Haberler - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma programları ülke genelinde olduğu gibi Burdur’da da 15 Temmuz’un Ruhuna yaraşır şekilde coşku içinde gerçekleşti.

Milli Birlik Yürüyüşü ve Anma Programına kayıtsız kalmayarak yoğun katılım sağlayan Burdurlular 15 Temmuz’u Unutmadıklarını, Unutmayacaklarını güçlü ve coşkulu bir şekilde gösterdiler.

Programlara başta Vali Hasan Şıldak ve Hanımefendi Fatma Nur Şıldak olmak üzere, Garnizon Komutanı P. Alb. Hakan Tutucu ve eşi, Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Nadir Yağcı ve eşi, Adalet Komisyonu Başkanı Hacı Süleyman Arslan ve eşi, Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz, Vali Yardımcıları, İl Genel Meclis Başkanı Muzaffer Bağcı, Genel Sekreter Servet Olpak, Kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri oda, sivil toplum ve siyasi partilerin başkan ve temsilcileri, şehit ve gazi aileleri ve vatandaşların katıldığı açıklandı;

 Köprübaşı’ndan başlayan Milli Birlik Yürüyüşü Osmanlı Mehteran Takımı eşliğinde Cumhuriyet Meydanında sona erdi. Saat 20:30’da başlayan Anma Programı ise demokrasi nöbetinin ardından sabah namazı ile son buldu.

 Cumhuriyet Meydanın da düzenlenen anma programı saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam eden programda Burdur Milletvekilleri Bayram Özçelik, Mehmet Göker ve Yasin Uğur’un gönderdikleri mesajlar okundu.

 Vali Hasan Şıldak’ın 15 Temmuz Anı Defterini imzalaması ve devamında yaptığı konuşmayla süren program, 15 Temmuz Şehidimiz Hemşehrimiz Özel Harekat Polisi Akif Altay ve 15 Temmuz’un sembol ismi Şehit Ömer Halisdemir’in ailelerine Valimiz tarafından Türk Bayrağı ve fotoğraf takdimi ile devam etti.

 Aziziye Köyünden Havvana Koçak’ın Çanakkale şiiri okumasıyla süren programda, Şehit Ömer Halisdemir’in ablası Elif Serin konuşma yaparak duygularını paylaştı. Program dua okunması, mehteran takımı gösterisi ve İl Müftülüğü ilahi gurubunun seslendirdiği ilahilerle sürdü. Hain darbe girişimi gecesi minarelerimizden yükselen ve 15 Temmuz içerisinde ayrı bir yeri olan sala yine aynı saatte tüm Burdur Camilerinde 00.13’te tekrar okundu ve program sabah ezanına kadar tutulan Demokrasi Nöbeti ile devam etti. Program sırasnıda gösterilen 15 Temmuz’la ilgili videolar izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı.

BÖYLE BİR MİLLETİN MENSUBU OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM.

Vali Hasan Şıldak programda yaptığı konuşmada;

“Milletimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı çağrı ile sokaklara meydanlara koşarak, özgürlüğünü ve bağımsızlığını muhafaza etme konusunda iradesini en üst seviyede ortaya koymuştur. Böyle bir milletin mensubu olmaktan gurur duyuyorum. Ne mutlu bizlere ki, böyle bir milletin mensupları olarak başımız dik, alnımız açık yaşayabiliyoruz.

15 TEMMUZ SADECE BİR DARBE GİRİŞİMİ DEĞİLDİ. BİR ULUSU DEVLETİ İLE BİRLİKTE TARİH SAHNESİNDEN SİLME GİRİŞİMİYDİ.

15 Temmuz nedir? FETÖ Terör örgütü nedir? Bu sorulara aslında aradan geçen iki yıl içinde yaşanan gelişmeler, ortaya çıkan gerçeklikler en güzel cevabı veriyor. Ancak hatırlatmada fayda var. 15 Temmuz sadece bir darbe girişimi değildi. Bir ulusu devleti ile birlikte tarih sahnesinden silme girişimiydi. Bunu çok derinden ve anlamlı bir şekilde okumak gerekiyor. Bu bilinçlenmeyi sağlayabilmemiz, toplumumuzun milletimizin gelecekte daha sağlam adımlarla yürüyebilmesi için çok önem taşıyor.

FETÖ KONUSUNDA HİÇBİR MAĞDURİYET YOKTUR. MAĞDURİYETİ YAŞATAN FETÖ’NÜN TA KENDİSİDİR.

FETÖ sadece darbe girişimi yapmakla kalmadı. Bu ülkenin bir neslini yok etti, bir gençliğini yok etti. Sadece baktığımız zaman devletimizde çalışan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan 120 binin üzerinde insanın bu kirli emellere sahip örgütün içinde bulunmak, ona bulaşmak suretiyle kamu görevinden ihraç edilmesine sebep oldu. Bu konuda hiçbir mağduriyet yoktur. Mağduriyeti yaşatan FETÖ’nün ta kendisidir. Ancak bununla da sınırlı değil. Toplumumuzda ayrılık oluşturdu, ötekileştirerek parçaladı. En büyük ızdırabı verdi. Yıllarca derinden derinden bu toplumda bir hastalık olarak sinsi bir hücre yapılanması içinde yıllarca gelişti ve en son darbeyi 15 Temmuz akşamı hepimize, devletimize yöneltti. Ancak bu meydanı dolduran Burdurluların olduğu gibi bütün milletimizin üstün ferasetiyle ve cesaretiyle bertaraf olarak, tarihin karanlık sayfalarına gömülüp gittiler.

Neden Fetö ortaya çıktı? Neden 15 Temmuz darbe girişi mi oldu? diye soracak olursak, çünkü ülkemiz ayaklarını sağlam bir şekilde yere basan, gelişen, güçlü bir ülke olarak sadece bölgesinde değil dünya ölçeğinde söz söylemeye başladı. Bunu sindiremeyenler bunu engellemek isteyenler, bu gücün ortaya çıkışını ve gelişimini durdurmak isteyenler işte bu örgütü kullandı. FETÖ tek başına tabi ki bir şey değildi, bir maşaydı, bir aletti ve misyonunu yerine getirmeye çalıştılar ancak millitemiz liderinin önderliğinde bu hainlere fırsat vermedi.

ASLINDA 15 TEMMUZ’DA GÖSTERİLEN BU ÜSTÜN CESARET NEYDİ ÇANAKKALE RUHUYDU, KURTULUŞ SAVAŞI RUHUYDU.

Cumhurbaşkanımızın gösterdiği cesaret milletimizi meydanlara toplaması ve sonrasında çok iyi hatırlayacağınız o sahneler bu ülkede kahramanlar ortaya çıkardı ve bu ülkenin nice yiğit evlatlarını hepimizin gözleri önüne serdi. İşte bugün aramızda bulunan ve hemen yanı başımızda oturan değerli aziz Şehitlerimizin aileleri ile birlikteyiz. 15 Temmuz Şehidimiz Burdurlu kardeşimiz Özel Harekat Polisimiz Akif Altay’ın ailesi aramızda. Yine ülkemizin gururu olan ve hepimizin gönlünde taht kuran Özel Kuvvetleri teslim almak üzere girişimde bulunan haini durduran aziz Şehidimiz Ömer Halisdemir’in ailesi aramızda. Bu vesile ile başta 15 Temmuz Şehitlerimiz olmak üzere bu vatan uğruna canını feda eden kanı ile bu toprakları sulayan ve bize vatan olarak emanet eden, o duyguyu yaşatan bütün şehitlerimizi rahmetle ve minnetle bir kez daha anıyorum önlerinde saygıyla eğiliyorum.

Aslında 15 Temmuz’da gösterilen bu üstün cesaret neydi Çanakkale ruhuydu, Kurtuluş Savaşı Ruhuydu. Bu ruh bu milletin genlerinde var, damarlarında dolaşan kanda var. 15 Temmuz Ülkemizin yaşadığı ne son sıkıntıydı, ne de ilk sıkıntıydı. Ancak bir milletin asıl gücünün sahip olduğu teknoloji, silah, tank, tüfek olmadığı bir kez daha gösterildi. Milletimiz sahip olduğu o manevi güçle, vatan sevgisiyle, şehadete tereddütsüz gözünü kırpmadan yürümesiyle asıl gücün iman ve inançlı inanlarda olduğunu bir kez daha tüm dünyaya gösterdi.”

Konuşmasının devamında bir şiir okuyan Vali Hasan Şıldak;

BU MİLLET DİMDİK AYAKTA DURMAK İÇİN 15 TEMMUZ’DA OLDUĞU GİBİ BÜTÜNLÜK İÇİNDE İRİ VE DİRİ OLMALIDIR.

“Bundan sonraki süreçte vatandaşlarımızın yapması gereken her şeyden önce kenetlenmemiz, birliğimiz bütünlüğümüz noktasında hiç taviz vermememiz gerektiğidir. Bu millet dimdik ayakta durmak için 15 Temmuz’da olduğu gibi bütünlük içinde iri ve diri olmalıdır. Vatan sevgisi her şeyden üstün olmalı. Vatanımız tekdir, bayrağımız tekdir, başka bir ülkemiz olmadığı bilinciyle, Devlete sadakat noktasında gençlerimizin, çocuklarımızın bilinçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Birliğimizin, bütünlüğümüzün sağlanması noktasında bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yine birbirimize karşı hoşgörü iklimini hakim kılmalıyız. Anlayışlı karşılıklı hoşgörü iklimi her türlü sorunun aşılmasında ve devlete olan sadakat bizi birbirimize bağlama noktasında en büyük ihtiyacımız olan hususlardır. Yine demokrasimizin geliştirilmesi bu ülkede zaten sahip olduğumuz değerlerin daha üst noktalara taşınması bizi daha sonraki süreçte, ilerleyen dönemde bu türlü sıkıntılardan, tehlikelerden koruyacaktır.

