugünkü programın adı iki Kore’yi birbirinden ayıran hat olan Paynunjom’u ziyaret.  

Yağmurlu bir havada gidip geldik. Panmunjom, başkent’e 168 km. Gelişli gidişli yolun ortası bir çeşit maki ile ayrılmış. Yolun iki tarafı da çiçeklendirilmiş. Şehirlerarası bir yolu boydan boya çiçeklendirmek Kore’ye özgü olmalı. 

Kuzey Kore’nin güneyi olan ve Güney Kore’ye doğru giden bu yol, genellikle düz bir arazide, ovalar içinde uzanıyor. Birkaç uzun tünelden geçiliyor. Daha da önemlisi üç veya dört yerde yolun askerler tarafından kesilmiş olması. Rehberlerimizin geçiş izni kâğıtlarına bakmadan yol açılmıyor. 

Keasong kentini 10 km. geçtikten sonra sınıra ulaştık. Sınırın ikişer km. olan iki yanı askerden arındırılmış. Sınır kapısının öbür yanında Amerikalılar var. Ancak görünmüyorlar. Beri yanda Kuzey Koreli askerler pür ciddiyet nöbet tutuyor. Tam sınır üzerine yapılmış yedi baraka yan yana. İçlerindeki masalar ortalarından çizgiyle ikiye ayrılmış.  Ancak çizginin öbür yanına da geçebiliyorsunuz. Çünkü Amerikalılar kendi binalarına çekildiklerinden barakaların kullanılmasını Kuzey Korelilere terk etmişler. 

Ne büyük trajedi! 1953’ten beri 55 yıldır iki taraf bir ateşkesle idare ediyor. 

Sınır çizgisinin biraz içerisinde Kim İl Sung’un Amerikalılarla ateşkes görüşmeleri yaptığı yapı müze olarak kullanılıyor. Aynı sandalye ve masalara bu kez Korelilerle bizler oturduk. Biz Kuzey Korelilerin yerini aldık, onlar Amerikalıları temsil ettiler! 

Bir albay, bize tarihsel bilgiler verdi. Geniş, ancak elektrikleri yanmadığı için loş bu binada, duvardaki resimlerle olay anlatılıyor. Duvar dibinde uzanan camlı bölmelerde ise o günlerden kalma asker giysileri ve bazı silahlar korunuyor. 

Burada birçok kez görüşme yapılmış. 1991’den sonra görüşmeler kesilmiş. Ölümünden bir gün önce Kim İl Sung’un birleşme konusundaki yazısında kullandığı 7.7.1994 tarihini ve imzasını mermere kazımışlar.

Kuzeydeki binaya çıkıp Amerikalılara ait diğer binaların fotoğrafını çekecekken makinedeki numaratörün çalışmadığını gördük ve çok canımız sıkıldı. Filmi daha bu sabah takmış ve yollarda da bazı fotoğraflar çekmiştik. Günün kalan kısmında artık fotoğraf çekemeyecektik!

Pirinç, lahana, fasulye tarlaları arasından dönerken Keasong kentinde bir otele uğrayarak bizim için hazırlanmış mükellef bir ziyafetle ağırlandık. Sekiz on çeşit yemeğin çorbasını, balığını, kızarmış tavuğunu ve ince doğranmış yağlı salatasını yemeyerek Om, Kim ve şoföre ikram ettik. Ancak onlara gelen yemek de doyurucuydu. Keasong, Kore’de Koryo hanedanının kurduğu ilk devletin başkenti imiş. Buna ait birkaç yazılı kaya ve taş bir köprüyü gördük. 

Dönüş yolunda biraz daha gelince bize bir sürpriz yaptılar. Bir kasabanın bitişiğindeki çiftlikte durdular. Sarivan kasabasında pek çok insan, bisikletlerinin önü veya arkasına yükledikleri torbalarla bir yerden bir yere gidiyordu. Karayolu bunlarla doluydu. 

Mi Kok kooperatif çiftliğinde müze olarak kullanılan kültür evinde mihmandar bir bayan bilgiler verdi. Bunların esası Kim İl Sung’un bu çiftliğin kurulmasına yaptığı hizmetler ve çiftliğin üretim durumu idi. Kim İl Sung gibi Kim Jong il de birçok kez buraya gelmiş. Korelilerin bu çiftlikle övündükleri anlaşılıyor. 

Burada çalışan mühendis sayısı 1964’te 106 iken 1994’te 703’e çıkmış. 1985-1989 yılları arasında 1 hektardan alınan pirinç, 7.639 kilodan 9.219 kiloya çıkmış. Bu yıl hedefi 10.000 kilo olarak koymuşlar. 1003 evde 4.300 kişinin yaşadığı çiftlikte işgücü sayısı 1.720 imiş. Çiftlikte okul, hastane, çocuk yuvası gibi kurumlar varmış. 

Karayolunun güneyine doğru çiftliğe ait geniş bir ova uzanıyor. Burada yemyeşil tarlalar uzanıyor. Gruplar halinde çalışan insanlar görülüyor. Toplam 800 hektar arazinin 800’ünde pirinç, kalanında lahana, salatalık, fasulye, mısır, elma, armut, erik, kayısı, patates, kiraz ve benzerleri yetiştiriliyormuş. 

Çiftlikte dört tip ev var. Bu evler arasında bir gezinti yapmayı önerdim. İlk eve girdik. Ev sahibesi evdeydi. Muşamba kaplı salonda yere oturdum. Üç odalı bu evin bütün bölümlerini görmek isterdim.  Yalnız, mutfaktaki tencerede ne olduğunu sordum. Su imiş! Kapaklarını kaldırmama izin verilmedi! Köylüler, mihmandar bayanla evin önünde fotoğrafımızı aldılar. Ne yazık ki bizim makine çalışmıyor! Bu köylüler sanırım hayatlarında ilk kez Türk görüyorlardı… 

Yanımdaki diğer Türk eşim Şenal’dı. Bu onun da benim de Kuzey Kore’ye üçüncü gidişimizdi. Bu üçüncüsü için özel olarak davet edilmiştik. İki Kore arasındaki barış dünya gündemindeyken bu ülkede tuttuğum günlükten birkaç bölüm daha paylaşmam ilginizi çekebilir. (29 Nisan 2018)

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Orman Su işleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun  10 Aralık 2017 tarihinde Burdur ilinde, 13 adet tesisin temel atma töreninde verdiği sözlü talimat üzerine, Burdur ilinin turizmden hak ettiği payı alabilmesi amacıyla, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 6. Bölge Müdürlüğü ve Burdur Şube Müdürlüğünce Tabiat Turizmi Uygulama Eylem Planı kapsamında ilin tabiat turizminin geliştirilmesine yönelik olarak 2018 yılı programında yer verilen “Foto Safari” etkinliği ile bunun yanı sıra her yıl dünyada Mayıs ayında kutlanan “Dünya Göçmen Kuşlar Günü” etkinlikleri nedeniyle ilimizde kuş gözlem ve kuş fotoğrafçılığı etkinliği düzenlendi. 

Her yaş grubundan, 5000’in üzerinde kuş gözlem ve fotoğrafçı üyesi bulunan TRAKUS (Türkiye’nin Anonim Kuşları) Kuş Gözlem Topluluğu üyesi 100 kuş gözlemcisi ve fotoğrafçısı ülkenin değişik illerinden ve yurt dışından  bu etkinliğe katıldı. 

Serenler Tepesi Tabiat Parkında  düzenlenen yemeğe Vali Yardımcısı Bahir Altunkaya, DKMP 6.Bölge Müdürü Rıza Kamil, Bölge Müdürü Yardımcıları, Şube Müdürleri ile diğer personel katıldı.  Yemekte açılış konuşmaları ardından yöre kültürünün bir parçası folklor gösterileri yapılıp organizasyonda emeği geçenlere Trakus tarafından teşekkür şilti takdim edildi. Bölge Müdürlüğünce de organizasyonun anısına hediyeler ve katılım belgeleri fotoğrafçılara takdim edildi.

Organizasyon boyunca katılımcılar Burdur’da bugüne kadar tespit edilen 285 kuş türünden 175’ini gözlemleme ve fotoğraflama imkanı buldu. Kamp boyunca gözlemlenen ve fotoğraflanan türlerden Leylek, Arıkuşu,  Kızıl şahin, Flamingo, Kaya kartalı, Kır kırlangıcı, Ak kanatlı sumru, Angıt, Alaca balıkçıl, Karaboğazlı ötleğen, İshakkuşu, Kocagöz ve Zeytin mukallidini dikkat çeken türler arasında sayılabilir.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Cumhurbaşkanlığı seçimi kapsamında Türkiye’nin çeşitli illerinde mitingler yapan ve son süreçte siyasetin gündeminde olan İyi Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener Cumhuriyet Meydanı’nda miting düzenledi. 24 Haziran seçimleri için gelen İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener vatandaşlara hitap etti. 

İyi Parti Genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Meral Akşener, Isparta’da katıldığı mitigten sonra Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingte konuşma yaptı. 

Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlediği mitingte kadınların yemeniler, başörtüleri, namaz örtüleri hediye ederek karşıladığı Meral Akşener’i dinleyenler arasında Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’da vardı. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in konuşmasının gündeminde ise ekonomi ve FETÖ vardı. 

Gençlere iş bulana kadar vatandaşlık maaşı bağlanacağını söyleyen Akşener;

“Biz gençlere iş bulmak zorundayız. Eğer gençlere iş bulamazsak, iş bulana kadar vatandaşlık maaşı bağlayacağız. Sayın Erdoğan dünyaya “heytt” diyor da bir tek şu gariban Meral Akşener’e “heytt” demiyor. Niye demiyor biliyor musunuz? Çünkü “heytt” derse vatandaşın gözü bize döner. Erdoğan bugüne kadar rakiplerini kendi seçti. Ama şimdi karşısına öyle bir rakip geçti ki. Hem rahmetli Türkeş’in hem de Demirel’in çırağı.

Meral Akşener, Gültekin Uysal, Temel Karamollaoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu gayrimilli; Tayyip Erdoğan milli. Başbakan Meral Akşener dediler 2 Başbakan gitti. Şimdi Cumhurbaşkanlığına çalışmaya başladık bir baktık Milli ve yerli ittifak kurulmuş. Bunlar nasıl milli ki Milliyetçiliği ayaklar altına almış biri ile yan yana geliyorlar. Hendekler kazılırken valiye jandarmaya başını çevir diyenler yerli milli biz gayri milliyiz öylemi? Hadi oradan be… Bana FETÖ’cü diyorlar. Pensilvanya’ya gitmişliğim yok. Amerika’ya 1995’te Başbakan Sayın Tansu Çiller’le gittik. Bir dahada gitmişliğim yok. Şimdi ben FETÖ’cü oluyorum, Osman Kaçmaz FETÖ’cü oluyor, Gültekin Uysal FETÖ’cü oluyor.”dedi.