İnsanlarımızın aklını ve iradesini hiçbir şeye değişmemesi, hiçbir gurubun tekeline bırakmaması, teslim etmemesi gerekir. Bunun aksinin nelere mal olduğunu, nelere sebep olduğunu hep birlikte gördük yaşadık. Aslında bu süreç bunu gösterdi. Bir şeye daha çok ihtiyacımız var elbette. Bütün vatandaşlarımız olarak çok çalışmaya sadakat ile bağlı olduğumuz bu vatana bir değer katmaya, elimizden gelen işleri en güzel şekilde çok çalışarak ortaya koymaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

YENİ HÜKÜMET SİSTEMİNİN ÜLKEMİZE, SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN ÖNDERLİĞİNDE HAYIRLI UĞURLU OLMASINI TEMENNİ EDİYORUM.

Ülkemizde yeni bir yönetim sistemiyle yeni bir hükümet sistemiyle geçtiğimiz hafta başında itibaren yeni bir başlangıç yaptık. Yeni hükümet sisteminin ülkemize, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Bu sistem inanıyorum ki hepimize güç verecektir, umut verecektir. Gelecek daha güçlü bir Türkiye için umutları daha yükseklerde olan bir Türkiye gelecektir.

Burdurlu vatandaşlarımız her zaman devletine sahip çıkmış vatanını sevmiş, bu konuda hiç kimseye en küçük bir tereddüt yaşatmamıştır. Bu yeni dönemde de el birliği ile içimizdeki gücü kuvveti birleştirerek geleceğe birlikte yürüyelim, çok güzel işler başaralım diye düşünüyorum. Allah Hepimizin yar ve yardımcısı olsun bu noktada Demokrasi ve Milli Birlik Günümüzü tebrik ediyor, bütün Şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor ailelerine sabır diliyor, gazilerimize sağlıklı uzun ömürler temenni ediyorum. 15 Temmuz ruhunu unutmayacağız, unutturmayacağız. Bunun için varız bunun için çalışacağız” dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Milletvekilleri Bayram Özçelik ve Yasin Uğur, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’u ziyaret ettiler.

Ziyaret sonrası bir açıklama yapan Burdur Milletvekilleri Bayram Özçelik ve Yasin Uğur “ Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ziya Selçuk’a hayırlı olsun ziyaretinde bulunduk. Ziyaretimiz sırasında Eğitim Kenti Burdur’umuzda devam eden yatırımlarımızla ilgili görüşmeler gerçekleştirdik. Yine 2019 yılı yatırım programına alınmasını talep ettiğimiz projelerimizi Sayın Bakanımıza ilettik. İlimizde yeni yapılacak olan tüm yatırımları takibini birlikte gerçekleştiriyoruz. ” Dediler.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur Doğa Sporları Kulübü ( BURDOSK) 13-14-15 Temmuz da üç günlük kamplı etkinliği düzenledi. İlimizin amatör Spor kulüplerinden tek doğa sporları Kulübü olan BURDOSK’un etkinliğine her yaştan 24 doğasever katıldı.Cuma günü Burdur’dan hareket eden Burdosk ekibi aynı günün akşamı Şarkikaraagaç ilçesindeki Kızıldağ Milli Parkına kamp attı.Mavi sedir ormanlarıyla kaplı ve oksijen zenginliğiyle dünyada sayılı üç bölgeden biri olan milli parkta sedir yolu olarak tanımlanan özel parkurda 3 kilometrelik yürüyüş gerçekleştirildi.Geceyi kızıldağda geçiren doğaseverler, cumartesi sabahı saat 06.00 da 13 kilometrelik dağyolu parkurunu yürüyerek 1900 rakımlı Kızıldağ zirvesinden muhteşem Beyşehir gölü manzarasını seyrettiler.

Öğle vakti kampa dönen Burdosk dağcıları kampı toplayarak Yenişarbademli üzerinden Dedegül Dağı eteklerindeki Melikler yaylasına ulaşarak kamp kurdular.Geceyi 1800 rakımlı yaylada geçiren yürüyüşçüler,Pınargözü mağarasını,Yeşilgölü ve zindan mağarasını gezdikten sonra mutlu bir şekilde Burdur’a döndüler.

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Özgürlük ve Demokrasi Meydanı Burdur Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nce yenileniyor. Haftabaşında başlayan faaiyetlerle Özgürlük ve Demokrasi Meydanı’nın yenilenmesi çalışmaları tamamalanacak. Yenileme çalışmalarıyla Özgürlük ve Demokrasi Meydanı’ndaki asfalt sökülüyor. Özgürlük ve demokrasi Meydanı’nın yeni peyzaj düzenlemesiyle, daha güzel bir görünüme kavuşturulması hedefleniyor.Yeni düzenleme sonrasında meydanda, etkinliklerin daha rahat yapılması planlanıyor. Yeni düzenleme ile meydanda su fıskiyelerinin bulunduğu havuzda yer alacak. Alan ayrıca yeşillendirilecek.

Özgürlük ve Demokrasi Meydanı’ndaki çalışmaları yerinde inceleyen Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz gazetemize yaptığı açıklamada;

“Özgürlük ve demokrasi Meydanı’ndayız. Bu meydanda daha öncede söylemiştik, bir meydan düzenlemesi yapacağımızı. Bize daha çok yakışan sadece düz bir zemin değil ve peyzaj düzenlemesiyle vatandaşımızın vakit geçirdiği, çeşitli etkinliklerimizi daha iyi bu  alanda yapabildiğimiz, içinde su gösterileri olan büyük kent meydanı düzenlemesini Burdur halkına kazandıracağız.Yaptığımız çalışma bundan ibarettir.”dedi.

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yap-sat usulü ile eski binaların yıkılıp yerlerine çok katlı binaların yapılması furyası Oluklaraltı’na kadar uzandı.

Oluklaraltı’nda Mısırlılıar Evi’nin altında yer alan çok sayıda eski, az katlı binanın yıkımına başlandı.

Binaların yıkılmasının tamamlanmasından sonra yerlerine çok katlı binalar yapılacak. 

Şehrin her yanında özellikle de şehir merkezinde az katlı, bahçeli binalar sirer birer yıkılıyor. Yıkım esnasında evlerin bahçelerindeki ağaçlarda kesiliyor.  Yerlerine yeşillikten, ağaçtan yoksun, çok katlı betonlaşma yer alıyor. Üstelik her yerde yükselen çok katlı binaların getireceği yükü kaldıracak altyapı da mevcut değil. Bu gidişle yapı yoğunlaşmasının ardından şehrin altyapısında bululnan elektrik, su, kanalizasyon, yağmur suyu hatları bu yükü kaldırmayabilecek. 

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Milletvekili olarak  en uzun dönem görev yapmada Türkiye rekoru; 7 dönemle Deniz Baykal’ın. Baykalın ardından, vekil olarak mecliste en fazla görev yapma sıralamasında 2. Isim Ak Parti Milletvekili Köksal Toptan. Ondan sonraki sırada CHP Milletvekili Ali Topuz var.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, milletvekili olarak en uzun görev yapmada Burdur rekoru ise  7 dönemle Fethi Çelikbaş’ın

Fethi Çelikbaş’ın ardından gelen isim ise 5 dönemle Bayram Özçelik. 

Fethi Çelikbaş, 1950 seçimlerinde Demokrat Partiden, daha sonraki seçimlerde Hürriyet Partisi, CHP, CGPden milletvekili oldu. Daha sonra yapılan senato seçimlerinde, Burdur Senatörü seçildi. Son olarak 1983 seçimlerinde Anavatan Partisi’nden milletvekili oldu.

Milletvekili Bayram Özçelik, mecliste  22. 23. 24. 26. dönemlerde Ak Parti Milletvekili olarak görev yaptı. 27. Dönem seçimlerinde de yine Ak Parti Milletvekili olarak mecliste görev yapmakta.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

 Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma programları kapsamında ilimizde anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Düzenlenen etkinlikte 15 Temmuz Şehitler Ormanı ismi verilen alana Vali Hasan Şıldak ve beraberinde yer alan protokol üyeleri tarafından fidan dikildi.

Demokrasi Şehitlerimizin adının yaşatılacağı 30 dekarlık alanda 5 bin çam ağacı bulunuyor.

Düzenlenen fidan dikim programına başta Vali Hasan Şıldak olmak üzere Garnizon Komutanı P. Alb. Hakan Tutucu, Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Nadir Yağcı, Vali Yardımcısı Mehmet Yıldız, İl Emniyet Müdürü Arif Çankal, İl Jandarma Komutanı J. Alb. Orhan Kılıç, İl Genel Meclisi Başkanı Muzaffer Bağcı ve kamu kurum ve kuruluşlarının bölge ve il müdürlerinin katıldığı açıklandı;

 Fidan dikimi öncesi basın mensuplarına açıklama yapan Vali Hasan Şıldak; “Orman İşletme Müdürlüğü tarafından 15 Temmuz Şehitler Ormanı adı verilen 30 dönümlük alanda fidan dikimi gerçekleştiriyoruz. Bugün hem fidan dikecek, hem de günün anlam ve önemine binaen şehitlerimizin adlarının yaşatılması adına 15 Temmuz Şehitler Ormanı’nın açılışını yapacağız.