Mitingte Burdur’dan Cumhurbaşkanı Edoğan’a seslenen İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener;

“Çoluğun, çocuğun eğlensin diye milletin parasıyla 1100 odalık saray yaptırdın. İçine çoluk çocuğun eğlensin dile at binme yerleri yaptın. Cebinden mi ödedin? Haram zıkkım olsun.

İşi gücü olmayan bir bakan çocuğunun elinde 2 trilyon para çıkıyor. Burada cebinde parası olmayan pek çok genç gördüm. Cebinden çıkan para en yüksek 10 lira. Burada şu kararı vereceksiniz. Yan gelip yatan bakan çocukları mı? Parasız gezen vatan çocukları mı? 

24 Haziran’da bir karar vereceksiniz. Bu genç çocukların iş sahibi olmasını sağlayacaksınız ve oyunuzu millet ittifakına İyi Parti’ye, cumhurbaşkanlığında da Meral Akşener’e vereceksiniz.” Çağrısı yaptı.

Milletvekili adayları Osman Kurt,Hüseyin Erdem ve Hatice Funda Bülbül’ü sahneye davet eden Akşener, “Bu gençler benim evladım onları sizlere emanet ediyorum  Pensilvanya yolunu bilmeyenleri seçin. Yüzünü güneşe dön Türkiye. Çünkü yüzüne güneşe döndüğünde ampuller söner. ” diyerek konuşması son erdi.

Hatice Dursun 

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Dövizde yaşanan büyük hareketlilik sokakta vatandaşı, işyerinde esnafı tedirgin ediyor. Türk Lirasının hızla değer kaybetmesini engellemek için toplanan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, faiz artışına giderek  kurdaki sert hareketliliği engellemesine rağmen, piyasanın durumu hala cep yakıyor.

Özellikle altın ve dolarda yaşanan hızlı yükseliş, piyasanın dengesini inanılmaz derecede bozdu. Yalnızca sermaye grupları değil, vatandaş da kara kara düşünmeye başladı. Türk Lirasının, Dolar karşısında değer kaybetmesi, ‘Zam’ anlamına geliyor ve vatandaşların alım gücü düşünüyor. 

Birkaç gün içinde %5’in üzerinde artışla Gram Altın’ın 200 TL’yi geçmesi, Dolar’ın ise 4.90 TL’yi görmesi, toplumu ciddi anlamda tedirgin etti. Ekonomistler, seçimlere kadar Dolar’ın 6 TL’yi geçeceğini, Altın’ın ise 250 TL’yi göreceğini, seçimlerden sonra oluşacak havayla düşüşün olabileceğini söylüyorlar. Yaşanan döviz hareketliliğiyle ilgili Büğdüzlüler Kuyumculuğun sahibi Ali Arslan ile Yavaş Kuyumculuğun sahibi Mehmet Yavaş görüşlerini gazetemiz aracılığıyla kamuoyuna paylaştılar.

Piyasanın işi zor

Büğdüzlüler Kuyumculuğun sahibi Ali Arslan, “Şuan ekonomideki hareketliliğin sebebi dış güçlerin Türkiye üzerindeki oyunlarının sonucudur. Ekonomiyi yöneten sermaye grupları, dış yatırımcılar borsadan paralarını çekince altın, dolar ve euro yükseliyor. Ülke seçime de giriyor olunca bunu fırsat bilip Türkiye’nin önünü takımaya çalışıyorlar.” diyerek, piyasaların durumunu değerlendirdi.

Ekonominin çok zor düzeleceği yönündeki görüşlerini belirten Arslan, “Bu vakitten sonra piyasanın işi zor. Piyasa böyle devam ederse çok yara alacağız. Altının gramı 250 TL’ye Dolar’ın ise 6-7 TL’ye çıkacağı yönünde örgörüler hakim. Bu durum seçim bitene kadar sürecek. İnşallah seçim bittikten sonra bu durumdan kurtuluruz. Piyasaların bu şekilde olması insanların alım gücünü de düşürüyor. İnsanlar hep borçlandırıldı, borçlular. 

Merkez Bankası ne kadar hamle yaparsa yapsın başaramıyor. Dolar ve altın Merkez Bankasının halesiyle biraz düşmüştü ama bugün yeniden yükseldi. Bu şekilde Türkiye’nin başı beladan kurtulmaz.” dedi.

Ekonomide güven önemli

Yavaş Kuyumculuğun sahibi Mehmet Yavaş, ekonomideki hareketliliği güvenle değerlendirip, “ Piyasaların bu denli hareketlenmesi tamamen güvenle alakalı bir durum. Bunun sebebi son 10 yılda uygulanan yanlış ekonomi politikaları. Zamanında kemerleri sıkıp ekonomiyi güçlü tutmadığımız için şuan böyle bir durum içerisine girdik. Ülkenin seçim havasına girmesi de önemli bir etken.” dedi.

Seçimlerden sonra ekonominin yeniden düzene girmesi için seçilecek cumhurbaşkanının siyasi anlamda birleştirici söylemler içerisinde olup yatırımcıya geleceğe dair güven iklimi yaratması gerektiğini savunan Yavaş, “Hangi aday seçilirse seçilsin birleştirici bir dil kullanması, piyasalara güven vermesi gerekiyor. Siyasette güveni hisseden ekonomiye hakimiyet sağlayan güçler yatırımlarını artıracaktır ve altın, dolar ve euro yeniden rayına girecektir.” diyerek uyarılarını paylaştı.

Bahtiyar Turan

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Uğur Dündar’ın hazırlayıp sunduğu Halk Arenası, yarın akşam 21:00’de Özgürlük ve Demokrasi Meydanı’nda izleyicileri ile buluşacak.