Biliyorsunuz böyle faaliyetler sembolik anlam ifade ediyor. Bizler için de özel ve hafızamızda her zaman hatırlayacağımız bir etkinlik olacak. Anayol kenarında olan alanın bakımı temizliği Orman İşletme Müdürlüğü tarafından yapılarak, korumaya alınmış, levhası tabelası asılmış. Ben emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

Her vesilede ifade ettiğimiz gibi 15 Temmuz’un hafızalardan silinmesini önleyecek bazı sembolik unsurlara ihtiyaç var. Burdur ilimizde bu sembol alanlardan birisi de bu orman olacaktır. Burayı gözümüz gibi bakacağız. Ağaçlarımız büyüdükçe bizim belleğimizdeki, bilincimizdeki 15 Temmuz ruhu daha da canlı kalacak” diyerek açıklamalarını tamamladı.

Vali Hasan Şıldak’ın açılış konuşmasının ardından İl Müftüsü Hıdır Bayrak tarafından dua yapıldı. Yapılan dua sonrası Vali Şıldak ve protokol üyeleri 15 Temmuz Şehitler Ormanında fidan dikimi yaptı.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Milletvekilleri Bayram Özçelik ve Yasin Uğur’un, 15 Temmuz hain darbe girişiminin yıldönümünde Ankara’da Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen etkinliklere katıldıkları açıklandı;

Milletvekili Bayram Özçelik ilk olarak Siyasallılar Vakfının Sabah namazı sonrası Dünürü 15 Temmuz Şehidi Ahmet Özsoy’un kabir başında düzenlenen programa katıldı. Daha sonra Milletvekilleri Bayram Özçelik ve Yasin Uğur, Ankara Millet Camiinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis Başkanı Binali Yıldırım ve Bakanların katıldığı Millet Camii’nde şehitlerimiz için okunan Hatm-i Şerîf merasimine katıldılar.

TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın, katıldığı 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla gerçekleştirilen “ 15 Temmuz Millet Darbeye Dur Dedi” isimli fotoğraf sergisine katılan Milletvekili Özçelik ve Uğur, daha sonra ise  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde Milletin Evinde şehit yakınlarımız ve gazilerimiz için gerçekleşen program sonrası Burdur’dan gelen şehit yakınlarımız ve gazilerimiz ile bir araya gelerek, TBMM’de 15 Temmuz gecesi bombalanan alanları ve Genel Kurul Salonunu gezdirdiler.

Öğleden sonra devam eden 15 Temmuz programları kapsamında  Ak Parti Burdur Milletvekileri Bayram Özçelik ve Yasin Uğur, Türksat Yerleşim alanında şehitler ve Gaziler için düzenlenen Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinliklerine TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanı Cahit Turhan, Milli Savunma Eski Bakanı Türksat Yönetim Kurulu Başkanı Vecdi Gönül’ün teşrifleriyle Türksat Şehitlerimiz Ahmet Özsoy ve Ali Karslı ile birlikte tüm aziz şehitlerimiz için okunan Mevlid-i Şerif ve 15 Temmuz Gecesi Anma programına katıldı.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

“Biz” on yıllardır her seçimde “onların” kaybetmesini, “bizim” kazanmamızı istiyor, bekliyoruz.

Ama her seçimde “onlar” kazanıyor!

Eee ne demek şimdi bu? Yani seçimlerde kazanmayı umut etmeyelim mi?

Seçimi kazanmak ne demek?

Seçimi kazanmaktan kastımız, beklentimiz, umduğumuz nedir?

İktidara gelmek mi?

İktidara gelmekten kastımız nedir o zaman?

İktidara gelmekten anladığımız, işçilerin, üretici köylülerin, küçük esnafların yani eliyle üreten herkesin, yazdıkları, çizdikleriyle, bilimle, sanatla onlara rehberlik eden onları donatanların iktidara gelmesi mi?

Öyleyse bu ham bir hayaldir, sağlıklı gerçekçi bir beklenti değildir!

Çünkü ülkemizde “onlar” örgütlü, “emeğiyle geçinenler” örgütlenmiş değildir. 

“Emeğiyle geçinenler”in, kendilerini iktidara taşıyacak, sendikal, sosyal, siyasal  örgütlenme içinde olmadıkları apaçık ortada!

Eee bu durumda iktidara gelmek, seçimlerde kazanmayı umut etmek için, emeğiyle geçinenlerin örgütlenmelerini tamamlamalarını mı bekleyeceğiz? O zamana kadar yapılacak hiçbir şey yok mu?

Üstelik; bu emeğiyle geçinenlerin örgütlenmesi ve iktidara alternatif olma süreci kendi haline bırakılırsa, kim bilir kaç on yıllar sürer! 

Doğru ve de işin püf noktası tamda burası;

Konuyu tam da başa alıp soralım;

“Biz” her seçimde kazanmayı umuyoruz değil mi?

Sonra ne oluyor?

“Onlar”; yani sömürü, yalan, talan, soygun, zulüm düzeninin sahipleri kazanıyor. “Biz”se her seçimden sonra hayal kırıklığına bozguna uğruyoruz değil mi?

Halbuki bozguna uğramanın, çökmenin alemi ne?

Evet! ama ne yapmalıyız?

Yapmamız gereken; bu şartlarda, umutlarımızı seçimlere değil, seçimlerden önce, bu şartlarda, bu kurtlar sofrasında var olmaya, örgütlenmeye, birbirimizle kenetlenmeye bağlamalıyız.

Son seçimleri ele alırsak seçim öncesi “onlar” zaten iktidarda değil miydi? Seçimden sonrada yine iktidarda olanlar onlar değil mi?

İşte; biz, onların iktidarında var olmayı, örgütlenmeyi, büyümeyi, bizi iktidara taşıyacak, sosyal, sendikal,  siyasal yolların taşlarını sabırla, azimle örmenin yollarını öğrenmeliyiz. Yapılması gereken  budur.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Vali Hasan Şıldak eşi Fatma Nur Şıldak ile birlikte 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma programları kapsamında Şehit ve Gazi Aileleri onuruna verilen yemekli programa  katıldı.

 Vali Şıldak  ve eşi Fatma Nur Şıldak sahipliğinde düzenlenen yemek programına, Garnizon Komutanı P. Alb. Hakan Tutucu, Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Adalet Komisyonu Başkanı Hacı Süleyman Arslan, Vali Yardımcıları Ali Nazım Balcıoğlu, Mehmet Yıldız, İl Emniyet Müdürü Arif Çankal, İl Jandarma Komutanı J. Alb. Orhan Kılıç, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Karaca, şehit ve gazi aileleri ve gaziler, kurum yöneticileri ve siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı açıklandı;

 Yemek öncesi ve sonrası Şehit ve Gazi Aileleri ile sohbet ederek, ailelerle yakından ilgilenen Vali Hasan Şıldak ve eşi Fatma Nur Şıldak, kapılarının ve gönüllerinin kendilerine her daim açık olduğunu belirterek, bir sıkıntıları olmaları durumunda her zaman yanlarında olacaklarını ifade ettiler.

 Yemek sonrası İl Müftüsü Hıdır Bayrak tarafından dua yapıldı. Duanın ardından Şehit ve Gazi Ailelerine hitap eden Vali Hasan Şıldak, katılımları dolayısıyla başta aileler olmak üzere herkese teşekkür etti.

Vali Şıldak, programda yaptığı konuşmada; “Bu akşam hem hüzünlüyüz ama aynı zamanda da gururluyuz. Hüzünlüyüz çünkü bundan tam iki yıl önce devletimize, mevcudiyetimize, varlığımıza, milletimize her şeyimize yönelik hain bir  saldırıyla karşı karşıya kaldık. Bu hain kalkışmada şehit ve gaziler verdik. Bu saldırıyı Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade ve dirayetle, milletçe birlik beraberlik içerisinde hep birlikte hamdolsun def etmeyi başardık.

 BU MİLLET ÇOK İHANETLER YAŞADI, ANCAK İÇİMİZDEN ÇIKAN HAİNLERİN YAPTIĞI 15 TEMMUZ BUNLARIN EN ALÇAK OLANIYDI.

Bu millet Anadolu’ya girdiği günden bu yana 1000 yıllık tarihimizde çok ihanetler yaşadı, ancak içimizden çıkan hainlerin yaptığı 15 Temmuz bunların en alçak olanıydı. Kendi içimizden kendi kardeşimiz bildiğimiz meslektaşlarımız, can ciğer dostumuz bildiğimiz insanlar bizi arkadan hançerledi.

Bunun adına ister terör deyin, ister ihanet deyin her şeyden önce alçaklıktı, insanlık dışı bir davranıştı. Ama aziz milletimiz her zaman küllerinden tekrar dirilmeyi başaran bu şanlı millet onurlu bir mücadele vererek sokaklarında caddelerinde kendisine yönelik aslında silahlı kuvvetlerimizi hiçbir zaman temsil etmeyen, onların üniforması altına sığınmış bir grup haine gerektiği şekilde haddini bildirdi.

ÇANAKKALE VE KURUTULUŞ SAVAŞINDA OLDUĞU GİBİ ONURLU BİR MÜCADELE VEREREK 15 TEMMUZ’DA DA KÜLLERİMİZDEN YENİDEN DOĞDUK

Tarihsel süreçte de belirttiğim gibi aslında biz birçok kez yeniden doğduk. Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda yeniden doğduk. Her zaman olduğu gibi küllerinden tekrar dirilmeyi başaran aziz milletimiz onurlu bir mücadele vererek 15 Temmuz’da da yeniden doğdu. Bu topraklar üzerinde kirli emelleri olan hiçbir grup, adı ne olursa olsun, cemaat olsun, başka bir şey olsun, örgüt olsun kim olursa olsun dün olduğu gibi, 15 Temmuz’da olduğu gibi yarında ayaklarımızın altına alır çiğner geçeriz. 

SİZLER BİZİM HER ZAMAN GÖNÜL SOFLARIMIZDA EN BAŞTA OTURACAK, BAŞ TACI OLACAK İNSANLARSINIZ

Değerli misafirlerimiz bu akşam aslında her masamızda ya bir kahramanımız oturuyor yada bir kahramanımızın aile fertleri oturuyor. Bütün ailelerimizi tek tek muhabbetle selamlıyor, saygıyla önlerinde eğiliyorum. Bizim toplumumuzda, kültürümüzde, Anadolu insanımız Şehit ve Gazi kavramlarını her zaman her şeyin üstünde tutmuştur. Bu eskiden de böyleydi şimdi de böyle. Çünkü biz böyle yetiştik, bu kültürle büyüdük. Biz bunun dışında da başka bir değeri, kültürel ögeyi benimsemeyiz kabul etmeyiz. Sizler bizim her zaman gönül soflarımızda en başta oturacak, baş tacı olacak insanlarsınız. Bu gerçek şimdiye kadar böyle yaşandı, bundan sonra da böyle yaşanacak.

Konuşmasının devamında “Bu Vatan Kimin” adlı şiiri okuyan Valimiz, günün anlam ve önemine binaen Şehit ve Gazi ailelerine ithaf ederek okuduğu şiir sonrası; “Ne mutlu sizlere, o gençlerimizi yetiştirdiniz, büyüttünüz, bu vatana emanet ettiniz. Siz onları vatan uğruna feda ettiniz. Sizler de onlardan bize emanetsiniz. Her zaman devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarıyla, kuşattığı, kucakladığı, en kutsal varlıklarımız olarak her zaman yanınızda olacağız.

DEVLETİMİZ SİZLERİN BÜTÜN VATANDAŞLARIMIZIN DESTEĞİ VE İNANCIYLA SONSUZA DEK PAYİDAR KALACAK.

Bugün burada pek çok ailemiz bulunuyor. Terör şehitlerimiz var, gazilerimiz var. Ama benim bulunduğum masada oturan iki ailemiz, öncelikle ifade etmek isterim ki, en derin acımızı yaşadığımız 15 Temmuz’da aramızdan ayrılan aslında hep bizimle birlikte yaşayacak olan, iki kardeşimizin değerli aileleri. Kendilerini saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Allah acılarınızı bizimle paylaşmayı nasip etsin. Allah sizlere de sabırlar versin. Ve şuna inanmak istiyoruz, hepimiz de inanıyoruz ki, bu mücadele asla sona ermeyecek. Devletimiz sizlerin bütün vatandaşlarımızın desteği ve inancıyla sonsuza dek ebediyete dek payidar kalacak. Bu vatan üzerinde ay yıldızlı bayrağımız sonsuza dek dalgalanacaktır. Ben katılan bütün misafirlerimizi bir kez daha saygıyla selamlıyor, katılımlarınız için ayrı ayrı hepinize tekrar teşekkür ediyorum.” diyerek konuşmasını tamamladı.

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur Belediyesi’nce Konferans ve Sergi Salonu’nda, Yöresel Ürünleri Geliştirme Proje tanıtım toplantısı düzenlendi. Yöresel Ürünleri Geliştirme projesi içinde toplamda 15 yöresel lezzet tanıtılacak. 

Tanıtım seminerleri 4 hafta sürecek, seminerde ürünler katılımcılara tanıtılacak. Katılımcılara sertifikalarının verilmesinin ardından, seminerlerde üretilen ürünler Fethiye Yolu üzerinde bulunan El Sanatları Merkezi’nde pazarlanacak. Toplantının amacı genel anlamıyla; yöresel ürünlerin daha iyi anlaşılması, farkındalık yaratılması, yöresel ürünlerin yapımının öğrenilmesi eğitiminin alınması ve ürünlerin pazarlanması. Bu proje sayesinde kadınlar hem iş hayatına atılacak hemde ev ekonomisine katkı sağlayacak.

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz kültür etkinliğinin amacının, birikimi bir sonraki kuşaklara taşımak olduğunu, Burdur Belediyesi olarak bu işi belli ölçüde, belli standartlarda yapabilmek adına bir kurs etkinliği düzenlediklediklerini belirterek;

“Burdur, zaman zaman yazılı, görsel basında yeni yeni keşfedilmeye başlanılan, doğal ve tarihi güzelliklerin farkına varılarak Türkiye’nin farklı noktalarından belkide önümüzdeki süreçte uluslararası ziyaret ağını oluşturacak bir noktaya bugün itibariyle yavaş yavaş gelmeye başladı. Salda Gölü, İnsuyu Mağarası, Hacılar, Sagalassos, Kibyra derken Burdur için bir hikaye yazılmaya başlanıldı. Biz bu hikayenini yazılması gerektiğini ve nasıl yazılacağını başında söylemiştik ve projelerimizi de yaparken belli ölçüde bu kalıplar içerisinde bu alana hizmet edebilmesi için yürütmeye çalıştık. Yöresel Ürünler Pazarı adı altında El Sanatlar Merkezi’nde tanıtıp, yöresel ürünleri sergileyeceğimiz bir mekan yaratıyoruz. 30 Ağustos’ta bunu Burdur halkını ve yol güzergahını takip eden yurttaşların hizmetine sunacağız. Bu alanda da hem Burdur’da yapılan kendi değerleri evinde çalışıp, ürekmek isteyen kadınlarımızı emeklerinin karşılığını alabildiği bir mekan yaratmaya çalışıyoruz. 

Kültür ekini, birikimimizi bir sonraki kuşaklara taşımak için kendi ölçümüzde Burdur Belediyesi olarak bu işi belli ölçüde, belli standartlarda yapabilmek için böyle bir kurs etkinliği düzenledik. Bir sertifakalandırma programı yapacağız ve bu sertifikalandırması olmayan ve evinde üretim yapan, herhangi bir şekilde üretim yapan vatandaşımızın bizim alanlarımızda satış yapmasına izin vermeyeceğiz. Bu belli standardı yakalamak ve bu standart içerisinde sizlerin kooperatifleşmesini sağlayabilmek ve ürettiğimiz ürünlerin değerinde olabilmesini  sağlayabilmek için sizlere bir alternatif sağlamayı düşünüyoruz. 30 Ağustos’tan itibaren sizleri herhangi bir maliyete sokmadan ürettikleri satıp, pazarlayabildiğiniz bir alanı oluşturabilmeyi düşünüyoruz. İnşaatımız hızla ilerliyor. 30 Ağustos’a yetiştiği takdirde en azından sezonun geri kalan bölümünde Fethiye yol güzergahı üzerinde o yolu kullananlara ürettiklerimizi satabilme fırsatı bulacağız. Evinde üretmek isteyen ev hanımlarımıza, sabah  kuşağından kurtulabilen kadınlarımıza, unuttukları geleneksel lezzetleri, sizlerin bizlere önereceği daha farklı formüllerle, daha iyilerini bularak, daha iyi şeyler yapabileceğimizi düşünüyorum.”deyip katılan herkese teşekkür etti.

Hatice Dursun

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Vali Hasan Şıldak, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından “Dini istismar eden terör örgütleri ile ilgili mücadele” konusunda düzenlenen bilgilendirme toplantısına katıldı.

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü kapsamında Din Hizmetleri Genel Müdürü Bünyamin Albayrak, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Murat Kalıç, İzmir Tire Eğitim Merkezi Müdürü Ramazan Bozkurt’un katılımıyla FETÖ ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin dini istismar etmeleri ile ilgili bilgilendirme toplantısı düzenlendi. 

Toplantıya Vali Hasan Şıldak başta olmak üzere  Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Nadir Yağcı, Adalet Komisyonu Başkanı Hacı Süleyman Arslan, MAKÜ Rektör V. Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, Vali Yardımcısı Ali Nazım Balcıoğlu, İl Hukuk İşleri Müdürü Mehmet Polat, İl Emniyet Müdürü Arif Çankal, İl Jandarma Komutanı J. Alb. Orhan Kılıç, kurum yöneticileri ve müftülük personelinin katıldığı açıklandı;

Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programın açılış konuşmasını  İl Müftüsü Hıdır Bayrak yaptı. Açılış konuşmasının ardından Din Hizmetleri Genel Müdürü Bünyamin Albayrak, Uzman Murat Kalıç, İzmir Tire Eğitim Merkezi Müdürü Ramazan Bozkurt “Dini istismar eden terör örgütleri ile ilgili mücadele” konulu sunum yaptılar.  Yapılan sunumlar sonrası Vali Hasan Şıldak’ın konuşmasıyla program sona erdi.

Vali Şıldak programda yaptığı konuşmada; “Anlamlı bir hafta içerisindeyiz. Ülkemizin, Devletimizin, Milletimizin, mevcudiyetimizin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı, Türk Milletinin tarih boyunca yaşadığı en büyük ihanetlerden birine sahne olan 15  Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden iki yıl geçti. 15 Temmuz’un yıldönümünü ilimizde çeşitli etkinliklerle anmaya başladık. Diyanet İşleri Başkanlığı ülkemiz genelinde Dini istismar eden terör örgütleri ile ilgili çalışmalar yürütüyorlar. 41 ilimizde faaliyetlerini yaptılar. 15 Temmuz öncesi böyle anlamlı faaliyeti ilimizde yapmalarından büyük memnuniyet duyduk.

Cuma namazında vaazla başlayan bilgilendirmeler, okunan hutbe ve bu akşamda  burada düzenlenen bilgilendirme toplantısı ile farklı bir perspektiften FETÖ/PDY terör örgütünün, bu yapının dini kullanarak gelişen ama aslında İslamiyeti kaynak olarak görmeden her tür yöne savrulan sapkın bir hareket olduğunu, bize farklı yönleri ile anlattılar.” Dedi. 