Uğur Dündar’la Halk Arenası Programı, Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz’in ev sahipliğinde, bu akşam 21:00’de Özgürlük ve Demokrasi Meydanından canlı yayınlanacak.  Halk Arenasının bu haftaki konukları Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, Gazeteci İsmail Saymaz ve Sinan Meydan olacak.

Seçimlerine yaklaşık 30 günlük süre kala Burdur’dan yayınlacak Halk Arenasına yoğun katılım olması bekleniyor.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Vali Hasan Şıldak, Karamanlı ilçesinde Şehit Aileleri ve Gazilerle iftarda bir araya geldi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yeşil Çimen Halı Saha’nın sahibi, daha önceleri  Bülent Ecevit Bulvarı’ndaki evinin önünde, karpuz sergisi açıp satış yapan Karpuzcu Veli lakaplı 57 yaşındaki  Veli D. evinde kendini asarak intihar etti.

Veli D’nin yakınları kendisinden haber alamayınca, Bülent Ecevit Bulvarı’ndaki evine gittiler. Eve gidenler Veli D’nin cesedini boynundan tavana asılı vaziyette buldular.

İhbarla Veli D’nin evine gelen polis ekipleri olay yerinde “Hakkınızı helal edin” yazılı not buldular.

Polisler tarafından olay yerinde yapılan incelemerin ardından, merhumun naaşı otopsi yapılmak üzere morga kaldırıldı.

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Kamil Özcan ve Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Adem Korkmaz, beraberindeki heyetle, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’yı ziyaret ettiler. Türkiye ve Burdur’da hayvancılığın geliştirilmesine dair görüş ve önerilerini paylaştılar.

TDSYMB Başkanı Kamil Özcan, MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, GTH İl Müdürü Oktay Darcan ve MAKÜ Veteriner Fakültesi’nde görevli akademisyenler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ve kurmaylarıyla toplandılar. Bakanlıkta gerçekleşen görüşmede, Türkiye ve Burdur Hayvancılığının geliştirilmesine dair görüş ve önerilerini paylaşan Burdur Heyeti, et ve sütte yaşanan sorunların da ortadan kaldırılması için yaptıkları çalışmaları aktardılar. Honamlı Keçisi ve Manda yetiştiriciliğiyle ilgili de bilgiler veren heyet, Teke Yöresinin Kültür Başkenti Burdur’da hem büyükbaş hem de küçükbaş hayvancılığın daha ileriye taşınması için Bakan Fakıbaba’dan destek istedi.

Bahtiyar Turan

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Döviz aldı başını gidiyor. Başta Erdoğan olmak üzere AKP yöneticileri, bakanları sanki beklenenden erken gelmiş bir felaketin şokunu yaşıyor gibiler!

AKP tabanında ise bir şaşkınlık bir belirsizlik hakim! Çünkü AKP tabanı böylesi bir kriz halinde, bekledikleri, umut veren açıklamaları yukarıdakilerden alamıyor, önlerini göremiyorlar. Geçtiğimiz Şubat ayında bir okurum, “ülkenin önde gelen bir holding yöneticisinin kendisine, Dolar’ın 3-4 ay içinde 7 liraya çıkabileceğini söylediği” bilgisini aktarmıştı!

Bu bilgi benimle paylaşıldığında, ortada henüz erken seçim kararı yoktu. Ekonomide var olan kriz halka daha tam olarak yansımamıştı. Bilgi kaynağınıda yazma imkanım olmadığı için, bu bilgiyi köşemde dile getirmedim. Ayrıca böylesi bir bilgiyi açıklamak felaket tellallığı olarak değerlendirilebilirdi.

Yine yaklaşık aynı zamanlarda başka bir okurumda; “özel bir banka genel müdürünün kendisine, dış borç faizlerinin ödenmesinde bir tıkanma noktasına gelindiği, Nisan ve Mayıs aylarında ödemelerin son bir kez daha yapılabileceği, ancak Haziran’da artık ödeme yapılamaz hale gelineceği” bilgisi verdiğini söylemişti.

Bu bilgiler bana geldiği sıralarda , Erdoğan, ekonominin ne kadar iyi durumda olduğunu anlatıyor, bakanlar ekonominin coştuğu müjdesi veriyor, Başbakan Yıldırım’da, Türkiyenin tarımda dünyada bir numara olduğunu söylüyordu!

İşin aslına bakarsanız, ülke ekonomisi uzun zamandan beri zordaydı. Yanlış ekonomi politikaları, savurganlık, soygun, yolsuzluk, ülkeyi yalnızlaştıran, hem Rusyaya hem Amerikaya oynayan, istikrarsız, güven vermeyen dış politika ve tabi yıllarca dövizle borçlanılarak yapılan, üretime istihdama dayanmayan, müteahit firmaları ve onların işbirlikçilerini zengin eden yatırımlar. Yerli üreticiyi desteklemeyip, tarım ve hayvancılık  ürünleri dahil pek çok şeyin ithalatı yoluna gidilmesi, ülkeyi, artık içinde yaşayıp iyice hissettiğimiz büyük bir krize getirdi.

Bu arada;  “Erdoğan’ın 24 Haziran seçimlerine kazanmak için değil, kaybetmek için gireceği, erken seçim kararını alırken niyetinin, ekonomik kriz patlamadan erken seçime gidip, krizin faturasını 24 haziranda iktidara gelecek başka partilere yıkmak olduğu” görüşleri de dillendiriliyor.

24 Haziran’da  Erdoğan’ın ve AKP’nin seçimleri kazanma  şansları yok gibi görünüyor. Ayrıca seçimi kazanarak, ekonomik krizin içinde boğulmaya niyetlerinin olmadığı da söylenebilir.

Miillet ittifakı içindeki partilerin, Cumhurbaşkanlığını kazanıp, parlamentoda çoğunluğu sağlamaları, özellikle yeni dış politika, Suriye, Suriyeli göçmenler konularında  Türkiyeyi bir rahatlamaya sokacaktır.

Erdoğan’ın o Eeeeey diye başlayan hesapsız cümleleri yerine, ölçülü, kararlı bir şekilde yürütülecek dış politika ile Amerika ve Avrupa ile ilişkiler tutarlı düzeyli bir hale getirilebilir. AB konusunda da önemli gelişmeler sağlanabilir.

Dış borç faiz ödemelerinde de bir süre Türkiyeye yeni imkanlar yaratılabilir.

Ama seçimler sonrası, ülkeyi ve iktidara gelecekleri bekleyen ağır bir ekonomik krizdir. Dövizdeki  yükselişin getireceği büyük oranlı devalüasyondur. 

Devalüasyon demek, TL’nin alım gücünün azaltılması,  halkın cebindeki paranın alım gücünün düşürülmesi, emekçilerin, ücretlilerin, işçinin, memurun, köylünün, küçük esnafın daha da yoksullaşması demektir!

Soygun, yalan, talan, hukuksuzluk, beceriksizlik,  ülke gelirlerinin Fetö ve diğer tarikatlara peşkeş çekilmesi ülkeyi bitirdi.

Önümüzdeki dönemde bu kriz bütün ülkeyi vuracak; şirketler, İflaslara, kapanmalara, küçülmelere yönelip işçi çıkaracaklar. Krizden sermaye sahiplerinin bir bölümü zarar görecek, bir bölümü ise  krizi kullanıp, krizden büyüyerek çıkacak.

Krizden en büyük zararı, yoksulluk ve açlık sınırı altında ücret alanlar, yoksullar, gecekondularda yaşayanlar, yoksul köylüler, işçiler, memurlar,  asgari ücretliler, küçük esnaflar,  yani emeği ile geçinenler görecek.

Ekonomik krizlerin yaşandığı ülkelerde, işçiler, memurlar, gençler, kadınlar, üretici köylüler sahte, sarı  örgülenmelerle kandırılmışlarsa ve  gerçek anlamda örgütlü değillerse; krizin faturası daima emekçilere çıkar!  Gerisi hikaye

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Burdurlular’dan destek istemek için şehrimize gelen Meral Akşener, Cumhuriyet Meydanı’nda yaptığı mitingde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Bıktık senden” diye seslendi. Akşener, Erdoğan’a “Konuşma artık ekonominin ateşeni söndür.” dedi.

İyi Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Meral Akşener, 24 Haziran’da yapılacak seçimlerde Burdurlular’dan oy istemeye geldi. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlediği mitingde vatandaşlara seslenen Akşener’i dinleyenler arasında Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’da vardı. Konuşması boyunca Ak Parti Hükümetine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik eleştirilerini sıralayan Akşener’in gündemindeki ana konu dış politika ve ekonomiydi. Isparta’da düzenleyeceği mitinge giderken doların 4.88 TL olduğunu, Burdur’a gelirken ise bu rakamın 4.92 TL’ye çıktığını söyleyen Akşener, “Ekonomistler, Doların 6 TL’ye çıkacağını söylüyor. Ekonomiyi düzeltecek şey kesinlikle güvendir. Demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü uygulayacaksın ve yatırımcıya güven vereceksin. Bu kafayla ekonomi yönetilemez, ülke yönetilemez.” diyerek Erdoğan’a yönelik eleştirilerini paylaştı. Akşener konuşmasının ardından DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, İyi Parti Burdur İl Başkanı Faruk Erkan ile Milletvekili Adayları Osman Kurt, Hüseyin Erdem ve Funda Bülbül’e mitinge gelen vatandaşları selamladı.

 
    