Konuşmasının devamında meslek hayatının son 3 yılını bu hain yapı ile mücadele içinde geçirdiğini sözlerine ekleyen Vali  Hasan Şıldak; “Aslında görünüm olarak dini temellerden beslenen ama, din, kitap ve peygamberle hiçbir bağı olamayan proje bir yapının tezahürüdür FETÖ.  Çok uzun bir geçmişe dayanan, zaman içinde gelişerek her yönden ülkemizi insanımızı kuşatan bir yapı. Ekonominin, eğitimin içindeydi. Güvenlik sektörünün içindeydi. Devlete sızdı sadece kamu kurum ve kuruluşlarımızdan ilişiği kesilen kamu görevinden çıkarılan personel sayısı 120 binin üzerinde. Bu sayı küçümsenmemesi gereken bir sayı. Aileleri ile birlikte düşündüğümüzde bu örgüt, aile tabanına, evlilik müessesine kesinlikle yerleşmiştir.” Tesbiti yaptı.

Kendilerine yönelik alınan bilgileri önceden öğrendikleri için, son çırpınışlarını 15 Temmuz hain darbe girişimiyle ortaya koymaya çalıştılar diyerek konuşmasını sürdüren Vali Hasan Şıldak; “Ama  Milletimiz, halkımız, Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayetli duruşu ile yaptığı çağrıya uydu, meydanlara çıktı ve gereğini yaptı. Biz bu kahramanlık öyküsünü, bu hikayeyi tekrar her yıl hiç unutmadan daha coşku katarak unutmayacak unutturmayacağız.  O ruhu birlik beraberlik içerisinde daha da güçlendirerek yaşatacağız inşallah. Mücadelemize de kararlılıkla devam edeceğiz. Derinlere inmiş kökler var, bu kökleri temizlemek kolay olmayacak. Bu yapıda temel olan insanların iradesinin teslim alınmasıdır. Aklın yerini hiçbir şey tutmaz. Bizim dinimiz aklı dışlayan değil tam tersine merkezinde tutan bir anlayışa sahiptir. Bu itibarla iradesini aklını esir eden insanların ne kendisine, ne de topluma bir faydası olur. Bu itibarla bu yapıyla mücadele ruhunu kaybetmememiz lazım. Mücadele konusunda toplumumuzda her bireye düşen sorumluluklar var. Sadece devlete bırakmamak lazım, bu yönüyle herkesin yapabileceği bir şey olduğunu düşünüyorum. Bilinçlenmek lazım, dinimizi iyi öğrenmek lazım, iyi kaynaklardan beslenmek lazım, aklı esas almak lazım, üzerinde oturup düşünmek lazım. İnanıyoruz bunun en güzel örneğini 15 Temmuz’da bir kez daha gördük, bu halk bu millet çok büyük bir sağ duyuya sahip. Bunu tarihimizde defalarca yaşadık. Tarih bize bu gibi durumları defalarca öğretti. Bu coğrafyada yaşadığımız sürece bundan sonrada bu gibi durumların olma ihtimali yüksektir. Onun için hazırlıklı olmak, neslimizi, yeni kuşakları buna hazırlamak, vatan sevgisini ülke sevgisini, bayrak sevgisini kesinlikle şiyar edinmek gerekir diye düşünüyorum.

Bu vesile ile özellikle 15 Temmuz günü yapacağımız bütün etkiliklere herkesi davet ediyorum. İnşallah bütün vatandaşlarımız coşku içerisinde yapacak olduğumuz anma programlarımıza iştirak edecekleridir.”  Dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Milletvekili Dr. Mehmet Göker’in Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye süt fiyatları hakkında yazılı soru önergesi verdiği açıklandı; 

Ulusal Süt Konseyi tarafından düzenlenen son sektör toplantısında 1 Şubat – 30 Haziran 2018 Dönemi için tavsiye edilen çiğ süt referans fiyatının 1 lira 53 kuruş olarak belirlendiğini belirten Göker, “Temmuz ayının ortalarında olmamıza rağmen Ulusal Süt Konseyi toplanmamış ve yeni süt fiyatları belirlenmemiştir. Ülkemizde her geçen gün artan girdi maliyetleri hayvancılıkla uğraşan üreticilerimizi zora sokmaktadır. 50 kilogramlık bir çuval yem bugün yaklaşık 80 liraya yükselmiştir. Bugün çiğ sütün referans fiyatının 1 lira 53 kuruş olduğu düşünüldüğünde, üreticimiz 1 litre süt ile 1 kilo yem bile alamamaktadır. 1,3 olan süt/yem paritesi hesabından yola çıkıldığında çiğ sütün litre fiyatının minimum 2 lira 10 kuruş civarında olması bir gerekliliktir” dedi.

Diğer taraftan, süt üreticisinin çok büyük sıkıntılar çekerek üretim yaptığı bu ortamda tüketici bazındaki süt ürünlerindeki fiyat artışlarının bir türlü durdurulamadığını ifade eden CHP’li Vekil, “2017 yılının Haziran ayında 20 lira 16 kuruş olan beyaz peynir, 2018 yılının Haziran ayında 24 lira 33 kuruşa, 37 lira 36 kuruş olan bir kilo kahvaltılık tereyağı, 50 lira 74 kuruşa yükselmiştir. Sonuç olarak süt ve süt ürünlerinin fiyatları son bir yılda ortalama yüzde 24,11 oranında artmıştır.” diyerek Tarım ve Orman Bakanına bazı sorular yöneltti.

CHP Burdur Milletvekili Dr. Mehmet GÖKER yazılı soru önergesinde şu sorulara yer verdi. 

Ulusal Süt Konseyi ne zaman toplanacak ve yeni çiğ süt referans fiyatını ne zaman belirleyecektir?

50 kiloluk bir çuval yemin 80 lira olduğu ve 1 litre sütün 1 kilo yem bile alamadığı bu ortamda üreticilerimize neler tavsiye edersiniz?

Süt/yem paritesinin 1,3 olması ve çiğ sütün referans fiyatının minimum 2 lira 10 kuruş olması gerekliliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Bir yıllık süreçte süt ürünlerinde meydana gelen yüzde 24,11’lik artışı nasıl karşılıyorsunuz?

 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Orman Bakanı Sayın Bekir Pakdemirli tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

 Dr. Mehmet GÖKER 

     Burdur Milletvekili

Bilindiği üzere, Ulusal Süt Konseyi tarafından düzenlenen son sektör toplantısında 1 Şubat – 30 Haziran 2018 Dönemi için tavsiye edilen çiğ süt referans fiyatı 1 lira 53 kuruş olarak belirlenmiştir. Temmuz ayının ortalarında olmamıza rağmen Ulusal Süt Konseyi toplanmamış ve yeni süt fiyatları belirlenmemiştir.

Türkiye’de ise her geçen gün artan girdi maliyetleri hayvancılıkla uğraşan üreticilerimizi zora sokmaktadır. 50 kilogramlık bir çuval yem bugün yaklaşık 80 liraya yükselmiştir. Bugün çiğ sütün referans fiyatının 1 lira 53 kuruş olduğu düşünüldüğünde, üreticimiz 1 litre süt ile 1 kilo yem bile alamamaktadır. 1,3 olan süt/yem paritesi hesabından yola çıkıldığında çiğ sütün litre fiyatının minimum 2 lira 10 kuruş civarında olması bir gerekliliktir.

Diğer taraftan, süt üreticisinin çok büyük sıkıntılar çekerek üretim yaptığı bu ortamda tüketici bazındaki süt ürünlerindeki fiyat artışları bir türlü durdurulamamaktadır. 2017 yılının Haziran ayında 20 lira 16 kuruş olan beyaz peynir, 2018 yılının Haziran ayında 24 lira 33 kuruşa, 37 lira 36 kuruş olan bir kilo kahvaltılık tereyağı, 50 lira 74 kuruşa yükselmiştir. Sonuç olarak süt ve süt ürünlerinin fiyatları son bir yılda ortalama yüzde 24,11 oranında artmıştır.

Bu bilgiler ışığında;

• Ulusal Süt Konseyi ne zaman toplanacak ve yeni çiğ süt referans fiyatını ne zaman belirleyecektir?

• 50 kiloluk bir çuval yemin 80 lira olduğu ve 1 litre sütün 1 kilo yem bile alamadığı bu ortamda üreticilerimize neler tavsiye edersiniz?

• Süt/yem paritesinin 1,3 olması ve çiğ sütün referans fiyatının minimum 2 lira 10 kuruş olması gerekliliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

• Bir yıllık süreçte süt ürünlerinde meydana gelen yüzde 24,11’lik artışı nasıl karşılıyorsunuz?

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Türkiye’nin ilk “Başkan”ı, 13 Eylül Cuma günü Hacıbayram Camiinde Diyanet İşleri Başkanının imamlığında Cuma namazını eda ettikten sonra Bakanlar Kurulunun ilk toplantısını yaptı. Bu arada Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Ulus’taki ilk Meclis dar geldiği için, onun hemen alt tarafında bulunan İkinci Melis’te de bir tören yapıldı. Burada Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanı Mustafa Kemal Paşa’nın adı iyilikle anılmış! 

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 23 Nisan cum günü açılmasının nedeni,  Kuvayı Milliyeciler aleyhine Adapazarı’ndan Kızılcahamam’a kadar yayılan isyancıların olumsuz propagandası idi. Bunların iddialarına göre Kuvayı Milliyeciler Bolşevik ve dinsizdi. Milleti haraca kesiyorlar, Ankara’da karılarla ve oğlanlarla gece gündüz eğleniyorlardı. Onların özendiği Bolşeviklerde aile kavramı yoktu… 

Heyeti Temsiliye Başkanı Mustafa Kemal Paşa ilk bildiriminde Meclisin 21 Nisan Çarşamba günü açılacağını bildirmişti. Fakat aynı günlerde isyanın Beypazarı ve Kızılcahamam’a kadar yayılması üzerine açılışı iki gün erteleyerek Cuma gününe denk getirdi Böylece Kuvayı Milliye’nin dinsiz olduğu iddialarına cevap vermek istedi. Cuma günü yurdun her yanında dini törenler yapılmasını, hatim indirilmesini, Mevlüt okunmasını da istedi. 