“Kadınlar ve gençlerin desteğiyle adayım”
Cumhurbaşkanı Meral Akşener, Cumhuriyet Meydanı’ndaki konuşmasına başlarken, “Bugün burada sizlerle beraber olmaktan, bu sıcak havada oruç ağzınızla, bu güneşin altında bizleri dinlemeye gelmenizden dolayı duyduğum mutluluğu ve onuru paylaşmak isterim.” deyip, vatandaşların haklarını helal etmesini istedi.
Kadınların ve gençlerin desteğiyle Cumhurbaşkanı adayı olduğunu söyleyen Akşener, “Gençler işsizin umutsuzuz, önümüzde yürü dediler. Kadınlar, kız kardeşlerim yürü arkandayız dediler. Her gittiğim yerde bana tülbentler, yemeniler, başörtüleri hediye ettiler. Ben bilirim ki bunlar ceyizlerden çıkıp getirildi. Bunlar anadolunun birleştirici sembolleridir. Ne zaman ki kadın çeyiz sandığından tülbentini çıkartıyorsa değişim zamanı gelmiştir. Allah nasip ederse, siz gayret ederseniz, ben koşturursam cumhurbaşkanı seçilip Çankara Köşkü’nde verilen tülbentleri müzede sergileyeceğim.” dedi.
“Türkiye’nin geleceğini ortadan kaldırdı”
Mitingdeki konuşmasında ekonomi, dış politika ve OHAL’le ilgili görüşlerini ortaya koyan İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Ben Isparta’da yola çıkarken dolar 4.88 TL’ydi, şimdi 4.92 oldu. Doların bu kadar yükselmesinin sebebini üst aklın işi olduğunu söylüyorlar. Ben de soruyorum, madem bu üst akıl bu doları uçuruyor, kaçırıyor, aşırıyor. Tedbir almak için bu üst akıl mı tutuyor? Ohal’i kaldırmak için, bu seçimi demokratik bir hale getirmek için, üst akıl senin elini mi tutuyor? Kaldır OHAL’i birleştir milleti. Demokratik bir seçim olsun, millet tercihini özgürce sandığa atsın. Sen de çıkarsan eyvallah ben de çıkarsam eyvallah de. 16 Yıldır iktidardalar 130 Milyar Dolar’a ülkeyi teslim aldılar, şuan 450 Milyar Dolar borcumuz var, 70 Milyar Dolarlık özelleştirme yapıldı, 16 yılda hepimizin cebinden 2 Trilyon Dolar vergi toplandı. Cebimize giren birşey yok. 10 Milyon işsizimiz var. Gençlerimiz, kadınlarımız işsiz. 5 Milyon mültecimiz var 4 Milyonu Suriyeli. Suriye’de ortam karışık, Irak’ta ortam karışık, dünya lideri Esad kardeşi, katil Esed’e döndü. Barzani’yle çok iyiydi son hali belli değil. Böyle bir dış politikayla Türkiye’nin geleceğini ortadan kaldırdı. Bu parayla Burdur’a fabrika açıldı mı? İşsiz gence iş bulundu mu? Kadınlarımızın tenceresine et girdi mi? Böyle bir ortamda Türkiye fakirleşirken, birileri zenginleşiyorsa, bu kadar paradan yatırım yapılmamışsa, istihdam olmamışsa bu ülkenin ekonomi yönetimi doğru değildir. Yada bir kişinin keyfi için, bir kişinin gönlünün hoş edilmesi için Türkiye’nin ekonomisinin de dış politikasının da kurban edilmiş olabileceği akıllara gelir.” sözleriyle hükümeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirdi.
“Bizi engellemeye çalışıyorlarmış”
Erken seçim kararının, İyi Parti’nin seçime girmesini engellemek için alındığını iddia eden Akşener, “Birden bire seçim kararı aldılar. Anlaşıldı ki İyi Parti’nin seçime girmesini engellemeye çalışıyorlarmış. Ama halkımız ve cenabı hak yardım etti biz seçime giriyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi lideri sayın Kılıçdaroğlu’ndan istedim, geldi arkadaşlarımız seçime girmemize yol açtılar. Allah onlardan razı olsun. Kendi arkadaşlarım, grup kararıyla Cumhurbaşkanı olmamı isteyip enerjimi seçimlere saklamamı istediler. Ben kabul etmedim. Bu millete güvendiğim için kabul etmedim ve 4 saatte 100 bin imzayı topladık.” dedi.
“Bıktık senden be kardeşim”
Ekonominin çöktüğünü, doların yakın zaman içerisinde 6 TL’ye çıkacağını belirttiği konuşmasında, Erdoğan’a seslenerek, “Ekonominin ateşini derhal söndür” diyen Akşener, “Reel sektör çöküyor. Sayın Erdoğan’ı uyarıyorum. Ekonomistler, doların 6 TL’ye çıkacağını söylüyor. Tedbir al kardeşim, tedbir al. Ekonomi için tedbir al, reel sektör için tedbir al. Her kanalda seni gösteriyorlar bıktık be kardeşim. Bıktık senden. Sinirinden bıktık, asabiyetinden bıktık, Türkiye’nin itibarını iki paralık etmenden bıktık, vatandaşı terslemenden bıktık, orduyu tarumar etmenden bıktık. Ekonomiyi düzeltecek şey kesinlikle güvendir. Demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü uygulayacaksın ve yatırımcıya güven vereceksin. Bu kafayla ekonomi yönetilemez, ülke yönetilemez. Gençlere umut olunmaz, gençlerin yarını tanzim edilmez, adalet sağlanmazsa mülk yıkılır. Bu ülke insanının vergileriyle sadece betona para harcarsan, o parayı da yandaşlarına verirsen dolar yükselir. Çar çar etmeyi bırak, konuşma orucuna gir derhal ekonominin ateşini söndür.” dedi.
“Fabrikaları geri alacağız”
Konuşmasında, Burdur’un son dönemdeki kanayan yarası haline gelen Şeker Fabrikalarının satışıyla ilgili de görüşlerini ortaya koyup, Fransa ve Almanya dünyaya pancar şekeri ihraç ederken, Türkiye’nin bunu yapamamasındaki en büyük engelin yönetim anlayışından kaynaklandığını vurgulayan Meral Akşener, “Çiftçiyi bunlar tarlaya küstürdü. Şeker fabrikaları, pancar şekeri yapıyor. Pancar şekeri stratijik bir ürün. Fransa ve Almanya pancar şekeri üretiyorlar ve dünyaya satıyorlar. Biz satamıyoruz ve fabrikaları satıyorlar. Pancar stratejik bir ürün. Pancar yetiştiren hem şeker üretimi yapıyor hem de hayvancılığın gelişmesine sağlıyor. Türkiye’deki Şeker Fabrikalarını satın alanlara sesleniyorum; sakın olaki işçi çıkartmayın, devretmeye çalışmayın. Seçimleri kazandığım gün bu satışları iptal edeceğim. Fransa’nın Almanya’nın ürettiği pancar şekerini dünyaya satabilme imkanı var, Türkiye’nin yoksa bu ülkeyi yönetenlerin ayıbıdır.” dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

24 Haziran 2018’de yapılacak seçimlere bir ay kala açıklanan Milletvekili adayları, seçimlerin kaderini yine Bucak’ın belirleyeceği yönünde görüşleri gündeme getirdi. Ak Parti, CHP ve İyi Parti’nin ikinci sıra adayları Bucak’ta tanınan isimler...

Ak Parti’nin her seçimde Burdur’da izlediği aday stratejisi bu seçimlerde diğer partilerin de tercihi oldu. Bilindiği gibi Ak Parti, her dönem birinci veya ikinci sıra adaylarını Bucak’tan gösteriyor. Bu seçimlerde CHP ve İyi Parti’de benzer bir yöntemle ikinci sıra adaylarını Bucak’ta tanınan isimler arasından seçtiler. Ak Parti’nin bu dönem Bucak’ta tercihi Yasin Uğur olurken, CHP’nin Recep Mutlucan, İyi Parti’nin ise Hüseyin Erdem oldu.

B

urdur’un 16 Nisan Referandumundaki seçmen sayısı 194.288’di. Bu seçmenin 75.259’i merkezde, 46.910’i ise Bucak’ta yer alıyor. Bucak’taki seçmen sayısı ve Bucaklılar’ın her seçimde izlediği ortak kararı göz önüne alan siyasiler, 24 Haziran’daki genel seçimlerde adaylarını da buna göre belirledi. Ak Parti’nin Milletvekili Adayı Yasin Uğur ve İyi Parti’nin Milletvekili Adayı Hüseyin Erdem, Bucak Belediye Meclis üyeliğinden istifa ederek aday olan isimler. CHP’nin adayı Recep Mutlucan ise 8 Yıl ilçe başkanlığı yapmış bir isim.

Ak Parti’nin geleneksel stratejisi

Ak Parti’nin 2002 Yılından beri izlediği strateji birinci veya ikinci sıra adayını Bucak’tan çıkarmak. Bu doğrultuda 2002 ve 2007 seçimlerinde Mehmet Alp, Ak Parti’nin adayı olarak milletvekili seçilmişti. 2011 Yılında ise Mehmet Alp’in aday olmaması sonucu Hasan Hami Yıldırım yine Bucak’tan bir isim olarak TBMM’ye girmişti. 2015 seçimlerinde ise tercih Reşat Petek yönünde olmuştu. 24 Haziran 2018’de yapılacak genel seçimlerde ise Yasin Uğur, Ak Parti’nin ikinci sıra Milletvekili adayı oldu. Bucak Belediye Meclisi Üyeliğinden istifa ederek Milletvekili adaylığına doğru ilerleyen Yasin Uğur, Bucak’ta ticaret yapan ve Bucaklılar’ın tanıdığı bir isim.

CHP oyunu yükseltmek istiyor

CHP ise bu yıl ki seçimlerde Bucak’taki çalışmalarını daha kolay sürdürmek ve oy oranını yükseltmek için Bucaklıların yakından tanıdığı bir ismi tercih etti. Recep Mutlucan, CHP’nin Bucak’ta 8 yılı aşkın İlçe Başkanlığı görevini yürüttükten sonra 2011’de Milletvekili aday adaylığı için görevini bırakmıştı. 2015’teki seçimlerde de aday adayı olan Mutlucan, yine listeye girememişti. 24 Haziran’da yapılacak seçimlerde ise CHP’nin ikinci sıra Milletvekili adayı olarak çalışacak.

İyi Parti’nin de tercihi Bucak

Yeni kurulmasına rağmen seçimlere iddialı giren İyi Parti’de ikinci sıra adayını Bucak’tan belirledi. Seçimlerden güçlü çıkıp Burdur’dan 1 milletvekilini almak isteyen İyi Parti’nin Burdur’daki oyuna Hüseyin Erdem’in Bucak’tan katkı vereceğine inanılıyor. 7 Haziran 2015 seçimlerinde MHP’den milletvekili seçilen Ahmet Alparslan Dursun’un aday olacağına kesin gözüyle bakılırken, Meral Akşener tercihini taze bir kan olarak gördüğü ve yenilenmiş bir siyaset anlayışıyla Hüseyin Erdem’den yana yaptı. Hüseyin Erdem, Demokrat Parti’den Bucak Belediye Meclis üyeliğine seçilen ve geçtiğimiz aylarda İyi Parti’ye geçmişti.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Orman ve köylü

23 May 2018

Yıllarca ısınma işi odunlarla yapıldı. Yakacak hazırlığı için Eylül ayındaki “odun emri” nin verilmesini tüm köylüler beklerdi. Bu bir haftalık bir zamandı. İyi atları olan günde iki defa dağa gider, yaş kesmemek şartı ile arabalarını doldurulardı. Öküz arabaları günde bir defa dağa sefer yapabilirdi. O yıllar traktör yok sayılırdı. Köylüler sobada odun yakarak kış mevisimini kapatırdı.