Tanzimat’tan beri Türkiye’nin yönü devrim Avrupası’na dönüktü. Kurtuluş Savaşı’na önderlik edecek kumandanlar, valiler ve sivil aydınlar da din işleri ile dünya işlerini ayıran ve bağımsızlık hareketinin bir dünya işi olduğunu bilen insanlardı. Fakat içinde bulunulan koşullar, İngiliz ve Padişah yanlısı bir takım işbirlikçi ve gerici unsurların propagandasını da kesme zorunluluğunu doğurmuştu. 

Şimdi “En Yeni Türkiye”nin yöneticileri, bakanlar kurulu çalışmaya başlarken neden Hacıbayram’da Cuma namazı kılmak istemiş olabilirler? Onları buna zorlayan bir sebep mi vardır? Onlar hakkında “Dinsiz ve Bolşevik” oldukları konusunda bir iddia yoktur. Aksine aynı kadroların 16 yıldır güttükleri siyasete bakarak devleti din esasına göre yönetmek istedikleri, bunda bir hayli mesafe aldıklarını bütün dünya biliyor. 

Bu seferki Hacıbayram gösterisi bir zorunluluktan kaynaklanmış değildir. Din hamuruyla sıvanmış siyasi bir gösteriden ibarettir. 98 yıl önceki Cuma namazı, bir milli kurtuluşa hizmet ediyordu. Bugünkü Hacıbayram ise, tek bir adamın ülkeyi yönetmesini öngören yeni bir Padişahlık sistemine payanda yapılmıştır. 

MUSTAFA KEMAL PAŞA’YA ŞÜKRAN NEYİN NESİ?

Peki, “Başkan”ın Hacıbayram’dan sonra gidilen İkinci Meclisteki konuşmasında şu sözlerini nasıl yorumlamalı? “Kurtuluş Savaşımızın başkomutanı, Birinci Meclisimizin ve devletimizin ilk başkanı, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile istiklalimizin kazanılmasında emeği geçen tüm milletvekillerimizi, komutanlarımızı, askerlerimizi yedisinden 77’sine tüm kahramanlarımızı tazimle, rahmetle yâd ediyorum” (Cumhuriyet, 14 Temmuz 2018, s. 4)

Devrimcilere, laiklere, hatta kendisine muhalif olan herkese demediğini bırakmayan, onları meydanlarda kâh mezhepleri için kınayan, kâh terör destekçisi, komünist, vatan hainliği ile suçlayan Erdoğan’ın söylemleri, Padişah ve İngilizcilerin Kuvayı Milliyeciler hakkındaki suçlamalarına ne kadar da benziyordu. Bir zamanlar camiler ahır yapılmış, ezanlar susturulmuş değil miydi? Bunu yapanlar bir Atatürk, diğeri İnönü olan “iki ayyaş” değil miydi? 

Fakat işte Kuvayı Milliyeciler zafer kazanmış ve tarihte namlı bir ad bırakmışlardı. Şimdi böyle bir günde Kurtuluş Savaşı’nın isyancılarıyla aynı dili konuşmak yakışık almazdı. Onlar tarihin çöplüğünde yerlerini almışlar ve çürüyüp gitmişlerdi. Gene de bugünkü rejimim ideologlarından ne 31 Mart 1909 gericilerinin, ne Padişah Vahdettin’in ne de İngilizci Hürriyet ve İtilafçıların aleyhinde bir cümleye rastlamak zordur. Hatta yerli yersiz yüceltmeye çalıştıkları Necip Fazıl bir Vahdettin hayranıdır. 

Mustafa Kemal Paşa’yı Meclisi açmadan önce Hacıbayram’da namaz kılmaya zorlayan da Erdoğan’ın bu vesile ile Mustafa Kemal Paşa’ya rahmet okuması da aynı sebeplerden kaynaklanıyor.  O zamanki isyancıların propagandalarını boşa çıkarmak için Kuvayı Milliye şunu demek istiyordu. “Biz söylediğiniz gibi değiliz. Dinimize sahibiz. Vatanımız gibi halifemizi ve dinimizi kurtarmak için çalışıyoruz.” 

Erdoğan ise başkan seçilmesini içine sindiremeyen ve yeni rejime derin isyan duyguları taşıyan devrimci ve demokratlara şunu demek istiyor. “Biz sandığınız gibi devleti yıkmak istemiyoruz. Onu kuranlara sahip çıkıyor ve minnet duyuyoruz.” Bir çeşit meşruiyet çemberini genişletme çabası.

KİM İNANDI DERSİNİZ? 

Bunun bir aldatmaca olduğunu ise başta söyleyenler olmak üzere herkes biliyor. Kimsenin aldandığı yok. Hiçbir devrimci ve demokratın içi bu sözlerle serinlemiş değildir. 

İki yıl öncesine kadar Fethullah Gülen “Hocafendi” de sözüm ona eğitime yatırım yaparak, Türkçe olimpiyatları düzenleyerek, dünyanın dört bir tarafında Türkiye’yi tanıtan kültür kurumları açarak az insanı kendine bağlamamış değil miydi? Şimdi müritlerinin silahlı darbesinin devlet ve toplum düzeninde yarattığı sarsıntıları yaşıyoruz.  (15 Temmuz 2018)

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programları düzenlenen çeşitli etkinliklerle devam etti.

Cuma günü Diyanet İşleri Başkanlığı heyetinin ilde düzenlediği “Dini İstismar Eden Terör Örgütleri İle İlgili Mücadele” konulu vaaz ve toplantılarla başlayan programlar, Vali Hasan Şıldak ve eşi Fatma Nur Şıldak’ın ev sahipliğinde Şahit ve Gazi Aileleri onuruna yemek verilmesine ilişkin açıklama yapıldı;

Programlar 15 Temmuz Fotoğraf Sergisi Açılışı ile başladı. Sergi açılışının ardından Çeltikçi Güvenli Köyü’nde şehitlerimiz kabirleri başında dualarla yad edildi. Ulu Cami’de icra edilen programda 15 Temmuz ve bütün şehitlerimiz için hafta boyunca okunan Hatm-i Şerif’lerin duası yapıldı.

Cumhuriyet Parkında açılan sergide, 15 Temmuz Gecesi yaşanan olayların yer aldığı Fotoğraf Sergisinin açılışını Vali Hasan Şıldak 15 Temmuz Şehitleri Akif Altay’ın annesi Fadime Altay ve Şehit Ömer Halisdemir’in ablası Elif Serin’le birlikte yaptı.

Açılış öncesi kısa bir konuşma yapan Vali Hasan Şıldak; “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma programları kapsamında bütün illerimizde olduğu gibi o günün anlamını ruhunu yaşatacak ve bizlere hiç unutturmayacak karelerin yer aldığı 15 Temmuz Fotoğraf Sergisinin açılışını gerçekleştiriyoruz.

Her zaman ifade ettiğimiz gibi 15 Temmuz çok büyük anlam ifade eden, hepimizin dersler çıkarması gereken, çok dersler içeren bir gün. Bu itibarla gün içerisinde gerçekleştireceğimiz bütün etkinliklerin amacına ulaşmasını ve bütün vatandaşlarımızın katılımıyla anlamına uygun bir şekilde gerçekleşmesini temenni ediyorum” diyerek serginin açılışını yaptı.

Vali Hasan Şıldak açılışın ardandan Şehit Ailelerimiz ve beraberinde yer alan protokolle birlikte Fotoğraf Sergisini gezerek incelemelerde bulundu.

Sergi açılışının ardından Çeltikçi İlçesi Güvenli Köyüne geçen Vali Şıldak köyde ilk olarak 1997 yılında teröristlerle çıkan çatışmada Şehit düşen J.Komanda Er Ali Yıldırım’ın ailesini evlerinde ziyaret etti.

Ziyaretin ardından Güvenli Köyündeki program, 15 Temmuz Şehidimiz Akif Altay ve Şehit J. Komando Er Ali Yıldırım’ın kabirlerinin ziyaret edilmesi ile devam etti. Valimiz okunan Kur’an Kerim ve dualarla yad edilen Şehitlerin kabirlerine, aileleri birlikte karanfil bıraktı.

Güvenli Köyü Şehitliğinde yapılan programın ardından Vali Hasan Şıldak, Ulu Cami’de Şehitler için yapılan Hatim duasına katıldı.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Toplum, özellikle de gençler tüketim kültürünün pençesinde. Emperyalizm; gelişen teknoloji ile  bizim gibi ülkelerde, cep telefonundan, televizyonlara, bilgisayarlara kadar her yolu kullanarak, kendi tüketim ve asimilasyon politikalarını dayatıyor.

Oysa; dünyada eşi benzeri görülmedik duyarlılıkta ve güzellikte, sevdayı, dayanışmayı, kardeşliği haksızlık ve zorbalığa başkaldırıyı anlatan türkülerimiz var bizim…

Geçenlerde; ulaştığım bir sitede, Muharrem Ertaş Usta’dan, sözleri Dadaloğlu’na ait, “Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri” türküsünü dinledim. Sitede türküye yönelik; “Böyle türkülerimiz varken, bizim insanlarımız nasıl kötü olabiliyor şaşıyorum!  Ruhun şad olsun büyük usta” yorumunu okudum.