Orman yasak oldu. Kömür yakmak daha kolay ve ucuzdu. İlçe ve kasabalarda kömür satan bayilikler oluştu. Orman kesimi kısmen azaldı. Pencere ve kapılar pakpene dönüştü. Orman kesimine bu defa devlet el attı. Sık olan ormanların aralanması, yaşlıların kesilmesiyle kereste olabilecekler ve sanayide kalabileceklerin kesimi yapıldı. Yangınlar, kesimler varolan orman ürünlerini azalttı. Orman içindeki köylüler odun için dağdan kesimlerini gizlice yapıyorlardı. Onlar boş zamanlarında yakacak ihtiyaçlarını temin ediyorlardı. Orman Kanununu uygulayan orman memurlarıdır. Denetimi onlar yapar. Ormanları onlar korur. Kaçakçılık olaylarını önlemeye çalışırlar. Bazen suçluyu mahkemeye vermeden suçlu ile anlaşmalar olur. Olay gizlidir. Köy ormanın içindedir. Köylünün keçisi ormanda yayılır. Taze, küçük fidanları bitirirler. Hayvancılık yapmak yasaktır. Vatandaşın geçim kaynağı hayvancılıktır. Tarlaları ormana dayalı olanlar her yıl biraz daha ormanı bitirir. Yangınları, tarla sahipleri ile sürü sahipleri yaparlar. Ormansız alan yaratmak işlerine gelir. Veli Dayı’nın ormanın tam ortasında tarlası vardır. Yangın sonrası tarla yapmıştır. Verimli bir arazidir. Tapusu yoktur. Zilliyetle sahip olmuştur. Ormanla mahkemesi hiç bitmez. Keşiflerle hakim kararları bir türlü neticelenmemiştir. Veli Dayı tüm ormacılarla iyi olmak zorundadır. Onlara yedirir, içirir. Yeni davaların açılmamasını sağlamaya çalışır. Köyde Veli Dayı’ya herkes kızar. “O olmasa köyümüze ormancılar bu kadar sık gelmez.” Diye yakınırlar.

Küçük Ramazan’ında üç beş dönümlük orman bölgesinde tarlası var. Çalılıklarla çevrili. Tarlayı genişletmek için onları yakar. Söndüremez. Yangın kısa zamanda yayılır. Ramazan suçludur. Cezaevinde yatar. Otlak için orman müsaittir. Keçi sürüleri ormanda otlanır. Ormancılar onların tümünü mahkemeye verir.

Köyde ormanla ilgili işlenen suçlar, mahkemede yargılanır. Ormancıların Veli Dayı’yla ilgisi ormancıların sık gelmesine sebep olur. Tüm köylü neredeyse orman suçlarından ceza almıştır. Veli Dayı’nın mahkemesi bitmez. Cezası yoktur. Kızma işi bundandır. Köy kahvesindeki konuşulanlarda Veli Dayı suçlanır. İspiyoncudur. Köyün huzurunu bozan kişidir. Tarla açımlarındaki ormanların yok edilmesi durmuştur. Köylüler ormancılardan bıkmıştır. Rüşvet verenlerle, ormancılarla iyi olanlar huzurludur. Veli Dayı’nın sık sık ormancılara buluşma nedeninin biride hanımından olduğu söylenir. Gerçekte böyle bir şey yoktur. Veli’nin karısı lafı ortalıkta dolaşır. Cuma namazı öncesi davalar konu edilir. Veli Dayı’da cemaat içindedir. Herkes Veli’yi suçlar. Kavga başlar. Biri “Ormancıların seni neden korduğunu biliyoruz.” Veli kızar. “Nedenmiş?” Birisi; “Senin ev ormancıların yatağı. Sen kalın kabuklu birisin. Camiye gelmen için önce ev halini düzeltmelisin. “ Veli bu duruma ne diyeceğini bilemez. Ama avratla Cuma öncesi kavgalar dövüşmeye döner.

Veli resmen gondoldur. Tertemiz olan eşi ise köyde başka türlü söylenir. Bu iftira ona çok ağır gelmiştir. Geceleyin kişinin önüne geçer. Bıçaklar. Cephe genişlemiştir. Veli’nin orman içindeki buğdayları yakılır. Veli Dayı cezaevindedir. Kimsesiz kadının evi taşlanır. Köyde ikilik doğmuştur. Huzursuzluk tüm evlere sıçrar. Ormancılar köye geldiğinde kimse bakmaz. Cezalar üst üste gelir. Yaz mevsimiydi. Yaz mevsiminde tüm orman yanmaya başlar. Yeşilliğin tümü siyaha bürünür. Çok kişiler ceza alır. Köyde orman kalmaz. Ormancılarda gelmez.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

18 Mayıs 2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2018/11819 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile atandığı Burdur Valiliği görevine başlayan Vali Hasan Şıldak’ın hayırlı olsun ziyaretlerini kabul etmeye başladığı açıklandı;

 Gerçekleşen ziyaretlerde Garnizon Komutanı P. Alb. Hakan Tutucu, Milletvekili Bayram Özçelik beraberinde AK Parti İl Başkanı Volkan Mengi ve AK Parti heyeti, Çanakkale Umurbey Belediye Başkanı Sami Yavaş, beraberinde Avukat Erdoğan Madak ve Isparta Ziraat Odası Başkanı Mustahattin Can Selçuk Valimizi makamında ziyaret ederek yeni görevinin hayırlı olmasını dilediler.

Vali Şıldak nazik ziyaretleri dolayısıyla kendilerine teşekkür etti.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı bünyesindeki lösemili çocuklar, yetişkin kanser hastalarımız ve aileleri LÖSEV’in organize ettiği iftar yemeğinde bir araya geliyor.

23 Mayıs 2018 Çarşamba günü Varollar Restaurant kapılarını LÖSEV aileleri için açıyor.

Kanseri yenmiş veya yenmek için büyük mücadeleler veren yüreklerin coşkuyla atışını, bayram neşesini bir umut ve azim öyküsü olarak kamuoyu ile paylaşmanızı rica ediyoruz.

Bu amaçla siz değerli basın mensuplarını aramızda görmeyi diliyor, şimdiden hayırlı ramazanlar diliyoruz.

Sevgi ve saygılarımızla… 

TARİH:23 Mayıs 2018

YER: Varollar Restaurant

SAAT: 20:00-21:30 arası

İLETİŞİM İÇİN: 0546 576 07 06

Ögeyi Oylayın
(0 oy)