Bu tesbit ve dilek üzerinde uzun uzun düşündüm kaldım…

Evet; dünyanın bütün ülkelerinin kültürlerine, müziğine, sanatçılarına, bilgelerine saygımız sonsuz. Ama biz de öyle değerler var ki; yüzlerce binlerce yıl ötelerden hala bize seslenir durur.

Dede Korkut-Ömer Hayyam-Hoca Ahmet Yesevi-Yunus Emre-Nasreddin Hoca- Nesimi-Pir Sultan Abdal- Dadaloğlu-Köroğlu-Karacaoğlan-Aşık Veysel-Nazım-Ahmet Arif-Aziz Nesin- Sabahattin Ali-Rıfa Ilgaz-Sait Faik-Kemal Tahir-Yaşar Kemal-Neyzen Tefik-Ruhi Su- Yılmaz Güney-Muharrem Ertaş-Mahsuni Şerif-Neşet Ertaş-Fazıl Say… Saymakla bitmez daha nice büyük bilgeler, ozanlar, yazarlar, şairler, sinemacılar, sanatçılar…

Peki, nasıl oluyor da biz böylesine büyük değerlere sahipken, Emperyalizm’in kültür asimilasyonuna direnemiyoruz?

Çünkü; bu ülke, 10 yıllardır Emperyalizmin işaret edip seçtirdiği, desteklediği partiler ve iktidarlar, hatta darbeciler tarafından yönetildi, yönetiliyor!

Eee o zaman yapacak bir şey yok mu yani bu konu da?

Var, var tabi hem de çok şey var!

Öncelikle evimizde çocuklarımıza, okulda öğrencilerimize, işyerlerinde birlikte çalıştıklarımıza, hayatın  her alanında herkese, kültürümüzü, bilgelerimizi, ozanlarımızı, yazarlarımızı, şairlerimizi, bize ait olan her şeyi anlatmakla başlayabiliriz.  

Örneğin; evimizde, taze sütten, doğal maya çalarak ürettiğimiz yoğurdun faydalarını ve bu ülke ülke insanları tarafından bulunup nasıl dünyaya tanıtıldığını anlatabiliriz.

Kendi kültürümüzü anlatmakta; en önemli imkan ve fırsat yerel yönetimlerdedir. 

1998’de kaybettiğimiz Merhum Belediye Başkanı Armağan İlci’yi,  efsane yapıp unutulmaz kılan neydi? Yol- kaldırım-su-imar hizmetleri mi?

Hayır; Armağan İlci’yi unutulmaz kılan, düzenlediği şenliklerde, hem yerel, hemde ülke ölçeğinde tanınmış ve başarılı, ama iktidarların televizyon, salon ve diğer alanlarda yasaklayıp, ambargo koymasına rağmen, halka malolmuş ozanları, sanatçıları, yazarları, şairleri, karikatüristleri, ressamları, bestecileri halkla buluşturmasıydı. Konser, panel, seminer, sergi, imza günlerinde, onları halkla kaynaştırıp, karşılıklı iletişim kurmalarını sağlamasıydı. Bu anlayış ve etkinliklerdir Armağan İlci’yi efsane başkan yapan…

Gelelim günümüze; Armağan İlci’den bu yana,  bu anlamda etkinlikler, çalışmalar yapma imkanları, geçmişe göre artık  çok daha fazladır.

Belediyeler; sivil toplum örgütleri, özellikle kamu çalışanları sendikaları ile işbirliği yaparak,  şiir, öykü, resim, karikatür, türkü, spor üzerine gençleri yönlendirebilecek çalışmalar yapmalılar. 

Kendi kültürümüzü tanıtacak yarışmalar düzenleyerek, gençleri teşvik etmeliler. Kendi kültürümüzün temsilcilerini, türkülerimizin  ustaları sanatçıları halkla buluşturmalılar.

Piyasa müziği yapan şarkıcıları sahneye çıkarmakla, sosyal kültürel hizmet verilmiş olmuyor! 

Edebiyat alanının ustası yazarları, çizerleri, şairleri ilimize çağırıp, düzenleyecekleri panel seminer, sergiler, imza günleriyle, halkımızı kendi kültürlerine yönlendirmeliler. 

Aslında; bu etkinlikler, belediyelerin asli görevi olmalı! Yol, kaldırım, su, park ve diğer  çalışmaları, yapılması gereken rutinler olarak görüp değerlendirerek, daha fazla sosyal, kültürel çalışmalara yönelmeliler?

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Vali Hasan Şıldak, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü kapsamında Ulu Cami’de düzenlenen programa katıldı. 

Cuma Namazı öncesi düzenlenen programda din görevlileri tarafından okunan Kur’an-ı Kerim sonrası, Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürü Bünyamin Albayrak, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Murat Kalıç, İzmir Eğitim Merkezi Müdürü Ramazan Bozkurt’un “Din istismarı” konulu vaaz vermesine ilişkin açıklama yapıldı;  

Vaazın ardından Din Hizmetleri Genel Müdürü Albayrak tarafından bütün şehitlerimiz için dua yapıldı. Cuma Namazı sonrası Ulu Cami avlusunda ikramda bulunuldu.

Vali Hasan Şıldak, katıldığı programın ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada;  “Bilindiği gibi hain darbe girişiminin üzerinden 2 yıl geçti. 15 Temmuz ruhunu düzenleyeceğimiz anma programları ile canlı tutma adına ilimizde etkinlikler düzenliyoruz. Bu kapsamda Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından düzenlenen etkinlikte, Cuma namazı öncesi vaaz verildi. Ayrıca tüm ülke genelinde Cuma hutbesinde 15 Temmuz hain darbe girişimine ilişkin özellikle Din istismarı konusu anlatıldı. Namaz sonrası da vatandaşlarımıza ikramda bulunuldu. Bizde bu etkinliğe katıldık.

İlimizde Cumartesi ve Pazar günü Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma programı kapsamında düzenleyeceğimiz etkinliklerimizi, 15 Temmuzun ruhuna yaraşır bir şekilde vatandaşlarımızın, kamu kurumlarımızın yoğun katılımı ile gerçekleştireceğiz. Bütün vatandaşlarımızı ve yurttaşlarımızı bu etkinliklere iştirak etmeye davet ediyorum. El birliği ile, birlik beraberlik içerisinde 15 Temmuzda gösterdiğimiz Çanakkale Ruhunu, Milli Birlik Ruhunu canlı tutmaya devam edeceğiz diyerek” açıklamalarını tamamladı.

Programa Vali Hasan Şıldak’ın yanı sıra İl Jandarma Komutanı J. Alb. Orhan Kılıç, İl Emniyet Müdürü Arif Çankal, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur Belediyesi Hayvan Barınağı’nda, MAKÜ Veterinerlik Fakültesi işbirliğiyle yapılacak protokol için tanıtım toplantısı düzenlendi. Programda ileriki tarihte imzalanacak olan işbirliği protokolüyle hayata geçirilecek projeleri anlatıldı. Uygulanacak projelerde sokak hayvanlarının beslenmesi, korunması, aşılanması, rehabilite edilmesi ve kısırlaştırılma programı yer alıyor. Bu proje sayesinde hayvan sahibi olmak isteyen vatandaşlar ve hayvanseverler evcil hayvan ya da sokak hayvanı edinebilecekler.  Daha bilinçli bir şekilde hayvan besleyebilmeleri ya da böyle bir duyarlılığa sahip olmaları için, belli ölçüde hem eğitim verip hem de sertifikalandırılmalarını projelendirilmesi gerçekleştirilecek. 

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, planladıkları proje için Orman ve Suişleri Bakanlığından destek alarak bir noktada Burdur’daki hayvan popülasyonunu belli bir dengede tutmayı planladıklarını belirterek;

“Burdur Belediyesi’ne ait hayvan barınağındayız. Bu hayvan barınağında bizim bu sokak köpeklerini beslemek, rehabilite etmek ve kısırlaştırma programı içerisinde yurttaşımıza en zararsız haliyle kendi doğal alanı yapmak gibi bir çalışmamız var. Yıllardır süregelen bir çalışma bu. Ama artık biz bu çalışmayı bir tık öteye götürmek ve Türkiye’nin en güçlü Veterinerlik Fakültelerinden biri olan MAKÜ’nün Veterinerlik Fakültesin’den destek almak, hemde onların birikimlerinden yararlanmak üzere bir proje geliştiriyoruz. Bu projeleri Orman ve Suişleri Bakanlığı’nın desteklerinden de yararlanarak, Burdur Belediyesi’nden de katkı koyarak akademimizde, Veterinerlik Fakültesi’nde hayvan kısırlaştırılmalarını, bilimsel, daha hijyenik bir ortamda ve öğrencinin yetiştirilmesi açısından katı koyulmasını da ortak bir proje olarak yürüteceğiz.

Hedefimiz; Burdur’daki sokak hayvanlarını hem rehabilite etmek, hem de kontrolsüz çoğalmalarının önüne geçmek üzere, fakültemizin bilgi birikimini ortaya koymayı ve Orman ve Suişleri Bakanlığı’nında desteğini alarak bir noktada Burdur’daki hayvan popülasyonunu belli bir dengede tutmayı planlıyoruz. Bu birinci önceliğimiz. Ardından da biz, hayvanseverimizin ya da hayvan beslemek üzere evcil hayvan edinen yurttaşımızın daha bilinçli bir şekilde hayvan besleyebilmesini ya da böyle bir duyarlılığa hazır olup olmadığını belli ölçüde hem eğitimini verebilmek hem de sertifikalandırılmasının projelendirilmesini de düşünüyoruz.” Dedi.

Hayvan barınağında yapılan düzenlemeler ve çalışmalar hakkında bilgi veren Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz;

“Özetle vatandaşımız eğer bir sokak hayvanını, evcil bir hayvanı beslemek istiyorsa belli bir eğitimi aldıktan sonra daha bilinçli bir şekilde hayvan besleyecek. Hedefimiz bu olacak ikinci etapta. Hayvan barınağımızda son dönemde arkadaşlarımız bazı çalışmalar yaptı. Hayvansever dostlarımızın önerilerini, görüşlerini dikkate alarak akademik desteği de kullanarak hayvan barınağımızda bazı iyileştermeler yaptık. “deyip bundan sonra da bu iyileştirmelerin devamını getirip hayvanlarını kısırlaştırılmalarından başlayıp, hayvanseverlere, hayvan beslemek isteyenlere de eğitimleri üzerine koyarak hayvan dostu bir kent Burdur’u oluşturmak istediklerini dile getirdi. 

MAKÜ Veterinerlik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Öner bir hayvanseverin hayvan edinirken ne gibi problemlerle karşılaşacağını, beslenmesi ve aşılanması konusunda bilinçli olması gerektiğini vurgulayarak;

“Burası Belediye’mizin güzel bir ortamı. Bizler, Veterinerlik Fakültesi olarak hayvan sağlığını göz önünde bulunduran meslek elemanları yetiştirmeye çalışıyoruz. Ama bu anlamda sadece eğitim değil, bilimsel bilgi birikimimizin, hayvancılığın her alanında kullanmak istiyoruz. Özellikle bugün sokak hayvanlarıyla ilgili birtakım sıkıntıları beraber yaşıyoruz. Hayvanlara yapılan eziyetlere tanık oluyoruz. Bunlar bizi üzüyor. Sonuçta bunlarda birer canlı. Ama en önemli konu aslında burada sokak hayvanlarının bilimsel ve hayvan refahı göz önünde bulundurularak bunların kayıt altına alınması. Hayvanlarının sağlıklarının takip edilmesi, toplum sağlığına zarar verecek düzeylere ulaşmaması. Bu şekilde insan sağlığını da korumuş oluyoruz. Belediye’miz yasal sorumlulukları çerçevesinde bu işlemleri elinden geldiği kadar yapıyor. Bunlara biz de tanık oluyoruz.  Bizde akademik olarak Belediye’yle işbiriliği protokolü imzalamayı planladık. Bunun hazırlıklarını gerçekleştirdik. Önümüzdeki günler içerisinde bunun da bir imza töreni olacaktır. Burada en önemli konu insan sağlığını koruyamazsak, hayvan sağlığını koruyamayacağız. Bir diğer konu da kısırlaştırma. Hayvanların üremelerini kontrol altına alınması. Sonra bunların doğal ortamlara salınması. Bunun için barınak olanaklarımız oldukça yeterli. Hayvan sahibi olmak isteyen kişilerin bilinçlendirilmesi gerekiyor. Bir hayvanı edinirken ne gibi problemlerle karşılaşabileceği ve bu problemler dışında hayvanlar üzerinde yapması gereken beslenmesini, aşılamalarını da bilmesi gerekiyor. Bilinçli hayvansever iyi bir hayvan sahibi olur.” deyip katılan herkese teşekkür etti.

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Akdeniz Gazeteciler Federasyonu (AGF) Başkanı Mevlüt Yeni, yönetim kurulu üyeleri ve AGF il temsilcileri, Isparta Valisi Şehmus Günaydın’ı makamında ziyaret ettiler.

Akdeniz Gazeteciler Federasyonu (AGF) yönetimi ayrıca Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı ile görüştü. 

Akdeniz Gazeteciler Federasyonu ve Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mevlüt Yeni ile yönetim kurulu üyelerinin hazır bulunduğu ziyarette gündeme ilişkin konular konuşuldu. Başkan Yeni, Vali Günaydın’a yerel basına vermiş olduğu destekten dolayı teşekkür ederek plaket takdim etti.

AGF Yönetim Kurulu Başkanı ve Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mevlüt Yeni, AGF Başkan Yardımcısı ve AGF Burdur temsilcisi Adnan Taraşlı, Hatay Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ahmet Yetişen, Kıbrıs Türk Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği Başkanı Nazmi Pınar, Osmaniye Cebelibereket Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ali Cihangir, Akdeniz Gazete Sahipleri Derneği Başkanı Ahmet Duran Yenigün, AGF Başkan Yardımcısı ve Isparta Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Şevket Karahan’ın bulunduğu ekibin , Vali Günaydın’ı ziyaretinde özellikle eğitim ve madde bağımlılığına dikkat çekildi.

Vali Günaydın, gençlerin kötü alışkanlıklardan korunması, sağlıklı bir hayat sürmeleri için gazetecilerin de yaptıkları haberlerde bu konula dikkat çekmesini istedi. Vali Günaydın, “Isparta basını ile iyi bir teşviki mesaimiz var. Halkın ve gençlerin bilinçlendirilmesi noktasında özellikle eğitim ve madde bağımlığına ilişkin haberlerin yapılması önemli. Şimdiden alınacak önlemler ileride doğacak büyük sorunların da önüne geçecektir. Bu nedenle aileleri uyaran, gençlerin dikkatini çekecek haber ve yazıların basında yer alması bizim önemli” diye konuştu.

Ziyarette bulunan gazeteciler, basının her zaman üzerine düşeni yapmaya gayret ettiğini belirterek, illerin bu tür duyarlılık gerektiren konularda işbirliği içinde hareket edeceğine vurgu yaptılar.

Yönetimi ardından Süleyman Demirel

Üniversitesi (SDÜ) Rektörü Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı’yı ziyaret etti. Yapılan görüşme sonrası Başkan Mevlüt Yeni ve Başkan Şevket Karahan, Süleyman Demirel Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo ve TV kanalına konuk oldu. 

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yaz aylarının başlamasıyla birlikte düğün sezonu da açıldı. Ancak düğün sezonunun açılması çiçek satışlarını etkilemedi. Satışlar aynı yerinde saydı. 

Bin bir çeşit çiçeğin bulunduğu, her zevke hitap eden çiçeklerin mevcut olduğu adres Burdur Çiçekçilik. Hepsi birbirinden renkli ve ayrı güzelliğe sahip olan çiçekler rengarenk bir görsel şölen oluşturuyorlar.   

Ancak üniversitelilerin gitmesi çiçek satışlarınıda durdurdu. Üniversitelilerin gitmesiyle birlikte canlı çiçek satışındaki hareketlilik gitti. Burdur Çiçekçilik işletmesinde fiyatlar gayet uygun ollmasına rağmen satışlar durgun. 

Burdur Çiçekçilik işletmesi sahibi Gülay Akın çiçek satışlarıyla ilgili olarak gazetemize yaptığı açıklamada;

“Şimdi düğün sezonu olmasına rağmen satışlarımızda herhangi bir değişme yok. Üniversiteliler şehrimizde olduğu zaman satışlarımız daha iyiydi. Canlı çiçek satışlarımız oluyordu. Üniversiteliler gidince satışlarımız iyice durgunlaştı. Günlerdir satış yapamadan dükkanı kapattığımız bile oluyor. 

Birde toplumumuzda çiçek kültürü olmadığı için çiçek satışlarında bir değişiklik meydana gelmiyor. Fiyatlarımız gayet uygun. Her keseye, her zevke göre çiçeklerimiz mevcut. 

Müşterilerin en çok tercih ettikleri arasında, düğünler için saksı ve çelenk, kişisel olarakta orkide ve bahçe çiçekleri yer alıyor.”dedi.

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Üniversiteliler son sınavlarına girip memleketlerine dönünce sadece üniversitelilere hitap eden bazı alanlarda boşaldı.

Öğrencilerin şehirden gitmesiyle birlikte şehirde parklarda, kafelerde, caddelerde hareketsizlik yaşanıyor. Üniversiteliler, gidince şehir adeta durgunlaştı. Öte yandan başka illerde okuyup illerine dönen üniversite öğrencileride şehirdeki sosyal yaşama bir miktar canlılık getirmekte.

Öğrencilerin gitmesiyle birlikte şehir sessizliğe büründü. Okullarında kapanmasıyla aileler tatile çıkarken, MAKÜ’de okuyan öğrencilerde memleketlerine gidince şehirde ticari faaliyetlere durgunluk hakim oldu. Üniversite öğrencilerin şehire özelliklede kafelere, marketlere, kitabevlerine ve diğer ticari işletmelere katkısı büyük. 

Kentteki öğrencilerin gitmesiyle birlikte şehirdeki nüfus yoğunluğu da azaldı. Öğrencilerin kışın gittiği mekanlar nispeten boşaldı. Şehirdeki yoğunluğun, hareketin, ticari faaliyetlerin durgunlaşmasına bir başka nedende vatandaşların tatil için il dışına gitmeleri. 

Öğrencilerin gitmesiyle kafelerde işlerin nispetende olsa azaldığını söyleyen Sıcak Durak Kafe çalışanı Özgür Uygan;

“Öğrencilerin memleketlerine gitmesiyle birlikte müşteri sayımızda azalma oldu ama bu çok değil. Şimdi yaz aylarında olduğumuz için dolaşmaya, yürüyüşe çıkan vatandaşlar oluyor. Daha çok öğrenci kesimi müşterimiz ama yaz aylarında da halktan da çok gelen oluyor. Tabi öğrenciler varken daha kalabalık oluyor kafe. Satışlarımızda ona göre çok oluyor. Özellikle sınav günlerinde kalabalık gruplar geliyor. Çocuklarını sınava getiren aileler kafemizi ziyaret ediyorlar. Bazen gezici turlar oluyor. Kış mevsiminde daha çok öğrenciler, yaz mevsiminde ise vatandaşlar kafemizi tercih ediyorlar.” Dedi.

Hatice Dursun

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)